217) MEDYANIN GÜCÜ MÜ? GÜÇLERİN MEDYASI MI?

Yayin Tarihi 7 Şubat, 2010 
Kategori SOSYAL

MEDYANIN GÜCÜ MÜ? GÜÇLERİN MEDYASI MI?

Medya; gazete, radyo, televizyon ve diğer kitle iletişim araçlarıyla yayın organlarının bütününü ifade eder.

Teknolojik gelişmeler, medyanın bilgiye ulaşma ve bilgiyi yayma gücünü artırmıştır. Bu nedenle yönetimler, şirketler ve siyasi partiler, görüşlerini topluma duyurmak için medyadan yararlanır. Devletler arasındaki siyasi ve kültürel mücadelede, şirketlerin rekabetinde ve siyasi partilerin propagandasında medyanın etkisi görülür.

Bu etki yalnızca bilgi vermekle sınırlı değildir. Bir olayın hangi yönünün öne çıkarıldığı, hangi sözlerin seçildiği ve haberin nasıl sunulduğu, toplumun o olayı değerlendirme biçimini değiştirebilir. Medya, doğruyu görünür kılabileceği gibi yanlış bir kanaatin yayılmasına da aracılık edebilir.

Artık dünyanın en ücra köşesinde yaşanan bir olaydan bile kısa sürede haberdar olabiliyoruz. Farklı haber kaynaklarına ulaşabilmek, aktarılan bilgileri karşılaştırma imkânı sağlıyor. Ancak habere ulaşma imkânının artması, siyasi ve ekonomik konulardaki yönlendirmeyi ortadan kaldırmıyor. Olayların yorumlanış biçimi, siyasi söylemler ve tartışma programları aracılığıyla insanlar yine yanıltılabiliyor.

Bağımsız medya kuruluşu var mıdır?

Bu soruya cevap ararken medya kuruluşlarının sahiplik yapısına, gelir kaynaklarına ve yayın çizgisine bakmak gerekir. Çünkü bir yayın organının hangi habere yer verdiği kadar, hangi haberi görmezden geldiği de önemlidir.

Toplumu medya yönlendiriyorsa, medyayı kimler yönlendiriyor?

Medya kuruluşları belirli amaçlarla kurulur ve yayınlarını sürdürmek için ekonomik koşullarla karşı karşıya kalır. Sahiplerinin tercihleri, reklam verenlerin etkisi ve siyasi ilişkiler yayın çizgisini etkileyebilir. Bu koşullarda, güçlü çevrelere karşı çıkan bir görüşün topluma ulaşması zorlaşabilir.

Bir Papa fıkrası, sözlerin bağlamından koparıldığında nasıl farklı bir anlam kazanabileceğini anlatır:

Papa ilk kez New York’a gider. Uçaktan indiğinde gazeteciler çevresini sarar. İçlerinden biri, “Papa Hazretleri, genelevi ziyaret edecek misiniz?” diye sorar.

Papa şaşırır: “New York’ta genelev var mı ki?”

Ertesi gün gazetelerde şu başlık yer alır: “Papa, New York’a gelir gelmez genelev var mı, diye sordu.”

Fıkradaki söz değişmemiştir; fakat sorunun ve cevabın sunuluş biçimi, okurun çıkaracağı anlamı değiştirmiştir. Öyleyse sormalıyız: Burada gördüğümüz, medyanın yönlendirme gücü müdür, yoksa medyayı yönlendiren anlayışın gücü mü?

Medya, gücünü toplumu bilgilendirmek için de belirli çıkarları korumak için de kullanabilir. Ülkemizdeki basın ve yayın kuruluşlarının kimlere ait olduğunu, nasıl gelir elde ettiğini ve hangi görüşlere ne kadar yer verdiğini bilmek; önümüze sunulan haberleri ve yorumları daha bilinçli değerlendirmemize yardımcı olur.

YILMAZ KARAHAN

Editör yorumu: Makale, medya sahipliği ile yayınların içeriği arasındaki ilişkiyi sorguluyor. Papa fıkrası, bir söz doğru aktarılmış olsa bile bağlamından koparıldığında okurun yanıltılabileceğini gösteriyor. Yazının okura yönelttiği temel soru, haberi kimin yayımladığı kadar nasıl sunduğuna da dikkat edip etmediğimizdir.

Paylaş:

Yorumlar

Yorum yap