155) HALİFELİK, VEKÂLET MİDİR?
HALİFELİK, VEKÂLET MİDİR? Son günlerde bir “Halifelik” ve “cariyelik” tartışması, ülke sorunlarını unutturacak boyutlara tırmandı. Bu tartışmaya katılmam mümkün değil. Şükürler olsun ki, bu hususta açıklama ve yorum yapacak birçok ilim adamımız var… Ancak “Halifelik” üzerine duyduğum bazı görüşlerden çok rahatsız olduğumu belirteyim! Nedir bu görüşler? Deniliyor ki; “Halifelik, Hz. Muhammed’in makam vekilliğidir.” Öncelikle […]
154) KARAMBOL OYUNU (LEK)
KARAMBOL OYUNU (LEK) 500 yılı aşkın bir süredir oynanan günümüzde ise yaklaşık 200 kişinin bildiği ve unutulmaya yüz tutmuş bir oyun “Lek” Ödemiş, Bayındır ve Tire’de sıklıkla oynanan oyun artık sadece Tire’de oynanıyor. Lek oyunun bir diğer adı da “Karambol” Tire Belediyesi, geleneksel oyunlarına sahip çıkmış ve internet sitesinde yaptığı tanıtımın yanı sıra kent merkezinde yaptığı […]
7) TÜRKMENİSTAN ATASÖZLERİ
Türkmenistan atasözleri Ak gün ağartır, kara gün karartır. Akıldan iyi zenginlik, sağlıktan kıymetli şey yoktur. Ateşi karıştırırsan söner; komşunu rahatsız edersen göçer. Bal tatlı, baldan çocuk tatlıdır. Balığın dirliği su ile mümkündür. Cahil bir yaşar, bilgili bin yaşar. Cefayı çeken vefa görür. Çobanın ayağı yetişmezse, sopası yetişir. Çocuğu büyüten, atı yetiştiren bilir. Çocuk düşe kalka […]
6) ÖZBEKİSTAN ATASÖZLERİ
Özbekistan Atasözleri ——————————————————————————– Acele etmeyen, tavşana yetişir. Aç kurt, hızlı koşarak gelir. Akıllı kişi atını, ahmak karısını över. Akıllının atı da yorulmaz, giysisi de eskimez. At alırsan, binip al, evleneceksen kadını görüp al. Bağa bülbül, adama akıl yakışır. Bahşiş atın dişine bakılmaz. Bal tutan parmağını yalar. Bir adam köprü kurar, bin adam geçer. Bir […]
5) KIRGIZİSTAN ATASÖZLERİ
Kırgızistan Atasözleri Aç gözlüden ayran istesen, paran var mı, der. Atına saygı gösteren, yaya gitmez. Az kaygıyı aş bastırır, çok kaygıyı dost bastırır. Bahadır ölse, bir ölür, Korkak ölse, bin ölür. Bayram günü kadın alma, yağmurlu gün at koşturma. Çağrılmamış konuk, süpürülmemiş yere oturur. Çıktığın dağ yüksek ise, attığın taş uzağa gider. Danışılarak kesilen parmak […]
4) KAZAKİSTAN ATASÖZLERİ
Kazakistan atasözleri Açın karnı doyar, gözü doymaz. Ağaç yaprağıyla güzeldir. Altın pas tutmaz. Baş yarılır börk içinde, kol kırılır yen içinde. Beş parmak bir değildir. Bıçak yarası geçer, dil yarası geçmez. Bir baba dokuz evladı besler, dokuz evlat bir babayı beslemez. Birlik olmayınca, dirlik olmaz. Çocuğa iş buyur ardından sen git. Çok isteyen azı bulamaz. […]
3) AZERBAYCAN ATASÖZLERİ
Azerbaycan atasözleri Açlık ne yedirtmez, tokluk ne dedirtmez. Aç eşek katırdan tez yürür. Açın imanı olmaz, dokun gümanı. Ağaç bar verince başını aşağı eğer. Akıl yaşta değil baştadır. Ana gibi yar olmaz, vatan gibi diyar. Araz (Aras nehri) her zaman kütük getirmez. Türkiye Türkçesindeki; “Dere her zaman kütük getirmez” (1929 doğumlu M. Baz’dan naklen Said […]
