69) ENCÜMEN-İ DANİŞ NEDİR?

Yayin Tarihi 26 Ocak, 2009 
Kategori SİYASİ

ENCÜMEN-İ DANİŞ

image0017.gif

OSMANLI’NIN KURDUĞU ENCÜMEN-İ DANİŞ

On dokuzuncu asrın ortalarında resmen kurulmuş olan ilk Türk Akademisi. Kuruluş gâyesi eğitim ve kültür alanında gerekli çalışmaları yapmak, batıdaki ilmî çalışmaları ve yenilikleri tâkib etmek, Türk dilinde ilim ve fenlere dâir lüzümlu kitapları hazırlamak veya tercüme etmek, ilmin memlekete yayılması, vatandaşların bundan istifâdesiyle umûmî seviyeyi yükseltmek olarak tesbit edilmişti.

21 Temmuz 1846’da toplanan Meclis-i Maârifi Umûmiyede ilmî müesseseler arasında bir de Encümen-i Dâniş’in kurulmasına karar verildi. Encümen-i Dâniş’in resmen kurulması için Ahmed Cevdet Paşa bu kurumun gâyesi ve sağlayacağı faydaları ihtivâ eden bir mazbata yazarak Sultan Abdülmecîd Hana arz etti. Abdülmecîd Han izin verince, Cevdet Paşa bu mazbataya uygun bir beyannâmeyi 1 Haziran 1851 târihli Takvîm-i Vekâyî’de (Resmî Gazete’de) yayınladı.

Maârif târihimiz açısından bir vesika mâhiyetinde olan bu beyannâmede, Encümen-i Dâniş’in kuruluşundaki ilmî maksat çok daha açık bir şekilde îzâh edildi. Ayrıca reis ve âzâları îlân olundu. Encümen-i Dâniş’e, Bezm-i Âlem Vâlide Sultân’ın, Sultan Mahmud türbesi yakınlarında yaptırdığı Dârülmaârif adlı okulun içinde bir yer ayrıldı.

Encümen-i Dâniş, Sultan Abdülmecîd Hanın irâdesi üzerine 18 Temmuz 1851 (19 Ramazan 1267) târihinde büyük bir törenle açıldı. Açılışa başta Pâdişah olmak üzere, sadrâzam, bütün hükûmet üyeleri ve ilmiye sınıfı katıldı.

Açılış töreninden sonra, dâhilî ve hâricî âzâlara, birer rüûs (diploma) verildi. Encümen-i Dâniş’in nizamnâmesinde (tüzüğünde) dâhilî ve hâricî âzâlıklar ile bunların husûsiyetleri ve faaliyet alanları belirtildi. Dâhilî âzâlar kesin olarak kırk kişiydi. Bunların her birisinin bir ilim dalında mütehassıs olması, bir yabancı dili bilmeleri, bir eser hazırlama veya tercüme kâbiliyetlerine hâiz olmaları şart koşuluyordu. Dâhilî âzâlar, zarûrî bir mâzeretleri bulunmadığı müddetçe, toplantılara katılmaya mecburdu. Dâhilî âzâlıklarda “Sadrâzam Reşid Paşa, Şeyhülislâm Ârif Hikmet Bey, Serasker Mehmed, Hâriciye Nâzırı Âlî ve Ticâret Nâzırı İsmet Paşa gibi devlet adamları, ayrıca Sadrâzam Fuâd Paşa, Şerif Mehmed, Târihçi Hayrullah Efendi, Ziver Kala, Ahmed Vefik, Osman Sâhib, Ahmed Cevdet Paşa, Ali Fethi ve Recâî efendiler gibi devrin ilim ve edebiyât dünyâsının mümtaz sîmâları da yer alıyordu.

Hâricî 30 tâne âzâ bulunuyordu. Hâricî âzâların, Türkçeye vâkıf olmaları şart koşulmamıştı. Akademiye hangi dil ile olursa olsun mâlûmât verebilmeleri yeterli sayılıyordu. Bunlar maarife dâir yazacakları yazıları Encümen-i Dâniş’e göndermekle vazîfeliydiler. Hâricî âzâlıklarda devrin Rum ve Ermeni bilginlerinin yanında, meşhur İngiliz müsteşriki James W. Redhouse, Fransız müsteşriklerinden Bionchi gibi Avrupa’nın tanınmış ilim adamları yer alıyordu.

