67) İHTİLAL HÜKÜMETİ’NİN RAPORU

Yayin Tarihi 22 Ocak, 2008 
Kategori BASIN-YAYIN

 

image001117.jpg

Can Dündar / Rıdvan Akar/MİLLİYET

 


Kürtlerle Karadenizliler yer değiştirsinler!
1961’de askerler Kürt sorununa çözüm üretmek üzere bir “Doğu Grubu” oluşturdu. Bu grup, bir “Doğu Raporu” hazırladı. Yıllar sonra, o koalisyonun Çalışma Bakanı Bülent Ecevit’in arşivinde bulunacak bu belgedeki “yapılacaklar listesi”nde göç önerisi vardı: “Bölgenin, kendilerini Kürt sananlar lehindeki nüfus strüktürünü Türk lehine çevirmek için, Karadeniz sahillerindeki fazla nüfusla, memleket dışından gelen Türkleri bu bölgeye yerleştirmek, kendilerini Kürt sananları bölge dışına hicrete teşvik etmek…”

Ecevit’in gizli arşivi

Yıl: 1961… 27 Mayıs’ta iktidara el koyan askerler, “vatanın bütünlüğü” konusunda endişeliydi. Muhtemel bir Kürt sorununu önlemek için tedbir araştırıyorlardı.
Şunu görmüşlerdi:
“Vatan bütünlüğünün yegâne garantisi, bölge halkını devlete daha sıkı bağlamaktı.”
Bunun temini için “İnkılap Hükümeti”, Devlet Planlama Teşkilatı’na konuyu inceleme görevi verdi.

DPT bünyesinde bir “Doğu Grubu” oluşturuldu. Bu grup, bir dokümantasyon merkezi kurarak bölgeyle ilgili MAH’ta (MİT), Genelkurmay’da, Emniyet’te ne bilgi varsa toplayacak ve “bölgenin nüfus strüktürünü değiştirme ve asimilasyon bakımından” gerekli politikaları saptayacaktı.
“Doğu Grubu”, 8, 10 ve 16 Şubat ile 24 Mart 1961’de “bölgede çalışmış ve çalışmakta olan başlıca idare ve siyaset adamları”nı bir araya getirdi, ortaya çıkan önerileri hükümete iletti.
Gürsel kabinesi, raporu 18 Nisan’da görüştü ve kabul etti. Yayımladığı kararnameyle, bakanlıklarca fiiliyata geçirilmesini istedi. Ancak, hükümet o yılın ekiminde yapılan seçimle devrildi.
Yerine, kasımda İnönü başkanlığında kurulan AP-CHP koalisyonu geldi.
Bunun üzerine “Kürt dosyası”, “bir muhtırayla” yeni hükümete iletildi ve uygulamanın devamı istendi.

Raporda radikal öneriler

“Politika Dairesi Başkanı Kurmay Albay Haşim Tosun” imzasıyla yeni hükümete gönderilen raporun giriş yazısında kibarca, “Bunu, sizin tasarruf hakkınızı kullandığımız şeklinde yorumlamayın, size bir yardım kabul edin” deniliyordu.
Bülent Ecevit, yeni kabinenin 35 yaşındaki Çalışma Bakanı’ydı.
Göreve gelir gelmez, bu raporu masasında buldu.
Üzerinde, “Devletin Doğu ve Güneydoğu’da Uygulayacağı Kalkınma Program Esasları” yazıyordu.
Son derece ayrıntılı hazırlanmış rapor, bazı radikal çözüm önerileri getirirken, sonraki yıllarda uygulanacak kimi politikaları da adeta haber veriyordu.

ECEVİT’İN CEVABI
Bir taç gibi kondu başıma Türkiyeliliğim…

Ecevit, Çalışma Bakanlığı sırasında masasına konan Kürt raporunu alıp arşivine kaldırdı. Oradaki görüş ve önerilerin çoğuna katılmadığı biliniyordu.
O rapordan 8 sene sonra yazacağı, “Pülümür’ün Yaşsız Kadını” şiirinde, Anadolu’nun bütün halklarını sahiplenecek ve “Türkiyeliliği” ile övünecekti.

