108) KAHROLSUN HARAMİZADELER!
Yayin Tarihi 24 Mart, 2009
Kategori SOSYAL
KAHROLSUN HARAMÎZADELER!
2008 yılında dünyayı sarsan ekonomik kriz, yalnızca bankaları ve şirketleri değil, servetlerini yurt dışındaki finans kuruluşlarında değerlendiren varlıklı kişileri de etkiledi. Dünyanın en büyük servet yönetimi kuruluşlarından biri olarak gösterilen İsviçre merkezli UBS’nin uğradığı büyük zararlar, yabancı bankalara duyulan sınırsız güvenin ne kadar yanıltıcı olabileceğini ortaya koydu.
Basında yer alan haber ve değerlendirmelerde, Türk vatandaşlarına ait çok büyük miktardaki servetin yurt dışındaki bankalarda tutulduğu ileri sürülüyordu. Açıklanan rakamların doğruluğu ayrıca araştırılmalıdır; ancak ortada tartışılması gereken önemli bir gerçek vardır: Türkiye’de kazanılan servetin önemli bir bölümünün neden yine Türkiye’nin üretimine ve kalkınmasına yönelmediği…
Ülkemizde sermaye birikimi çoğu zaman yalnızca kişisel çabayla oluşmamıştır. Devlet teşvikleri, kamu kredileri, ihaleler, vergi kolaylıkları, özelleştirmeler ve toplumun oluşturduğu ekonomik imkânlar, birçok büyük servetin meydana gelmesinde etkili olmuştur. Elbette emeğiyle, girişimciliğiyle ve dürüst ticaretiyle zenginleşen insanları aynı hükmün içine koymak doğru değildir.
Ancak devletin sağladığı imkânlarla büyüyenlerin, o devlete ve millete karşı sorumluluğu vardır.
Devletimizin imkânlarından,
Vatanımızın kaynaklarından,
Milletimizin emeğinden yararlanarak zenginleşenler; kazançlarını ülkeden kaçırmayı, vergiden saklamayı veya yalnızca kendi sefahatleri için kullanmayı hak olarak göremezler.
Çünkü servet yalnızca onu elinde bulunduran kişinin eseri değildir. O servette işçinin emeği, tüketicinin katkısı, devletin altyapısı ve milletin oluşturduğu ekonomik düzen de vardır.
Bu nedenle Türkiye’de kazanılan para, öncelikle ülkemizde üretime ve yatırıma dönüşmelidir. İşsize iş, aşsıza aş olmalıdır. Yeni fabrikalar kurulmalı, tarım ve sanayi güçlendirilmeli; eğitim, sağlık, ulaşım ve sosyal güvenlik alanlarına katkı sağlanmalıdır.
Millet yoksullukla mücadele ederken, servet sahiplerinin topluma karşı hiçbir sorumlulukları yokmuş gibi davranmaları kabul edilemez. Halk aşevlerinin önünde sıra beklerken, aileler yardım kömürü için kapılarda bekletilirken; kamu imkânlarıyla büyüyenlerin “har vurup harman savurması” vicdanları yaralar.
Bir yandan ülkenin değerli kuruluşları özelleştirilirken, diğer yandan Türkiye dış kaynak bulabilmek için uluslararası kuruluşların kapısında bekliyordu. Böyle bir dönemde, Türk vatandaşlarının yurt dışında tuttuğu ileri sürülen milyarlarca doların ülke ekonomisine nasıl kazandırılabileceği ciddi biçimde tartışılmalıydı.
Devletin görevi, insanların yasal servetine el koymak değildir. Asıl görev; kaynağı belirsiz, vergilendirilmemiş veya hukuka aykırı yollarla yurt dışına çıkarılmış varlıkları araştırmak, vergi adaletini sağlamak ve temiz sermayeyi Türkiye’de üretime yöneltecek güven ortamını oluşturmaktır.
Bunun için yüksek sesle şunu söylemek gerekir:
Türkiye’de kazanılan servet, Türkiye’nin üretimine ve geleceğine de hizmet etmelidir!
