2) MENGÜCEK BEYLİĞİ

Mengücekliler  Erzincan, Kemah ve Divriği’de, on birinci yüzyılın sonundan, on üçüncü yüzyılın sonuna kadar hâkim olan Türk beyliği. Kurucusu olan Mengücük Gâzi, Büyük Selçuklu Devleti sultanlarından Alparslan’ın kumandanlarındandır. Onun; Oğuzlar’ın, Kayı, Bayat, Karaevli veya Alkaevli boylarından birine mensup olduğu hakkında görüşler mevcuttur. 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra, Anadolu’nun zaptı için vazifelendirilen beylerden biri de Mengücük Gâzi […]

Paylaş:

1) ANADOLU BEYLİKLERİ

 ANADOLU BEYLİKLERİ Malazgird muhârebesinden sonra, Anadolu’da kurulan Türk beyliklerinin umûmî adı. Bu beylikler, kaynaklarda Tevâif-i mülûk ismiyle geçmektedir. Malazgird zaferinden sonra bir çok akıncı beyi, Anadolu’yu Bizanslılardan temizlemek için seferler düzenledi. Bunlardan bir kısmı, Anadolu’da ilk Türk beyliklerini kurdular. İstanbul boğazına kadar Anadolu topraklarının büyük kısmı bu beyliklerin eline geçti. Beyler, Selçuklu sultânını hükümdar tanımakla beraber, başlarına […]

Paylaş:

711) HAKKARİ’DE 4 BİN YILLIK TÜRK MEZARI

Hakkari’de 4 Bin Yıllık Türk Mezarı Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Veli Sevin de Anadolu kapılarının Malazgirt’le açılmadığını Türklerin binlerce yıl önce Anadolu’da var olduklarını iddia etti Türklerin Anadolu’ya 1071 Malazgirt Zaferi’yle girmediği tezini öne süren Afyon Kocatepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ekrem Memiş‘ten sonra, Türk Tarih Kurumu adına Anadolu’da kazı çalışmaları yürüten Yüzüncü Yıl […]

Paylaş:

71) İBNİ SİNA’NIN TÜRKLÜĞÜ

  İslâm Tababetinde Türk Hekimlerinin Mevkii ve İbni Sina’nın Türklüğü Avrupada son senelere gelinciye kadar İslâm medeniyeti yalnız Araplarla iranlılara hasredilmiş, ilim ve fen vadisindeki eski şerefler de yalnız bu iki millete hasrolunmuş, her nedense Türkler İslâm medeniyetinde daima en son safhaya atılmıştır. Yani Türklerin şark ilim ve fen tarihlerinde isimleri bile geçmez. Bitaraf olması icap eden […]

Paylaş:

70) ZİYA GÖKALP

ZİYA GÖKALP Ziya Gökalp, 23 Mart 1876 yılında Diyarbakır’da doğmuştur. Kendisine, Babasının isteği üzerine Mehmet Ziya ismi verilmiştir. Babası, Vilayet Evrak Memuru Mehmet Tevfik Efendi(1851-1890), annesi Zeliha Hanım’dır.(1856-1923) . Yüksek öğrenimini 1883 yazında kayıt yaptırdığı Mercimekörtmesi Mahalle Mektebi’nde tamamlamıştır. Hürriyetle ilgili ilk fikirlerini ise 1886 yılında girdiği Mektebi Rüştiye-i Askeriye’de (Askerî Lise) Hocası Kolağası İsmail […]

Paylaş:

710) İSKİT VE SARMAN KURGANI

İSKİT VE SARMAN KURGANI Bulunan Sıradışı Bir Kurgan İskit ve Sarmat Yaşamına Yeni Bir Işık Tutuyor Ural bozkırlarının güneyinde bu yaz gerçekleştirilen kazılarda sıra dışı ve büyüleyici bir hazine keşfedildi. Kazının gerçekleştirildiği höyüğün içinde bulunan eserler İ.Ö. 1.Binyılda Avrasya’daki göçerlerin kültürüne dair az bilinen bir döneme ışık tutacak nitelikte. Bu olağanüstü çalışmayı Rusya Bilimler Akademisi […]

Paylaş:

709) Yağma Kültürüyle Üretim Kültürü Arasında Türklerin Devlet İdeali

Yağma Kültürüyle Üretim Kültürü Arasında Türklerin Devlet İdeali 1. Giriş Bu çalışmanın asıl maksadı, Türklük Bilimi içinde az incelenen ekonomi alanı üzerinde durmak ve ekonomi ve sosyoloji ekseninde Türklerin üretim kültürüne yönelik tespitlerde bulunmaktır. Üretim kültürü sosyolojik tahlillerin en can alıcı noktasını oluşturmaktadır. Tarih boyunca üretim kültürüne sahip topluluklar ancak medeniyet inşa edebilmişlerdir. Çin medeniyeti, Hindistan medeniyeti, […]

Paylaş:

69) MEHMET EMİN BUĞRA

Mehmet Emin Buğra  Mehmet Emin Buğra’nın “Silkin” şiirinden Men bir Türk ulusum Türk oymakım Türk  Acun içide könlümdükü amrakım Türk  Kayğu sevinç her işimde ortakım Türk  Şanı Türklük ayyulduzluk bayrakım Türk   Mehmet Emin Buğra, 1901 yılında Doğu Türkistan’ın Hoten şehrinde saygın bir müderris ailesin de dünyaya geldi. Yörenin sayılı din âlimlerinden olan babası Pirabidin […]

Paylaş:

708) KAYIN AĞACININ TÜRK MİTOLOJİSİNDEKİ YERİ

  Kayın Ağacının Türk Mitolojisindeki Yeri Bu çalışmanın konusunu; Türk Mitolojisi’nde en önemli “köken mit”leri arasında yer alan “kayın ağacı”nın “kutsallaşmasının maddi kültürel muhtemel nedenlerinin tespit edilmesi oluşturmaktadır. Bilindiği gibi “mit”ler, özellikle de “yaşayan mit”ler, bir kültürün ve dolayısıyla bir dilin kendini idrakiyle başlayan süreçte ortaya çıkan dış dünyayı algılama ve kendini onun içinde kendince […]

Paylaş:

707) KAŞGAR

KAŞGAR Kaşgar, Doğu Türkistan’ın batısında yer alan tarihi bir Türk şehridir. Taklamakan Çölünün batısında Tienşan Dağlarının eteklerinde yer alan Kaşgar deniz seviyesinden 1290 m yükseklikte kurulmuştur. Şehrin kuruluşu tarihi Han Hanedanlığıdönmine kadar uzanmaktadır. Şehirde ilk hüküm süren Müslüman Türk hükümdarı Karahanlılar’dan Abdülkerim Satuk Buğra Han’dır. Kaşgar Karahanlılar zamanında tarım havzasının en önemli kültür merkezi haline geldi. Yusuf Has Hacib ünlü eseri Kutadgu […]

Paylaş:

706) UYGURLAR VE HUKUK SİSTEMLERİ

  ESKİ TÜRKLERDE HUKUK lll- Uygurlar ve Hukuk Sistemleri Eski Hun devletine bağlı Türk boylarından olan Uygurlar, Göktürk devleti kurulduktan sonra da onun tebası olmuşlardır. Zaman içerisinde güçleri hızla artmış, iç mücadelelerden de yararlanarak 9 Oğuz kabilesinden başka Karluk ve Başrnil kavimlerini de içine alan kuvvetli bir Uygur Konfederasyonu meydana getirmişlerdir87. Uygur tarihi, oynadığı siyası ve askeri rol bakımından Göktürk İmparatorluğu ile mukayese edilemezse de uygarlık tarihi bakımından bütün Türk kavimleri tarihi içinde ayrıcalıklı bir yere sahiptir88 Uygur hukukunun incelenmesi sırasında, bize yol gösterecek […]

Paylaş:

705) GÖKTÜRK DEVLETİ HUKUK SİSTEMİ

  ESKİ TÜRKLERDE HUKUK ll- Göktürk Devleti Hukuk Sistemi Orta Asya’daki Büyük Hun devletinin yıkılışından sonra M.S. VI. yüzyılda kurulup, VII. yüzyılın ortalarında ortadan kalkan, fakat yine aynı yüzyılın sonlarına doğru yeniden ortaya çıkan Türk devletine, Göktürk devleti adı verilmiştir47. “Türk” adı Türk kaynaklarında ilk olarak Orhun yazıtlarında geçmiştir. Orhun yazıtlarını okuyan Wilhelm Thomsen kitabelerin en son tercümesinde, “Türk” sözünü “kudret, kuvvet” anlamında ele almıştır. “Türk” adının önceleri bir şahıs, sonra bir aile ve nihayet bir soy ismi olduğu anlaşılmaktadır. Bu soyun önem kazanıp, diğer soyları hakimiyeti altına alarak “kağanın” ait oldugu […]

Paylaş:

704) HUN DEVLETİ HUKUK SİSTEMİ

  ESKİ TÜRKLERDE HUKUK l- Hun Devleti Hukuk Sistemi Orta Asya’da yaşamış devletlerin en eskisi Çinliler tarafından “Hi’ung-nu” adıyla adlandırılan Hunlardır. Hunlar, Çinliler tarafından M.Ö. XIII. yüzyıldan beri bilinmektedir. Hatta Çinliler, Hunların tehlikeli istilalarından korunmak amacı ile M.Ö. III. yüzyılda Çin seddini inşa etmekzorunda kalmışlardır16 Hunların, Türk olup olmadıkları konusu özellikle XıX. Yüzyılda büyük bir tartışmaya neden olmuştur. Son zamanlarda yapılan araştırmalar Hunların, Türklerle aynı olduğu konusunda destekleyici ve çürütücü nitelikte buluntuları ortaya çıkarmıştır. Hunlar, ister Türklerin doğrudan doğruya ataları olarak kabul edilsin, isterse Türkler Hunların bir kolu biçiminde görülsün yine de İslamiyet öncesinde kurulan Türk devletlerinin hukuk sistemleri incelenirken Hun […]

Paylaş:

703) ESKİ TÜRKLERDE HUKUK

  ESKİ TÜRKLERDE HUKUK Bazı araştırmacılar, İslamiyet’ten önceki dönemlerde yaşayan Türkleri, göçebe kültüründen kurtulamamış, gelişmiş bir devlet teşkilatı kuramamış, savaşçı bir millet olarak tanımlamaktadırlar 1. Oysa, bu dönemde Türk topluluklarının herbirinin hukuk ve teşkilatları incelenecek olursa, bu toplulukların içinde yaşadıkları tarih ve coğrafyadan, din ve dünya görüşlerinden etkilendikleri ve değişik kültürler ortaya koydukları görülmektedir 2, […]

Paylaş:

702) BAKÜ’DE GÖKTÜRK YAZI DİLİ KURSU

  Bakü’de Göktürkçe Kursu Azerbaycan’ıñ başkenti Bakü’de 8 Ocak 2013’te Göktürkçe öğreneğine (kursuna) başladık. 29 Ocak’taki yazılı sınavla da bitirdik. 2011 yazında Iğdır’da obamızdaki çocuklara vérdiğim öğrenek deneyimine güvenerek, böyle bir girişimde bulunma yönünde düşünce belirdi önce. Bunu, Türkem Dersanesi’niñ yönetimine bildirdiğimde olumlu karşıladılar. Elnur Manafov bey, sağolsun dersaneniñ tüm olanaklarını sundu. Böylece biz de, […]

Paylaş:

234) SİTEMİZ “YENİDEN ERGENEKON” İSMİNİN KAYNAĞI VE ANLAMI

  SİTEMİZ “YENİDEN ERGENEKON” İSMİNİN KAYNAĞI VE ANLAMI ————————————————————————————– 1918′de İstanbul İngilizler tarafından işgal edilir. İlk yaptıkları iş Türk Ocağı’nı basmak; bina, eşya, defter ve evrakına el koymak, üyelerinin toplanmalarını önlemek ve yayın organlarını susturmak olmuştur. Üyeler değişik mekanlarda gizli gizli bir araya gelerek devletin nasıl kurtulacağına, kendilerince neler yapılması gerektiğine dair konuşmalar yaparak mücadele […]

Paylaş:

701) KARA UNVANI VE KARA HANLILARIN MENŞEİ ÜZERİNE

Kara Unvanı ve Kara Hanlıların Menşei Üzerine   Bilindiği üzere Kara Hanlılar tabiri Doğu ve Batı Türkistan’da hüküm sürmüs olan Türk-İslam sülalesine bir Avrupalı sarkiyatçının (V.V.Grigorev) 1874’te yazdığı makalesinde, kendi unvanlarındaki “kara” kelimesinden dolayı verdiği bir isimdir. Bu tabir o günden, zamanımıza kadar kullanılmaktadır. Türk tarihinde Kara Hanlıların basta adları olmak üzere, hangi boydan çıktıkları, hakimiyet alanları, […]

Paylaş:

233) TÜRK SAVAŞ SPORU: ÇEVGAN(ÇÖĞEN)

TÜRK SAVAŞ SPORU: ÇEVGAN(ÇÖĞEN) Türklerin atları ilk evcilleştiren millet olması ve atlara binme kabiliyeti savaşlarda üstün olmasını sağlayan önemli bir etkendi. At üzerinde günlerce savaşabilmek için de eğitim şarttır. “Her Türk asker doğar” anlayışı ile Türkler kız ve erkek çocuklarına ata binme, silah kullanma eğitimi verirler ve avlanmaya gönderirlerdi. At üzerinde savaş eğitimlerinden biri de […]

Paylaş:

700) ORTAÇAĞ ANTAKYA TARİHİNE BİR BAKIŞ (969-1098)

  ORTAÇAĞ ANTAKYA TARİHİNE BİR BAKIŞ (969-1098)   Asi Nehri kıyısında, Habibü’n-Neccâr dağı eteklerinde bulunan Antakya (Antiokhia) şehri, Büyük  İskender’in ölümünden sonra imparatorluğu paylaşan kumandanlarından I.Seleukos (M.Ö.312-280) tarafından M.Ö. 300 tarihinde kurulmuş, bundan kısa bir süre sonra önemli bir ticaret merkezi ve Suriye’nin başkenti olmuştur. Antik çağda ‘Doğunun Kraliçesi’ diye anılan şehir, M.Ö. 64 yılında […]

Paylaş:

699) KAMÛS-I TÜRKÎ: ŞEMSEDDİN SAMİ

Kamûs-ı Türkî: Şemseddin Sami “Dünyada hiçbir kimse tasavvur olunamaz ki lisanının bütün kelimelerini bilsin veya cümlesini hafızasında tutabilsin. İşte bundan dolayı “lügat kitabı” bir lisanın hazinesi hükmündedir… Mükemmel bir kamusu olmayan her lisan “servet-i tabiyesi” demek olan kelimelerini günden güne kaybederek artık kendi sermayesiyle bir şey ifade edemeyecek dereceye düşer.” (Ş. Sami) Kamûs-ı Türkî, sosyal […]

Paylaş:

← Onceki SayfaSonraki Sayfa →