504) MHP ÜZERİNE BİR KOMPLO TEORİSİ

Yayin Tarihi 25 Eylül, 2010 
Kategori KATEGORİLENMEMİŞ

MHP ÜZERİNE BİR KOMPLO TEORİSİ

image00118.jpg

Son aylarda yavaş yavaş hızlanan, ancak son yıllarda adım adım planlanan bir strateji ile Türk siyasetinin yeniden planlandığı, şekillendirildiği ve siyasi partilere müdahale aşamasına kadar inen bir büyük planın yürürlüğe konulduğu konusunda bir komplo teorisi üreteceğim. İnanmak ya da inanmamak siz değerli okuyucularımza kalmıştır.

Kurguladığım komplo teorisinin başlangıç noktası, 12 Eylül 1980’dir. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden itibaren adım adım planlanıp bugünlerde sonuçlanmak üzerine hayata geçirilen bir sinsi plan ile yaşıyoruz.

ADIM ADIM O PLAN

Gelin, adım adım yürürlüğe sokulan bir planla nelerin başarıldığını başlıklar halinde hatırlayalım :

• 12 Eylül darbesi ile birlikte toplumun her kesimi ve özellikle genç kuşaklar depolitize edildi
• Gençlik, ideolojiden ve siyasetten soğutularan bireycileşmeye, dine yönelime ve gelecek endişesi içinde birbirlerinin omuzlarına basarak yükselmeye ve yaşama mücadelesi vermeye itildi
• Merkez siyaset ve siyasi partiler yıpratıldı, ülkede planlı ekonomik program çerçevesinde halk fakirleştirilirken gelir dağılımı adaletsizliği ile sınıflar ve eksimler arasındaki uçurum arttırıldı, büyük sermayenin gücü devleştirildi, sermaye dışa bağımlı hale getirildi, yoksul kitleler nüfusun çok büyük bir kısmını oluşturdu.
• Siyaset ve siyasetçiden ümidin kesilmesi planı başarılı olurken, yeni program çerçevesinde yeni siyasi oluşum piyasaya sürüldü ve elbirliğiyle başarılı olması için bütün unsurlar ve bütün kaynaklar seferber edildi
Yeni siyasi oluşum, başarılı biçimde iktidara getirildi, ulusalcı unsurları hala bünyesinde taşıyan eski siyasi partilerin tasfiye edilmesi ve güçsüzleştirilmesi süreci başladı
• Yeni siyasi iktidarın tam anlamıyla kontrol edilebilmesi için bütün kadroları ayrıntılı biçimde yeniden oluşturuldu
• Eski siyasi yapı ve onun uzantıları olan siyasi partiler ve siyasetçiler tasfiye edildi
• Eski siyaseti besleyen sermaye odakları tasfiye yoluna gidildi, sermayenin el değiştirmesi sürecinde iktidar olanaklarıyla yeni bir işbirlikçi ve bağımlı sermaye grubu yaratıldı
Basın ve yayın organları tamamıyla ele geçirildi, teslim olmayanlar satın alındı, sindirildi ve yok edildi
• İktidar karşısında pay kapma ayrışına giren yeni bir “enteller korosu” yaratıldı, işbirlikçi “aydınlar” ile dayanışma halinde medyanın her köşesine salındılar ve ulusal değerlere ve ulusal kurumlara Taraf’lı saldırılar başlatıldı
• İktidarın sağlamlaşması amacıyla demokratik sistemin temel değeri olan Güçler Ayrılığı ilkesi ortadan kaldırılıp Yasama-Yürütme ve Yargı güçleri siyasi iktidarın denetimi ve emrine verildi ve bu konudaki Anayasal-yasal altyapı hazırlandı
• Ülkede Demokratik Despotizm ya da demokrasi adına diktatörlük rejimine geçiş için bütün altyapı hazırlandı
• Yeni rejim karşı çıkan her örgütlü ve örgütsüz eleştiri, darbecilikle suçlandı

SİYASİ HAREKETLERİN GÜÇSÜZLEŞTİRİLMESİ

Bu süreçte yeni siyasal yapıya hizmet etmeyecek ya da engel olacak siyasi hareketlerin ve özelikle siyasi partilerin güçsüzleştirilmesi ve ele geçirilmesi süreci de başlatılmalıydı. Bu çerçevede, bazı siyasi partiler ele geçirildi, bazı siyasi partilerde lider ve kadro değişiklikleri yapıldı, bazı siyasi partiler parçalanmaya başladı, bazı siyasi partilere de komplolarla içten müdahaleler yapılmaya başladı.

MHP’nin parçalanması, BBP’nin ortaya çıkarılması, solda yeni oluşumlar ile CHP’nin güçsüzleştirilmesi, CHP ve MHP’de iç çekimeler yaratılması, CHP ve MHP içindeki bölünmelerle devşirilen siyasetçilerin siyasi iktidara eklemlenmesi gibi planlar aynı anda yürürlüğe konuldu. Bu süreçte bağımsız ülkücüler, dinci solcular, devlet düşmanı Marksistler, Amerikancı solcular üretildi.

