10) SON ANA KADAR “İTTİHAD-I İSLAM”

Yayin Tarihi 10 Ocak, 2008 
Kategori TEŞKİLAT-I MAHSUSA

 

Enver Paşa: Son ana kadar İttihad-i İslam

( 10 )

Enver Paşa 1918’de Teşkilat’ı Mahsusa’nın resmen tasfiye edilmesini istedi. Bunun yerine Umum Alemi İslam İhtilal Teşkilatı’nı kurdu. İhtilal Teşkilatı İngiliz ve Fransız sömürgeciliğine karşı pek çok milli örgütü de çatısı altında topladı. Enver Paşa’nın ölümüyle image00169.jpgörgüt dağıldı

Enver Paşa 1918’de yurt dışına çıkmadan önce Teşkilat-ı Mahsusa’ya vekalet eden Hüsamettin Ertürk’ü çağırdı. Osmanlı yenilmişti. İttihat ve Terakki Hükümeti çekilmişti. Enver Paşa, Ertürk’e Teşkilat’ı resmen feshetmesini istedi. Ancak varlığı sürecekti. Silah ve cephaneler gizli depolara aktarılacaktı. Teşkilat’ın kadroları, gizli silah ve cephane depoları büyük ölçüde Milli Mücadele’ye intikal edecekti.

SON ANDA BİLE MİSAFİRLERİ DÜŞÜNDÜ

1918 sonlarında İslam dünyasının çeşitli yerlerinden gelen ve Teşkilat-ı Mahsusa tarafından misafir edilen yüzlerce subay, din adamı, aşiret reisi ve şeyh vardı. Bunların başında Şeyh Ahmet Şerif Sunusi geliyordu. Enver Paşa, Ertürk’e talimat veriyordu: “Topkapı Sarayı’nda misafir edilen Şeyh Sunusi Hazretleri, Fatih medreselerinde barındırdığımız bunca şeyh, Mısırlı umera ve zabitan, velhasıl misafiran-ı İslamiye namı altında İstanbul’da topladığımız mücahitlerin hepsi gidinceye kadar iaşe edilecek. Bunların salimen memleketlerine firarlarını temin etmelisin. Aman Hüsamettin Bey elinden gelen yardımı esirgeme, hepsi imparatorluğumuza hizmet etmişlerdir, ileride de edeceklerdir” diyordu. Enver Paşa, Türk-İran İslamları Birliği Reisi İranlı Şeyh Esad Efendi, İranlı nazır Nizam üs-saltana ile yüze yakın İranlı zabitan ve mücahit, eski İran Şahı Muhammed Ali’nin biraderi Salarüddevle’nin salimen İran’a gönderilmesini istiyordu. Paşa’nın son sözleri şuydu: “Teşkilat-ı Mahsusa’nın bundan sonraki ismi Umum Alemi İslam İhtilal Teşkilatı olacaktır. Siz de Teşkilat’ın İstanbul şubesi reisisiniz. Bunu kuran benim, sizi seçen benim.”

İRA’YA ELLİ BİN LİRA

Teşkilat-ı Mahsusa yerine ikame edilen “İslam İhtilal Cemiyetleri  İttihadı” ya da İttihad-ı Selamet-i Milli’nin merkez üyeleri Enver Paşa, Ziya Bey, İbrahim Tali, Halil Paşa, Sami Bey, Seyfi Bey, Azmi Bey’di. Örgütte Mısır’ı Dr. Ahmed Fuad, Suriye’yi Şekip Arslan,  Kuzey Afrika’yı Muhammed Yasin Hamza, Hindistan’ı Bereketullah Efendi ve Cemal Paşa temsil ediyordu. Merkezi Berlin’de olan örgütün başkanı Talat Paşa’ydı. 1920’de Bakü’deki Şark Milletler Kurultayı’na Enver Paşa Kuzey Afrikayı temsilen katılıyordu.

