102) KITLAMA ÇAY İÇMENİN ÖYKÜSÜ

Yayin Tarihi 23 Şubat, 2009 
Kategori ÖYKÜ, SOSYAL

KITLAMA ÇAY İÇMENİN ÖYKÜSÜ

image00142.jpg

Halk anlatısı ile, kıtlama çayın nasıl içilmeye başlandığını anlatan öyküdür:

—————————————————————————————————–

Doğu Anadolu’da çay içilirken genellikle şeker çaya karıştırılmıyor, kıtlama yapılıyor. Bunun çıkışı ise çok ilginç… Eskiden İran’da çaya tatlandırıcı olarak hurma ve üzüm katılıyordu.

İngilizler İran’a şeker satmaya kalktıklarında bunu başaramadılar. Sonra İranlı mollalarla irtibat kurdular. İngilizler, mollaların vereceği fetva karşılığında kazancın %10’unu teklif ettiler…

Nitekim bir cuma namazında (İran’da cuma namazları o bölgenin en büyük camisinde ve çok kalabalık olarak kılınıyor) mollalar hutbede şu vaazı verdi: “Siz Allah’ın nimeti olan hurma ve üzümü nasıl olur da çaya katarsınız! Bundan böyle çaya şeker katacaksınız!”

Bu vaazdan sonra İranlılar çaya şeker katmaya başladılar. İşler yoluna girince İngilizler, mollalara verdikleri %10 payı, satışların iyi gitmediği gerekçesiyle vermemeye başladılar. Bunun üzerine mollalar cuma hutbesinde ikinci bir fetva verdi: “Gâvur icadı şekeri çaya katmak caiz değildir!…”

Bu fetva üzerine İranlılar evlerindeki şekerleri sokaklara döktü…

İngiliz firmaları bunun üzerine baktılar ki olacağı yok, mollalarla yeniden masaya oturdular. Fakat mollalar bu sefer %20 pay istedi. İngilizler çaresiz kabul etti. Mollalar cuma hutbesinde bu sefer şöyle fetva verdi: “Biz size çaya şeker katmayın dedik ama sokaklara dökün de demedik. Şekeri sokağa dökmeyeceksiniz; şekeri çaya batıracak ve böylece gâvur icadı şekere boy abdesti aldıracak, öyle içeceksiniz!”

YENİDEN ERGENEKON YORUMU:

Menfaatleri gereği dini istedikleri gibi yorumlayanların şerrinden korunmanın tek yolu, bilinçlenmek ve Atatürk’ün gösterdiği akılcı bilimi rehber edinmektir…

“HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİT İLİMDİR”

YILMAZ KARAHAN

 

Paylaş:

Yorumlar

“102) KITLAMA ÇAY İÇMENİN ÖYKÜSÜ” yazisina 2 Yorum yapilmis

  1. Ertuğrul Kapusuzoğlu yorum tarihi 28 Şubat, 2009 12:59

    Halkımız mesel der.
    Meramını, bir meselle, hikayeyle, nükteyle anlatır.
    Okumuş geçinenler, bu mesellemenin farkında değildir.
    Buz gibi konuşur yazar ve su üstüne yazı yazarlar.
    Meselin, örneklemenin önemini, yukardaki örnekte mükemmelen görmekteyiz.
    Emperyalizmin fırıldaklarını biliriz.
    Ama bu kadar güzel örneklemeyi bilmiyordum.
    Mükemmel.
    Sözde sohbette ve kalemde mutlaka kullanacağım.
    Ve bir daha fark ettim.
    Müslüman, dinini iyi bilecek.
    Kıstası da Kuranı kerim ve Hadis olacak.
    Gerisi, fasa fiso.

  2. BİLGİN DENİZ KARAMANOĞLU yorum tarihi 1 Temmuz, 2009 23:50

    :)BU YAZIYI ÇOK SEVDİM!!!
    NE ALAKA DESENİZDE İŞTE BİR YORUM.
    1)EĞİTİMİN AMACI
    2)EĞİTİMİN MİLLİLİĞİ VE ATATÜRK;ÖNCE MİLLİ,SONRA EVRENSEL.
    3)EĞİTİM DİLİ TÜMÜYLE TÜRKÇE’DİR.YABANCI DİLLER
    AMAÇ. DEĞİL ARAÇ.
    4)BİLİM DİLİ,USLAMLAMA(MUHAKEME)DİLİ MATEMATİKTİR.
    HER ÖĞRENCİ,SONRADAN SEÇECEĞİ ZANAAT,MESLEK,DAL NE OLURSA OLSUN(TOPLUMSAL BİLİMLER DAHİL),ERKEN YAŞTAN BAŞLAYARAK CİDDİ MATEMATİK ÖĞRENİMİ ALIP MESELE ÇÖZME,HESAPLAMA,AÇIK SEÇİK VE KESTİRME DÜŞÜNE BİLME,DÜŞÜNDÜĞÜNÜ LAF KALABALIĞI YAPMADAN,SADECE GELEREK İFADE EDEBİLME YETENEĞİNİ GELİŞTİRECEK.
    MATEMATİK HAR DALDA UYGULANACAK.

Yorum yap