97) İHANET MİTİNGİ (13 AĞUSTOS 1922)

Yayin Tarihi 20 Ocak, 2008 
Kategori TÜRK DÜNYASI

İNGİLİZ HİMAYESİNİN KABUL EDİLMESİ MAKSADIYLA 13 AĞUSTOS 1922’DE İZMİR’DE YAPILAN MİTİNG VE SONUÇLARI

izmir-yaniyor-2.jpg

 

 

 

 

 

 

 

Özet

 Bu çalışma, Türkiye’de İngiliz himayesinin kabul edilmesi maksadıyla 13 Ağustos 1922 tarihinde İzmir’de yapılmış olan bir miting ile ilgili olarak, dönemin İzmir Kadısı tarafından düzenlenmiş Osmanlı Arşiv Belgesi esas alınarak hazırlanmıştır.

 

Giriş

Mondros Mütarekesinin imzalanmasıyla Osmanlı Devleti fiilen sona ermiş, İtilaf Devletleri kendi aralarında imzaladıkları Gizli Antlaşmalara göre Osmanlı topraklarını işgal etmeye başlamışlardı. Bu durum, ülkede can ve mal güvenliğini ortadan kaldırarak bir kaos ortamının doğmasına sebep olmuştu. Zor şartlara rağmen halkın büyük bir kısmı, ülkenin içinde bulunduğu kötü durumdan kurtarılarak Millî Bağımsızlığın yeniden kazanılması için çareler ararken, bazı kişiler kurtuluşun daha değişik metotlarla sağlanabileceğini düşünüyorlardı.

Özellikle 15 Mayıs 1919’da İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesi, bütün yurtta bir ümitsizlik ortamı doğurmuştu. Bazı aydınlar, devletin kurtarılabilmesi için Türkiye’nin mutlaka bir büyük devletin himayesi altına girmesi gerektiğini savunuyorlardı. Onlara göre bunu tercih etmenin iki sebebi vardı. Bunlar:

1. Osmanlı Devleti geri kalmış, savaşta yenilmiş ve yoksul bir ülkeydi. Kendi kendine kalkınması imkansızdı. Diğer tarafta hep karşısında gerilediği bir Batı vardı. Batı devletlerinden birisi Osmanlı Devleti’ni himayesi altına alırsa, Osmanlı Devleti de onunla birlikte uygar ülkeler arasına katılabilirdi.

2. Osmanlı Devleti yenilmiş bir devletti. Galip devletler Osmanlı Devleti’ni bölmek kararındaydılar. Dolayısıyla Osmanlı Devleti bir büyük devletin himayesine girerse, bütünlüğünü koruyabilir ve parçalanmaktan kurtulabilirdi ( Ergil, 1981: 150 ).

Bu fikirleri savunan kişiler, Osmanlı Devleti’nin bir büyük Avrupa devletinin himayesi altına girmesini, onun kurtuluşu için tek çare olarak görüyorlardı. Bu anlamda himaye onlara göre bir kurtuluş güvencesi idi. Onlar, hangi devletin himayesi altına girileceği hususunun iyi düşünülerek karar verilmesi gerektiğini savunuyorlardı. Bu noktada akla, hangi ülkenin himayesi altına girmenin daha uygun olacağı sorusu geliyordu ki, bu soruya farklı cevaplar veriliyordu. Dolayısıyla himaye taraftarları bir fikir birliği içerisinde değildiler.

1. Niçin İngiliz Himayesi?

Taraftarlarınca Millî Kurtuluşun tek gerçekleşebilir çaresi olarak görülen ve bir devlete   bağımlılığı açıkça benimseyen bu hareket için sıra; “Hangi Devletin Himayesi” sorusuna geldiğinde, bazı aydınlar, özellikle İngiltere’nin bu konudaki tecrübe, sosyal ve tarihî etkenleri ile Müslümanları idare etme hususundaki başarısı(!) sebebiyle himayesi altına girilecek devlet olması gerektiğini savunuyorlardı (Bayur, 1963: 204), (Akşin, 1992: 371), (Sarıhan, C.I, 1982:306).