Zafer Toprak’ın “Toplumsal Tarih” dergisinin Temmuz 1997 sayısındaki makalesinde yer verilen Fransız gizli raporuna göre Örgüt Damat Ferit, Süleyman Şefik Paşa ve Anzavur’u ortadan kaldıracaktı. Yanı sıra Tunus ve Mısır’lı devrimcilere birer milyon Frank, IRA(İrlanda Kurtuluş Ordusu)’ya da 50 bin lira verilecekti. Örgütün 1921’de Berlin’deki kongresine Mısır’dan Şeyh  Abdulmecid el- Bekr, Mahcub Sabit, Abdulaziz Çaviş, Şeyh Mehmet Necid, Türkiye’den Küçük Talat, Hasan Fehmi, Hacı Evliya Efendi, Fevzi Bey ve Bahattin Şakir, Tunus’tan Şeyh Salih Tunusi, Seyyid Mehmet Ganimi, Mustafa Şefik Bey, Rusya’dan Abdurreşit İbrahim, Mehmet Begof, Cafer bey(Seyitahmet Kırımer), Emin Kekirof, Hacı Mecdi Efendi, Suriye’den Mehmet İhsan Bey, Bulgaristan’dan Hafız Sadık, İran’dan Mirza Hüseyin Daniş, Hacı Musib Efendi ve Seyid Abdusselam katılıyordu.

SÖMÜRGEYE KARŞI BİRLİK

İttihad-ı Selamet-i İslam, İslam Komünterni oluşturmaya dönük faaliyetlerin merkeziydi. Berlin’de Şark Kulübü, Roma’da Şark Mazlum Halkları İttihadı, İttihad-ı Selamet-i Milli’nin yan örgütleriydi. Şark Kulübü İran komünistlerine ait Azad-i Şark Dergisi’ne kol kanat gerdi. Şark Kulübü Başkanı Şekip Arslan’dı. Kulüb, Mısır, Suriye, Hindistan, Afganistan, Türkiye, Azerbaycan, Tunus, Fas, Cezayirli devrimcilerin buluşma yeriydi. Enver, Talat ve Cemal Paşalar ile Bahattin Şakir ve Azmi Bey’in şehit düşmeleriyle Örgüt zaafa uğradı. Buna rağmen örgütün 1923’te Berlin, Mısır, Tunus, Suriye, Hindistan, Rusya, Ankara, Fas-Cezayir-Tunus’u içeren sekiz birimi vardı. 1924’de Osmanlı İmparatorluğu tasfiye edilince Örgütün Türk kanadı dağıldı. Ortaya çıkan otorite boşluğunu bu kez Mısır’daki Hizbül Vatani doldurdu.

Kimler gelip, kimler geçmiş

Libya, Balkanlar ve Birinci Cihan Harbi’nde faal olan Teşkilat-ı Mahsusa ile ilişkili yüzlerce isim var zikrediliyor. Bunlar arasında  Celal Bayar gibi Cumhurbaşkanları, Refik Saydam, Şükrü Kaya, Rauf Orbay gibi başbakanların yanı sıra bakanlık yapan Hafız Mehmet, Kara Kemal, İhsan Eryavuz, Behiç Erkin, Reşit Galip Aydın, Ali Çetinkaya, Kazım Özalp, Süleyman Şefik Paşa, Prof. Fuat  Köprülü, Kara Said Paşa, milletvekilleri Fahrettin Erdoğan, Müfit Özdeş, Yenibahçeli Nail(Keçili), Filibeli Hilmi, Kara Vasıf, Fuat Bulca, Tahsin Uzer, Sabit Sağıroğlu, Nuri Conker, Ali Fethi Okyar, Halil Türkmen, Memduh Şevket Esendal, Halet Bey, Ubeydullah Efendi, İsmail Canbolat, Emrullah Barkan, Ruşeni Barkın da yer alıyor.

