493) KERKÜK’TE, GÖK KÜMBET

Yayin Tarihi 15 Ağustos, 2010 
Kategori TÜRK DÜNYASI


KERKÜK’TE GÖK KÜMBET


image00113.jpg

Kerkük Kalesinde Gök Kümbet

Kümbetler, Selçuklular zamanında yapılan kendine özgü yapısı olan anıt mezarlardır.

Müslümanların ölülerini gömdükleri binalara kümbet veya türbe denilmektedir. Kümbet daha ziyade kubbe ile veya çokgen tabanlı ve tepesi sivri külah biçimindeki örtülü olan mezar anıtlarıdır. Selçuk Türklerine ait kümbetler Türk mimarisinin en orijinal örnekleridir. Kümbetlere, Doğu Türkistan’dan (Orta Asya) Anadolu’ya kadar Türklerin geçtiği ve oturduğu her yerde rastlanır. “Türk çadırı” adını taşıyan bu mimari türü gerçekten, Türklere ait çadır sanatının mimariye geçmiş örneklerini yansıtır.

Kümbetler içten kubbe, dıştan ise piramit ya da konik bir çatıyla örtülüyordu. Dört köşeli, çok köşeli  formdaki Büyük Selçuklu kümbetleri genellikle iki katlı olarak yapılıyordu. Bu kümbetlerin alt kat mezar, üst kat ise mescit olarak kullanılıyordu. Kümbetlerin tepe örtüsü huni veya piramit külah şeklindedir fakat, içeriden kubbe olarak görülür. İslam öncesinde değişik ölü gömme gelenekleri olmasına karşın ölü önce yıkanır, daha sonra kefen giydirilirdi. Tabuta konan ceset ilkbahar ya da sonbaharda toprağa gömülmek üzere mumyalanarak çadırlarda bekletilirdi. İşte bu gelenek, anıtsal türbe yapılarının doğmasına neden olmuştur.

 

Selçuklular’a ait en önemli kümbetler Kerkük, Erzurum, Ahlat (Bitlis), Gevaş (Van),  Kayseri, Sivas,Tunceli, Tokat, Konya, Niğde, Kırşehir, Amasya, Akşehir, Isparta, Nahçıvan gibi şehirler de çok güzel kümbetler bulunmaktadır. Kerkük’teki Gök Kümbet, Niğde’deki Hüdavent Hatun, Tokat’taki Ali Tusi, Kayseri’deki Döner Kümbet ve Sırçalı Kümbet ile Ahlat’taki Ulu Kümbet en güzel örneklerdendir.


Kümbetler, mimari ahenkleri, çadır sanatını taşa ve mermere yansıtarak geçmişe çağrışım yapmaları, kendi eksenlerinde dönüyor ve yukarı doğru süzülüyor gibi duruşlarıyla insanı etkileyen birer harikadırlar.

Türkmen şehri Kerkük’te Irak Türklerinin simgesi olan Kerkük kalesi ve bu kalenin içinde Türk tarihi eserlerden biri Gök Kümbettir. Gök Kümbet 1361 yılında Celayirliler döneminde 820 metre kare alan ve 17 metre yüksekliğinde yapılmıştır. Kale’nin içinde günümüze kadar ayakta kalabilen Türk mirasının bir şaheseridir. Selçuklu dönemine ait Gök Kümbet’in dış duvarlarıyla karşı karşıya geldiğimizde, üstündeki yazıttan da anlaşıldığı gibi kümbet 14. yüz yılda Selçuklu hanedanına mensup Buğday Hatun için yaptırılmıştır. Türk çadırından ilham alınarak yapılan Kümbet iki katlı, sekiz köşelidir, kemer ve pencere süslemeleri yeşil renk ağırlıklı pişmiş topraktandır, bu sebepten dolayı Türkmenler Gök kümbetin yanında yeşil kümbette derler.

image0027.jpgimage0035.jpgimage0045.jpg

Gök Kümbetin Orijinal Hali

Türk eseri olan Gök Kümbetin duvarları orijinal tuğlaların farklı biçimlerde dizilmesiyle zengin bir yüzey dekorasyonu gösterir ve renkli Türk  çini motifleri ile süslüdür.10 Nisan 2003’de ABD ve Kürtlerin Kerkük’ü işgalinden sonra , 2009 yılında Gök Kümbetin onarımı adı altında herkesin hatırası ve hafızasında  olan o şaheser yapının doğal özelliklerini değiştirerek (Tahrip ederek) hiç ilgisi ve benzeri olmayan bir yapıya dönüştürüldü.

