359) TEZGAH

Yayin Tarihi 9 Ocak, 2014 
Kategori SİYASİ

TEZGÂH

9 Ocak 2014

Ahilik geleneğinde tezgâh, yalnızca iş görülen bir yer değildi; emeğin, bilginin, becerinin ve meslek ahlakının birlikte sınandığı bir yerdi.

Ustalar peştemallarını kuşanır, tezgâhlarının başında mesleklerini bir edep içinde icra ederlerdi. Tezgâh kurmak, yalnızca dükkân açmak ve işin gerektirdiği alet ve edevatı hazırlamakla tamamlanmazdı. Mesleki bilgi kadar, ustanın ahlaki yaşayışı da önemliydi.

Ahilik anlayışında üç şeyin açık, üç şeyin kapalı olması öğütlenirdi:

Açık olanlar:

  1. Eli açık olmalı; cömert davranmalı.
  2. Kapısı açık olmalı; misafirperver olmalı.
  3. Sofrası açık olmalı; ikramdan kaçınmamalı.

Kapalı olanlar:

  1. Gözü kapalı olmalı; kimseye kötü gözle bakmamalı, başkasının ayıbını araştırmamalı.
  2. Beli kapalı olmalı; kimsenin ırzına ve namusuna el uzatmamalı.
  3. Dili kapalı olmalı; kötü sözden, yalandan ve iftiradan uzak durmalı.

Tezgâh sahibi olmak; şeref, dürüstlük, bilgi ve beceri gerektirirdi. Tezgâhtan çıkan işte yalnızca ustanın emeği değil, ahlakı da görülürdü. Halkı aldatmak, Hakk’ı aldatmaya yönelmek sayılırdı.

Bugün de tezgâh kurmak; kişinin işi için dükkân açmasını, araçlarını hazırlamasını, çalışma ve üretim düzenini oluşturmasını anlatır. Ancak aynı söz, hile ve tuzak hazırlamak anlamında da kullanılır.

“Tezgâha gelmek” ise halk söyleminde oyuna gelmek, kurulan tuzağa düşmek, aldatılmak demektir.

Dürüst emeğin ve meslek ahlakının simgesi olan tezgâhın, hileyi ve aldatmayı da anlatan bir söze dönüşmesi düşündürücüdür.

Artık “tezgâh” denildiğinde yalnızca üzerinde yapılan iş değil; altında, arkasında ve çevresinde neler döndüğü de merak ediliyor!

“Paralel devlet, hükümete tezgâh kuruyor” söylemi de ülkemizin nasıl bir sosyal ve siyasi girdabın içine düştüğünü gösteriyor.

Devletin yürütme organı olan hükümetin, yönettiği halka yalnızca şikâyette bulunması yeterli midir? Yönetimin görevi, sorunu açıklığa kavuşturmak ve hukuk içinde çözmek değil midir?

Hükümet, kendi yönetimi altındaki personelden rahatsızlık duyuyor, hatta korkuyorsa bunun nedenini de açıklamalıdır.

Yolsuzluk, rüşvet ve ihaleye fesat karıştırma iddialarına ilişkin soruşturmalarda görev alan memurların topluca görev yerlerinin değiştirilmesi hangi gerekçelere dayanmaktadır? Bu işlemler kamu yararı için mi yapılmaktadır, yoksa soruşturmaların önünü kesmek için mi?

Bu soruların cevabı, karşılıklı suçlamalarla değil; açık gerekçeler, somut deliller ve hukuka uygun işlemlerle verilmelidir.

Ey hükümet, bu nasıl bir tezgâh?

Devlet içinde, devlet olur mu?

“Paralel devlet” denilen yapı nedir? Kimlerden oluşmaktadır? Hangi kurumlarda, hangi yetkileri kullanmaktadır?

Devletin kurumları içinde, hukukun dışında hareket eden bir güç odağı oluşmuşsa buna nasıl izin verilmiştir? Denetim ve yönetim sorumluluğu kimdedir?

Böyle bir yapılanmanın varlığını ileri sürmek, hükümetin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Aksine, bu yapının nasıl oluştuğunu, nasıl güçlendiğini ve neden önlenemediğini açıklama yükümlülüğünü artırır.

Devlet yönetiminde iddialar araştırılmalı, suç varsa ortaya çıkarılmalı, sorumlular hukuk önünde hesap vermelidir. Hiçbir makam, kişi veya yapı bu sorumluluğun dışında tutulmamalıdır.

Bu tezgâhın düzeni kaybolmuştur.

Yeniden emeğin, ehliyetin, dürüstlüğün ve adaletin esas olduğu edepli bir tezgâh kurulması dileğiyle…

Türk halkının iradesine ve vicdanına selam olsun.

YILMAZ KARAHAN

Editör Yorumu: Makale, Ahiliğin meslek ahlakını devlet yönetimi için de bir ölçü olarak sunuyor. Temel sorusu güçlüdür: Dürüstlük tezgâh başındaki ustadan bekleniyorsa, ülkeyi yönetenlerden de beklenmelidir.

Paylaş:

Yorumlar

Yorum yap