428) Kamunun Hakkı

Yayin Tarihi 27 Eylül, 2026 
Kategori SOSYAL

KAMUNUN HAKKI

Kamu malı ve kamu kaynakları, bir yöneticinin, görevlinin veya belirli bir çevrenin mülkü değildir. Onlar milletin ortak hakkıdır. Toplanan vergiler, kamu arazileri, bütçe ve kurumların imkânları toplum yararına kullanılmak için vardır.

Haksız kazanç, soygun, vurgun, rüşvet, iltimas, kaçakçılık, kara para aklama ve görevi kötüye kullanma yoluyla bu ortak hak gasp ediliyorsa zarara uğrayan kamudur. Kaynaklar olması gereken yere ulaşmaz; hizmete, üretime ve toplumun ihtiyaçlarına ayrılması gereken imkânlar başka ellere geçer.

Borsadaki vurgunu da bu tablodan ayrı tutamayız. İnsanlar birikimlerini şirketlerin büyümesine, üretime ve ülke kalkınmasına sermaye olsun diye yatırıyor. Fakat fiyatları yapay biçimde yükseltip düşüren, içeriden bilgiyle işlem yapan veya yatırımcıyı yanıltanlar bu birikimleri kendi ceplerine aktarıyorsa bunun adı yatırım değildir. Bu, başkalarının emeği üzerinden kurulan bir vurgundur.

Üstelik böyle bir vurgun yalnızca parasını kaybeden yatırımcıya zarar vermez. Sermaye piyasasına duyulan güveni sarsar. Güven sarsıldığında üretim için kaynak arayan dürüst işletmeler de zarar görür. Bir ülkenin kalkınmasına katkı sağlayabilecek birikimler, birkaç kişinin kısa yoldan kazanç arayışına kurban edilemez.

Bunu yapanın kendisini dindar olarak tanıtması da dine uzak olduğunu söylemesi de sonucu değiştirmez. Allahçı olsun, Allahsız olsun; kimse inancını, makamını veya çevresini haksız kazancına kalkan yapamaz. Ölçü bellidir: Başkasının ve kamunun hakkına el uzatılmış mıdır?

Kamu görevi de kamu kaynağı kadar değerlidir. Bir makama getirilen kişiye, o makamın sahibi olsun diye değil, kamu yararına hizmet etsin diye yetki verilir. Yetki yakınları kayırmak, belirli kişilere kazanç sağlamak veya haksızlığı örtmek için kullanıldığında görevin anlamı tersine çevrilmiş olur.

Rüşvetin olduğu yerde kararın ölçüsü hukuk olmaktan çıkar. İltimasın olduğu yerde yeterlilik önemini yitirir. Kaynakların adil dağıtılmadığı yerde toplumun ortak birikiminden herkes yararlanamaz. Birileri bu birikime el uzatırken faturası yine kamuya çıkarılır.

Ortak hakkın, sanki sahipsiz bir malmış gibi görülmesini kabul edemiyorum. Kamu malının sahibi bellidir: Millettir. Onu yönetme yetkisini alanların ilk görevi de bu hakkı korumaktır.

Suç isnadı delille araştırılmalı, herkesin savunma hakkı korunmalı ve karar bağımsız yargı tarafından verilmelidir. Ama bu gereklilik, kamu adına soru sormamıza engel değildir. Soracağız: Kaynaklar nereye aktarıldı? Borsadaki şüpheli işlemler incelendi mi? Kimler yararlandı? Denetim görevini üstlenenler ne yaptı? Uğranılan zarar kimden, nasıl geri alınacak?

Ben, kamunun hakkını gasp edenlerin güçlü, dürüstçe çalışanların çaresiz sayıldığı bir düzen istemiyorum. Soygunları ve ihanetleri adalet terazisinde hakkıyla tartacak, kamu hakkını koruyacak bir yönetim istiyorum.

Çünkü kamu hakkı sahipsiz değildir. O hak, milletindir.

YILMAZ KARAHAN

Paylaş:

Yorumlar

Yorum yap