Ülkenin sermayesi üretime dönüştürüldüğünde fabrikalar açılır, istihdam artar, yoksulluk azalır. Sağlık, eğitim, ulaşım ve sosyal güvenlik hizmetleri güçlenir. Halkımız yardım kuyruklarında değil, üreten ve emeğinin karşılığını alan onurlu yurttaşlar olarak yaşar.
Peygamberimize atfedilen şu söz, toplumsal sorumluluğun özünü anlatmaktadır:
“Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”
Öyleyse milletin yoksulluğunu görmezden gelen, kamu kaynaklarından yararlanarak zenginleştiği hâlde ülkesine ve toplumuna karşı sorumluluğunu unutanlar kendilerine şu soruyu sormalıdır:
Bu servette milletin hakkı ve emeği yok mudur?
Haramîlik, zengin olmak değildir. Haramîlik; milletin imkânlarıyla zenginleşip milletin hakkını unutmak, kazancını hukuktan ve vergiden kaçırmak, halk yoksulluk içindeyken hiçbir toplumsal sorumluluk duymamaktır.
Kahrolsun emeği, hukuku ve millet hakkını hiçe sayan haramîzadeler!
YILMAZ KARAHAN
24 Mart 2009
Editör Notu
Bu makale, 2008 küresel ekonomik krizinin ardından Türkiye’de sermaye, yurt dışına yönelen varlıklar ve toplumsal sorumluluk ilişkisi üzerine kaleme alınmıştır. Yazar; servetin yalnızca bireysel bir mülkiyet değil, aynı zamanda ülkeye, emeğe ve topluma karşı sorumluluk taşıdığı düşüncesini vurgulamaktadır.

Yorumlar
“108) KAHROLSUN HARAMİZADELER!” yazisina 3 Yorum yapilmis
Yorum yap
Bu ülke hırsız zenginlerin tekelinde kalmış. Çakaralmaz demokrasi ile idare ediliyor tezimin isbatı.
Dünya ‘da sosyal adalet düzeni en bozuk ülkelerin başında geliyor. Bir avuş hırsız zengin zulümkarlar. Diğer tarafta Milyonlarca Yoksul TÜRK müslüman halk.
Sadece oy kullanır. SEÇİLEMEZ uyduruk demokrasi ile idare edilen devlet.
Binlerce Buluşuma 30 (OTUZ) yılda hala bir kuruş kredi dahi vermeyen Hırsız zulümkar zenginler idaresi. 2325 Depremi TAM İSABET derecesinde Aylar Öncesinden Tesbit Edecek Üstün TEKNOLOJİ’Yİ bgerçekleştirdiğimi Devletin en üst makamlarına bildirdiğim halde hala Bir kuruş Kredi dahi vermedikleri Bütün DÜNYA’YA İnternet İle İSBATLADIM. Artık bu hırsız idarecilerin İDAM FERMANI Kendi Tutarsız davranışları ile TESCİL EDİLDİ.
http://www.depremerkenuyari.com
“EVE LAZIMKEN CAMİİYE HARAM”der büyüklerimiz.çok merak ettim bu malum kişiler yani zenginler,bu serveti yaparken yanlarında çalışanlarına ne kadar adiller!acaba günü gününe maaşları ödeniyormu?bu şeklde kriz bahane edilerek servet yapanlar dolu.Banane amerikadan banane başka ülkelerden,benim m,lletimin çocukları açken,baba çalışırken eve para götüremezken,maddi imkansızlıklardan dolayı birsürü ailenin huzuru kaçarken,banane onlardan.ben olsam utanırdım onların yerine..ama malum damar çatlayalı çok oldu.onların yerinede biz utanıyoruz artık.
**BÖYLELİKLE!!BUNLAR HEM SOSYETEYİ;( TESKİL EDİYOR!
***HEMDE,İKTİDAR OLANLARI BELİRLİYORLAR.
-yani;cemaatlesiyorlar.Böylelikle,parada belli cevrede kalıyor!