Encümen-i Dâniş’te yalnız öğretim kitapları hazırlanırken daha sonra Dârülfünun’da okutulacak kitaplar da hazırlanmaya başladı. Encümen-i Dâniş’te ilk önce Kavâid-i Osmâniye ile ilgili bir lügat kitabı hazırlanması kararı alındı. Bununla ilgili çalışma netîcelenmediyse de târihle ilgili Ahmed Cevdet Paşaya verilen 1774’ten 1824’e kadar Osmanlı târihini yazma görevi tamamlandı. 12 cilt hâlinde muazzam Târih-i Cevdet diye bilinen Osmanlı târihi kitabı meydana geldi. Encümen-i Dâniş’in hangi târihte ve neden lağvedildiği hakkında kesin bir mâlûmat yoktur. Ancak 1862’ye kadar devlet salnâmelerinde “Diyânet Takvimi” ismi geçtiği hâlde bundan sonrakilerde görülmemektedir. Buradan Sultan Abdülmecîd Hanın vefâtıyla çalışmasına son verildiği tahmin edilmektedir. Bu ilk Türk Akademisi 12 yıl kadar hizmet vermiştir.

Bugünkü Encümen-i Daniş toplantılarında kimler var?

İsmail Hakkı Karadayı’nın açıklaması:

– Üst düzeyde görev yapmış, devlet tecrübesi olan emekli insanlar var. Başkanımız, eski Meclis Başkanı Necmettin Karaduman’dı. Ondan sonra Prof. Dr. Sefa Reisoğlu başkan oldu. Bülend Ulusu var, ben varım, Sayın Kıvrıkoğlu var, Mustafa Aysan var, İlter Türkmen var. Necdet Üruğ var. Özden Sanberk, Köksal Sönmez gibi isimler var. Bu gibi devlet tecrübesi olan, üst düzey görevler yapmış isimler var. Biz bir araya gelip ülke meseleleri üzerine sohbet ediyoruz.

Sonra başkan olarak Sayın Reisoğlu bunları kaleme alıyor ve Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a gönderiyor. Mesela Sayın Ahmet Necdet Sezer, bunları çok faydalı bulurdu. Yararlandığını söylerdi. Göndermemizi isterdi.
Encümen-i Daniş’in ebediyete intikal etmiş üyelerinden bazılarını da zikredeyim ki bu heyetin nasıl bir heyet olduğunu kamuoyumuz da öğrensin.

Mesela şu isimler var: Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Refet Bele, Hasan Saka, Falih Rıfkı Atay, Hüseyin Cahit Yalçın, Tayfur Sökmen, Feridun Cemal Erkin, Kazım Orbay, Memduh Tağmaç, Cihat Baban, Sadi Irmak, Kemal Kayacan, Celal Eyiceoğlu, Asım Gürbüz, Fahrettin Altay, İrfan Özaydınlı.

İşte bu gibi devlet tecrübesi olan isimlerin bir araya geldiği heyet, ülke meseleleri üzerine sohbet ediyor. Görüşler tespit ediyorlar. Bu tür insanlardan bu ülkeye zarar gelir mi? Herkes kendi uzmanı olduğu konuyu izliyor, anlatıyor. Bu heyette 1959-60 Zürich, Londra antlaşmalarına imza atmış insanlar var. Memleketine faydalı olmaya çalışıyor. Böyle bir heyetin ortaya atılan saçma sapan iddialarla bir ilgisi olabilir mi?

Yorumlar

“69) ENCÜMEN-İ DANİŞ NEDİR?” yazisina 14 Yorum yapilmis

  1. Tuncay Demirbaş yorum tarihi 26 Ocak, 2009 15:45

    Bir nevi devlet’in akil adamlar topluluğu..Zannedersem Osmanlı’nın akil adamlar topluluğu Cumhuriyet’in kuruluşunda da Atatürk’e yardımcı olmuşlardır..Devletin kendini koruma geliştirme mekanizmasının mimarları da diyebiliriz sanırım..

  2. Alper Yazoğlu yorum tarihi 26 Ocak, 2009 15:50

    Böyle bir heyette bulunmayı,ülkem için çalışmayı ne kadar çok arzu ederdim.
    ”Encümen-i Daniş” hakkında bu değerli bilgiyi veren Sayın Yılmaz Karahan Beyefendi’ye teşekkürler…TÜRKİYE’min birliği,bağımsızlığı ve aydınlık geleceği için görev yapan herkesi saygıyla selamlıyorum…
    Alper Yazoğlu

  3. Salim DOĞAN yorum tarihi 26 Ocak, 2009 19:30

    Hunlardan, Göktürklerden, bu yana kurulmuş Türk devletlerinde hakanlar ve kağanlardan beri devam edegelen bir kurultay geleneğidir Encümen-i daniş
    Türk ulusunun güvenilir insanlara ve onların tecrübelerine önderliklerine birikimlerine mutlaka
    ihtiyaç vardır. bu Türk ulusunun ne kadar demokratik bir gelenekten geldiğini de kanıtlamaktadır.
    Salim DOĞAN
    Gazeteci Yazar

  4. Barış AYKUL yorum tarihi 26 Ocak, 2009 23:51

    Günümüzün Encümen-i Daniş üyelerini şöyle bir gözden geçirelim…

    Bülent Ulusu Askeri darbenin getirdiği bir başbakan…

    Cahit Aralı hatırlarsınız,eski bakanımız Çernobil faciasından sonra kameralar önünde çay içerek ”korkulacak birşey yok”mesajı vermişti.

