82) ENERJİ SAVAŞLARI VE TÜRKİYE -3

Yayin Tarihi 13 Ocak, 2008 
Kategori KATEGORİLENMEMİŞ

Enerji savaşları ve Türkiye’nin rölü -3-

 

Necdet Pamir:  Rusya enerjide çok önemli bir potansiyele sahip.  Bu gücünü uluslararası diplomaside çok iyi kullanıyor


Rusya ile Türk cumhuriyetleri Kazakistan ve Türkmenistan arasında eneji alanında yapılan ve Avrupa Birliği ve Amerika’nın politikalarını derinden sarsan anlaşmayı değerlendiren uzmanlar, önemli noktalara parmak bastı. Enerji Uzmanı Necdet Pamir, Rusya ile Türk cumhuriyetleri arasındaki yakınlaşmanın uzun zamandır dünya kamuoyunun dikkatini çektiğini belirterek, yapılan anlaşmanın kesinlikle basite alınmaması gerektiğini söyledi. Anlaşmanın arka planın olduğunu ifade eden Pamir,
“20 Nisan 2003 yılında Türkmenistan ile Gazprom arasında yapılan anlaşmada 80 milyon metreküplük bir gaz anlaşması söz konusu olmuştu. Rusya ile Kazaklar arasında 4-8 milyar metreküplük bir anlaşma, yine aynı tarihte Özbekistan ile iyi niyet anlaşmaları yapılmıştı. Yani bütün bunların alt yapısı hazırlanmıştı. Dolayısıyla gelinen noktayı kesinlikle küçümsememek, bunun yerine önemli bir olay olarak görmek gerekiyor. Öyle görünüyor ki özellikle enerji diplomasisi alanında varılan anlaşmanın meyvelerini kısa zamanda alabilirler. Ben köşeli konuşmayı sevmem, ancak atılan adımı da önemsememiz gerekiyor” diye konuştu.

Önemli bir ülke
Rusya’nın AB enerji güvenliği açısından önemli bir ülke olduğuna dikkat çeken Enerji Uzmanı Pamir, şunları söyledi: “Rusya AB’nin arz güvenliği açısından oldukça önemli bir ülke konumunda dolayısıyla Rusya’nın atacağı adımlar AB ülkeleri açısından önem taşıyor. Bu anlaşma öncelikli olarak AB’nin enerji konusunda arz güvenliği açısından önem taşıyor. Rusya AB’nin enerjiye dönük olarak arz güvenliğini ne kadar elinde bulundurursa bu ülkeleri kendisine o kadar daha rahat bağlayabilecek. Zaman zaman da olsa bunu başarabiliyorlar, ancak bunu yaptıklarını söylemek mümkün değil.”

Büyük potansiyel
Rusya’nın elinde önemli bir doğal gaz rezervi bulunduğuna vurgu yapan Pamir    “Rusya bölgede doğal gaz ve enerji kaynakları açısından önemli bir güç.  Bir kere bunu kabul etmemiz gerekiyor.  Orta Asya ve Çin gibi önemli bölgelere de geçiş kapısı durumunda. Dolayısıyla Rusya aslında enerjide çok önemli bir   potansiyele sahip. Onlarda bu gücün farkında oldukları için diplomasi de bunu kullanıyorlar. Yani doğal gazın çıkış yollarını ve alternatiflerini de ellerinde bulunduruyorlar” ifadesini kullandı. Doğalgaz stratejisine Türkiye açısından bakıldığında bazı handikapların bilindiğini belirten Pamir, “Öncelikli olarak elimizde bulunacak olan gaz ve kaynakları yeterli değil. Aynı zamanda bu kaynakları çeşitlendirmenizde mümkün olmayacak. Doğalgazı aldığınız yer belli, satacağınız yer belli. Ancak bunun dışında kendi arz güvenliğiniz garanti altında değil. Rusya’nın ne yapacağı belli değil, ABD açısından İran büyük handikap, bu anlamda İran’da güvenilir bir kaynak değil, Irak’ta paranızla saha arıyorsunuz ancak onun da ne olacağı belli değil, dolayısıyla belirsizlikler üzerine oturtulacak politikaların da başarılı olması zor” şeklinde konuştu.

