255) KAYI BOYU

Kayı Boyu (Kayılar)   Oğuzların Bozok kolundan, Osmanlıların da mensup olduğu bir boy. Kayı kelimesi; “muhkem, kuvvet ve kudret sahibi” demektir. Kayı boyunun damgası, iki ok ve bir yaydan ibaretti. Oğuz Han oğlu Gün Han oğlu Kayı’nın, bu boyun ceddi olduğu söylenir. Yirmi sene hükümdarlık yapan Kayı’nın nesli, uzun yıllar bu makamda kalmıştır. Bu sebeple […]

Paylaş:

254) TÜRKLERİN ESKİ DİNİ: TENGRİCİLİK/GÖKTANRI

Türklerin Eski Dini: TENGRİCİLİK/GÖKTANRI   Tengricilik ya da Göktanrı dini tüm Türk ve Moğol halklarının, şimdiki inanç sistemlerine katılmadan önceki inancıdır. Tengri’ye ibadet etmenin yanında Animizm, Şamanizm, Totemizm ve atalara ibadet etmek bu inancın ana hatlarını oluşturur. Tengri, bugünkü Türkçe’deki Tanrı kelimesinin eski söyleniş şeklidir. Bu inanca göre Gök’ün yüce ruhu Tengri’ydi. İnsanlar kendilerini gök […]

Paylaş:

253) HAZARLAR NASIL “MUSEVİ” OLDU?

HAZARLAR NASIL MUSEVİ OLDU? “Bizans’la olan ilişkiler, Hazarlar’ı belli ölçüde Yunan uygarlığının etkisine sokmuştur. Ancak, Hazarlar sürekli savaşır durumda olmalarına karşın İslam uygarlığıyla bağlantılarını da sürdürmüşlerdir. Tüm diğer Türkler’de olduğu gibi Hazarlar da dışa açık kişilikteydi. Ancak, tüm bu koşullara karşın uzun süre kimliğini korudu. Türk dilli, yarı göçebe toplum olarak kaldı. Kentler Hazar yaşamında […]

Paylaş:

252) PONTUS GERÇEĞİ

  KARADENİZ’DE PONTUS DEVLETİ KURMA ÇABALARI Türkiye toprakları üzerinde ilk Pontus örgütlenmesi, İnebolu’da, halkın Manastır adını verdiği bir tepede, Rum asıllı ABDli papaz olan Klematios tarafından gerçekleştirilmişti. Pontus Derneği ise, 1904 yılında Merzifon Amerikan Koleji’nde gizli olarak kurulmuş ve onu, 1908′de Samsun’daki Yasal Savunma ve daha sonra Kutsal Anadolu Rum Dernekleri izlemiştir. Böylece Pontus örgütlenmesi genişlemiş ve […]

Paylaş:

251) TÜRK’ÜN GÖÇEBELİĞİ-5

      TÜRK’ÜN GÖÇEBELİĞİ-5 (TOPLUMSAL YAŞANTIMIZDAKİ GÖÇEBELİK GÖRÜNÜMLERİ)   Göçebeliğin yerleşik toplumsal hayatta kendilerini dışarı vurmalarının ilk işaretleri, yaşama tarzı düzeyindedir. Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluklarındaki iskan siyasetleri sayesinde daha Anadolu’ya gelişimizi izleyen yıllarda Türklerin bir kısmı şehirler, kasaba ve köyler gibi yerlerde yaşamaya başlamışlardır. Ama iskan edilmiş olmak, iskan edilenlerin hemen şehir hayatına, yerleşik […]

Paylaş:

250) GÖĞÜN DİREĞİ

GÖĞÜN DİREĞİ     1. GÖĞÜN DİREĞİ, “ÇADIR” DİREĞİ, GİBİ Türkler, “Göğün direğini”, bir çadır direğine benzetmişlerdi: “Göğün de bir direği vardır” şeklindeki bu inanış, yeryüzünde çok yayılmış ve âdeta insanlığın bir malı olmuştur. Avrupalılar, eski Roma ve Yunan kültürleri de bu direği (Universalis columna) derlerdi. Bu inanış, elbette ki Türklerde de vardı. Bunlar artık, […]

Paylaş:

249) TÜRK’ÜN GÖÇEBELİĞİ-4

    TÜRK’ÜN GÖÇEBELİĞİ-4 (GÖÇEBEYİM, GÖÇEBESİN, GÖÇEBEYİZ)   18. yüzyıldan itibaren Yörük ve Türkmenler tekrar devlet katında itibar kazanmaya başlayacaklardı. Zira II. Viyana Kuşatması’nda, Avusturya ve müttefikleri ile yapılan mücadelelerde ağır kayıplara uğrayan devlet, bu kayıplarını telafi hususunda Anadolu’daki aşiretlerden de istifadeye karar vermişti. Tıpkı Büyük Selçukluların çökmeye yüz tuttuklarında kendi akrabalarına ve atalarına dönme […]