MİTHAT PERİN’İN BABASI TEŞKİLATTAN

İzmir’in işgali sırasında Yunan ordusuna ilk kurşunu sıkan gazeteci Hasan Tahsin de Teşkilat’ın fedailerindendi. Toplum Gönüllüleri Vakfı Başkanı İbrahim Betil’in dedesi Karakaş İbrahim Bey, 1955’deki meşhur 6/7 Eylül Olayları’nda sivrilen İstanbul Ekspres’in eski sahibi ve milletvekili Mithat Perin’in babası Celal Perin, Selanik’teki Yeni Asır gazetesinin yazarı Kemalettin İren da Teşkilat’a hizmet etti.

Eşref Bey’in söylediğine göre Teşkilat, Musevi Prof. Avram Galanti, Rum doktor İstalyanos ve Ermeni Keseryan Efendi’den cömertçe istifade etmişti. Teşkilat mensubu bir Osmanlı subayı olan ve ihanet içine giren Nuri Said Paşa, Irak’ta defalarca Başbakanlık yaptı. 1958’deki Irak devriminde kadın kılığında kaçmaya çalışırken öldürüldü.

MALTA’DA MISIRLI DÖRT BAŞBAKAN

Eşref Bey’le Malta’da birlikte tutsak kaldığı dostlarından Saad El Zaglul, İsmail Sıtki ve Muhammed Mahmut Paşalar, Mısır’da Başbakanlık yaptı. Şeyh Hamed El Basel Mısır İslam İhtilal Komitesi’nde çalıştı. Zaglul, Mahmut ve Sıtki Paşalar Teşkilat’ın Mısır kanadıyla ilişkiliydiler. Hidiv yaveri Hasan Hüsnü Şefik, Ata Hüsnü Paşa, El Ahram yazarı Muhammed’üs Sabahi, Emin Attar, Mahcub Sabit ve Mithat Sami Teşkilat’ın vefakar dostlarıydı. Hintli Mevlana Mahmud’ul Hasan ile Teşkilat’ın İskenderiye Şubesi’ni yöneten İbrahim Ethem bey de Malta’dadır.

Atatürk, Şeyh Sunusi’yi övüyordu

Teşkilat-ı Mahsusa’nın büyükleri arasında yer alan Şeyh Ahmet Sunusi, Kuva-yı Milliye hareketini destekledi. Anadolu’yu gezerek vaazlar verdi. İslam dünyasının Anadolu hareketine destek vermesi için çalıştı. Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa, Meclis’te Şeyh Sunusi’nin onuruna davet verdi. Atatürk, konuşmasında Şeyh’i şöyle takdim ediyordu: “Bütün alem-i İslam’ın hürmet ve muhabbetini hakkıyle kazanmış olan bu tarikati ve onun mümtaz mümessilini, riyasetinde bulunduğum Büyük Millet Meclisi namına hürmetle selamlar ve kendisine davamıza gösterdikleri necip alaka ve bizi bu yolda mücadeleye devam hususunda vaki teşviklerinden dolayı minnetle anarız. Afrika’nın en tabii reisini, en salahiyettar hükümdarını ve bize mazideki emsalsiz mücahedeleriyle rehber olmuş Sunusileri de burada kalbimizden gelen en büyük takdir ve takdis hisleriyle alkışlarız.”

Rauf Denktaş Kıbrıs TMT’nin elemanıydı

Teşkilat-ı Mahsusa geleneğine uygun bir örnek, Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı’ydı. Hükümetin, Genelkurmay’ın resmi sorumluluğu dışında, ama bilgisi ve desteği dahilinde, 1958’de Özel Harp Dairesi Başkanı Tümg. Danış Karabelen tarafından kuruldu. TMT’nin Kıbrıs başkanı Yarbay Rıza Vuruşkan’dı. Sahte isim ve mesleklerle Kıbrıs’a giden uzman subaylar, Kıbrıslı Türkleri örgütledi, eğitti, silahlandırdı. Teşkilat mensuplarının genel adı “Mücahitler” idi. KKTC eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “TMT’nin 1 numaralı mücahidi” sıfatıyla teşkilata kaydedildi. 3 yılda hücreler halinde 5 bin mücahit eğitildi. Rıza Vuruşkan’ın sağ kolu olan Denktaş, 17 yıl varlığını sürdüren TMT’nin mensubuydu.

