30) YÜK VE YOL…

YÜK VE YOL…   Hamalsan iki şey önemli oluyor senin için: Yük ve yol… Ancak sırtına aldığın yükle bu mesafeyi aşabilirsen, ücret mevzu bahis oluyor. Aksi olursa, cereme çekiyorsun! Bunu düşünüyordum. Yanımdaki hamalla yola çıktık. İhtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı. Benim sırtımda ise birkaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği… Diyordum ki içimden “Çok gitmeden […]

Paylaş:

29) ARKADAŞ

 ARKADAŞ ———————————————————————————- Savaşın en kanlı günlerinden biriydi. Asker en iyi arkadaşının az ileride, kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye siperden çıkaramayacağı gibi bir ateş altındaydılar. Asker teğmenine koştu hemen: – Komutanım, bir koşu arkadaşımı alıp geleyim mi? ‘Delirdin mi?‘ der gibi baktı teğmen… — Gitmeye değmez oğlum, arkadaşın delik deşik olmuş. Büyük […]

Paylaş:

28) BİLDİĞİN GİBİ

          BİLDİĞİN GİBİ   Mevsim bahar olmuş memleketimde Çayırlar çimenler bildiğin gibi Ağaçlar uyanıp çiçeğe dönmüş Dereler tepeler bildiğin gibi   Aşıklar gurbete gideli beri Dönenler olsa da köyüne geri Soluduğun hava, çeşmenin yeri Dağlarda rüzgarlar bildiğin gibi   Yine gece oldu aynı saatler Ne de olsa boşa gitti vaatler Kara […]

Paylaş:

26) “MÜSLÜMAN’A HARAMDIR” ÇEŞMESİ…

“MÜSLÜMAN’A HARAMDIR”   ÇEŞMESİ   Bursa’da zamanında Müslüman bir zat bir çeşme yaptırmış. Eski adı yahudilik yol ağzı, bugün ki adı Arap Şükrü muhitinde, ve başına bir kitabe eklemiş, “Her kula helâl, Müslümana haram“… Tabii başkent, Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye… Efendime söyleyeyim, gitmişler kadıya şikâyete, yaka paça yakalanmış adam huzura getirilmiş, bu nasıl fitnedir, […]

Paylaş:

27) “BUNDA DA BİR HAYIR VAR!”

BUNDA DA BİR HAYIR VAR! —————————————————————– Bir zamanlar Afrika da ki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü. Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister […]

Paylaş:

25) BİR SİMİTLİK CENNET

BİR SİMİTLİK CENNET Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar. Yalnız, Ali hazırlanmamıştı. Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu. Nihayet  zil çaldı. Öğrenciler bir anda kapıya yöneldi. Ali, yerinden kalkmadı. Ağır ağır eşyasını topladı. Bir yandan göz ucuyla öğretmenine bakıyor, bir […]

Paylaş:

24) DEĞNEKTEN AT!

DEĞNEKTEN AT İki çocuklu bir aile hafta sonunu piknik yaparak geçirmeye karar verirler. Piknik yerine vardıklarında anne yemeği hazırlarken, çocuklar babalarıyla birlikte yürüyüşe çıkar. Uzun bir yürüyüşten sonra  oldukça yorulan küçük çocuk yalvarırcasına bakan gözlerle, “Babacığım çok yoruldum. Lütfen beni kucağında taşır mısın?” der. Baba; “Ben de yorgunum oğlum” der demez çocuk ağlamaya başlar. Baba […]

Paylaş:

23) AHDE VEFA…

AHDE VEFA Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler. Derler ki : –  Ey halife, bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü. Ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin. Bu söz üzerine Hz. Ömer suçlanan gence dönerek :  –  Söyledikleri doğru mu? diye sorar.   Suçlanan genç der ki : –  Evet doğru.  Bu söz üzerine Hz Ömer anlat bakalım nasıl […]

Paylaş:

22) YAHUDİ BİLİNCİ

YAHUDİ BİLİNCİ   Çamlıca Kız Lisesi Müdür Muavini Sebahat Egemen Hanım’ın yine bir lise hocası olan arkadaşının başından geçen şu hadise, değişik ülkelerde yıllarca azınlık psikolojisi içinde yaşayan Yahudi cemaatinin millet olma şuurunu nasıl kazandıklarını göstermesi açısından oldukça önemlidir: “Çocuklardan not tutmaları için bir defter getirmelerini istedim. Sınıfın tek Musevi talebesi hariç iki gün içinde […]

Paylaş:

21) TÜRK’ÜN ATASI VE ANASI

TÜRK’ÜN ATASI VE ANASI ————————————————————————— (ATATÜRK’ÜN YAVERİNDEN BİR ANI !….) Gazi, çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladı. Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu. – Merhaba nine. Kadın Ata’nın yüzüne bakarak hafif bir sesle; – Merhaba dedi. – Nereden gelip nereye gidiyorsun? Kadın şöyle bir duralayıp; – Neden sordun ki, dedi. […]

Paylaş:

20) KIRMIZI GÜL DEMET, DEMET

Kırmızı Gül Demet Demet ———————————————————————- “Yavrum” diyorsun… “Nenni” diyorsun… “Gitti gelmez” diyorsun… Yoksa bir ananın balasına, yavrusuna çağrısı mı bu? Şol Revan’da kalan balası üstüne mi söylenmiş? Kırmızı Gül Demet Demet Kırmızı gül demet demet Sevda değil, bir alamet Balam nenni, yavrum nenni, Gitti, gelmez ol muhannes *, Şol Revan’da balam kaldı, Yavrum kaldı, Balam […]

Paylaş:

102) KITLAMA ÇAY İÇMENİN ÖYKÜSÜ

KITLAMA ÇAY İÇMENİN ÖYKÜSÜ —————————————————————- Doğu Anadolu’da, çay içilirken genellikle şeker çaya karıştırılmıyor, kıtlama yapılıyor. Bunun çıkışı ise çok ilginç… Eskiden İran’da çaya tatlandırıcı olarak hurma ve üzüm katılıyordu. İngilizler İran’a şeker satmaya kalktıklarında bunu başaramadılar. Sonra İranlı Mollalarla irtibat kurdular. İngilizler Mollaların vereceği fetva karşılığında kazancın % 10’nu teklif ettiler… Nitekim bir Cuma Namazı’nda […]

Paylaş:

19) APOLET

APOLET  İstanbul Hükümetinin Harbiye Nazırı Ziya Paşa her zamanki yumuşaklığı  ile, -‘Beyler.. dedi, İngilizlere kafa tutamayız. Adamların hiç  şakası yok. Daha geçen gün, bir bahane icat ederek İzmit’i tekrar  işgal   ediverdiler. Sarı Atlas döşeli büyük oda, nezaretin ileri gelen subayları ile   doluydu. Hürriyet ve İtilaf Partisi yanlısı olan birkaç gerici subay dışında hepsi Anadolu’ya geçmeye […]

Paylaş:

18) KADI

KADI   Geçtiğimiz günlerde bir toplantıda eski Cumhurbaşkanlarından Demirel’e ülkenin durumu hakkında ne düşündüğü sorulmuş. Demirel de soruyu yönelten kişiye:”Bak sana bunu bir fıkrayla anlatayım da pazar neşesi olsun” demiş. Demirel’in anlattığı fıkra :“Osmanlı döneminde yolsuzlukları ile ünlü Karakuşi adında bir kadı varmış. Bir gün Karakuşi Kadı, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku […]

Paylaş:

17) DÜŞÜK OMUZLU, DİK BAŞLI BABALAR

DÜŞÜK OMUZLU, DİK BAŞLI BABALAR Güneş batıp hava kararmaya başladığında, tüm bireyleri eve toplanırdı… Yılların verdiği alışkanlık mı, yoksa bir gelenek mi hala anlayamadım… 7 camili kasabanın minarelerinden müezzinin ezan sesi, onlar için bir işaretti… Tatlıcı Hoca akşam namazını camide kılar, dükkan da bekleyen nöbetçi oğluyla birlikte kepenkleri indirir evin yolunu tutardı… Baba-oğul eve ulaştığında […]

Paylaş:

16) CENNET VATAN KIRIM, YOK OLMUŞ!

