15) OSMAN EFENDİ

Yayin Tarihi 28 Aralık, 2008 
Kategori ÖYKÜ

OSMAN EFENDİ

(Yönetim Dersi)

image001

Osman Efendi bir sabah müthiş bir baş ağrısıyla uyanır. İlaç alır geçmez. Bir iki gün bekler, ağrı devam eder. Doktor çağrılır. Doktor muayene eder, ağrı kesiciler verir, gider.

Lakin Osman Efendi’nin baş ağrısı artarak sürer. Üstüne üstlük baş ağrısı yanı sıra gözleri de yaşarmaya başlar. Başka doktorlar çağrılır.

Osman Efendi Uşak’ın ileri gelenlerindendir, ağrıyı kesene servet vaad eder.

Doktorların hiçbiri ağrıyı durduramadığı gibi sebebini de bulamaz. Ev halkı birbirine karışır, baş ağrısından geceleri uyuyamayan Osman Efendi’yi İstanbul’a götürmeye  karar verirler.

İstanbul’da en iyi doktorlar seferber olur. Röntgenler, beyin tomografileri çekilir, testler yapılır…

Görünüşe bakılırsa Osman Efendi turp gibidir.Oysa dayanması gittikçe zorlaşan baş ağrısı ve gözyaşları hayatı çekilmez hale getirmiştir.

Ağrı kesici iğnelerle zor ayakta duran Osman Efendi bu defa da apar topar yurt dışına götürülür. O devirde Amerika değil İsviçre moda, Zürih’e gidilir. Haftalarca hastanede kalınır, onlarca profesör konsültasyon yapar, testler tekrarlanır.

Sonuç:

Efendi’ye teşhis konulamaz. Artık yerinden kalkamayan Osman Efendi’ye ağrı kesici iğneler verilir, altmışlarını süren adamın ülkesine dönüp “dinlenmesi”, daha doğrusu son günlerini evinde geçirmesi tavsiye edilir.

Osman Efendi bitkin, aile perişan. “Kader” denilir, Uşak’a dönülür. Osman Efendi yayla evinde bir odaya yatırılır ve ağrı kesici iğnelerle ölümü beklemeye başlar

Bir gün, hastanın keyfi gelsin diye, Osman Efendi’nin eski berberi “Berber Mehmet” çağrılır. Berber yataktan kalkamayan Osman Efendi’yi tıraş ederken, adamcağız derdini anlatır ve ölümü beklediğini söyler.

Berber Mehmet bir an düşünür. “Beyim” der, “Sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş olmasın?”

Bir bakar, “Hah işte” der.  “Kıl dönmüş.“

Osman Efendi’nin şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker.

Ev halkı Osman Efendi’nin köyü ayağa kaldıran çığlığıyla odaya koşar. Berber Mehmet, Osman Efendi’nin elinden zor  alınır ve cımbızın ucunda tuttuğu yirmi santimlik kılla kapı dışarı edilir.

Osman Efendi’nin kanayan burnuna pansumanlar yapılır, kolonyalar koklatılır ve yaşlı adam tekrar yatağına yatırılır. Ertesi sabah Osman Efendi aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır.

Gözlerinin yaşarması geçmiştir. Baş ağrısından ise eser kalmamıştır. Dönen kılın sinire yürüyüp gittikçe uzayarak dayanılmaz ızdıraplara yol açtığını doktorlar ancak o zaman keşfeder.

Çözümün bu kadar basit olabileceği kimsenin aklına gelmemiştir. Sapasağlam ayağa kalkan Osman Efendi, Berber Mehmet’i çağırtır ve ona bir servet bağışlar.

Şimdi bu gerçek hikayeyi niye anlattık?

1. Berber Mehmet efendilerin fikirleri var, dinlemek gerek.

2. Bazen büyük sorunların çok basit çözümleri olur

3. Burnundan kıl aldırtmayanların başı çok ağrıyabilir.

image002

 