2) TÜRKİYE ATASÖZLERİ
TÜRKİYE ATASÖZLERİ A harfi ile başlayanlar B harfi ile başlayanlar C harfi ile başlayanlar Ç harfi ile başlayanlar D harfi ile başlayanlar E harfi ile başlayanlar F harfi ile başlayanlar G harfi ile başlayanlar H harfi ile başlayanlar I harfi ile başlayanlar İ harfi ile başlayanlar J harfi ile başlayanlar K harfi ile […]
1) TÜRK ATASÖZLERİ
TÜRK ATASÖZLERİ ——————————————————————————— Atasözleri; geçmişten günümüze tecrübelerden oluşarak doğruluğu halk tarafından kabul edilen ve yaşatılan kültürel söz varlıklarımızdır. Atasözlerinin özellikleri: 1- Söyleyeni belli değildir. Anonimdir. 2- Toplumun ortak duygu, düşünce ve inançlarını, kısa ve özlü olarak anlatır. 3- Sözcükler yalın olduğu gibi, mecazi de(gerçek anlamının dışında) olabilir. 4- Töre, ahlak ve doğa kaynaklıdır. 5- Milli […]
153) ÖNEMLİ BİR AN! (11 KASIM 2011)
ÖNEMLİ BİR AN! (11 KASIM 2011) Tam bir yıl sonra; 11 Kasım 2011 Cuma günü; saat 11’i, 11 dakika 11 saniye geçe, Tarihteki zaman şöyle olacaktır: 2011. yıl, 11.ay, 11.saat, 11.dakika, 11.saniye (11.11.11.11.11) 900 yıl önce miladi 1111 yılından önemli 2 olay: 1) İmam-ı Gazali 1111 (h.505) yılının Cemaziyelevvel ayının 14. Pazartesi günü büyük […]
152) TÜRK YEMEĞİ VAR MI?
TÜRK YEMEĞİ VAR MI? Geçen hafta arkadaşlarla birlikte turistik bir belde de, yemeğe gittik. Masanın üzerinde bulunan “menü” yazılı yemek listesini incelemeye başladık… Birkaç dakika geçti. Kimseden ne yiyeceğine dair bir ses yok! Ben, “Neredeyiz?” diye kendimi sorgularken, arkadaşlarımdan biri “Yabancı dil bilen var mı?” diye sordu. Haklıydı. Çünkü, yazılı listeden hiçbir şey anlamamıştık! […]
GILGAMIŞ DESTANI (12.TABLET)
GILGAMIŞ DESTANI ONİKİNCİ TABLET I “Ağacın bedeni hemen bugün, Nacar’ın evine bırakılmış olacaktır. Ağacın dalları Nacar’ın keseri için hazır olacaktır. Efendim, niçin ağlıyorsun? Hemen bugün, senin ağacın bedenini yerin altından çıkaracağım. Dalları cehennemden yukarı getireceğim. Eğer bugün yeraltı dünyasına gidersen, Kutsal şeyler önünde başını eğmemelisin. Temiz bir gömlek giymemelisin. Yoksa hemen senin bir yabancı olduğunu […]
GILGAMIŞ DESTANI (11.TABLET)
GILGAMIŞ DESTANI ON BİRİNCİ TABLET Gılgamış ona, uzaktaki (102) Utnapiştim’e dedi: “Utnapiştim, sana bakıyorum, biçimin başka değil; benim gibisin. Evet, benden ayrı değilsin, benim gibisin! Senin yüreğin savaş için yaratılmıştır! Nasıl oluyor da böyle sırt üstü yatıyorsun? Anlat! Tanrıların toplantısında yaşamı aramaya nasıl karar verdin?” Utnapiştim ona, Gılgamış’a dedi: “Gılgamış, sana gizli bir şey açayım. […]
GILGAMIŞ DESTANI (10.TABLET)
GILGAMIŞ DESTANI ONUNCU TABLET Sâkiye Siduri (91), denizin ıssız bir köşesine yerleşmiştir. O tahtında oturuyor. Sâkiye için ağaçtan ayaklar yapılmıştır. Bu ayaklar üzerine altından yapılmış şıra fıçıları konmuştur. Tanrıça sık bir duvak örtünmüştür. Yüzü görünmemektedir. Gılgamış koşup onun yanına geldi. Kirle örtülüdür. Bir posta bürünmüştür. Bedeninde tanrı eti vardır. Gönlü üzgündü. Yüzü uzun yolculuk yapan […]
