8) HİNDULAR VE MÜSLÜMANLAR BİRLİKTE, İNGİLİZLERE KARŞI SAVAŞTI

Yayin Tarihi 8 Ocak, 2008 
Kategori TEŞKİLAT-I MAHSUSA

 

HİNDULAR VE MÜSLÜMANLAR birlikte İngilizlere karşı savaştı ( 8 )

Hindistan’ın İngiliz sömürgesinden kurtularak bağımsızlığını kazanması için mücadele veren Sih, Hindu ve Müslüman eylemciler Teşkilat-ı Mahsusa tarafından desteklendi. Hint İhtilal Komitesi’nin ipek mendillere görünmez mürekkeple yazdıkları esrarengiz image00154.jpgmektuplar İngilizleri dehşete düşürdü.

Teşkilat-ı Mahsusa’nın en dikkat çekici operasyonu Hindistan’dı. İslam dünyasının en kalabalık nüfusuna sahip olan ülkede 70-80 milyon Müslüman vardı. Bu, Osmanlı nüfusunun beş katıydı. İngiltere’nin de en büyük sömürgesiydi. Hintli müslümanlar Trablusgarp’ın işgali sırasında Kalküta’da Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti’ne Yardım Cemiyeti kurdular. Hint Kızılayı Balkan savaşlarında Türkiye’ye yardım getirdi. Bulgar işgali altındaki Edirne’lilere gıda ve para yardımı yaptı. Kızılay heyetinin temas kurduğu kişi Kuşcubaşı Hacı Sami idi. Hindistan’da kurulan bir örgüt de “Rumeli Muhacirlerine Yardım Cemiyeti’ydi. Hint-Osmanlı ortaklığıyla “Encü-men-i Hüddam-ı Kâbe” kuruldu. Kuruluş gerek-çesi, kutsal beldelerin güvenliğini sağlamaktı.

SİHLER ENVER PAŞA’YI SEVDİ

Teşkilat-ı Mahsusa Hindu, Sih ve Müslüman ihtilalcilerle ilişki kurdu. Sih-Gadar Partisi lideri Har Dayal ve Raca Mahendra Pratap bunlardan ikisiydi. Stanford Üniversitesi’nde ders veren ve İsviçre’ye sürgün edilen Dayal, İstanbul’a gelerek Teşkilat-ı Mahsusa ile ilişki kurdu. Partide Prof. Mevlana Bereketullah da etkindi. Tokyo Üniversitesi’nde hoca olan Bereketullah İstanbul’a yerleşip Osmanlı vatandaşı oldu. Dr. Vahdet Keleşyılmaz’ın “Teşkilat-ı Mahsusa’nın Hindistan Misyonu” adlı kitabındaki bilgilere göre 5 hafta İstanbul’da kalan Dayal, Enver Paşa’ya bir ihtilal programı sundu. Program geniş ölçüde kabul gördü. “Genç Hindistan Cemiyeti”, “Seyfi Hindistan Cemiyeti”, “Hind Uhuvvet-i İslam Cemiyeti” gibi örgütler bu program çervesinde kuruldu. İstanbul’da Urduca, Arapça ve Türkçe olarak çıkan Cihan-ı İslam ve Uhuvvet gazetelerini Teşkilat-ı Mahsusa finanse ediyordu. Cihan-ı İslam’ın sahibi Hintli Ebu Said El Arabi’ydi. Hintlileri İttihad-ı İslam’a davet eden Arabi’nin yazıları Hindistan, Türkiye, Suriye, Mısır ve İran gazetelerinde yer aldı. Teşkilatın finanse ettiği bir diğer kuruluş, İndian National Party’nin yayın organı Hind Haber Ajansı(The Indian News Agency) idi.

İHTİLALCİLERİN TEK DAYANAĞI OSMANLI

Hintli ihtilalciler, Afganistan Emiri Habibullah’ın Osmanlı ile işbirliği yapmasına hayati önem atfetmişti. Emir ise, tarafsız kalmayı istiyordu. Teşkilat, Başbakan Nasrullah ve Emir’in kardeşi Emanullah Hanı yakın markaja almıştı. Emanullah Han, Osmanlı yanlısı Mahmut Tarzi’nin damadıydı. Enver Paşa ve Alman Genelkurmayı, Afgan Emiri’ne ortak heyet gönderilmesi hususunda anlaştı. Heyet başkanı Rauf Orbay’dı. Heyette Raca Mahendra ve Bereketullah Efendi yer alıyordu. İran içlerinde iken ortak misyon sona erdirilmiş, Almanlar yanlarında bir Türk subayının refakatında Kabil’e varmıştı. Heyet, Kabil’de çok sıcak karşılanmıştı. Emir ayak sürüyor, yerine getirilmesi zor şartlar öne sürüyordu. Bu arada Ubeydullah Sindi, Kabil’e geldi. Küçük yaşta müslüman olan Sih asıllı Sindi, İngilizler tarafından aranıyordu. Pratap, Bereketullah ve Sindi, Almanlara güvenmiyordu. Dayanılması gereken tek güç Osmanlıydı. Emir’e rağmen Hükümet, Afgan sınırından Hindistan’a geçen ihtilalcilerin silahlı hareketlerine göz yumuyordu.

