51) KUZEY İPEK YOLU ARAŞTIRMASI (RUNİK YAZI)

Yayin Tarihi 11 Aralık, 2007 
Kategori TÜRK DÜNYASI

image00140.jpg

…Runik Yazının İzinde…

Kuzey İpek Yolu

Araştırma Gezisi

11 Kasım 2006

Tarih;  geniş anlamda ticaret yollarının kontrolü ve bu yollara hakimiyet

mücadelesinin hikayesidir. O nedenle ticaret yollarını iyi anlamadan tarihi doğru anlamak ve yazmak mümkün değildir.

 

En eski ve uzun yıllar boyunca kullanılan ticaret yolu, hepimizin bildiği gibi İpek Yolu denen ve Çin’den başlayıp İzlanda’da biten  yoldur.  Bu yolun kontrolü için geçmişte pek çok mücadeleler olmuştur. Bu yolun bir bölümünü kontrol altına alabilen milletler çok hızlı bir şekilde büyüyüp güçlenerek İmparatorluklar düzeyinde devletler kurabilmiştir. Ticaret ile birlikte sadece ticari mallar bir bölgeden diğer bölgeye taşınmamış, bu mallarla birlikte kültürel unsurlar da bir milletten diğerine aktarılarak yayılmasını sürdürebilmiştir.

İpek Yolu  ve bu yol üzerindeki ilişkileri, mücadeleleri iyi bilmeden, tarihi ve kültürel unsurların yayılışını doğru anlamak mümkün değildir. Son zamanlarda yapılan araştırmalar bize, son derece önemli olan bu yolun Avrasya ve Kuzey Avrupa bölümünün, Yani bizim “Kuzey İpek Yolu” diye adlandırdığımız; Hazar Denizi’nin kuzeyinden geçerek  Kırım’a gelen, buradan Karadeniz ve bu denize bağlı nehirler olan Volga, Don, Dinyeper, Dinyester ve Tuna nehirleri vasıtası ile tüm Orta ve Kuzey Avrupa’ya uzanan bölümünün yeterince incelenmediğini, hatta karanlıkta kaldığını göstermiştir.

İşte bu sebepledir ki; bu bölgelerin tarihi ve bu bölgelerdeki kültürel unsurların yayılışı da karanlıkta kalmıştır.

 

Hazar  Denizi’nin kuzeyinden geçen ve bizim “Kuzey İpek Yolu”diye adlandırdığımız bu güzergahta, derinlemesine bilimsel çalışmaların yapılması Avrupa ve Avrasya Tarihini ve Kültürünün şekillenmesini daha iyi ve doğru anlamamızı sağlayacaktır.

Bu ihtiyacın doğrultusunda; başlangıç olarak “Kuzey İpek Yolu” üzerinde Akademisyenlerin de katılacağı bir araştırma gezisinin yapılması, bu gezi esnasında yapılacak tespitlerin ve bulguların Bilim Dünyasına sunulması ile; geçmiş tarihin karanlıkta kalan bir bölümüne ışık tutulacak ve gelecekte yapılacak bilimsel çalışmalara referans noktası olacaktır.

Sadece Orta Asya  değil, Avrasya ve Doğu Avrupa’da bu yolun, yüzyıllarca Türk asıllı Devletlerin kontrolü altında olduğunu göz önünde tutarsak, böyle bir bilimsel gezi projesinin Türk tarihi ve Türklerin Avrupa kültürünün oluşmasındaki rolünün de ortaya çıkarılmasındaki önemini  inkar edemeyiz.

Proje Ekibi (Akademik) :

1- Antropolog Prof. Tord Olsson. (İsveç)

2- Mr.Sonny Berntsson (İsveç)

3- Mr. Philip Mats  (İsveç)

4- Türkolog Y.Doç.Dr. İsmail Doğan (Türkiye)

5- Türkolog Y.Doç.Dr. Cengiz Alyılmaz (Türkiye)

6- Turgay Kürüm  (Türkiye)

 

image00225.jpg

Rota:

Geçiş noktaları ve ülkeler sırasıyla şöyledir;

Türkiye (İstanbul-Sarp Sınır Kapısı)

Gürcistan (Batum-Tiflis)

Azerbaycan (Bakü)

Türkmenistan (Türkmenbaşı-Aşkabat)

Özbekistan (Taşkent)

Kazakistan (Almatı-Balkaş-Karaganda- Bişkek)

Rusya (Gorno Altay-Kızıl-İrkudsk-KrasnoyarskNovosbirsk-Omsk-Çelyabisk-Ufa-Kazan-Saratov-Volgagrad-Astrahan-Rostov-Moskova-Petersburg)

Moğolistan (Ulan Bator-ORHON)

Ukrayna (Odessa-Kiev)

Belarus (Minsk)

Finlandiya (Helsinki-Turku)

Latvia (Riga)

İsveç (Stockholm-Göteborg-Gotland-Malmo)

Norveç (Oslo-Bergen)

İzlanda (Rejyavik)