Bu kişilere göre ayrıca İngiltere’yi tercih etmelerinin daha başka sebepleri de vardı. Bu sebepleri şöyle sıralıyorlardı:

1. Devletin bütünlüğünü korumak için galip devletlerden birisi ile anlaşmak gerekir. Bu devlet ise İngiltere olmalıdır. Eğer İngiltere’nin himayesi kabul edilirse, İngiltere Osmanlı Devleti’ni parçalamaya yönelik politikasından vazgeçecektir.

2. İngiltere Avrupa’nın en güçlü devletidir. Osmanlı Devleti ile dostluğu olan bu güçlü İmparatorluk, Mondros Mütarekesinin şartlarını hafifletebilir. İngiltere ile Osmanlı Devleti arasında tarihî bağ ve dostluk olduğu için, İngiliz himayesi en uygun kurtuluş çaresidir.

3. Hilafet ve Saltanatın bütünlüğünün korunması İngiltere ile mümkün olacaktır. Çünkü başta Hindistan Müslümanları olmak üzere bütün Müslüman toplumlar İngiltere’yi hoşgörüyle karşılayacaklardır.    

4. İngiliz himayesi Osmanlı Devleti’ni Rus tehlikesinden koruyacağı gibi, Rus tehlikesi İngiltere için de mevcut olduğundan bu iki devleti birbirine yakınlaştıracaktır.

5. İngilizler medenîdir. Osmanlılar onların medeniyetinden de istifade ederek kalkınmasını gerçekleştirebilir ( Kasalak, 1993: 99 – 100).

Bu sebeplerle İngiliz himayesinin kabul edilmesi gerektiğini savunan bazı aydınların yanında, aynı amacı gerçekleştirmek için 20 Mayıs 1919’da Sait Molla tarafından kurulmuş olan İngiliz Muhibleri Cemiyeti yürüttüğü faaliyetlerle* ve İngiliz himayesi taraftarı bazı gazeteler de yayınladıkları makalelerle** İngiliz taraftarlarının sayısını arttırarak, İngiliz himayesinin gerçekleştirilmesini sağlamaya çalışıyorlardı.

2. İzmir’de Mitingin Düzenlenmesi   

 İngiliz taraftarlarının sayısını arttırarak, İngiliz himayesinin teminini gerçekleştirmek için başvurulan metotlardan birisi de, çeşitli şehirlerde mitingler düzenleyerek halkı etkilemeye çalışmaktı. Bu çerçevede 13 Ağustos 1922 tarihinde İzmir’de de bir miting düzenlenmişti.

Llyod George’nin Avam Kamarasında Şark Meselesine dair yaptığı bir konuşma üzerine, ona teşekkür etmek maksadıyla düzenlenen bu miting, aslında düzenleyenler tarafından, İngiliz taraftarlarının sayısını arttırmak için bir propaganda aracı olarak görülüyordu.

Bu miting hakkında İzmir Kadısı Mehmet Suphi Efendi, 15 Ağustos 1922 tarihinde Dahiliye Nezaretine gönderdiği bir tezkirede şunları ifade ediyordu:

“İzmir Kadılığından Dahiliye Nezareti Celilesine

Avam Kamarasında Asya-yı Suğra ahali-i Hıristiyanesinin himaye-i fiiliye ye nail  olacakları yolunda irad-ı nutuk etmesi münasebetiyle ve İzmir’de münteşir Rumca matbuatın bir haftadan beri devam eden neşriyat-ı mütevaliyesiyle akd-i takarrür ettiği ilan edilen teşekkür mitingi şehr-i halin 13. Pazar günü saat on buçuk da akd olundu.

