517) Ege Adalarının Yerli Halkı Kimlerdi?

Yayin Tarihi 26 Eylül, 2026 
Kategori SİYASİ

EGE ADALARININ YERLİ HALKI KİMLERDİ?

Bir önceki makalemizde Ege adalarının hangi savaşlar, işgaller, kararlar ve antlaşmalar sonucunda Yunanistan’a geçtiğini incelemiştik.

Şimdi cevaplandırılması gereken başka bir soru vardır:

“Yunanistan’a verilen adalarda kimler yaşıyordu? Bu adaların halkı başından beri Yunan mıydı, yoksa Yunanistan adalara sonradan nüfus mu yerleştirdi?”

Bu soruya bütün adalar için tek bir cevap vermek mümkün değildir. Çünkü Ege adaları binlerce yıl boyunca farklı devletlerin hâkimiyetinde kalmış; savaşlar, salgınlar, göçler ve yerleşmeler sonucunda nüfusları sürekli değişmiştir.

“YERLİ HALK” KİMDİR?

Bir toprakta hangi tarihten beri yaşayanlara “yerli halk” denileceği başlı başına tartışılması gereken bir konudur.

Ege adalarında eski Ege ve Anadolu toplulukları, Helenler, Romalılar, Doğu Romalılar, Venedikliler, Cenevizliler ve Osmanlılar yaşamış veya egemenlik kurmuştur.

Bu nedenle adalarda binlerce yıl boyunca hiç değişmeden yaşayan tek ve saf bir halktan söz edemeyiz.

Ancak Osmanlı Devleti’nin son dönemine bakıldığında genel nüfus yapısı daha açık görülebilmektedir. Adaların çoğunda Rum Ortodoks nüfus çoğunluktaydı. Bunun yanında Türk ve Müslümanlar, Yahudiler, Katolikler ve diğer topluluklar da bulunuyordu.

Yani Ege adaları bütünüyle tek bir halka ait, homojen yerleşim alanları değildi.

RUMLAR, YUNANİSTAN KURULMADAN ÖNCE DE ADALARDA YAŞIYORDU

Ege adalarının çoğunda Yunanistan devleti kurulmadan önce de kalabalık Rum Ortodoks toplulukları vardı. Bu toplulukların önemli bir bölümü Yunanca veya Yunancanın yerel lehçelerini konuşuyor; denizcilik, ticaret, balıkçılık ve tarımla uğraşıyordu.

Ancak Osmanlı Devleti halkını bugünkü millî kimlik ölçülerine göre değil, büyük ölçüde dinî aidiyetlerine göre sınıflandırıyordu. Ortodoks Hristiyanlar, etnik kökenlerine bakılmaksızın genel olarak “Rum milleti” içerisinde değerlendiriliyordu.

Dolayısıyla Osmanlı döneminde “Rum” olarak kaydedilen herkesin, bugünkü anlamıyla Yunanistan vatandaşı veya Yunan milliyetçisi olduğunu söylemek doğru değildir.

Rum Ortodoks olmak başka, Yunanistan adlı devletin vatandaşı olmak başka bir durumdur.

Adalarda Rum Ortodoks nüfusun yaşaması, o adaların geçmişten beri Yunanistan devletine ait olduğunu da göstermez. Çünkü o dönemlerde Yunanistan adıyla kurulmuş bağımsız bir devlet bulunmuyordu.

Bir topluluğun herhangi bir bölgede yaşaması ile o toprağın, o topluluğun adına daha sonra kurulan devlete ait olması aynı şey değildir.

ADALARDA TÜRKLER VE MÜSLÜMANLAR DA VARDI

Osmanlı döneminde Girit, Rodos, İstanköy, Midilli, Sakız, Limni, Sisam ve Eğriboz gibi adalarda Müslüman topluluklar da yaşamaktaydı.

Bunların bir bölümü Osmanlı hâkimiyeti sırasında adalara yerleşen Türk askerlerin, memurların, esnafın ve çiftçilerin torunlarıydı. Bir bölümü ise zaman içinde Müslümanlığı kabul etmiş yerli topluluklardan oluşuyordu.

Özellikle Girit Müslümanlarının önemli bir kısmı günlük yaşamında Yunanca konuşuyordu. Din bakımından Müslüman, dil bakımından Yunanca konuşan bu insanlar, Osmanlı toplum düzeninde Müslüman kabul ediliyordu. Yunan milliyetçiliği ise onları çoğunlukla “Türk” olarak tanımlıyordu.[1]

Bu durum bize dil, din ve milliyet kavramlarının her zaman aynı şeyi ifade etmediğini göstermektedir.

Rodos’un 1884–1886 Osmanlı nüfus sayımında 20.711 Hristiyan ve 6.467 Müslüman kaydedilmiştir.[2] Adada ayrıca yüzyıllardır yaşayan köklü bir Yahudi topluluğu da bulunuyordu.

Sakız, Midilli, İstanköy ve diğer bazı adalarda da özellikle şehir merkezleriyle kalelerin çevresinde Müslüman mahalleleri vardı.