İrlanda (Dublin)

İngiltere (Londra)

Danimarka (Kopenhag)

Almanya (Hamburg-Berlin)

Polonya (Gdansk-Varşova-Karakov)

Çek Cumhuriyeti (Transit geçiş)

Avusturya(Viyana)

Macaristan (Budapeşte)

Romanya (Brasov-Bükreş-Köstence)

Bulgaristan (Varna)

 

Proje İletişim:

Oktay KÜRÜM

0533 430 15 14

0533 590 44 25

oktay@ols.com.tr

http://www.ols.com.tr/kuzeyipekyolu.htm

http://www.kuzeyipekyolu.com/AvrasyadaRunikYazi.pdf

 

Adınızı-Soyadınızı, Göktürkçe ye çevirmek için lütfen tıklayın.

http://www.kuzeyipekyolu.com/ceviri.htm

Yorumlar

“51) KUZEY İPEK YOLU ARAŞTIRMASI (RUNİK YAZI)” yazisina 9 Yorum yapilmis

  1. Murat Bülent Hattatoğlu yorum tarihi 12 Aralık, 2007 01:10

    Merhaba,
    Bu çalışmanın önemini ve değerini sözkonusu ederek boşa satır harcamaya gerek yok. İsmail Doğanay’ı zaten TDK’dan çıkardığı albümünden tanıyoruz, Kafkasya’da Runik Yazıtlar’dan. Eğer bizimkiler egemen olabilirse yürüyüşe, bu takımdan çok iyi sonuçlar elde edilir.
    Ben birkaç hususa dikkat çekmek istiyorum.
    1) Haritada İpek Yolu güzergâhı doğru çizilmiş midir? Güney yolu yanlış geldi bana. İran’dan yol geçmiyor muydu? Bizans’la Göktürk İmp. Sasanî’lere karşı neden ittifak yaptı, savaşası mı gelmişti bunların? Türkiye’deki yol Erzurum’dan-Sivas’tan-Amasya’dan-Kayseri’den daha nerelerden geçip İzmir’e gidiyor, bir kol da Bursa’dan geçip İstanbul’a varıyor. Ortaçağın kervan hızı günde 40-45 km. idiğinden, her 40-45 km.ye kervansaray yapılmıştı, bu haritaya göre güney yolu Kuzey Anadolu’dan geçiyor!
    2) Diğer yandan, Krasnoyarsk-Novosibirsk-Omsk güzergâhını izleyen bir yol bana ilginç geldi. Hazar’ın hemen kuzeyinden geçiyordu o yol, değil mi? Ha, eğer ortaçağlardan değil de M.Ö.1000-850’lerden başlayan süreçten bahsediliyorsa, itirazım yok.
    3) Eskil Türk yazısının tamga döneminden kalan izler artık inkâr edilemiyor. Avrupa başka bir mevziye gireli çok zaman oluyor : “Efendim, evet bu yazı dünya ugarlığının ve kültürünün temelnde yeralıyor, tamam, ancak bunu bulanların Türk idiği nereden belli? Bunu Ârî’ler yaptı. Türk’ler de çok sonraları bunu kullanmaya başladı. Bir yazının ille de bir dile işaret etmesi gerekmez ki? Nasıl ki Arap harflerini kullandınız, o zamanlarda da bu Ârî yazısını kullanmıştınız. Eski yazılar sesi bugünkü alfebemiz gibi tam ifade etmediğinden, tam fonetik olmadığından, bu işaretlerin Türkçe sesleri-sözcükleri yazmak için bulunduğunu nereden bileceğiz? Bunlar sonradan Türkçe’ye de uyarlanmıştır.” deyip çıkıyorlar, Sergey Klyaştornıy bile bunlardan.
    Bizim bu saçmasapan iddiaya karşı yanıtımız, tamgaların şekliyle o şekle Türkçe’de verilen adın sesinin, tamga heceye ve harfe dönüştüğü dönemde ne sesi ifade etmiş bulunuyorsa o sesle birebir örtüştüğünü, bir de bunların kavram anlamlarının da denk geldiğini göstermek yolundan olmalıdır, ancak böyle olabilir.
    Örneğin “at” tamgası ata binmiş birinin önden görünüşüne benzerken sonraları stilize edilmiş ve bugün Citroen’in arma olarak kullandığı, 2 pırpırlı astsubay çavuş rütbesine benzeyen işarete dönüşmüştür. Aynı zamanda kalın t harfidir. Tamganın hem şekli, hem eski hem yeni sesi, hem kavram anlamı, hem geçirdiği aşamalar, tamamen Türkçe ile açıklanabiliyor ve başka dille de açıklanamıyor. Ok tamgası böyle, Ed tamgası (ki Çatalhöyük Ana Tanrıçası üstündedir, MÖ.6500-7000!) böyle, örnekler hep böyle.
    Pekiyi, sorun nerede? Orkun yazıtlarında geçmeyen tamgaların, sintaşlardaki tamgaların, mağara resimlerindeki tamgaların, boyların simgesi olan tamgaların, ongunların, kilim desenlerindeki tamgaların, bir kısmı dışında, ANLAMLARINI BİLMİYORUZ. ANLAMLARINI BİLMEYİNCE SESLERİ DE YERLİ YERİNE OTURMUYOR. BİZ BUNLARI TÜRKÇE İLE AÇIKLAMAKTA GECİKEDURALIM, SENARYOLAR UYGULANIYOR, BUNLARA SESLER VE ANLAMLAR UYDURULUYOR, ONDAN SONRA DEĞİŞTİR DEĞİŞTİREBİLİRSEN.
    SADEDE GELELİM : Türkologlarımız, tarihçilerimiz, saha araştırmacılarımız, budunbilimcilerimiz, tamgaların anlamlarını söylesinler bize. Seslere ulaşalım, şekille anlam ve bunlarla ses arasında bağlantıları örelim hep birlikte. “Hep birlikte”, çünkü hem her dil gibi Türkçe’nin de onu görünce/işitince doğallıkla anlayıp konuşacaklara gereksinimi var, hem de biz Türk’lerin yüzyıllardır ettiğimiz ihaneti sona erdirip Türkçe’ye kavuşmaya…
    Kolay gelsin. Emektarların kutsal beyinlerini ve yüreklerini öpüyorum, bu bilgileri bizlerle paylaşan sevgili arkadaşlarımızı tekrar kutluyorum.