    Sönmez Köksal ın Paris Büyükelçiliği sırasında yapılan harcamalarıda hatırlayacaksınızdır,bu milletin parasıyla kimbilir kaç trilyon kendilerini ve saygıdeğer hanımefendi eşleri Filiz Akını dünya jet sosyetesine takdim etmek amacıyla düzenlenen davet-balo ve partiler için harcanmıştı.

    Hüseyin Kıvrıkoğlunun Osman Pamukoğlunu terfi ettirmemekten başka bir icraatını hatırlayamadım.

    İsmail Hakkı Karadayı ise efsane general Veli Küçük ü daha dün tanımadığını söyleyip kendisinden ”o adam”diye bahsetmişti.

    Bu kişilerin mesleki yaşamlarındaki icraatlarını bilen sizler şüphesizki emekliliklerinde verecekleri katkıyıda en doğru şekilde tahmin edebileceksinizdir…

  5. Ertuğrul Kapusuzoğlu yorum tarihi 27 Ocak, 2009 13:02

    Encümen-i Daniş.
    Sayın Karahan, yine bizi bilmediğimiz bir konuda aydınlattılar.
    Müteşekkiriz.
    Olmazsa olmaz bir kurul.
    Aksine, olması, kurulması, teşvik edilmesi lazım gelen bir heyet.

  6. esraünal yorum tarihi 27 Ocak, 2009 21:21

    cok katkı yapmıslar belli.ama topluma zarar,kendilerine katkı yapmıslar.benim yorumum budur.belki evet ilk kurulus amacı tabiki ülkenin menfatlari içindir.ama işte maalesef sonradan amacından saptırılmışmıstır.Atatürkün zamanında gercekten toplum için ülkenin zor sartlarında bu zor işlerin nasıl asılacagı konusunda kararlar almak içindir.ve ozaman için gereklidirde.Atatürk cok büyük bir agırlıgı tasıyordu.ülkemizi işgalden kurtarıyordu.şimdide sanırım amac demokrasiyimi kaldırmakmıydı.diye şüphe duymaktan alıkoyamıyorum kendimi.cokmu süphecilik sizce.

  7. Sami ISIK yorum tarihi 28 Ocak, 2009 08:40

    Evet bir zamanlar CHP nin icinde de cok kaliteli insanlar vardi, ama simdi sakrabanlar surusu haline geldi. Demekki isme degil icindekilerin memlekete hizmetine bakmak lazim, Ben siyasetten fazla anlamam ama sunu iyi biliyorumki cebimdeki paranin degerini dusuren beni milliyetcilik ve bilim safsatalariyla terore goz yummaya yonelterek fakirlestiren ve arkasindanda fakirsen aile planlamasi yap diyerek neslimizi ve ulkemizi yok etmeyi hedefleyen bir yapiya donusen kokusmus Encumen-i KANISH ler bence lav edilmelidirler.. Yayinlarsaniz Sevinirim SAYGILARIMLA…

  8. metinozbir yorum tarihi 29 Ocak, 2009 03:05

    bu topluluk darbeci zihniyetini benimsemis.yahudi usaklaridir.abdulhamidide devirenler bunlar gibi vatan hainleriydi.artik gozumuzu sahte vatansever satilmis yahudi ler gozumuzu boyayamazlzr gozumuz acildi.lutfen yayinlayin

  9. ZEYNEP İNCİ yorum tarihi 30 Ocak, 2009 02:10

    EFENDİM,BÖYLESİ ESKİ BİR GELENEGİN, BİZDE HALA SÜREGELMESİ HEYECANLANDIRMADI DESEM YALAN OLUR!oldukca ilgimi cekti!
    *YARAR SAGLAMAK İCİN KURULMUSTUR, MUHAKKAK!
    –AZA OLANLARIN, YETERLİ OLUP OLMADIGINI VEDE YARARDAN ZİYADE ZARARLARI OLMUSMUDUR? DİYE BİR AN!düsündürdü!*EGER OLMADIYSA, FEVKALADE BİR *DÜZEN*
    VE TOPLULUK OLDUGUNA KANİ OLMAMIZ GEREKİR.
    *MÜHİM OLAN!GECMİSDEN GÜNÜMÜZE!SÜREGELEN BU KURULUSUN *TÜRKİYE(* YE OLAN YARARININ DEVAM ETMESİ.
    KAFAMDA;acaba aza sayısının daha fazla olması DAHAMI YARARLI OLURDU?sorusu belirdi.
    ***TESEKKÜR EDERİZ SN.Y.BY.MUHTESEMSİNİZ.