Projenin son ayağı
Nabucco projesi başta olmak üzere diğer projelerin de hayata geçmesinin zor olduğunu dile getiren Pamir, “Nabucco  projesinde beş ülke var. Bunlar. Türkiye, Macaristan, Bulgaristan, Romanya, Avusturya. Tüm bunlar ile Rusya ayrı ayrı ilişkisini sürdürüyor. Aynı zamanda projenin son ayağı Avusturya ile geçtiğimiz günlerde anlaşma imzaladı. Bu Rusya’nın artık ne kadar etkin olmaya başladığını gösteri” dedi. 

BOTAŞ’ta sıkıntı var
BOTAŞ’ın mevcut yönetim handikapının da Türkiye’nin gaz politikalarının belirlenmesinde önemli olduğu tespitinde bulunan Enerji Uzmanı Necdet Pamir, “Türkiye’nin doğal gaz politikalarını belirleyecek en önemli kurum BOTAŞ yönetim kurulunu kaç aydan bu yana toplayamıyor. İki ya da üç kişiyle bazen yönetim kurulu toplanıyor ama onlarında hiçbir etkisi olmuyor, bu normal. Ama böyle bir zamanda Türkiye’nin en etkili ve yetkili kurumunun yönetim kurulunu toplamaması ve gelişmeleri sadece seyretmesi Türkiye açısından çok acı bir durumdur. Türkiye bu olumsuzlukları acilen bertaraf etmeli” dedi.


Önümüzdeki yıllarda büyük çatışmalar olacak
Ulusal Kaynakları İzleme ve Koruma Kurulu Başkanı Kudret Ulusoy, Türkiye’nin enerji geçiş yollarında anahtar konumunda olduğunu söyledi. Türkiye’nin doğalgaz dışındaki enerji kaynaklarını kullanamadığını ifade eden Ulusoy, “Batılı güçler, Türkiye’yi bir doğal gaz pazarı haline getirmek istediler. Oysa Türkiye bir doğalgaz pazarı ya da petrol pazarı değil, doğalgaz ve petrolün iletimi için bir köprüdür” diye konuştu. Türkiye’yi sömürü pazarı olarak kullanmak isteyen dev şirketlerden bir tanesinin Gazprom şirketi olduğunu savunan Ulusoy, şunları söyledi: “Gazprom Şirketi; dünya gaz üretiminin yüzde 23’ünü, Rus gaz üretiminin de yüzde 94’ünü, daha doğrusu 47 trilyon metreküplük Rus doğalgaz rezervinin yüzde 95’ni elinde bulundurur. Türk Cumhuriyetlerine yönelik Trans-Hazar Gaz Projelerini sollayarak öne geçen şirket aynı zamanda Türk Cumhuriyetlerinden daha ucuza aldığı doğalgazı Türkiye’ye daha yüksek fiyatla sattıyor.”

Türkiye konumunu  kullanamadı
Türkiye’nin anahtar konumunu iyi değerlendirmediğini dile getiren Ulusal Kaynakları İzleme ve Koruma Kurulu Başkanı Kudret Ulusoy, “ Ülkemiz doğalgaz ve petrol pazarından en büyük pay alması gerekirken, ne yazık ki tam tersi kendisi en büyük pazar haline geldi. AB, Türkiye üzerinden Rusya ve   Ortadoğu’yu kontrol altına almak istemekte. Tüm emperyal güçler Türkiye’yi kullanarak birbirleri üzerinde egemenlik kurmak istemektedirler” şeklinde konuştu. Avrupa’nın enerji bağımlılığını önümüzdeki dönemde artacak   olmasının enerjide büyük çatışmaları beraberinde getirceğini belirten Ulusoy, şunları kaydetti: “Avrupa’da önümüzdeki 20 yıl içerisinde petrol bağımlılığının yüzde 76’dan yüzde 90’a, kömür bağımlılığının yüzde 50’den yüzde 100’çıkacak olması yakın bir gelecekte enerji yarışının büyük çatışmalara gebe olacağı gerçeği dikkate alınarak; ulusal ve ulusal özel şirketlerin ülke çıkarlarını öne çıkarması gerekir. Yoksa iç ve dış borçlarımız artmaya devam edecektir.”