Dolayısıyla “Adalarda yalnızca Yunanlar yaşıyordu” demek tarihî gerçeği yansıtmaz.

KATOLİKLER VE YAHUDİLER

Ege adalarının nüfusu yalnız Rum Ortodokslarla Müslümanlardan oluşmuyordu.

Venedik ve Ceneviz hâkimiyetinin etkili olduğu bazı adalarda Katolik topluluklar bulunmaktaydı. Özellikle Kiklad adalarında Latin Katolik nüfusun izleri uzun süre devam etti.

Rodos’ta ise önemli bir Sefarad Yahudi topluluğu vardı. Bu topluluk, Osmanlı döneminde adanın ticaret ve şehir hayatında etkiliydi. İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman işgali sonucunda Rodos Yahudilerinin büyük bölümü toplama kamplarına gönderildi ve yok edildi.

Bu gerçekler, adaların tarihî nüfusunun tek kimlikten meydana gelmediğini açıkça göstermektedir.

YUNANİSTAN ADALARA SONRADAN NÜFUS YERLEŞTİRDİ Mİ?

Bu sorunun cevabı hem “hayır” hem de “evet”tir.

Hayır; çünkü adalardaki Rum Ortodoks nüfusun tamamı Yunanistan tarafından sonradan getirilmiş değildi. Rum Ortodoks topluluklar, Yunanistan devleti kurulmadan yüzyıllar önce de adalarda yaşıyordu.

Evet; çünkü Yunanistan, özellikle 1922’den sonra Anadolu’dan gelen Rum Ortodoks göçmenlerin bir bölümünü Doğu Ege adalarına yerleştirdi.

Bu nedenle “Adalarda hiç Rum yoktu, Yunanistan hepsini sonradan yerleştirdi” demek doğru değildir. Fakat “Adaların nüfusu hiçbir zaman değişmedi ve adalarda yalnızca Yunanlar yaşadı” demek de doğru değildir.

MÜSLÜMAN HALK NEREYE GİTTİ?

Yunanistan’ın genişlemesiyle birlikte yeni sınırlar içerisinde kalan Müslüman nüfusun önemli bir bölümü çeşitli dönemlerde Osmanlı topraklarına göç etti.

Girit başta olmak üzere bazı adalarda isyanlar, karşılıklı saldırılar, güvensizlik, siyasî baskılar ve savaş şartları Müslümanların ayrılmasına yol açtı.

Asıl büyük değişim ise 30 Ocak 1923 tarihinde imzalanan Türk ve Rum Nüfuslarının Mübadelesine İlişkin Sözleşme ile meydana geldi.

Sözleşmeye göre İstanbul’daki Rum Ortodokslarla Batı Trakya’daki Müslümanlar mübadele dışında bırakıldı. Bunun dışındaki Türkiye’de yaşayan Rum Ortodokslarla Yunanistan’da yaşayan Müslümanların zorunlu olarak değiştirilmesi kabul edildi.[3]

Mübadele, etnik kökenden çok dinî kimlik esas alınarak yapıldı. Türkçe konuşan Ortodokslar Türkiye’den gönderilirken, Yunanca konuşan Müslümanlar da Yunanistan’dan Türkiye’ye gönderildi.

Bu durum, uygulamanın dil veya soy üzerinden değil, büyük ölçüde din üzerinden gerçekleştirildiğini göstermektedir.

Girit, Midilli, Sakız ve Yunanistan’a bağlanmış diğer adalarda yaşayan Müslümanların büyük bölümü bu süreçte Türkiye’ye geldi.

Onlar için bu olay basit bir nüfus değişimi değildi. Doğdukları toprakları, evlerini, mezarlarını ve hatıralarını bırakarak başka bir ülkeye gitmek zorunda kaldılar.

ANADOLU RUMLARI ADALARA YERLEŞTİRİLDİ

Aynı dönemde Anadolu’dan ayrılan veya çıkarılan Rum Ortodoksların bir bölümü Yunanistan tarafından Ege adalarına yerleştirildi.

Ayvalık ve çevresinden gelenlerin önemli bir kısmı Midilli’ye; Çeşme ve İzmir çevresinden gelenlerin bir bölümü Sakız’a; Kuşadası ve Söke çevresinden gelenlerin bir bölümü ise Sisam ve diğer adalara geçti.

1922 yılının sonlarında yalnız Midilli’ye, büyük bölümü Ayvalık ve çevresinden olmak üzere on binlerce göçmen ulaştı. 1923 yılına ait verilere göre Midilli’de yerleştirilen göçmenlerin sayısı 21.515’ti.[4]

Yunanistan devleti göçmenler için yeni mahalleler ve köyler kurdu. Bazı yerleşimlere Anadolu’da terk edilen şehir ve köyleri hatırlatan isimler verildi.

Böylece adalardan ayrılan Müslüman nüfusun bıraktığı yerlere, belirli ölçülerde Anadolu’dan gelen Rum Ortodoks göçmenler yerleştirildi.

