592) BATI’NIN SOYKIRIMCI EFSANELERİ

Yayin Tarihi 24 Ocak, 2012 
Kategori TÜRK DÜNYASI

BATI’NIN SOYKIRIMCI EFSANELERİ

“Konstantiniyye mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır! O ordu ne güzel ordudur!”

(Hz. Muhammed s.a.v.)

(Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 335)

image00119.jpg

Son zamanlarda Türk tarihini küçümseyen, Türk milliyetçilerini ırkçı, kafatasçı ve hayalperest olarak nitelendiren çevrelerin söylemleri daha açık ve pervasız bir hâl almıştır. Türk tarihini lekelemeyi ve Türklüğü aşağılamayı amaçlayan bu anlayış, Batı dünyasındaki bazı siyasi gelişmelerden de cesaret bulmaktadır.

Fransa Parlamentosunun, 1915 olayları hakkındaki Ermeni iddialarının reddedilmesini cezalandırmayı amaçlayan düzenlemeyi kabul etmesi, tarihî meselelerin hukuk ve siyaset yoluyla tek taraflı biçimde hükme bağlanmak istendiğini göstermiştir.

Burada eleştirilen “Batı”, bütün Batı toplumları veya Batılı insanlar değildir. Kastedilen; Türk tarihine karşı düşmanlık besleyen, İstanbul’un fethini kabullenemeyen ve Türklere yönelik intikam düşüncesini yüzyıllar boyunca birtakım anlatılarla yaşatan zihniyettir.

Türk tarihini efsane olarak gören ve yalnızca Batı merkezli bir tarih anlayışıyla değerlendirenlere karşı, Batı dünyasının belirli çevrelerinde Türkler hakkında nasıl efsaneler üretildiğine bakmak gerekir.

İsmail Hami Danişmend’in Tarihî Hakikatler adlı eserinde Batılı kaynaklardan aktardığı dört efsane, bu anlayışın dikkat çekici örnekleridir:

1. BALIK KIZARTMALARI EFSANESİ

Türkler İstanbul’u kuşatırken bir papaz, tavada yedi balık kızartıyormuş. Balıkların bir tarafı kızardıktan sonra papaz onları çevireceği sırada yanına gelen bir adam, Türklerin şehri ele geçirdiklerini söylemiş.

Papaz ise şu cevabı vermiş:

“Türkler hiçbir zaman şehre ayak basamazlar. Benim buna inanmam için şu kızarmış balıkların canlanması gerekir.”

Papaz sözünü bitirir bitirmez balıklar canlanmış, tavadan fırlayarak yakındaki bir suyun içine düşmüşler. Rivayete göre bu balıklar, şehir geri alınıncaya kadar o suda yarı kızarmış ve yarı canlı hâlde kalacaklardır. Şehir geri alındığında bir papaz gelecek ve balıkların diğer taraflarını da pişirecektir.

2. YARIDA KALMIŞ AYİN EFSANESİ

Türkler Ayasofya’ya girdikleri sırada yapılan ayin henüz bitmemişti. Ayini yöneten papaz, kutsal kadehi eline alarak kürsüye çıktı. Orada bulunan bir kapıdan kendisini dışarı atar atmaz kapı hemen kapandı.

Peşinden koşan Türkler, papazın gözden kaybolduğunu gördüler ve karşılarında yalnızca bir duvar buldular. Ellerindeki silahlarla bu duvarı yıkmaya çalıştılarsa da başarılı olamadılar. Daha sonra şehrin bütün duvarcıları getirildi; fakat ne manivelalarla ne de başka aletlerle duvar yıkılabildi.

Efsaneye göre bu kapı, ancak papaz Ayasofya’daki ayinini tamamlamak için geri döneceği zaman açılacaktır. Papazın yeniden ortaya çıkması ise şehrin geri alınacağı anlamına gelecektir.

3. DENİZE BATAN KİLİSE SUNAĞI

İstanbul’un fethedildiği gün, Türklerin eline geçmesi istenmeyen Ayasofya’nın kutsal sunağı, Frenklere götürülmek üzere bir gemiye yüklendi. Ancak gemi Marmara Denizi’nin ortasında battı ve sunak denizin dibine gömüldü.

Rivayete göre o noktada deniz daima sakindir. Çevresinde şiddetli fırtınalar meydana gelse bile burası sükûnetini korur. Sunağın bulunduğu yerin, denizin sakinliğinden ve çevreye yayılan güzel kokudan anlaşılabileceğine inanılır.