İran’dan kötü haber  
İran ulusal gaz şirketinin sözcüsü Ebadullah Ghanbari, ülkesinde ender görülen aşırı soğuk hava dalgası yüzünden iç talebi karşılamakta karşılaşılan sorunların devam etmesi halinde Türkiye’ye doğal gaz akışına başlanmayacağını açıkladı. Sözcü, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın verdiği talimat uyarınca, vatandaşlara gaz temin etmek mutlak önceliktir. Bu sorunlar halledilmezse, gaz akışına yeniden başlanmayacak” dedi.

Vladimir Putin devre dışı bıraktı
Türkiye Ulusal Güvenlik Stratejik Araştırmalar Merkezi’nden Anar Somuncuoğlu, Putin’in Türkiye’yi değil, AB’yi by-pass ettiğini söyledi. Enerji politikalarında bir by-passın gerçekleştiğini kabul etmek gerektiğini dile getiren Somuncuoğlu, “Türk Cumhuriyetleri ile Rusya arasında imzalanmış olan bu anlaşmaya aslında iki boyutuyla bakmak gerekiyor. Bu boyutlardan bir tanesi Batı’nın bir şekilde devre dışı bırakılıyor olması, ikinci boyut da Batı’nın devre dışı kalmasıyla Türkiye’nin de devre dışı kalıyor olması” dedi. Rusya’nın Batı
ülkelerini yaptığı anlaşma ile devre dışı bırakılmasıyla dolaylı da olsa Türkiye’ye de bir operasyon düzenlediğine dikkat çeken Somuncuoğlu, şunları kaydetti:

Etkisi dolaylı
“AB ve ABD Hazar’daki enerji kaynaklarının yani petrol ve doğal gazın Türkiye üzerinden gelmesini sağlayarak aslında Rusya’ya karşı çok ciddi bir hamle yapmışlardı. Bir anlamda Rusya devre dışı kalıyordu. Ancak Rusya’nın bu son hamlesi Batı dünyasına çok iyi bir cevap oldu. Böylelikle Batı devre dışı kalmış oldu. Bunun Türkiye ’ye etkisinin dolaylı olacağını düşünüyorum. Türkiye’ye etkisini böyle düşünmek gerekiyor. Direkt bir etkiden söz edemeyiz.”


Türkiye’yi hesaba katmıyorlar
CHP Adana Milletvekili ve TBMM Enerji ve Tabii Kaynaklar Komisyonu Üyesi Tacidar Seyhan, Türkiye’nin enerji başta olmak üzere doğalgazdaki ön görüsüzlüğü nedeniyle Orta Asya’daki avantajlı konumunu Rusya’ya kaptırdığını söyledi. CHP’li Seyhan, yapılan hatalar nedeniyle Türkiye’nin bölgede kaynak yönetme şansının azaldığını belirterek, Türkiye’nin politik hatalar nedeniyle enerji koridoru olma şansını da yitirdiğini kaydetti. Seyhan, şunları ifade etti: “Türkiye enerjide izlediği yanlış politikalar ile enerjide koridor olma şansını da yitirmiş oluyor. En önemli kayıplardan bir tanesi de budur, çünkü Türkiye’nin enerji diplomasideki kazanımlarını belirleyecek olan en önemli unsur stratejik konumudur. Dolayısıyla Doğu-Batı ve Kuzey-Güney Enerji koridoru olma şansını yakalamış bir Türkiye enerjide en azından
iletimde dünyaya yön verebilecek bir konuma sahiptir. Ancak yetersiz ve plansız politikalar nedeniyle Türkiye bu şansını yitirmek üzeredir.”

Kimse umursamıyor
Rusya’nın son dönemde enerji kaynaklarını diplomaside çok iyi kullandığına da dikkat çeken Seyhan, Türkiye’nin bölgenin enerji kaynaklarını yönlendirmesinin artık hayal olduğunu vurguladı. Doğalgazda Türkmenistan’ın Rusya’ya bağlı olduğunu kaydeden Seyhan, “Aynı şekilde Kazakistan’da yeni kaynakları ile ilgili olarak Rusya’yla anlaşmalar yapıyor. Türkiye’yi kimsenin hesaba kattığı yok. Türkiye hayal peşinde koşuyor. Artık oradaki enerji kaynaklarını Batı’ya aktarmak Türkiye için tamamen hayal” dedi. 

 

Yorumlar

Yorum yap