  2. beğüm akyol yorum tarihi 24 Aralık, 2007 23:25

    süper ama bir şey var biz bide bunu yazıcak elle düşünen yok ama yinede yorumlar yazılar süper tek kelimeyle mükemmel

  3. adem özden yorum tarihi 1 Ocak, 2008 15:26

    ipek yolu kayseri yahyali kopcu koyun den geçiyor inanmayan gelir araştirmasini yapar.

  4. ayhan akbulut yorum tarihi 2 Ocak, 2008 12:48

    ipek yolu sarız kemer köyünden geçmetedir aksini idia eden varsa gelsin araştırsın kervanların mola yeride ırmak kenarındaki höyük geçiş yeride meşür kemer köprü.

  5. hakan uykan yorum tarihi 5 Mart, 2008 19:10

    FENERBAHÇE ÇEYREK FİNALDEEEEEE:d TARİHİ BİR OLAY OLDUĞUNDAN YAZDIM

  6. TÜRK yorum tarihi 16 Haziran, 2008 19:14

    NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!

  7. esra özyılmaz yorum tarihi 22 Aralık, 2008 21:52

    ya nolur ipek yolunun güzergahıyla ilgili harita lazım yada resim işte noluuuuuuuuuurrrrrrr

  8. necmettin karaerkek yorum tarihi 2 Ocak, 2009 17:40

    üç ipek yolu var.Çünki,İranda yol ikiye ayrılıp
    biri, Zağaros dağlarından geçip İskenderun’da Avrupa’ya gidecek gemilere çalışıyor.Diğer iki hatta satış yapıldığı halde ,bu yoldan gelen kervanlar satış yapmadan iskenderun’a geldiklerinden çok zenğin ve çeşitli mal taşıyor.güzergahda,MS:10.yy’dan itibaren bu hattaki kervanlar soyulmağa başladığından,bu coğrafi alanı anlatmak ,belirtmek üzere,bu alana :
    KURDIZDAN denilmiş.Kur : Ülke,Dız: Hırsız,Dan :onların.Kurdızdan (Kürdistan )HIRSIZLARIN ÜLKESİ anlamına geliyor.Onunucu yy’dan önce KÜRT adı yok .Kırmançi var,Sorani var ama Kürt yok.Yani Kürt adı aslında genetik değil coğrafi alan belirtiyor.
    Diğer iki yolu biliyorsunuz ; Anadolu’dan geçen hattı Kervansaraylar net olarak belirliyor.
    Sizin için ilğinç olabilecek bir bilgi de ,bu hanlarla ilgili ,buğünki kahve ile su getirme adetinin kökenidir:Kervansaraylarda gece konaklayan yolcular,genel olarak ,kahveye konulan zehirle öldürülürmüş.Zehirli kahveye bir damla su katıldığında kahvenin köpürdüğü öğrenilince,bu gelenek günümüze dek gelmiş.
    Hazar’ın kuzeyinden geçen yolun sabit bir güzerğahı yok.Yalnız,Çerkes,Kıpçak ve Tatarlar’ın,Kürtler gibi kervanları soymadığı biliniyor.Sayğıyla.İyi seneler.

  9. elif bulgur yorum tarihi 5 Nisan, 2010 09:27

    bana göre bu ipek yolunun harita çizme rolü çok zor bir şey. Bu harita çizme şeyim olmasa bu siteye adımımı atmazdım.Zaten bu da çok zor bir şeymiş, şimdi anladım. Olsun sizleri tanımaktan çok gurur duydum.

Yorum yap