CENNET VATAN KIRIM, YOK OLMUŞ! ———————————————————————————– 1 Temmuz 2003 – 8 Temmuz 2003 tarihleri arasında “Cennet Vatan Kırım” topraklarında idim. Kartbabaylarımın (dedelerimin), Kartanaylarımın (ebelerimin) 93 harbinde zorla sürüldüğü o güzelim “Cennet Vatan Kırım” topraklarını ölmeden gördüğümden dolayı Rabbime şükürler olsun… Bir mecnun misali dolaştığım yerlerde zaman zaman gözyaşı döktüm, zaman zamanda gördüğüm güzelliklerden dolayı kuvandım […]

Paylaş:

15) OSMAN EFENDİ

OSMAN EFENDİ (Yönetim Dersi) Osman Efendi bir sabah müthiş bir baş ağrısıyla uyanır. İlaç alır geçmez. Bir iki gün bekler, ağrı devam eder. Doktor çağrılır. Doktor muayene eder, ağrı kesiciler verir, gider. Lakin Osman Efendi’nin baş ağrısı artarak sürer. Üstüne üstlük baş ağrısı yanı sıra gözleri de yaşarmaya başlar. Başka doktorlar çağrılır. Osman Efendi Uşak’ın […]

Paylaş:

14) SADRAZAM

SADRAZAM Günlerden bir gün Hamama gideceği tuttu, Sadrazam hazretlerinin Bir yanında birinci veziri Bir yanında ikinci veziri Bir yanında üçüncü veziri. Sonra efendime söyleyeyim Peşkircibaşı, Nalıncıbaşı Sabuncubaşı Velhasıl tam dört yüz kişilik kafile Peştamal takıp girdiler hamama Geçtiler kurnaların başına Üçer beşer Sadrazam deseniz Kuruldu göbek taşına Yan gelip yattı * * * Memleketin en […]

Paylaş:

13) ATATÜRK VE HALİL AĞA’NIN ÖYKÜSÜ

Atatürk ve Halil Ağa’nın Öyküsü ———————————————————————————– Atatürk ve Nuri Conker, birinin hazırladığı, ötekinin uyguladığı plan sonunda Florya Köşkü’nün tüm nöbetçilerini atlatırlar ve köşkten kaçarlar… Altlarında, Nuri Conker’in bir arkadaşının arabası vardı. Eylül sonu akşamı sonbaharın tadını çıkararak, Çekmece’ye doğru gidiyorlardı. Birden Atatürk’ün gözleri akşam güneşi altında çift süren bir köylüye takıldı. Yaşlı bir adamdı bu. […]

Paylaş:

12) MEHMETÇİĞİN, SEVDİCEĞİNE MEKTUBU

  Merhaba sevgiyi gözlerinden öğrendiğim Gülpembem, bir tanem. Mektubunda askerlik nasıl gidiyor, alışabildin mi diyorsun. Anladım ki sevdiceğim, askerlik yazılmıyormuş, askerlik anlatılamıyormuş. Giriş kapısına sivil elbiselerimizi bıraktık. Gömlek ceket değildi sadece bıraktığımız. Biz memleketimizi bıraktık, eski alışkanlıklarımızı bıraktık ve bıraktık korkuyu ümitsizliği kapının diğer tarafına. Ama bir seni bırakamadım kalbimden, bir seni unutamadım. Alışıyorsun burada […]

Paylaş:

← Onceki SayfaSonraki Sayfa →