YENİDEN ERGENEKON

MİSKİNLER TEKKESİ

Yılmaz Karahan
Yılmaz KarahanYeniden Ergenekon
11 Şubat 2011·2 dakika okuma süresi·0 Okuyucu Yorumları
Makaleyi Dinle
~2 dk · Doğal Anlatım

image001.gif

Miskinin sözlük anlamı; aciz, zavallı, çok uyuşuk, tepki gösteremeyen ve hastalıklı v.b.

Cüzzam hastalarının çok ağır hareket etmeleri, bitkin olmaları, vücutlarındaki yaraların görülmesi, parmaklarının düşmesi ile korkutucu bir görüntü içine girmeleri toplum içinde yaşamalarını zorlaştırmıştır. Selçuklular gibi Osmanlılar da, cüzzam hastalığının bulaşıcı olduğuna inanmış ve hastaları yerleşim merkezlerinden uzak yerlerde yaptırdığı hastanelerde tedavileri yapılması için toplamıştır.

Avrupa’da, son zamanlara kadar cüzam hastaları lanetli ve cadı olarak görülmüş diri diri yakılmıştır…

Atalarımız bu hastaların gururunun rencide edilmemesi için tedavilerinin yapıldığı yerlere “Cüzzamhane” yerine “Miskinler Tekkesi” demiştir.

Miskinler tekkesinde tabip, imam ve diğer görevliler devamlı olarak hizmet ederlerdi.

Devlet kurduğu vakıflarla, Tekke’nin ihtiyaçlarını karşılatırdı. Ayrıca tekkenin önlerinde “sadaka taşları” bulunurdu. Hayırseverler; bu taşların oyuklarına para, tekkenin kapısına giysi bırakırlardı. Bu hayırları yapanlara, hastalar hep birlikte dua ederlerdi…

Tekkelere hasta kabulü mutlaka muayene sonucu olurdu. Halktan gelen herhangi bir şikayet veya ihbar tabiplerce değerlendirilirdi. Tekkeler, genellikle bir dergahın yanında inşa edilirdi…

Üsküdar Belediyesi tarafından düzenlenen IV. Üsküdar Sempozyumunda (3-5 Kasım 2006) sayın Prof. Dr. Nil Sarı’nın, “Üsküdar Miskinler Tekkesi” sunumu tarihteki sosyal kurumlarımız hakkında çok önemli bilgiler vermektedir. Teşekkür ederiz. Bu sunum (pdf) olarak aşağıda verilmiştir. Miskinler Tekkesi hakkında geniş ve doğru bilgi için lütfen bu sunum esas alınsın!

Cüzam hastalığının tedavisi için hizmet veren tüm bilim adamlarına şükranlarımızı sunarız…

YILMAZ KARAHAN

Üsküdar Miskinler Tekkesi sunumu:

http://www.uskudar-bld.gov.tr/portal/doc/sempozyum/sempozyum4/T51.pdf

image0025.jpg


KÜLTÜR DESTEĞİ & AÇIK ERİŞİM

Bağımsız Kültür ve Düşünce Desteği

Yeniden Ergenekon reklamsız ve bağımsız bir kültür ocağıdır. Fikir, kültür ve tarih külliyatının yeni nesillere ve araştırmacılara açık erişimle sunulması için katkıda bulunabilirsiniz.

Katkıda Bulun →

Yeniden Ergenekon

Yeniden Ergenekon, 20 yıldır bağımsız ve tarafsız bir kültür pınarı olarak nesillere ışık tutmaktadır. Bu arşivin dijitalleştirilmesini ve yaşatılmasını destekleyebilirsiniz.

Arşivi Destekle →

"Türk Dünyası" — Son Yayımlanan Makaleler

Heraldik Bilimi ve Türk Tamgaları

HERALDİK BİLİMİ VE TÜRK TAMGALARI Devletlerin, hanedanların, boyların, ailelerin, kurumların ve şehirlerin kullandığı simgeler, geçmişin anlaşılmasına nasıl katkı sağlar? İnsanlar tarih boyunca kendilerini, ailelerini, topluluklarını ve yönettikleri toprakları tanıtmak için çeşitli işaretler kullanmıştır. Bazen bir kaya üzerine kazınan tamga, bazen bir hükümdarın mührü, bazen bir kalkanın üzerindeki arma veya bir sancağın taşıdığı şekil, o işareti...

Yazının Devamı →

Türk Devletlerinde Türban Uygulamaları

TÜRK DEVLETLERİNDE TÜRBAN UYGULAMALARI (Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Kırgızistan) Türk devletlerinde başörtüsü ve türban konusunda uygulanan kurallar, zaman zaman “Türban yasaklandı” şeklinde tek bir ifadeyle anlatılmaktadır. Oysa düzenlemelerin kapsamı ülkeden ülkeye değişmektedir. Bazı sınırlamalar okullarla ilgilidir; bazıları yüzün tanınmasını engelleyen kıyafetlere yöneliktir. Bazı ülkelerde ise geleneksel başörtüsü kabul edilirken dinî kıyafet olarak değerlendirilen örtünme...

Yazının Devamı →

Türk Tarihinde Taht Kavgaları ve Savaşları

Türk devletlerinde taht mücadelesinin temelinde yalnızca “kardeşler birbirine düşmandı” anlayışı yoktur. Eski Türk devlet geleneğinde hükümdarlık, çoğu zaman hanedanın ortak hakkı kabul ediliyordu. Bu nedenle kağanın ölümü sonrasında oğullar, kardeşler, amcalar ve diğer hanedan mensupları arasında iktidar mücadelesi çıkabiliyordu. Türk tarihindeki taht mücadelelerinin önemli bir kısmının temelinde şu anlayış bulunuyordu: Hükümdarlık yalnızca hükümdarın oğlunun değil,...

Yazının Devamı →

Okuyucu Yorumları (0)

Yorum Gönder ↓
Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yorumu siz yapın.

Yorum Gönder

Düşünceleriniz editoryal incelemeden sonra yayınlanacaktır. E-posta adresiniz üçüncü şahıslarla paylaşılmaz.