Birçok kişi denizin dibine inerek sunağı görmeye çalışmış; ancak başarılı olamamıştır. Çünkü efsaneye göre sunak, şehir geri alındığı zaman bulunacak, Ayasofya’daki yerine konulacak ve yeniden ibadete tahsis edilecektir.

4. TAŞ KESİLMİŞ İMPARATOR EFSANESİ

İstanbul’un Türkleşme zamanı geldiğinde ve Türkler şehre girdiğinde imparator, onları durdurmak için atını üzerlerine sürdü. Türkler sayılamayacak kadar çoktu. Binlercesi imparatoru kuşattığı hâlde o, kılıcıyla savaşmaya devam ediyordu.

Nihayet atı öldürüldü ve imparator yere düştü. Bir zenci kılıcını kaldırarak imparatora vurmak üzereyken Allah’ın gönderdiği bir melek onu bulunduğu yerden kaldırıp Altın Kapı yakınlarındaki bir yer altı mağarasına götürdü.

Taş kesilen imparator, aynı meleğin yeniden gelip kendisini uyandıracağı zamanı mağarada beklemektedir. Türklerin de bundan haberdar oldukları; ancak mağaranın yerini bulamadıkları anlatılır. Şehrin geri alınacağına inanılan kapıya bu nedenle duvar örüldüğü ileri sürülür.

Efsaneye göre zamanı geldiğinde melek mağaraya inecek, taş kesilmiş imparatoru yeniden canlandıracak ve savaşta kullandığı kılıcı ona teslim edecektir. İmparator ayağa kalkacak, Altın Kapı’dan şehre girecek ve ordusuyla birlikte Türkleri İstanbul’dan çıkaracaktır. Bundan sonra, “boğanın kan deryasında yüzmesini andıran” büyük bir kılıçtan geçirmenin yaşanacağı anlatılmaktadır.

Bu efsaneler, İstanbul’un fethinden sonra bazı çevrelerde şehri geri alma umudunun ve Türklere karşı intikam düşüncesinin nasıl yaşatıldığını göstermektedir.

Özellikle “boğanın kan deryasında yüzmesini andıran bir kılıçtan geçirme” tasviri, yalnızca şehri geri alma arzusunu değil, Türklere karşı toplu kıyım ve intikam düşüncesini de içinde taşımaktadır.

Başkaları kendi tarihî hafızalarını, yenilgilerini ve geri dönüş hayallerini yüzyıllar boyunca yaşatırken biz ne durumdayız?

Türk milletinin tarih sahnesinde yeniden var oluşunun destanı olan “Ergenekon” kelimesini söylemekten çekinen bir gençlik yetişmektedir. Türklük düşmanlarının en önemli hedeflerinden biri, Türk insanını kendi kimliğine ve tarihine yabancılaştırmaktır.

ÇÖZÜM

İçeride veya dışarıda, nereden gelirse gelsin bütün düşmanlıklara karşı dirençli olmanın temel şartı; tarihini bilmek, millî kimliğini korumak, aslına ve nesline sahip çıkmak ve güzel ahlakla yaşamaktır.

YILMAZ KARAHAN

24 Ocak 2012

Editör Notu:
Yılmaz Karahan’ın 24 Ocak 2012 tarihli bu makalesi, İstanbul’un fethinden sonra bazı Batılı çevrelerde oluşan efsaneleri ve bu anlatıların taşıdığı geri dönüş ve intikam düşüncesini İsmail Hami Danişmend’in aktarımları üzerinden değerlendirmektedir. Çalışma, efsanelerin yalnızca hayal ürünü anlatılar olmadığını; toplumların tarihî hafızalarını, yenilgilerini ve siyasi beklentilerini yansıtabildiğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Makalenin yazıldığı tarihte Fransa Parlamentosunun 1915 olaylarına ilişkin kabul ettiği düzenleme, Fransa Anayasa Konseyi tarafından 28 Şubat 2012’de ifade ve iletişim özgürlüğüne aykırı bulunarak iptal edilmiştir.

Kaynak:
Danişmend, İsmail Hami, Tarihî Hakikatler, Cilt 1, s. 170–173.

Not: Bu makalenin yeniden hazırlanması ve düzenlenmesi sürecinde yardımcı araç olarak ChatGPT’den yararlanılmıştır.

Paylaş:

Yorumlar

“592) BATI’NIN SOYKIRIMCI EFSANELERİ” yazisina 1 Yorum yapilmis

  1. Zuhal Asma kummerle yorum tarihi 10 Eylül, 2026 01:45

    TEŞEKKÜRLER Sn.K.han Müthiş bır Yazı.DİNlerıde Böyle Şehir Efs
    anelerı gibi

Yorum yap