Pülümür’ün bir dağ köyünde gördüm onu
yaşını sordum bir giz gibi güldü
kimi seksen dedi köylülerden kimi yüz
yüzüne baktım bir giz gibi güldü

bir asa vardı elinde
bir solmuş krallığın
Kadifeden harmanisi üzerinde
bir hititliydi o, bir selçukluydu
bir ermeniydi bir kürttü
bir türk…

Yaşını sordum, bir giz gibi güldü
Koluma girdi bir soylu kadınca
Tozlu köy yolunda sürüyerek eteğini
Beni tek gözlü sarayına götürdü

Köy yapısı kulübesinin
Zamanı onda yitirdim ben
Yitik zamanlara onda eriştim
En soylu yoksulluğun toprak döşeli sarayında
Bir taç gibi kondu başıma Türkiyeliliğim…

‘Devletin yerine ağa’

Rapora göre Doğu ve Güneydoğu’da dış tahriklerin de etkisiyle yurt bütünlüğünü bozucu bazı faaliyetlere teşebbüs edilmişti ve “bu durum, tahripkâr neticeler doğurma temayülü gösteriyor”du.
Bunda, “devletin bugüne kadar izlediği tezatlı politikalar”ın da etkisi vardı.
Bölge ihmale uğramış, otorite boşluğuna ağalık, şıhlık gibi “sosyal müesseseler” yerleşmişti. Hem bölge halkının devlete bağlılığı azalmış hem de bölgedeki ayırıcı faaliyetlere müsait bir zemin yaratılmıştı.

Nüfus kompozisyonu değişmeli

DPT, acilen “Doğu ve Güneydoğu Bölgesi için özel Kalkınma Planları” hazırlanmasını öneriyordu.

Plandan şu yararlar bekleniyordu:
a) Bölgede gelirin artmasını ve iyi dağıtılmasını sağlamak.

b) Bölgeye diğer bölgelerden nüfus çekmek veya bölge nüfusunun bir kısmını iktisadi teşvik tedbirleriyle- diğer bölgelere göndermek suretiyle, bölgenin nüfus kompozisyonunu değiştirmek.

c) Sosyolojik ve antropolojik araştırmalara dayanarak, bölgenin sosyal yapısını temsili sağlayacak yönde- değiştirmek…

İttihat Terakki de düşünmüştü

Kısmen İttihatçıların 1913-1918 arası uyguladığı yöntemi (Bu konuda bkz: Fuat Dündar, “İttihat ve Terakki’nin Müslümanları İskân Politikası”, İletişim, 2001) çağrıştıran bu teklif, nasıl uygulanacaktı?
Raporda bunun yöntemi ayrıntılarıyla ortaya konmuş.
Rapordaki önerilerden bazıları aşağıda:

HİCRET ESASLARI
Kürtler, ‘Türk çocuğu’ bulunan yerlere…

ASİMİLASYON: Halihazır İskân Kanunu ve tatbikatını, tesbit edilen politika ihtiyaçlarını karşılayacak ve asimilasyon temin edecek şekilde incelemek ve tadil etmek…
HİCRET: Bölgenin, kendilerini Kürt sananlar lehindeki nüfus  strüktürünü, Türk lehine çevirmek için, bölgelerindeki iktisadi şartların zorluğu karşısında başka taraflara hicrete mecbur kalan Karadeniz sahillerindeki fazla nüfusla, memleket dışından gelen Türkleri bu bölgeye yerleştirmek, bölgedeki kendilerini Kürt sananları bölge dışına hicrete teşvik ve bu hicreti finanse ederek, memleketin Türk çocuğu bulunan yerlerine iskân etmek…

IRAK KÜRTLERİNDEN AYIRMAK: Türkiye’de kendilerini Kürt sananlarla İran ve Irak’taki Kürtlerin irtibatını kesme bakımından bölgeyi, kendilerini Kürt sananların çoğunluğunu dağıtmak üzere, sistemli bir şekilde bölecek iskân sahalarına ayırmak…

KONTENJAN KADRO: Bölgeden batıya ve batıdan bölgeye nüfus akışını temin maksadıyla, doğu ve batıda resmi ve özel sektöre ait sınai, zirai ve ticari tesislerin personel kadrosunun muayyen bir nisbetini, diğer bölge halkından olan işçiler için kontenjan olarak tefrik etmek…