Paylaş:

248) FENER RUM PATRİKHANESİ VE EKÜMENİKLİK MESELESİ

FENER RUM PATRİKHANESİ VE EKÜMENİKLİK MESELESİ   Fener Rum Patrikhanesi’nin kuruluşu Bizans dönemine kadar uzanmaktadır. Siyasî faaliyetleri ise 1453’ten sonra Fatih’in, Rum-Ortodoks cemaatini teşkilâtlandırıp başlarına patrik seçtirerek, “millet başkanı” statüsüyle hem ruhanî, hem de sosyal alanda yetkiler vermesiyle başlar. Patrikhane, Doğu Roma İmparatorluğu zamanında bile böylesine geniş imtiyazlara sahip olmamasına karşın; özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun duraklama […]

Paylaş:

247) TÜRK’ÜN GÖÇEBELİĞİ-3

    TÜRK’ÜN GÖÇEBELİĞİ-3 (GÖÇEBELİĞİN OSMANLI DÖNEMİ)   Orta Anadolu’daki Moğol baskısı ve Selçuklu şehzadelerinin kendi aralarındaki kargaşa, Bizans için batıdaki göçebe tehlikesini dayanılmaz boyutlara ulaştırıyordu. Argun ve Gazan Han zamanında Akkoyunlu ve Karakoyunlu Türkmenleri kesif bir biçimde Orta-Asya’dan Anadolu’ya ve Azerbaycan’a dolmaya devam etti. Anadolu’yu göçebe Türkmen beylikleriyle dolduran bu kargaşada, özellikle Bitinya’nın göçebeler […]

Paylaş:

246) AFGANİSTAN TÜRKLERİ FEDERASYONU KURULDU

Afganistan (Güney Türkistan) Türklerinin Federasyonu Kuruldu Afganistan Türkleri Federasyonu Kurultayı  17-05-2008 tarihinde Dünyanın değişik ülkelerinde yaşayan Güney Türkistan (Afganistan) Türklerinin önde gelen aydınlarının Muhammed Vatandost, Feyzullah Elburz, Prof. Şehrani, Bismillah Meymenegi, Dr. Qemeruddin Muselleh, Ahmet Şah Deveti Faryabi, Dr. Abdullah Rehimi, Firişte Ziyayi, Dr. Amanullah, Gen. Abdul Gafur, Esedullah Asyaban,nin katılımı ile Hollandanın Tilburg şehrinde […]

Paylaş:

245) KİN KAPISI VE İHANETLER

KİN KAPISI VE İHANETLER Osmanlı Döneminde iki Patrik, İhanetleri yüzünden asılmıştır. 1. Fener Patriği III. Pantenios, Eflak ve Boğdan voyvodalarını isyana teşvik ediyor. Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa, Patriğin voyvodalara gönderdiği mektubu ele geçiriyor ve Patriğin asılmasını emrediyor. Patrik III. Pantenios, 24 Mart 1657 günü Parmakkapı’da asılıyor… 2. 1820-1821 Mora isyanı, Balkanlar’ın Memâlik-i Osmanî’den ayrılmasını sağlayan […]

Paylaş:

244) TÜRK’ÜN GÖÇEBELİĞİ-2

      TÜRK’ÜN GÖÇEBELİĞİ-2 (TÜRKLERİN ANADOLU’YU YURTLAŞTIRMALARI)   Türklerin niye Orta-Asya’dan göç ettikleri bitmek bilmeyen bir tartışma konusudur. Aynı şekilde Türklerin Anadolu’ya ilk ne zaman geldikleri, Anadolu’nun Türkleşmesi süreci ve bu sürecin başlangıcı da tartışmalıdır. Biz konumuza yeterince eğilebilmek için bu tartışmalara dalmaktan ziyade üzerinde mutabakat sağlanan noktaları belirtip geçeceğiz. Bu tartışmalarda  mutabakat sağlanan […]

Paylaş:

243) TÜRK’ÜN GÖÇEBELİĞİ-1

    TÜRK’ÜN GÖÇEBELİĞİ-1 Elbette bugün yazları Torosların yüksek yaylalarına, kışları ılık Akdeniz kıyılarına göçen, geçimlerini hayvancılıkla sağlayan ve geleneksel çadırlarında barınan Türkmenlerin genel nüfusumuz içindeki yeri, ihmal edilebilecek kadar azdır. Oysa birkaç nesil önce böyle değildi; göçebe Türkler, Osmanlı toprakları içinde önemli bir oranda bulunuyorlardı. Anadolu’ya ilk geldikleri zamanlarda ise, Türklerin büyük çoğunluğu göçebeydi. […]

Paylaş:

242) TARİHİ KAYNAKLARDAN ÖRNEKLER

TARİHİ KAYNAKLARDAN ÖRNEKLER Kırgızistan/Talas’da bulunan runik alfabeli bir yazıttaki damgalar. Sovyetler Birliği zamanında Doğu Sibirya’da yapılan araştırmalarda Türkler arasında tespit edilen damgalar:    Pazırık kurganında bulunan koç başları. Pazırıkta bulunan at terkiliği.  Pazırık halısında bir detay, damganın adını Hun gülü ve atın eyerindeki koç başı damgaları. Pazırıkta bulunan kumaşlardan bir detay. Kazakistan’da bulunan arkeolojik eserlerdeki […]

Paylaş:

27) MÜCAHİT İMAM: EBUBEKİR EFENDİ

Afrikalı Müslümanların kaderini değiştiren âlim EBUBEKİR EFENDİ Osmanlı çöküş yıllarında bile dünya gücüydü. 19. asrın ikinci yarısında G.Afrika’ya gönderilen Ebubekir Efendi bölgedeki Müslümanları Osmanlı’ya bağlamış ve kıtanın güneyinde İslamiyet’i yaymıştı. Tarihin bazen ilginç tarafları vardır. Atalarımız, Osmanlı İmparatorluğu’nun en muhteşem zamanında yapamadıkları bazı işleri, devletin çöküş yıllarında gerçekleştirdi. Tabii, bunun sebebi Osmanlı İmparatorluğu’nun tarih sahnesinden […]

Paylaş:

241) MİLLİ ÇALGIMIZ: DAVUL

MİLLİ ÇALGIMIZ: DAVUL Türkler’in binlerce yıldır ayinlerde, savaşlarda, sevinçlerde ve ağıtlarda kullandığı çalgısı davulun başka adları; köbürge, küvgür, tuğ, tavul, tabıl (babl)dır. Davul çalanlara davulçu, tabilzen, tabbal gibi adlar verilirdi. Davul, Türklerin kullandığı en eski musiki aletlerindendir. VIII yüzyılda köbürge, daha sonraları tuğ ve XI yüzyılda küvrüğ adını almıştır.         Davul, silindir biçiminde olup tahta veya […]

Paylaş:

240) TÜRKLERDE BESLENME BİÇİMİ, DÜNÜ-BUGÜNÜ

TÜRKLERDE BESLENME BİÇİMİ DÜNÜ-BUGÜNÜ   Türklerde beslenme biçimini tesbit edebilmek için önce geçmişteki beslenme biçimine değinerek bugünü değerlendirmeğe çalışacağız. Son on onbeş yıl içinde Türklerde yemek ve mutfak kültürü ile ilgili pekçok çalışma yapıldı. Kültür Bakanlığınca 1990 yılında bastırılan bir bibliyografya çalışmasına göre, Türk mutfağı ile ilgili 1135 kitap ve makale bulunmaktadır. (…..) Türkler eskiden […]

Paylaş:

239) TÜRKLERDE, BAYRAM VE FESTİVALLER

TÜRKLERDE BAYRAM VE FESTİVALLER Bayram kavramı ilk defa Kaşgarlı Mahmûd’un XI. yüzyılda yazdığı “Divan”da görülür. Kaşgarlı, kelimenin aslının “bedhrem” olduğunu, bu kelimeyi Oğuzların “beyrem” şekline çevirdiklerini belirtir. Yine Kaşgarlı’ya göre, “bayram eğlenme, gülme ve sevinme günüdür“. Bayramlar XI. yüzyıl Türk toplumunda, “bayram yeri” adı verilen bir meydanda kutlanmaktaydı. Bayram yeri, özellikle çiçeklerle süslenmekte, çıra veya […]

Paylaş:

238) TABGAÇ TÜRKLERİ (İbretlik Yok Oluş)

TABGAÇ TÜRKLERİ (İBRETLİK YOK OLUŞ) Tabgaçlar kimdir? “Çin tarihinin pek karışık bir dönemi olan ve Hiung-nular’ın ardından ortaya çıkan boşluk nedeniyle birbirini izleyen dalgalar halinde ülkenin kuzeyine boşaldıkları 3. yüzyıl boyunca, 260 yılında Kuzey Şansi’ye (Ta-t’ong ya da Datong bölgesine) Baykal Gölü kökenli Tabgaç boyları yerleşti. Bunlar kuşkusuz Türkçe konuşan bir halktı ve Çince adları […]

Paylaş:

237) TÜRK MİTOLOJİSİNDE, DÜNYANIN “ORTA DAĞI”

TÜRK Mitolojisinde DÜNYANIN ORTA DAĞI “Yeri basan, tutan dağdır; Halkı basan, tutan Handır!“Türk Atasözü     1. TÜRKLERİN KUTSAL DAĞLARI Büyük dağlar, diğer medenî milletlerde olduğu gibi, Türklerin kalplerinde ve dolayısı ile dinî inanışlarında yer tutmuştur. Zirveleri gökleri deler gibi yükselen ve başları bulutlar içinde kaybolan dağlar, sanki Tanrı ile konuşur ve ilgi kurar gibi […]

Paylaş:

← Onceki SayfaSonraki Sayfa →