784) Üç Bilinmeyenli Denklem: Truva-Türk-Roma

Yayin Tarihi 31 Ekim, 2015 
Kategori KATEGORİLENMEMİŞ

Üç Bilinmeyenli Denklem: Truva – Türk – Roma

image001

Türklerin kökeni konusunda sayısız teori vardır. Neredeyse tüm insan topluluklarının Türklerden çıktığını savunanlar da bulunur. Şimdi de “Türkler Truva’dan mı çıktı? Roma’yı da Truvalılar mı kurdu?” tartışması çok güncel. Toplumsal Tarih dergisinin ağustos sayısında, Prof. Dr. Stefanos Yerasimos, Rönesans dönemi belgelerine dayanarak yukarıdaki cümleyi doğrulamış durumda.

Yerasimos, “Türkler, Romalıların Mirasçısı mıdır?” başlıklı yazısında 1354 yılında ölen Andrea Dandolo adlı Venedikli tarihçinin yazdıklarına dayanarak şunları söylüyor: “Türklerin anavatanı Kafkas dağlarının arkasındadır. Kökenleri Truva kralı Priamos’un oğlu Troilos’un oğlu Turcos’a dayanmaktadır. Turcos, kentin alınmasından sonra yandaşlarının büyük bölümüyle bu yörelere sığınmıştır.”

Üstelik Yerasimos, başka belgelere de dayanarak Yunanlara yenilen Truvalılardan kurtulan Aeneas ve arkadaşlarının, Roma’yı kurduklarını, Romalıların da Yunanları yenerek Truva’nın intikamını aldıklarını yazısında belirtiyor. Hal böyle olunca, ortaya şöyle bir denklem çıkıyor: Truva savaşından iki grup kurtulur, bir bölümü Roma’yı kurar, kalanları Kafkasya’ya kaçar. Kökenler bir olduğuna göre Truvalılar, Türkler ve Romalılar akrabadır. Gerçi Yerasimos, yazısında bu iddianın nedenlerini de belgelere dayanarak açıklıyor.

Ancak, bu yazıdaki iddialar karşısında insanın aklına ister istemez o meşhur soru geliyor: “İyi ama Türkler gerçekten nereden geldi?”
Aşağıda okuyacağınız ve Türklerin kökenleriyle ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz kişilerin ortaya attıkları iddialar, açıkçası bizi şu sonuca götürdü: Kimmeryalı Conan bile Türk olabilir. Çünkü Kimmerler adlı bir kavim, Karadeniz’in kuzeyinde yaşamış.

Kaldı ki, Yeni Türkiye Araştırma ve Yayın Merkezi tarafından hazırlanan ‘Tarih Boyunca Türkler’ soyağacında da Kimmerlerden söz ediliyor. Üstelik, Conan çizgi romanının yaratıcıları duyduğumuza göre Milattan Önce 1000. yüzyıla kadar olan tarihi, bilim adamlarıyla incelemişler ve ortaya meşhur Kimmerya ve havalisi ile ilgili harita çıkmış. Yani adamlar kafadan atmamış. Neyse sıcak yaz günlerinde size serin mi serin bir konu; buyurun okuyun. Troyalılar Türk müydü? Hadi canım, bu saçma soru da nereden çıktı demeyin. Bu soru ortaçağdan bu yana yerli yabancı pek çok kişi tarafından sorulmuş ve tartışılmıştır.

Osmanlı Devleti’nin yükseliş döneminde, özellikle Osmanlı donanmasının tüm Akdeniz’de üstünlük sağlamasından sonra, Rönesans Avrupası ‘Bu Türkler de nereden çıktı?’ diye sormaya başlamış. O dönemde pek çok kişi tarafından kabul edilen bir teoride, Türkler aslen Troyalı savı öne sürülmüş. Adları, Troya düştükten sonra Asya’nın içlerine kaçan Troyalı generallerden Turkus’tan geliyormuş. Binlerce yıl Asya’da kalan Türkler, Troya yenilgisinin öcünü almak için geri gelmişler, almışlar ve Avrupa’ya yönelmişler. (Kaynak: James Harper, Rome vs. İstanbul: Competing Claims and the Moral Value of Trojan Heritage)

Ünlü tarihci Gibbon’un bile Roma İmparatorluğu’yla ilgili dev eserinde değindiği gibi, bir başka açıklamaya göre; Türklerin soyu, Homeros’un değilse bile Virgil’in sözünü ettiği cengáver ‘Teucri’den geliyormuş.