MİSYONER YETİŞTİRMEK: Planlanan bölge okulları, köy okulları ve meslek okullarının faaliyete geçirilmesi… kız ve erkek misyoner yetiştirilmesi ve bunun için hususi müessese kurulması… Bölge halkından kabiliyetli ve küçükten asimile edilen gençlere yüksek tahsil imkanları sağlanması…

KÜRT MEMURLAR: Doğuya kendilerini Kürt sananlardan vali, kaymakam, hâkim, jandarma subayı, ordu subayı, assubay, öğretmen, memur gönderilmesi…

RADYODA PROPAGANDA: Radyo vasıtasıyla Türkçe güfteleriyle mahalli havaların çalınması ve mahalli radyoların, bölge için, propaganda uzmanlarından müteşekkil gruplar tarafından hazırlanacak programları yayması…

İNANDIRMA FAALİYETİ: Irk bakımından, Türk siyasi düzeninin kendi menfaatleri bakımından en elverişli, en emin ve en çok imkan sağlayan düzen olduğunu telkin eden bir inandırma faaliyetine girişilmesi…

TİYATROCULAR, ÂŞIKLAR: Uzmanlar tarafından hazırlanmış skeçler oynayacak küçük tiyatro ekiplerine, bölgenin lisanına vakıf saz şairlerine yukarıdaki fikirlerin aşılanması…

KÜRT MESELESİ YOKTUR: Dünya entelektüel muhitine Türkiye’de bir Kürt meselesinin mevcut olmadığının anlatılması…

DOĞUNUN TÜRK TARİHİ: Bir üniversiteye bağlı derhal bir Türkoloji Enstitüsü kurularak, kendini Kürt sananların menşelerinin Türk olduğunun ispat olunarak yayınlanması… Doğunun Türk tarihinin yazılarak neşredilmesi…

DAĞLI TÜRKLER: İslam Ansiklopedisi, Rus âlim ve politikacısı Minovski’nin tarafgirane bir surette, kendini Kürt sananların menşeinin İrani olduğunu iddia eden yazısını alarak, kendilerini Kürt sananlar kısmında neşretmekle, Lozan’da delegelere kabul ettirilen, kendilerini Kürt sananların dağlı Türkler olup, menşelerinin Turani olduğu tezi ile de tezada düşülmüştür. Doğulu münevverler arasında münakaşayı mucip olan ve ayrılık taraftarlarına tutamak veren bu hatanın, derhal tashih edilmesi…

MENŞELERİ TURAN: Kendilerini Kürt sananların, menşelerinin Turani kavimlere dayandığı hakkında, çeşitli yönlerden arayışlar yapılmaya ve neticelerinin türlü neşir vasıtalarıyla yayılması..

 

Yorumlar

“67) İHTİLAL HÜKÜMETİ’NİN RAPORU” yazisina 1 Yorum yapilmis

  1. Samet Acar yorum tarihi 23 Ocak, 2008 23:02

    Sayın Yılmaz Bey,Ecevit’in bu şiirini 1968 yıllarında okumuştum.”Pülümür’de ki Ermeni anam,bir giz gibi içimdesin.’dizesi halen aklımdadır.Aslında asimilasiyon uygulamalar ,incelendiğinde Osmanlı’da da yapılmıştır.Tarım politikalaroında birbiriyle uyuşmayan halk değişik yerlere dağıtarak,yeni yerleşim yerlerinde gelişmeler sağlanmıştır.Kürtler’in de kültürelyönden,ferdi kalkınma yönünden ve ülkeye adapte olma yönünden yapılabılır.Kıbrıs Harakından sonra, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde Karadinzliler yerleştirilmiştir.Karadeniz’lilerin yerleştirilmesi çok önem arz etmektedir.Bence akıllıca bir uygulamadır.Hatayın sınır bölgesinde yerleşim yerlerine Karadenizliler mevcuttur.Bilinçli yerleştirilmiştir.Türkiye’nin neresine gidirsin git esnaf olarak Karadeniz’li vardır.Kürtler’inde bu şekilde dağılmış olması ülkesine daha sıkısıkıya bağlı olacağı kanaatındayım.Acaroğlu’dan selamlar.

Yorum yap