281) ANLAYABİLMEK!
Yayin Tarihi 21 Ekim, 2011
Kategori SOSYAL
ANLAYABİLMEK!
Anlayabilmek zordur!
Okur, ancak anlamaz…
Duyar, ancak ne olduğunu anlamaz…
Görür, ancak ne olacağını anlayamaz…
Neden anlamaz?
Çünkü zihinsel sorgulama yeteneğini geliştirecek bilgilerden yoksun yetiştirilmiştir. Kendi aklını birilerinin aklına ipotek ettirmiştir. Artık düşünmesine gerek yoktur. Zira onun yerine düşünenler ve söyleyenler vardır. Neleri okuyacağı, neleri duyacağı ve nereleri göreceği kendisine gösterilmiştir. Bunların dışındaki bütün yazılar, söylemler ve olaylar yanlıştır!
Hepimiz bir şekilde yönlendiriliyoruz. Toplum olarak neleri bilmemiz gerektiği bize öğretiliyor. Sürekli olarak belirlenmiş öğretilerin ve düşünce kalıplarının içinde yorum yapmamız isteniyor. Çoğumuz da “Uyduk hazır olan imama.” diyerek dağarcığımızdaki ezberlerle tepki vermeye çalışıyoruz.
Toplumsal olaylar karşısındaki tepkilerimiz de çoğu zaman kendi değerlendirmelerimizden değil, bize sunulan haberlerin dili ve ağırlığından doğuyor.
Terörle ilgili haberlere tepki gösteriyoruz. Peki, neden tepki gösteriyoruz?
Çünkü şehit haberleri ve şehitlerimizin sayısı içimizi dağlıyor…
Acaba terör olaylarında şehit verilmese kitlesel bir tepki gösterecek miydik? Yirmi dört şehit ve on sekiz yaralı yerine kırk iki yaralı olsaydı tepkimiz ne olurdu?
Öyle bir duruma getirildik ki bir veya iki şehit verildiğinde, medya dâhil toplumun önemli bir bölümü olayı yeterince önemsemiyor; sayı onlarca olduğunda ise “Ah, vah!” diyerek üzüntüsünü sonuç getirmeyecek şekilde ifade ediyor.
“Yaralı” kelimesi ise sanıyorum toplumda yeterli bir kaygı ve üzüntü yaratmıyor. “İyi ya, ölen yokmuş!” diyerek geçiştirdiğimiz olaylarda, yaralıların kısa zamanda eski sağlıklarına kavuşarak görevlerine dönebileceklerini sanıyoruz. Bu da yaşadığımız başka bir algılama sorunudur.
Bu yaraların vücudun neresinde olduğunu ve nasıl sonuçlar doğuracağını biliyor muyuz? Çoğu zaman bunu da önemsemiyoruz.
Bu yaralar kolda veya ayakta oluşan basit birer sıyrık değildir. Vücutta derin izler bırakmış olabilir. Yaralanan kişi bir uzvunu kaybetmiş olabilir. Belki tedavi sürecinde Hakk’ın rahmetine kavuşacaktır. Yaşasa bile hayatını tek başına sürdüremeyecek durumda kalabilecektir!
Bunu anlayabiliyor muyuz?
Terör olaylarına tepki göstermeyi ve yönetenleri uyarmayı yalnızca şehit haberleri aldığımız zamanlarda hatırlamamız büyük bir gaflettir. Terör eylemleri ülke bütünlüğüne, devlet otoritesine ve toplumun huzuruna yöneliktir. Bu nedenle tek bir kişinin bile burnu kanamasa, can veya mal kaybı yaşanmasa dahi teröre karşı kamu huzurunu bozmayacak biçimde tepki gösterilmeli ve yöneticiler gerekli tedbirleri almaları için uyarılmalıdır.
Ülkemizin dışında ölen veya öldürülen kişiler için sürekli gıyabi cenaze namazları kılan bazı cemiyetler ve cemaat mensupları vardır. Bu kişiler, terör saldırılarında şehit olan asker ve polislerimiz için neden aynı duyarlılığı göstermemektedir?
Bunu da anlayamıyorum!
Anlayan var mı?
YILMAZ KARAHAN
21 Ekim 2011
EDİTÖRÜN NOTU
Bu makale, 19 Ekim 2011’de Hakkâri’nin Çukurca ilçesinde gerçekleşen ve 24 askerimizin şehit, 18 askerimizin yaralı olduğu terör saldırısından iki gün sonra kaleme alınmıştır. Yazar, yalnızca verilen şehitler üzerinden oluşan toplumsal tepkiyi değil; yaralanan insanların yaşadığı kalıcı bedensel ve ruhsal acıların yeterince görülmemesini de sorgulamaktadır.

Bu makalenin hazırlanması ve düzenlenmesi sürecinde yardımcı araç olarak ChatGPT’den yararlanılmıştır.
Yorumlar
Yorum yap