Tafsilatı leffen takdim olunan Ahenk gazetesinde muharrer olan iş bu mitingde, İzmir  Belediye Reisi Hacı Hasan Paşa ile Karşıyaka Belediye Reisi Mektubi-i Esbakı Ahmet Şükrü Bey ve mukaddema hükümet-i seniyye canibinden Mısır’a nefy ve teb’it olunmuş iken ahiren avdetle Hisar Camii Şerifi imametine ve Nerdübanlı Medresesi müderrisliğine müfti-i beldenin intihabıyla tayin edilmiş olan Hacı Hayri ve Davair-i İslamiye Müfettişi Hoca Hulusi ve Tireli Ordu Vaizi Hacı Hüseyin Efendilerle, Hacı Hasan Paşa’nın damadı ve Maarif-i İslamiye Müdürü mahdumu Zeki Beyler ve Naibzade Ali Beyle Mekteb-i İdadî Müdür-i Sanîsi Nail ve İnas İdadisi muallimlerinden Cevad ve Yunan idaresi memurin-i İslamiyesinden cebren izhar edilenlerden bazıları hazır bulunarak, Rumlara intisalen ellerine birer İngiliz ve Yunan bayrağı almışlardır. Sureti gazetede münderic olup, İzmir ve havalisi sekenesinin kararnamesi ünvanını taşıyan ve münderecâtı itibarıyla teşekkürnameden ziyade bir matlûb-ı siyasîyi ihtiva eden varakanın Birinci Kordon civarındaki İngiliz Konsoloshanesine tevdiini müteakip, daire-i hükümete gidilirken Frenk Mahallesi’nden geçiş esnasında jandarmalarla bazı Rum delikanlılarının el ele vererek hasıl ettikleri halka içine alınmış olan belediye reislerine yaranı meyanından Hacı Hasan Paşa’yı Rumlar bir kaç dakika omuzlarında taşımış ve alayın Amalinya ve Taros matbaaları önünden geçtiği esnada, balkondaki Rum madam ve matmazelleri Mösyö Llyod George’nin ufak kıtada fotoğraflarıyla konfeti atılarak alay taziz edildiği anda, yaşasın Barba Llyod George ve Hacı Hasan Paşa nidası etraf-ı tarafa yayılmış ve alay hükümet dairesine yaklaştığı esnada müşavir-i aciz-i vekaletimde müstahdem Ahmet Asım Efendi dahi alaya iştirak ile Yunan Fevkalade Komiserliği nezdine dahil olmuştur.

Miting günü memleketin bütün dükkanları jandarmalar vasıtasıyla tehdiden kapattırılmış ve sed etmek istemeyenlere alayın hin-i güzarında vuku-u melhuz olan taaddî ve tecavüzden tevellüt edecek zarar ve ziyan, mağaza ve dükkanları açık bulunduranlara maksur ve râcî olup, zabıtanın bu babta mesuliyet kabul etmeyeceği zemininde beyanât ile ilka-yı tehdit olmuştur ki, mitingin Yunan Fevkalade Komiserinin sahâif-i matbuada intikal eden ifadesi vechi ile bil-ihtiyar akd olunmayıp, icbalen yapıldığını izhâr-ı hak ve insaf önünde isbat eden delailden bulunmasına ve sekene-i Müslimesi yüzbini mütecaviz olan İzmir şehrinde esamîsi bâlâ da muharrer eşhastan ve bazı memurîn-i İslamdan maada İzmirli hiç bir ferd-i Müslimin mitinge iştirak etmemiş olduğu ve binaenaleyh tensib-i âlî-yi nezaretpenâhilerine ikrar ettiği surette hareket-i vakıanın ve müretteb olan netice-i kararın protesto edilmesi merhun-ı re-yi zerrin-i âsâfaneleri bulunduğu maruzdur” ( Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Müdürlüğü, Dahiliye Nezareti İdare-i Umûmiye Evrakı Tasnifi, Dosya No: 20 – 32, Vesika No: 14 – 11).

3. Mitingin Sonuçları

  İngiliz taraftarlarınca İngilizlere teşekkür maksadıyla tertiplenerek aynı zamanda propaganda yapmak amacı da güdülen ve Belediye Reisinin yanında birkaç devlet memurunun da katıldığı mitingde dile getirilen hususlar, sanki İzmir’in Türk ve Müslüman halkının düşünce ve istekleri imiş gibi takdim edilmeye çalışılmıştır.

Ancak İzmir Kadısı Mehmet Suphi Efendinin de ifade ettiği gibi, gerçek hiç de öyle değildir. Bir kaç İngiliz taraftarı Türk ve Müslüman dışında İzmir’in yerli halkı mitinge iştirak etmemiştir. Dolayısıyla halk bu mitinge katılmayarak, kendisine empoze edilmeye çalışılan İngiliz himayesi fikrini benimsemediğini açıkça ortaya koymuştur. Buna rağmen, kendi şahsî menfaatlerinin devamını İngiliz himayesinin kabulünde gören bazı kişiler, bu mitingden sonra da halkın İngiliz himayesi istediği şeklindeki gerçek dışı propagandalarını sürdürmüşlerdir*.