‘Türk’ anlamına gelen Latince ‘Turci’ ve İtalyanca ‘Turchi’ sözcükleri buradan esinlenmiş…

1453’te İstanbul’un muhasarası sırasında kentte bulunan Kardinal İsidore yazdığı bir mektupta Sultan İkinci Mehmet’ten ‘Troyalıların Prensi’ şeklinde söz etmiş. (Kaynak: Terence Spencer, Turks and Trojans in the Renaissance)

Deneme türünün babası sayılan Montaigne, Fatih Sultan Mehmet’in Papa İkinci Pius’a yazdığı mektupta ‘İtalyanlarla aynı kökten olduğumuz ve onlar gibi Hektor’un öcünü almak hakkımız olduğu halde, İtalyanların bize düşmanca davranmalarına ve Rumları korumalarına şaşıyorum’ yazmış.

Gerçekten Roma İmparatorluğu’nu kuranlar ve yönetenler de kökenlerinin Troya’da bulunduğunu öne sürüyorlardı. Virgil dev eseri Aenid’te Troyalı Aenas’ın Roma’ya gidiş öyküsünü anlatır.

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethinden birkaç yıl sonra Çanakkale’ye Troya’nın bulunduğu bölgeye gelerek o büyük savaşın kahramanlarına övgüler düzdüğü ve Yunanlılardan Hektor’un öcünü aldığını söylediği tarihçi Kritopulos tarafından anlatılır.

Türklerin Troyalı olup olmadığı Rönesans döneminin önemli tarihsel tartışmalarından birisini oluşturmuş. Özellikle başlangıç dönemlerinde Katolik Avrupa’nın, Troya kökenli Türklerin ‘yoldan çıkmış’ Yunanlıları yenmesine sempatiyle baktığı anlaşılıyor. Hatta bir şair ‘Yunanlılar antikçağlarda kendilerinden başka herkesi barbar saymalarının cezasını çekiyorlar’ diye yazmış.

Kilise ve Papa başrolde

Ne var ki, Türklerin Avrupa’daki ilerleyişi Katolikleri de korkutmaya başlayınca bu kez tam tersi savlar ön plana çıkmış. ‘Káfir’ Türklerin asalet sembolü Troyalıların torunları olamayacağı, gerçek Troyalılığın Kutsal Roma İmparatorluğu’na ait olduğu vurgulanmış. Katolik Kilisesi ve Papa, Türklere yönelik bu dışlama kampanyasında başrolü oynamışlar. Türk tekrar ‘öteki’, ‘yabancı’, ‘dışarıdaki’ rolüne itilmiş.

Sabahattin Eyüboğlu ‘Mavi ve Kara’ adlı denemeler kitabında Mustafa Kemal Atatürk’ün yanındaki bir subaya ‘Dumlupınar’da Troyalıların öcünü aldık’ dediğini yazar. Bu gerçek midir, yakıştırma mıdır, bilemem. Yakıştırma olsa bile, yakışan bir yakıştırma olduğuna kuşku yok.

Tarihçi Reşit Saffet Atabinen’in ‘Türklerin Avrupalılarla Müşterek Troya Menşeleri Efsanesi Üzerine Araştırma’ adlı ve 1951 tarihli bir kitabı olduğunu değerli düşünür Arslan Kaynardağ’ın ‘Troyalıların Türklüğü Konusunda Düşünceler’ başlıklı yazısında okumuştum (Cumhuriyet, 6 Mayıs 1994). Ne yazık ki, o kitabı bulabilmiş değilim…

https://insanveevren.wordpress.com/

Yorumlar

Yorum yap