Kürt mücahitler Kanal’da çarpıştı

İslam dünyasından pek çok alim ve aydın, İttihad-ı İslam projesine destek verdi. Teşkilat-ı Mahsusa’ya kol kanat gerenlerin etnik dağılımı İslam dünyasının renklerini taşıyordu. Aynı ideal etrafında toplanan isimler şöyleydi: Kanal harekatında savaşan Kürt mücahitlerin komutanı Hilmi Musallimi, Tunuslu Şeyh Salih Tunusi, Mısırlı Şeyh Abdulaziz Çaviş, Lübnanlı Dürzi Şekip Arslan, Mehmet Akif, Sibiryalı Abdulreşit İbrahim, Libyalı Şeyh Şerif Ahmet Sunusi, Hintli Mevlana Berekatullah, Muhammed Ali-Şevket Ali Ebul Said El Arabi, Kürt Şeyh Cevad Berzenci’nin damadı Yusuf Şetvan, Cezayirli Emir Ali ile Emir Halit.

Gandi’yi etkilemişler

Teşkilat-ı Mahsusa ile ilişkilendirilen bazı isimler: “Beşiktaş  yöneticisi Mehmet Ali Fetgeri, Atatürk’ün başyaveri Rüsuhi Savaşçı, Dr. Fuat Sabit Ağacık, Şeyh Şamil’in torunu Sait Şamil,  Prof. İsmail Hami Danışmend, Müşir Deli Fuad Paşa, Nuri Killigil ve Halil Kut Paşalar, MAH Başkanı Naci Perkel, Genelkurmay Başkanı Nafiz Gürman, Alevi Balabanlı ve Şadıllı aşireti reisleri Gül Ağa ile Kırmo Yusuf, Prof. Halim Sabit Şibay, Vehip Paşa, Prof. Ali Hüseyinzade, Filistinli lider Hacı Emin El Hüseyni, Süleyman Numan Paşa. Teşkilat’ın Hindistan’daki etkisini ise Eşref Bey şöyle özetliyor: “Hindistan’daki gizli teşkilatımız, büyük muvaffakiyetler kaydetti. Din farkı olmaksızın Müslüman-Budist-Brahman topluluklarını Müstakil Hindistan ideali etrafına toplayan teşebbüsümüze, Gandi, Mevlana Mehmet Ali , Said Han, Mevlana Mahmut Hüseyin, Ali Şevket, Muhammed Ali Cinnah, şair İkbal, Nehru gibi mücahitler toplandı.”

NOT: Dizi hazırlanırken büyük yardımlarını gördüğüm dostlarım Sinan Tavukçu, M. Rüyan Soydan, Dr. Ramazan Yıldırım, Ali Özcan ve Müfit Yüksel’e teşekkür ederim.

Abdullah MURADOĞLU
amuratoglu@yahoo.com

 

 