Bugün geldiğimiz noktada, topraklarının altından Avrupa’nın petrol ve doğalgazının geçtiği, stratejik bir coğrafyaya yayılmış, Karadeniz’i kontrol edebilecek, Akdeniz’in sahibi olabilecek, Orta Doğu’ya müdahale yeteneği olabilecek Müslüman bir Küçük Amerika’nın yaratılması sürecinin son aşamasına gelindi.

ENGELLER

Yakın zamanda İran’a askeri müdahale, Irak’ın parçalanması, “Kürt Devleti”nin kurulması, Afganistan ve Pakistan coğrafyalarının yeniden tanzimi gibi planlar devreye sokulacak. Bu küresel siyasi atmosferde Türkiye, Sonun Başlangıcı’na gelmiş görünüyor. Bu son, itaat eden bir siyasi iktidarın sürekliliği anlamında istikrara kavuşturulmak üzere. Bu istikrar, demokratik bir siyasal sistemle asla başarılamaz. Bu nedenle, demokrasi adına demokratik sistemin temel kurumlarının ve kurallarının yok edilmesi gerekiyor. Bu sürecin de sonuna gelmek üzereyiz.

Sonun Başlangıcı’nda 5 önemli engel vardı:

1. Ulusal değerleri besleyen basın-yayın organları
2. Üniversiteler, Aydınlar ve işbirlikçi olmayan sivil örgütler
3. TSK
4. Yargı
5. Ulusal Değerlere İnanmış Siyasi partiler ve Siyasetçiler

Ulusal değerleri besleyen basın ve yayın organları tek tek imha edildi. Bugün geldiğimiz noktada bir elin parmaklarıyla sayılacak kadar azlar ve etkisizleştirilme noktasındalar.

Üniversiteler, YÖK operasyonu ile ve yeni üniversitelerin kurulmasıyla susturuldu, denetim altına alındı ve etkisizleştirildi. Suskun bir üniversite yaratldı.

TSK, kendisini savunur noktaya itilerek mahkeme kapılarında hak arar noktaya getirildi. Psikoloji savaş ile her geçen gün bazı “Taraf”larca, “Zaman” zaman, “Vakit”li vakitsiz medya işbirlikçisi “Star”lar tarafından yıpratılmaya devam ediyor.

Yargı, bağımsız bir erk olmaktan uzaklaştırılmak noktasında. Şimdilik sadece Yüksek Yargı ayakta kalsa da zaman içinde bütünüyle teslim alınacağı konusunda kimsenin şüphesi kalmadı.

Geriye ne kalıyor? Ulusal değerlere inanmış bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin savunucusu olacakların önünde yürüyecek siyasetçiler ve siyasi partiler.

Teslim alınamayan siyasi partiler yıpratılacak, güçsüzleştirilecek ve bölünecek. Çizgiye girmeyenler bertaraf edilecek. Bugün MHP’nin yaşadığı işte budur. MHP, çizgiden çıkmış görünüyor ve emperyalizme hizmet etmemenin bedeli olarak MHP’ye saldırılıyor. CHP’ye nasıl saldırılıyorsa, MHP’ye de öyle acımasızca saldırılıyor. Hedef, ulusal değerleri savunanları bertaraf etmek.

Bugünkü Türkiye gerçeği işte budur. Bu, benim kafamda yarattığım bir komplodur. Umarım, Türkiye asla bu noktaya gelmez.

DoçDr. Birol Ertan
Odatv.com

Yorumlar

“504) MHP ÜZERİNE BİR KOMPLO TEORİSİ” yazisina 1 Yorum yapilmis

  1. sedat ergenç yorum tarihi 26 Eylül, 2010 01:25

    Kendi mantığı içinde bu teori tutarlı olabilir, böyle bir projeksiyon üzerine çalışmalar olmuş olabilir.
    Ancak en yakın ve en sıcak oluşumları dikkatten uzak tutmamalı:
    – Büyük Ortadoğu Projesinin eş başkanları Yemen, İtalya ve Türkiye’nin yöneticileri olduğu iddialarını,
    – Ortadoğu coğrafyasının yeniden şekillendirme planını,
    – Türkiye’nin bölünme talebinin barışçı yollarla gerçekleşmesinin son noktasında, bu işlerin içinde tüm ülkenin kahir mutabakatla milliyetçi çizgide olduğu kabul edilenlerin olmaması durumunda yapılan planlamanın icra edilemeyeceği

    düşüncesini dikkate aldığımızda post-modern yaklaşımla dünyaya şekil verme iddiasında olanların ülkemiz için barış içinde bir bölünme düşünülmediği, tam aksine milliyetçi unsurları ekarte ederek orta ve batı anadolu şehirlerinde sokakları kana boğma planı içinde oldukları gibi bir düşünceyi gündeme getiriyor…
    ne dersin hocam??

Yorum yap