  10. metinozbir yorum tarihi 30 Ocak, 2009 23:47

    mustafa kemal eger sag olsaydi hepsini asardi bunlarin hepsi sahte ataturkcu mossad ve cia usaklari

  11. Feridun AKKAYA yorum tarihi 31 Ocak, 2009 00:40

    Bakıyorum da çok farklı yorumlar, kimi öz dili Türkçe’sine inat KANISH diyor, kimisi kurtuluş savaşında Ulu Önderimiz Atatürke katkılarınd ve şimdiki sapmışlıklarından söz ediyor, kimiside olmalı diyor. Görüşler ve görünüşler çok farklı ve saygı duyulmalıdır. Ancak şunu kavramak ve kavramanın bir adım ötesine gitmek gerekiyor. Ülkemizde çok sancılı bir süreç yaşanmakta, izler izlere sözler sözlere karışıyor. Sanki bir hayal perdesinde yeni bir oyun sergileniyor. Değerli arkadaşlarım, ülkemizde düşünce kuruluşları olacak ve tabiki olmak zorundadırda. Bakın 31 Mayıs 2007 Bilderberg Kulübü ülkemizde çok ama çok uzun zaman sonra tekrar toplanıyor, kurcuları ve şuan katılımcıları özel seçilen insanlar olan bu klüp neyi konuşuyor bunu hiç düşünüp tartışıyormuyuz. Bakıyoruz 28 Şunatın mimarı deniliyor bu encümen için, tabi bilemem ama bu sıralar birileri birilerine çok şeyleri yakıştırmaya başladı mozaikleşen ülkemde hava git gide alaca karanlık bir ışık süzmesine bürünüyor. Bazı şeyleri doğru analiz edelim. Bu encümene hangi yazarla ne demiş hangi gazeteler ne yazmış doğru bir süzgeçten geçirelim. Bakın bir dava sürecini sancılı bir okadarda gayri ciddi olarak yaşıyoruz. Burada gerçekten suçlular varsa muhakkak cezasını çekecek ve çekmelidir. Ancak bu süreçte kullanılan bazı tabirler ve seçilen kelimelere çok kayda değer. Şeytan ayrıntıda gizlidir bunu untmayalım. Bu ufacık kelimecikler biz Türk kültür yumağına kıvılcım serpiştiriyor. Birileri bir yerleri bir şekilde kaşıyorsa bizde bir yerlei kaşıyalım bakalım. Bilderberg neden Türkiyedeydi, Ali Babacan ” Baş Müzakereci~Temmuz 2007 seçimlerinden sonra Dış İşleri Bakanı , Arzuhan Doğan Ylaçındağ – ‘2. kez ocak 2009 TÜSİAD Başkanlığına seçildi.” neden ordaydı. HKMYL ” Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Yüksek Locası – Atatürk Tarafından kapatılmıştı, sonradan tekrar açıldı, Atatürkün vefatından sonraki yıllarda” nasıl bir organizasyon. Birazda bunları deşifre edelim. Yangına körükle değil, bu yangını kimlerin çıkarığını doğru analiz edlim.

    Her görüş ve düşünce saygıya şayandır. Önemli olan anlayış ve baylaşım içinde olmaktır. Saygılarımla,

    Feridun Akaya

  12. esraünal yorum tarihi 31 Ocak, 2009 22:55

    tabiki bu fikirler sadece fikirden ibaret olunca suc niteligi tasıyabilir.yani planlı bir siddetin organizasyonu yapılıyorsa ve bunun ne sekilde olacagına dair fikirler üretiliyorsa bu fikir ve düsünce özgürlügünden cıkar.planlı olarak yapılmak istenen sidetti içerdiginden suc kapsamına girer.benim düsüncem burda darbe planları yapılıyordu.bunun için fikirler üretiliyordu.sanki ben öyle hissediyorum.bu kradayının son dinleme kaydı cıktıktan sonra.süphelerim artık netlesti.maalesef hiçbir topluma katkısı olmayan cok basit darbe planlayıcı bir örgüt.yani tabiki bu ilerde ortaya cıkar ama bazı seylerde okdar alenen gözüküyorki.keske yanılgı payımız olsa.

  13. haluk şinasi taran yorum tarihi 4 Aralık, 2010 01:02

    hayırlı geceler OSMANLI PADİŞAHLARI BİLE ULEMALARA ERENLERE DEVLET BÜYÜKLERİNE SAYGI GÖSTERMİŞLER BİZLEREDE DÜŞEN SAYGI GÖSTERİP TECRÜBELERİNDEN FEYZ ALMAKTIR

  14. Kemal Teoman yorum tarihi 31 Mart, 2015 10:20

    Her kurumda olduğu gibi, burası da zamanla masonların etkisine girmiş.

Yorum yap