332) En Önemli Zafiyetimiz
Yayin Tarihi 5 Temmuz, 2014
Kategori SOSYAL
EN ÖNEMLİ ZAFİYETİMİZ
Bunu milletimizin bir niteliği olarak görmüyorum. Ancak oluşturulan halk kültürünün etkisiyle, bir yanlışı tekrar tekrar yaparak yeni yanlışlar yapma konusunda âdeta kabiliyet kazanıyoruz!
Bilgisizlik, sorgulama eksikliği, hafıza kaybı, tez canlılık, ani tepkiler ve kolayca etkilenme gibi sosyal ve psikolojik etkenler, bizleri sağduyudan uzak yorumlara sevk etmektedir.
Ülke sorunlarına dair hemen her şeyi kişiler üzerinden değerlendiriyoruz. “Ne söyledi? Ne yaptı?” sorularına olumlu veya olumsuz bir tavrı hemen ortaya koyuyoruz.
Bu acelecilik ve kolaycılık yüzünden, önceki yanlışların sonuçlarını hatırlamaya bile fırsat bulamadan yeni yanlışların sonuçlarını yaşamaya kendi kendimizi mahkûm ediyoruz!
Sorunları değerlendirirken kişilerle sınırlı kalmamalı; olayları çözümleyerek onları yaratan sebepleri ve yönlendirici fikirleri anlamalıyız. Eğer fikirleri anlayamazsak olayları çözümleyemez, yalnızca film izler gibi olayların kahramanlarını alkışlar veya yuhalarız!
Bilelim ki düşünce ve fikir erozyonunun başlıca sebeplerinden biri bilgi kirliliğidir. Bilgi kirliliği, bazı mahfiller tarafından güçlü bir tanıtımla özellikle yayılır. Bu kirliliğin fark edilmesini engellemek için yine aynı mahfiller, daha önce öne sürdükleri görüşleri başka bir bilgi kirliliğiyle çürütmeye çalışırlar. Böylelikle gündemi işgal eden iki kirli söylemden birinin haklı gösterilmesi hedeflenir. Kaynakları aynı olan bu söylemler görünürde farklıdır; hizmet ettikleri sonuç ise aynıdır.
İzleyiciler araştırma ve sorgulama alışkanlığından yoksunsa bu görüşlerden birini, kime hizmet ettiğini bilmeden savunmaya çalışırlar…
Bu zafiyetin panzehiri; bilimi önemsemek, millî kültür unsurlarını ve kaynaklarını öğrenmek, araştırmak ve sorgulamaktır. Bu kaynaklardan beslenmeyenlerin beyinleri örümcek ağlarıyla işgal edilecektir!
YILMAZ KARAHAN
5 Temmuz 2014
Editör Yorumu
Makale, kişilere odaklanan toplumsal tartışmaların, olayların nedenlerini ve yönlendirici fikirleri nasıl gölgede bırakabildiğini sorguluyor. Alkışlayan veya yuhalayan seyirci benzetmesi, düşünmenin yerini taraf tutmanın almasına dikkat çekiyor. Görünürde karşıt söylemlerin hizmet ettikleri sonuçlar üzerinden değerlendirilmesi çağrısı, yazının temel uyarısını oluşturuyor. Bilim, millî kültür ve sorgulama alışkanlığı ise bu zihinsel bağımlılıktan çıkışın dayanakları olarak sunuluyor.
Yorumlar
Yorum yap