Bu gelişme adaların nüfus yapısını daha homojen hâle getirdi. Önceden Rum Ortodoksların, Müslümanların, Yahudilerin ve Katoliklerin birlikte yaşadığı birçok yerleşimde Yunan-Ortodoks nüfus açık biçimde hâkim duruma geldi.

ON İKİ ADA NEDEN MÜBADELEYE GİRMEDİ?

Rodos ve İstanköy’ün de içinde bulunduğu On İki Ada, 1923 yılında Yunanistan’a değil, İtalya’ya bağlıydı.

Bu nedenle On İki Ada’da yaşayan Türk ve Müslümanlar, Türk-Yunan nüfus mübadelesine dâhil edilmediler. Rodos ve İstanköy’de bugün hâlâ Türk-Müslüman topluluklarının bulunmasının başlıca nedeni budur.[5]

On İki Ada 1947 Paris Barış Antlaşması’yla Yunanistan’a verildiğinde, adalarda çoğunluğu oluşturan Rum Ortodoksların yanında Türk-Müslümanlar da yaşamaya devam ediyordu.

Yunanistan’ın egemenliğine geçtikten sonra bazı Müslümanlar ekonomik, sosyal ve siyasî nedenlerle Türkiye’ye göç etti. Ancak Rodos ve İstanköy’deki Türk varlığı bütünüyle ortadan kalkmadı.

NÜFUS DEĞİŞTİ, ADALAR HOMOJENLEŞTİ

Ege adalarının nüfus tarihi şöyle özetlenebilir:

Adaların çoğunda Yunanistan kurulmadan önce de Rum Ortodoks toplulukları vardı.

Birçok adada Türkler ve Müslümanlar da yüzyıllardır yaşıyordu.

Bazı adalarda Yahudi ve Katolik topluluklar bulunuyordu.

Yunanistan’ın genişlemesiyle birlikte adalardaki Rum Ortodokslar Yunanistan vatandaşı oldu.

Savaşlar, baskılar, göçler ve 1923 mübadelesi sonucunda Müslüman nüfusun büyük bölümü adalardan ayrıldı.

Anadolu’dan gelen Rum Ortodoksların bir bölümü Ege adalarına yerleştirildi.

Böylece eskiden çok topluluklu olan adaların nüfusu büyük ölçüde Yunan-Ortodoks kimliği çevresinde homojenleştirildi.

Tarihî gerçek şudur:

Ege adalarında Yunanistan kurulmadan önce de Rum Ortodoks halk yaşıyordu. Fakat bu adalar yalnız Rumların yaşadığı topraklar değildi. Türkler, Müslümanlar, Yahudiler ve Katolikler de adaların tarihî halkları arasındaydı.

Yunanistan bütün Rum nüfusu adalara sonradan yerleştirmedi. Ancak Müslümanların ayrılması ve Anadolu’dan gelen Rum Ortodoksların yerleştirilmesi, adaların nüfus yapısını Yunanistan lehine köklü biçimde değiştirdi.

Bir bölgenin yalnız bugünkü nüfusuna bakarak geçmişini açıklamaya çalışmak, orada yaşamış ve iz bırakmış diğer halkları tarihten silmek olur!

YILMAZ KARAHAN

 

KAYNAKLAR

[1] Cambridge University Press, Nation-building, the “Great Idea” and National Schism, 1831–1922.

https://resolve.cambridge.org/core/services/aop-cambridge-core/content/view/F9D87075C5055E56E52544457B5F542B/9781139507516c3_p46-97_CBO.pdf

[2] K. Kaurinkoski, “The Muslim Communities in Kos and Rhodes”, Osmanlı nüfus verileri.

https://islamawareness.net/Europe/Greece/greece_article0003.pdf

[3] Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Lozan’da İmzalanan Türk ve Rum Nüfuslarının Mübadelesine İlişkin Sözleşme.

https://www.mfa.gov.tr/lausanne-peace-treaty-vi_-convention-concerning-the-exchange-of-greek-and-turkish-populations-signed-at-lausanne_.en.mfa

[4] Stratos Dordanas ve diğerleri, “Asia Minor Refugee Associations in Lesvos, 1914–1936”.

https://centerprode.com/ojsh/ojsh0302/coas.ojsh.0302.02035p.pdf

[5] Angeliki Lamprou, “Christians, Muslims and Jews: Turkey and the Management of Refugees from Greece during World War II”, New Perspectives on Turkey, Cambridge University Press, 2024.

https://www.cambridge.org/core/journals/new-perspectives-on-turkey/article/christians-muslims-and-jews-turkey-and-the-management-of-refugees-from-greece-during-world-war-ii/450D45932FE50C73E1252DCD24AD4F43

EDİTÖRÜN YORUMU

Makale, Ege adalarının tarihî nüfusunun tek kimlikten oluşmadığını; savaşlar, göçler ve 1923 mübadelesi sonucunda adaların çok topluluklu yapısının önemli ölçüde değiştiğini kaynaklarla açıklamaktadır.

Bu makalenin hazırlanması ve düzenlenmesi sürecinde yardımcı araç olarak ChatGPT’den yararlanılmıştır.

Paylaş:

Yorumlar

Yorum yap