261) GÜNAH KEÇİLERİ

Yayin Tarihi 18 Nisan, 2011 
Kategori SOSYAL

 GÜNAH KEÇİLERİ

“Günah keçisi” deyimini sık olmasa da duyarız. Bu deyim kullanıldığında biliriz ki bir şeyler kötü sonuçlanmış veya kötüye gidişin sorumlusu olarak birileri gösterilmiştir.

Peki, bu nasıl bir keçidir ki kişileri ve toplumları böylesine etkileyebilmektedir?

“Günah keçisi” deyiminin kökeni, binlerce yıl öncesine uzanan dinî bir törene dayanır. Tevrat’ın Levililer bölümünde anlatılan Kefaret Günü uygulamasında iki keçiden biri kurban edilir, diğerinin üzerine ise toplumun günahları simgesel olarak yüklenir ve keçi çöle salınırdı. Keçinin uçurumdan atılması uygulaması ise daha sonraki dönemlere ait sözlü geleneklerde anlatılmıştır.

Zaman içinde “günah keçisi” sözü, gerçek sorumluların korunması amacıyla suçun savunmasız, yalnız veya güçsüz kişilere yüklenmesini anlatan bir deyime dönüşmüştür.

Başka bir ifadeyle günah keçisi yaratmak, bir bahane ve sorumluluktan kaçma yöntemidir. Başarısızlığın gerçek sebeplerini araştırmak yerine kolayca suçlanabilecek bir kişi veya topluluk seçilir. Böylece hem gerçek sorumlular gözden uzak tutulur hem de toplumdaki huzursuzluğun başka bir hedefe yönelmesi sağlanır.

Günümüzde keçiler azalmış olabilir; fakat keçi postuna büründürülmüş mazlumları sosyal ve siyasi hayatta fazlasıyla görebiliyoruz.

Herhangi bir başarısızlık mı yaşandı?
Sinop halkının özdeyişinde olduğu gibi:
“Vur Abalıya, gitsin Kabalıya!”

İşsizlik mi var?
Sebep: Keçiler…

Terör mü var?
Sebep: Keçiler…

Eğitim mi bozulmuş?
Sebep: Keçiler…

Toplumsal barış mı kalmamış?
Sebep: Keçiler…

Ahlak mı bozulmuş?
Sebep: Yine keçiler…

Peki, kimdir bu keçiler?

Kuşkusuz herkesin kendine göre bir tanımı olacaktır. Ben henüz kesin olarak tanımlayamadım. Çünkü kimin elinin kimin cebinde olduğunu, kimin kimi koruduğunu ve suçun neden sürekli güçsüzlere yüklendiğini anlamak kolay değildir.

Ancak bildiğim bir gerçek vardır:

Türk milleti, Orta Asya’dan Tuna boylarına kadar uzanan Türk coğrafyasında daima zirveleri sevmiştir. Zirvede durabilmek; dağ keçisi gibi dengeli ve güçlü olmayı, inatla ve sabırla ilerlemeyi gerektirir.

Başkalarının üzerine suç yükleyerek sorumluluktan kaçan toplumlar, kendi yanlışlarıyla yüzleşemez. Gerçeğe ulaşmanın yolu ise suçlanması kolay hedefler aramak değil; olayların arkasındaki gerçek sebepleri ve gerçek sorumluları ortaya çıkarmaktır.

Türk kültürünü yaşayarak, yaşatarak ve doğruluktan ayrılmayarak; keçiyi suçlayanların asıl suçunu ortaya çıkarabilirsin!

YILMAZ KARAHAN
18 Nisan 2011

Editör Notu: Bu makale, kişi ve toplumların kendi başarısızlıklarının sorumluluğunu güçsüz kişi veya kesimlere yükleme eğilimini hicivli bir anlatımla ele almaktadır. 

Paylaş:

Yorumlar

“261) GÜNAH KEÇİLERİ” yazisina 4 Yorum yapilmis

  1. Nuray Günay yorum tarihi 18 Nisan, 2011 18:31

    Yılmaz Hocam,harika bir yazı ,kutluyorum ve izninizle mail listemle paylaşıyorum.

  2. ZÜHAL ASMA yorum tarihi 18 Nisan, 2011 23:36

    AMA BAZENDE GEREKLİ YERDE KULLANMAK GEREKİR*EH!HAYAT BU!BUGÜN BÖYLE,YARIN BASKA TÜRLÜ.BU NACİZANE PEK İCİNDEN CIKILAMIYACAK BİR DURUMDUR.KURCALARSANIZ,İSİN İCİNDEN CIKAMAZ YADA GERCEKTEN KUSURSUZ KİSİLERİN CEZA ALMALARINA SEBEP OLURSUNUZ:(-EN İYİSİ BU TERİM BOSUNA CIKMAMIS!diyerek,KABULLENMEK;(

  3. Yılmaz Karahan yorum tarihi 19 Nisan, 2011 00:39

    Zühal Hanım,
    Neyi kurcalayacağız? Veya kurcaladığımız nedir? Biz sadece sosyal bir ön yargıyı açıklıyoruz! Hatırlarsanız Ülkemizde iktidara gelen her Hükümet, ülkenin ekonomik bozukluğuna bir önceki hükümeti kötüleme yoluna gitmiştir. Olası bir başarısızlığın günah keçisini de göstermiş olurlardı…
    İyi günler

  4. gevher demirkaya aktaş yorum tarihi 23 Eylül, 2013 23:49

    harika bir yazı hocam elinize sağlık. günümüze de ne kadar uymuuşşş.

Yorum yap