Yorumlar

“15) OSMAN EFENDİ” yazisina 5 Yorum yapilmis

  1. ZEYNEP İNCİ yorum tarihi 28 Aralık, 2008 19:07

    *fevkalade:)
    **bir ders daha!
    *ULU ÖNDERİN DEDİGİ GİBİ;HEKİM GEREKİYORSA?
    ***TÜRKİYEDEKİLER ZATEN NEREDEYSE DOGUSTAN HEKİM!
    -BİZDE ESKİDEN HASTALIK PEK OLMADIGINA GÖRE!
    ”TEKNOLOJIYLE;( ÜLKEMİZE ZORLA;( LEVANTENLER,YAHUDİLER VASITASIYLA SOKULAN!
    DÜNYADAKİ MODA’NINDA ALASI ÜLKEMİZDE VARDIR.
    *ama bizi tükettiler..ÖZÜMÜZDEN UZAKLASTIRDILAR;(
    **AYDIN DENENLERİN VASITASIYLA;(
    ***bunu yıllardır dostlarıma YAZARDIM..ama sol düsünceye hizmet etmeyen!düsünceler..MODA OLMUYOR!
    olmayıncada!!DİNLENMİYOR!
    -GECEN GÜN;L.ALATON;FİLİZ AKININ PROGRAMINDA”gökteki YILDIZLAR?ı kimsenin görmedigini!!!söylüyor=ve EU.ya MUTLAK GİRMEMİZ GEREKTİGİNİ?!…de…
    Belirtiyordu.
    ”acaba bu halkın yıldızları görecek hali kalmısmıdır?YILLARDIR;( ic ve dıs oyunlardan sebep;( madem bu kadar eu hayranıydınız!!niye AVRUPADA YASAMADINIZ??diye sormak isterdik!
    İSTE OSMANLININ VE CUMHURİYETDEDE;YÖNETİYORUZ?!
    diyenlerin,*TÜM YABANCILARA KUCAK ACMASININ SONUCLARI!
    VEDE PADİSAHLARIN HEPSININDE!====
    YABANCI KADINLARLA EVLENMELERİNİN…
    *TÜRKLERİN,ANANEVİLERİNİN..SİLİNMESİNİN SEBEPLERİ..BURADAN, LEVANTENLERIN ELLERİNİ CEKMEMELERİNDEN OLMUS BESBELLİ.
    -ONLARIN MODA?!;(
    LARI GİDEREK SEKİL,ÜLKE,KILIF..DEGİSTİREREK SÜRMÜS
    **TÜM yasantımızda izlerini bırakarak;(
    –nicin?EU, TÜRKLERİN ÖZÜNE BENZETİLMİYOR?
    DİNİ VEDE YASAM TARZI OLARAK.MÜSLÜMANLARIN,TÜRKLERİN YASANTILARI HEP ELESTİRİRLİYOR!==
    *OYSA BİZDE HERSEYİN DOGALI,DOGRUSU VARDIR.
    -BIRAKIN ARTIK YAKAMIZI!!!!!
    SİZLER BİZE BENZEYİN!YETSİN.
    NE HALE GETİRDİNİZ BİZLERİ?

  2. Ertuğrul Kapusuzoğlu yorum tarihi 30 Aralık, 2008 00:23

    Cumhurbaşkanından, mahalle bekçisine…
    Bu yaşanmış olaydan alacağı pek çok ders var.
    Ve devletimizin temel meselelerinin yüzde doksan dokuzunun, bu hikayede olduğu gibi, bir kıl dönmesi gibi basit olduğu açık seçik belli…

    Bu açık seçik belli problemleri çözmeyenler değil, çözemeyenler var….

    En sıradan vatandaşın bulduğu çözümleri bulamayanlara şaşırırmısınız, yoksa beceriksizliklerine mi yanarsınız…

    Trafik; çözülür…
    İthalat, çözülür…
    İhracat, çözülür…
    Dış politika, çözülür…
    Eğitim, sağlık ve akla gelen bütün meseleler, halledilebilir…
    Tek eksik vardır, devleti bir bakkal mantığıyla idare etmemek…
    Bir basit muhasebe defteri tutmamak…
    Kasaya giren hesap borçlu, çıkan hesap alacaklı…

    Düşünce de çok basit…
    Bu iş, milletimizin ve devletimizin, lehine mi, aleyhine mi?
    Lenineyse yap, aleyhineyse yapma…

    Evet, bir kıl dönmesi kadar basit…
    Sorumlu mevkiinde bulunanların, bu mantıkla hareket etmesi yeter de artar bile…
    Etmiyorlarsa?
    O zaman akla neler neler gelir…
    Neler gelir?
    Bir düşünün bakalım neler gelir?

  3. Yasemin Yüksel yorum tarihi 3 Ocak, 2009 02:06

    Kıl olanlar ne yazıkki 1938 sonra halka yapışıp kalmış halkta arıza yapmış olanlardan mevcut, hala doktor,hoca her kapıyı dolaşmaktan vazgeçemedik, teşhis belli, cımbız elimizde ama bir türlü söküp alamıyoruz!!!!
    Şimdi Kıldamı hata, bizdemi hata???

  4. Coskun Diko (Makedonya) yorum tarihi 28 Temmuz, 2009 00:59

    Hatayı değil, Doğruyu söylim: Hata araman.

  5. Suzan yorum tarihi 17 Kasım, 2010 00:13

    Bayıldım buna :))

Yorum yap