Türk subaylar aşiretler arasında

Raca Pratap, Bereketullah ve Ubeydullah, Kabil’de sürgün hükümeti kurdu. Hükümetin başkanı Mhendra, başbakanı Bereketullah, İçişleri bakanı Ubeydullah idi. Cihat fetvası bölgeye ulaştıktan sonra Hindistan ordusundaki firarlar hızla arttı. Afgan sınırına yakın bölgeler kaynıyordu. Hayber geçidinde aşiretler İngilizlere saldırıyordu.

İPEK MENDİL KOMPLOSU

İngilizlerin ele geçirdiği bazı mektuplar komitenin planlarını açığa çıkarıyordu. Mektuplar ipek mendil üzerine görünmez mürekkeple yazıldıkları için İngiliz kaynaklarında “Silken Letter Conspiracy (İpek mektup Komplosu) olarak zikredildi. Prof. Azmi Özcan’ın, Temmuz 1993 tarihli “Tarih ve Toplum” dergisinde “İngilizlere Karşı Hind-Osmanlı Planı Yahut İpek Mektup Komplosu” başlıklı makalesinde önemli bilgiler var. Buna göre Hicaz’da Hintli Mevlana Mahmudul Hasan, Hicaz Vali ve kumandanı Galip Pasinler Paşa ile temas kurmuştu. Galip Paşa, Hintli, Afganlı Müslümanlar arasında dağıtılmak üzere yazdığı mektupta,”Eskiden Diyubendi Medresesinde müderris olan Mevlana Mahmudul Hasan Efendi bizimle irtibattadır. Bu mesele üzerinde tam bir fikir birliğimiz var ve bizden gerekli direktifleri almıştır. Eğer Hasan Efendi size gelirse ona güveniniz ve ihtiyacı olan herşeyle destek olunuz” diyordu. Mahmudul Hasan, Medinede Enver Paşa ve Cemal Paşa ile görüştü. Mektuplar Hindistan’da elden ele dolaştı. Medine ve Kabil arasındaki irtibat, ipek mendillere görünmez mürekkeple yazılan mektuplarla sağlanıyordu. Mektuplarda Cunudur-Rabbaniye adıyla askeri bir teşkilatın kurulduğu, bildiriliyor, liderliğine Mahmudul Hasan’ın seçildiği, merkezinin Medine olduğu ifade ediliyordu. Teşkilat’ın amacı Müslüman ülkelerin ittihadı ve kurtuluşuydu.

30 YIL SONRA ÇÖZÜLEN ŞİFRE

Hintli Müslümanların Afgan sınırına yakın bölgelerde başlattığı silahlı hareketler, Har Dayal yanlısı Hintli askerlerin isyanlarıyla büyüdü. Singapur’daki İngiliz garnizonunda çıkan isyanda çoğu subay 40 İngiliz subay öldürüldü. İsyan, Rus, Japon ve Fransız gemilerinden sevk edilen askerlerin müdahalesiyle bastırılabildi. Afgan sınırında ciddi hareketler oluyordu. Elden ele dolaşan mektuplar İngilizlerin dikkatini çekmişti. Bazı mektupların ele geçirilmesinin ardından büyük bir tutuklama furyası başladı. Ubeydullah Sindi, İngiliz baskısıyla Kabil’de gözetim altına alındı. 1918’de savaş sona erdi. Galip Paşa harp esiri oldu. Galipname olarak zikredilen mektubun varlığını kabul etmişti.

Şerif Hüseyin’i destekleyen bir fetvayı imzalamayan Mahmudul Hüseyin ise İngilizlere teslim edildi. Hint isyanının akim kalmasının ayrıntıları 40 yıl sonra aydınlandı. Hindistan Genel Valisi Lord Hardinge anılarında, Vincent Kraft adlı bir Alman’ın Singapur’da ele geçirildiğini, üstünde Amerika’dan gelen silah yüklü gemilerin uğrayacağı limanları gösteren haritaların çıktığını söyledi. Bol para ve güvenli yaşam vaadi alan Kraft, yakalanmamış gibi çalışmaya devam etmiş, Hindistan, Burma, Singapur, Tayland’ta Hintli ve Burma’lı yüzlerce ihtilalcinin yakalanmasını sağlamıştı. Kraft’ın adı İngiliz gizli belgelerinde Ajan X ‘ti.