GILGAMIŞ DESTANI (9.TABLET)
GILGAMIŞ DESTANI DOKUZUNCU TABLET Gılgamış, arkadaşı Engidu için acı gözyaşları döküp kırlara koşarak dedi: “Ben ölmeyecek miyim? Ben de Engidu gibi ölmeyecek miyim? Gönlümü üzüntü kapladı. Bana ölüm korkusu geldi. Şimdi kırlara koşuyorum. Ubar- Tutuş’un oğlu Utnapiştim’e gitmek için yol aldım. İvedilikle oraya gidiyorum. Dağın geçitlerine gece vardım. Aslanları görüp korkuttum. Başımı yukarı kaldırıp Ay […]
GILGAMIŞ DESTANI (8.TABLET)
GILGAMIŞ DESTANI SEKİZİNCİ TABLET Gün ağarmaya başlar başlamaz, Gılgamış ağzını açıp arkadaşına dedi: (Yaklaşık 20 satırlık boşlukta, Gılgamış, Engidu’ya gençliğini, birlikte yaptıkları işleri, özellikle Humbaba’nın ölümünü anımsatıyor… Tablet çok kırık olduğu için çevirmeye olanak yoktur. 22-50 satır tümüyle kırıktır. Bu satırlarda Gılgamış’ın, Uruk’un ileri gelenlerini Engidu’nun ölüm döşeğine çağırttığı anlatılmış olabilir.) Bundan sonra Gılgamış […]
GILGAMIŞ DESTANI (7.TABLET)
GILGAMIŞ DESTANI YEDİNCİ TABLET “Arkadaş, neden ötürü yalnızca büyük tanrılar birbirlerine danıştılar? Bu gece gördüğüm bir düşü dinle: Anu, Enlil, Ea ve göksel Şamaş toplandılar. Anu, Enlil’e dedi: “Gökyüzünün boğasını öldürdüklerinden, Humbaba’yı vurduklarından, Ve dağın katranını devirdiklerinden, içlerinden birisi ölsün!” Fakat Enlil dedi: “Engidu ölsün, ama Gılgamış ölmesin!” Bundan sonra göksel Şamaş kahraman […]
GILGAMIŞ DESTANI (6.TABLET)
GILGAMIŞ DESTANI ALTINCI TABLET Kirini yıkadı, silâhlarını parlattı, Başını sallayarak saçının tutamlarını arkaya attı. Kirli giysisini fırlatıp temizini giydi, Savaş giysisini giyip beline işlemeli kemerini kuşandı. Gılgamış krallık tacını giyince, Gılgamış’ın güzelliği İştar’ın güzel gözlerini kamaştırdı: “Gel Gılgamış! Benim güveyim ol! Bana meyveni armağan et, (57) Armağan etsene! Sen benim kocam ol, ben senin […]
GILGAMIŞ DESTANI (5.TABLET)
GILGAMIŞ DESTANI BEŞİNCİ TABLET Ormana gözlerini dikip baktılar. Katranların yüksekliğine şaştılar. Ormana girilen yola şaştılar. Humbaba’nın geçtiği yerde bir ayak izi vardı. Yollar iyi bir durumdaydı. Büyük yol güzel yapılmıştı. Onlar katran ağacı dağını görüyor, Tanrıların oturduğu yeri, İrnina’nın (52) yüksek tapınağını. Bu dağın önünde bir katran ağacı vardı. Bu, pek gürdü; gölgesi çok […]
GILGAMIŞ DESTANI (4.TABLET)
GILGAMIŞ DESTANI DÖRDÜNCÜ TABLET (Bu tabletin ilk dört buçuk sütunu -bütün tablet altı sütundan oluşmaktadır-herhalde kralın ve arkadaşının katran ormanına gidişlerinden söz ediyordu. Ama, bu sütunlardan ancak kırık bir parça kalmıştır. Bu parça, ikisinin başından her gün geçenleri sık sık betimlemektedir.) İki kez yirmi saatten sonra hafif bir yemek yediler. İki kez otuz saatten sonra […]