Her halükarda mutlaka İngiliz himayesi isteyen bu kişiler, Millî Mücadele dönemi boyunca, İngiliz himayesinin gerçekleşmesi için bütün imkanlarını sonuna kadar kullanmaya çalışmışlardır. Bu çerçevede adı geçen miting de, onlar için amaca ulaşmak noktasında faydalanılabilecek bir araç olarak görülmüştür.

İzmir halkının teveccüh etmemesine rağmen, dükkanlar bile jandarmalar tarafından kapattırılarak mitinge katılım sağlanmaya çalışılmıştır. Bu da İngiliz taraftarlarının düzenledikleri miting vasıtasıyla Llyod George’ye teşekkür ederek bir yakınlık sağlamak adı altında, halka zorla da olsa İngiliz himayesini kabul ettirmeye çalıştıklarını, dolayısıyla belki mitinge masumane duygularla katılanların bu niyetlerini istismar ettiklerini göstermektedir.

İngiliz Muhibleri Cemiyetinin Millî Mücadele aleyhinde yürüttüğü faaliyetler sırasında, önemli mevkilerde elde ettiği kişilerin yanında bazı Ermeni Rum ve Yahudileri de kullanması bilinen bir metodu idi**. İzmir’de gerçekleştirilen bu mitingde de, Belediye Reisi Hacı Hasan Paşa ve bir kaç devlet memurunun yanında Rumların da kullanılması, mitingin adı geçen cemiyetin çalışma metotlarına uygun bir şekilde gerçekleştirildiğini göstermektedir.

Dolayısıyla adı geçen miting, düzenleyenlerin iddia ettiği gibi sadece Llyod George’ye teşekkür etmek niyetiyle değil, kelimenin tam manasıyla halkı etkileyerek kandırmak ve böylelikle İngiliz taraftarı yapmak maksadıyla düzenlenmiştir.

 Yrd.Doç.Dr. Cengiz DÖNMEZ 

KAYNAKLAR

1. Arşiv Belgeleri

Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Müdürlüğü, Dahiliye Nezareti İdare-i Umumiye Evrakı Tasnifi, Dosya No:20-32

Yorumlar

“97) İHANET MİTİNGİ (13 AĞUSTOS 1922)” yazisina 1 Yorum yapilmis

  1. Samet Acar yorum tarihi 20 Ocak, 2008 14:29

    Şu andaki günümüzde aynı mitingi yaşamak iteyen okadar hailer var içimizde fırsatı kollamaktadırlar.Yüksek rütbedeki askerler de dahil ediyorum.İstisnalar hariç.Nasıl olur demeyelim.Çuval olayını hatırlayalım,sınır ötesine izin almadan giremiyecek kadar kendi rahatlarını düşünenler yok mudur?Askerlerin kontrol edilmeyerek katledildiklerini düşünelim,daha bir çok acizlikleri sayabiliriz.Şahsım Atatürk’ün sözleri yaşamış olduğu durumların özdeğişleridir.Bugünü yarını içine alan özdeğişleri Türk gençlerine örnek olmalıdır.Buna göre pirincin taşını ayıklamalıdırlar.Aksi takdirde hain mitingler yapılabilir.ABD Başbakana şunları vurgulamıştı:”Ülken insanları bize karşı olmaya %80’e çıkmıştır.Bizi sevdirmeniz gerekir”demişlerdi.Bunun anlamı meydenlerde ABD yanlı mitingler yaptır.Türk halkı bizi ,dost,müttefik olarak görsünlerdi.Malesef bu mitingler yapılamadı.Demek ki Kavuklu’nun dediği gibi “Ha o devir,Ha bu devir” değişen röllerdir.Tarihi olayları gençlerimize hatırlatman Türk milletine karşı görevini yapıyor sunuz demektir.Sizi kutlarım.Acaroğlu

Yorum yap