Çerkeş Şeyhizade Halil Halit Bombay’da

Hindistan’da İttihad-i İslam çalışmaları yapan bir başka ünlü şahsiyet de Osmanlı’nın Bombay Başkonsolosu Halil Halit Bey’di. 1913-1914 yılında görev yaptığı Hindistan’da her gittiği yerde coşkulu kalabalıklar tarafından karşılanan Halit Bey’in 1911’de kaleme aldığı “Türkler ve Araplar” adlı risalesi İslam dünyasında geniş yankı bulmuştu. Risalesinde Halit Bey, “Türklerle Araplar arasındaki siyasi yakınlık bağları ne kadar zayıflatılırsa, İslam’ın istiklal ve hakimiyeti o nisbette zevale uğrar; yine o takdirde , bu iki kavmin evlatları-Şarklıları denk saymaya tenezzül etmeyen ve daima aşağı gören-Batılıların tasallutuna o nisbette maruz kalırlar ve işte o zaman iftihar ettikleri milli duyguları da aynı derecede kaybolup gider” diyordu. Bombay’da Ebül Kelam Azad, Muhammed Ali ve kardeşi Şevket Ali ile yakın dost olan Halit Bey, Cambridge Üniversitesi’nde hocalık yapan ilk Türk’tü. Birinci cihan harbi çıktıktan sonra İngilizler, Halit Bey’le yakın ilişkisi olan pek çok Hintliyi tutukladı. Halvetiliğin Çerkesi kolunun kurucusu Şeyh Mustafa Çerkeşi’nin torunu olan Halit Bey, Can Kıraç’ın eşi İnci Kıraç’ın yakın akrabası oluyor.

Şeyh Şamil’in torunu Teşkilat’ın Osmancık taburunda teğmendi

Teşkilat-ı Mahsusa’ya bağlı gönüllü taburlarından biri Osmancık’tı. Başta Yüzbaşı Cemil ve ünlü çeteci Yahya Kaptan olmak üzere taburun subayları Batı Trakya ve Trablusgarp’te bulundu. Osmancık Taburu, Süleyman Askeri’nin emrinde Basra’da İngilizlere karşı savaştı. Tabur komutanı Yüzbaşı Cemil ve pek çok gönüllü şehit düştü. Ali Çetinkaya ve MAH Başkanı Naci Perkel de taburun komutanlarındandı. Taburun teğmeni Şeyh Şamil’in torunu Hamza Osman, “Bir Avuç Kahraman” isimli kitabında şöyle anlatıyordu: “Harp meydanlarında verdiğimiz zayiattan başka, kuş uçmayan kervan geçmeyen köylerde, bin bir zahmet ve meşakkat tan, açlık, susuzluk, güneş çarpması ve sıcak memleketlere mahsus birçok hastalıklardan ne aslan gibi delikanlılar kaybetmiştik. Ne kadar mert ve kıymetli subay ve erlerimiz oralarda son nefeslerini vermişlerdi. Kumların seraplarına karışmış olan bu mezarsız şehitlerimizin aziz hatıraları önünde kalbimden taşan saygı hisleriyle eğilirim. Vatan uğrunda imanla ölenlerin yüksek şerefi yanında her şeref sathi ve geçicidir.”

Teşkilat-ı Mahsusa’nın bahtsız evladı

Mehmet Emin Tuksavul, Hindistan yer altı teşkilatında çalışan Teşkilat-ı Mahsusa ajanlarından biriydi.. Üç çocuğu ve eşini kayınpederine emanet ederek ortadan kaybolan Emin Bey, 1913’te Teşkilat’a katılmıştı. 1916’da İngiliz Kızıl haçı, Emin Bey’in Hindistan’da bir İngiliz esir kampında kurşuna dizildiğini bildirdi. Oysa Emin Bey, esir kampından kurtulmayı başarmıştı. 1921’de İstanbul’a döndüğünde, bir başkası ile evlenen eşinin yanı sıra Edirne Kadısı olan babası da üzüntüden hayatını kaybetmişti. Bacanağı ise Fransızlarla işbirliği yaptığı için Beyrut Emniyet Müdürlüğü’ne getirilmişti. Bacanağını vurmak için Fransız işgali altındaki Beyrut’a giden Emin Bey kendisine kurulan bir pusu sonucunda şehit oldu. Hâlâ mezarı belli değil.