Yorumlar

“10) SON ANA KADAR “İTTİHAD-I İSLAM”” yazisina 6 Yorum yapilmis

  1. Samet Acar yorum tarihi 10 Ocak, 2008 13:02

    Sayın Yılmaz Bey,Enver Paşa için kısa ve öz şu sösözler ifade edilebilir:”Önce kapını,sora sokağını,sorada çevreni temizlemesi ve temiz tutması”gibi …düşünülebilir.İyi niyetli olabilir,birşeyler yapmaya çalışabilir,ama önemli olan ileriyi görebilmek,nereden başlanırsa başarı ediliri düşünmek ,birbilirsir birbilene tekrar sormak başarının yarısıdır.Enver Paşa akıllıca bir hareket planları yapamamıştır.Dolayısıyla başarılı da olamamıştır.Şöyle düşünmek gerekir:Acaba ATATÜRK TÜRKİSTAN’I nasıl kurtarmalıyız ! diğe hiç mi düşünmemiştir ?Elbettiki düşünmüştür,ancak önce Anadolu olmalıydı ki öyle yaptı.Akıllıca hareket planları başarıya götürmüştür.Tarihi olayları belgeleyen Cemal Kuta’ın 1962tarihli eserinde “ANA-VATAN’DA SON BEŞ OSMANLI TÜRK’Ü”incelendiğinde Enver Paşa’nın o dönemde hayalperest olduğu insanın ilk aklına geliyor.Acaroğlu’dan selamlar

  2. fecire çetin yorum tarihi 10 Ocak, 2008 21:10

    sayın karahan sizden varsa çevrenizde duyarlıinsanlardan üniversitede okuyan koşulları uygun olmayan öğrenciler için destek olacak insanlar varmı bunlardan biri benim oğlum eyer benimlm iletişim kurarsanız memnun olurum saygılar

  3. Halil MERT yorum tarihi 5 Şubat, 2008 11:19

    Sizi kutlarım.. Son dönememine hatta tasfiye edilene kadar Osmanlı Mütefekkiri ve devlet adamının kafasında hep hilafet makamlığına sahip çıkış ve İttihad-ı İslam (islam Birliği) fikri vardı.
    Atam da Hilafeti kaldırmayıp TBMM’nin şahs-ı Manevisine teslim ederek bu konuda bana göre bir tavır koymuştur.
    Afganistan’a Atamın verdiği emek ne ile izah edilebilir. Onlarda İttihad- İslam ve Turan fikirleri hep vardı ve onlara ruh ve dinamizm veren temel ideallerinden biriydi.
    Enve Paşa ile Atam arasındaki temel ayrım metodlarıydı bana göre fikirleri değil. Onlar beraber Trablusta direndiler ve Trablusgarb Türk devletini kurdular. Onlardan öğreneceğimiz o kadar çok şey varki! Nur içinde yatsınlar, mekanları cennet olsun, Gül Muhammed (S.A.V)’e komşu olsunlar inşaallah…
    Konu üzerinde durduğunuz için kutlarım tekrar.

  4. Halil MERT yorum tarihi 5 Şubat, 2008 11:23

    Bu arada, Hindistan’da hala ne büyük saygı gördüğümüzü gidenlere sorun. Onlar yaptı biz tüketiyoruz hoyratça..

  5. Enes Şengönül yorum tarihi 12 Temmuz, 2008 15:17

    http://www.tacmahal.org/haberoku.asp?page=126

    Link vermek yasak mı bilmiyorum ama,Enver Paşa idealleri uğruna,Türk İslam birliği uğruna şehit olmuş biridir.Lütfen kimse Enver Paşa’yı yanlış yargılamasın.Eğer Sarıkamış’da emirleri uygulansaydı,başarılı olunacaktı.Ama yinede sorumluluk onda derseniz,Çanakkalede de sorumlu oydu.Sarıkamışta başarısız olunupda 23 bin asker şehit edince herkes Enver’e bir şeyler söyler.Ama Çanakkalede 250 bin şehit olmasına rağmen başarılı olunduğu için kimse Enver’e bir şey söylemez.Aksine Enver’in adı bile geçmez.

    Bu arada siteye giriş yapma bölümü olduğu halde üyelik formu yok.Yardımcı olursanız sevinirim.

  6. vefaolgun yorum tarihi 29 Mart, 2011 20:27

    Hazırlayıp sunduğunuz bilgiler için teşekkür ederim.

Yorum yap