Teşkilat’ın sadık eylemcisi Bereketullah Efendi

Hint İhtilal Komitesi’nin liderlerinden Mevlana Bereketullah Efendi, Teşkilat-ı Mahsusa’nın yerine kurulan İslam İhtilal Cemiyetleri İttihadı’nın Hindistan temsilcisiydi. Bereketullah Efendi, Enver Paşa şehit olduktan sonra Amerika’ya gitti, 1927’de San Fransisco’da vefat etti.

Hamza Osman Menderes’in hapis arkadaşı

Hamza Osman Erkan’ın babası , Hicaz Valisi ve Medine Muhafızı Çerkes Osman Ferid Paşa’ydı. Ünlü reklamcı Nail Keçili’nin dedesi Teşkilat-ı Mahsusa’dan Yenibahçeli Şükrü, Paşa’nın akrabası. Hamza Osman ile Kazım Karabekir Paşa bacanak. 1950’de DP’den Kocaeli Milletvekili seçilen Hamza Osman 27 Mayıs darbesinde Yassıada’ya gönderildi. Ünlü metin yazarı, reklamcı ve radyo programcısı Rana Pirinçcioğlu, Hamza Osman Erkan’ın torunudur.

 

Abdullah MURADOĞLU
amuratoglu@yahoo.com

 

 

Yorumlar

“8) HİNDULAR VE MÜSLÜMANLAR BİRLİKTE, İNGİLİZLERE KARŞI SAVAŞTI” yazisina 4 Yorum yapilmis

  1. hüseyin eroğlu yorum tarihi 2 Haziran, 2008 23:48

    Harika bir yazı Enver Paşa’ yı hayalperestlikle suçlayanlar onalrın kurduğu ülkede onları kötüleyenler utansın yazıklar olsun tarih derslerinde Enver Paşa gibi atalarımızı kötüleyenlere yazıklar olsun böyle müfredat hazırlayan devlete

  2. Enes Şengönül yorum tarihi 12 Temmuz, 2008 21:02

    Sayın Hüseyin Eroğlu’ya aynen katılıyorum.Bu olayları sitenize ekleyipte okuma fırsatı verdiğiniz için teşekkürler

  3. İsmail Sevinç yorum tarihi 19 Şubat, 2012 06:37

    1920 lerde Hindistanın nüfusu 300 milyon. Pakistan, Bengal, Birmanya, Tayland, Srilanka 500 milyon. İngiliz askeri birliği olsun 300 bin yada en çok 500 bin kişi. Gerilla savaşı yapılır sökülüp atılırdı bunlar oradan. Osmanlıyla dayanışma çok güzel birşey ancak Hintlilerin kendi aralarında birlik ve yeterli mücadele azmi olmaması kötü. Hintliyi Hintliye kırdırıp yönetti oraları İngiliz bir birbuçuk asır. İngilizler yeri geldi kurtuluş şavaşında Hintli Müslüman askerleri bize karşıda kullandı. Gebzede aslı Hintli Müslüman İngiliz askerleride vardı. İngilizlerde her hile var. Halifeliği kurtaracağız deyip kullandılar onları. Macera güzelde sonuç gene İngiliz çizdi dünya haritasını.
    Hintlilerin Osmanlıyla dayanışma azmi acıların ortak olmasından kaynaklanıyor. Kim yada kimler bu iki devlet için açayım Türklük ve İslamiyet adına mücadele ettiyse Allah onlardan razı olsun.
    Enver paşa için şahsi düşüncelerim iyimser ama yapabildikleri sınırlı. Bildiği doğru yolda şehit oldu.

  4. Mojekler Mekany: Turkmenistan yorum tarihi 30 Ocak, 2016 11:05

    Enver Paşa sadece hindulari degil türkmenleri hem rus bolşeviklerine karşi ayaklandirdi, Türkmen Serdari Cüneyit Han başarisizliga uçrayip Afganistana kaçdi ve orada vefat etdi, kurulmuş Turkmenistan Cumhuriyetinin ilk lideri olarak tarihe gecen Gaygisiz Ayabayevi hem basmaçi liderleriyle ilişkisi var diye Modkovaya çagirip kurşuna dizdiler, tarihimiz ögrenilmeden yatiyor, hep birlikde dolu dizgin ogrenelim bunlari. birde Pana Film gibi kaliteli bir dev şirketden Enver Paşanin destansi yolunu dizileşdirmenin arzusunu ediyoriz..

Yorum yap