image0052.jpgimage0062.jpgimage0072.jpg

Gök Kümbetin Tahribata Uğratılmış Hali

Gök Kümbetin Sekizgen olan orijinal çatısı yıkılıp yerine Selçuklu Türklerinin hiçbir dönemine rastlanmayan şekilsiz bir yapı oluşturuldu. Ayrıca çalışmalar sırasında Gök Kümbetin gövdesini oluşturan tuğlalar ve duvarlarını süsleyen Türk çini motifleri kırılmış ve dökülmüştür. Yapılan tahribatlar tüm açıklığıyla ortada durmaktadır. 700 yıllık Gök Kümbet eski hali ile dururken ne oldu da bugün bu Türk tarihi mimari eserin yapısı değiştiriliyor?

image0081.jpg image0091.jpg

Gök Kümbet Onarımının Bitirilmiş Hali. Tahribat Tüm Açıklığı İle Görülmektedir

Onarım ne demektir? tamirat, tamir, bir yontunun, bir yapının bozulmuş yerlerini yeniden yapma, ilk durumuna getirme, restore etme, yani onarım bir yapının şeklini değiştirmeden tamiridir. Ama gelin görün ki Gök Kümbete yapılan işlem onarım değil  tahribattır. Yani herkesin gözü önünde Kerkük’te 700 yıllık Türk tarihi eserin yapısı değiştiriliyor ama ne yazık ki kimseden ses yok. Yaptığımız araştırma ve incelemede tahribatı yapan yetkililer halka: “1186 yılı Nahçıvan’da (Azerbaycan) Atabeyler Devleti’nin kurucusu Şemsettin İldeniz’in eşi Mümine Hatun için yapılan Kümbetin çatısı İslami tarzdadır. Kerkük Kalesinde 1361 yılında Buğday Hatun için yapılan Gök Kümbetin çatısı da İslami tarza göre restore edilmiştir (Yapısı değiştirilmiştir). 1985 yılında Gök kümbetin onarımı yapılmış, bu onarımı tarihi eserler uzmanı Hıristiyan bir bayan yapmış ve şimdi ise o bayanın yaptığını düzeltiyoruz.” diyorlar. Mümine Hatun için yapılan Kümbet 1186 yılında, Buğday Hatun için yapılan kümbet ise 1361yılında yapılmıştır. İki yapı arasında 200 yıl süre vardır, mantık olarak 200 yılı göz önüne alırsak iki yapının tarzı aynı olabilir mi? 1985 yılında yapılan onarım aslına uygun yapılmıştır, 2009 yılında yapılan ise tamamen bir tahribattır.

image0101.jpgimage0111.jpg

Tarihi Eser Gök Kümbet’in Orijinal Yapısı Tahrip Edilerek Azerbaycan da Mümine hatun Kümbetine  Benzetilmeye Çalışılmış. Sizce İki Yapı Arasında Bir Benzerlik Var mı?  

Çalışmalar ilkel yöntem ve işin ehli olmayan kişiler tarafından yürütülmüştür. Türk ve yabancı kaynaklara göre Gök Kümbetin çatısı sekiz köşeli olarak tarif edilmektedir. Bu yeni ve şekilsiz yapı Selçukluların hiçbir dönemine ait mimarı tarz bulunmamaktadır. Dünyanın neresinde görülmüştür 700 yıllık tarihi eser keyfi olarak kanun ve kurala uymadan yapısı değiştiriliyor. Amaç belli tarih, kültür, miras ve kimliğimizi yok etmek istiyorlar. Bugün Kerkük’te meşru bir yönetim yoktur, merkezi hükümette Kerkük’e müdahale edemediğini için, şehre hakim olanların bu gibi kültürel ve sanatsal işlere karşı duyarlı olmadıkları, Kerkük’ün imarına ayrılan paraların çarçur edildiği ve yerine ulaşmadığı görülmektedir.

image012.jpgimage013.jpg

Gök Kümbet’e Yapılan İlkel Çalışmalar

Geçmiş yıllarda en büyük kültürel kıyımına maruz kalan Kerkük kalesinde tarihi eserler ve yüzlerce geleneksel Türkmen konutu bulunuyordu. Ancak dozerle yapılan ve uluslararası teamüle aykırı biçimde yapılan tarihi eser katliamına hiçbir uluslararası kuruluş ses çıkarmamıştır. Bu eserler biz Türkmenlerin mirasıdır bunları korumak için tüm gücümüzle mücadele  etmeliyiz  aksi  takdirde  tarihi eserlerimizi yok edecekler.  Aslında bu tarihi eserler bölgede bu toprak sahiplerinin kimler olduğunun bir ispatıdır. Tarihi eserlerin dili yoksa ama kimlikleri vardır.

Ali KERKÜKLÜ

(İstihbarat Oyunları Petrol Ve Kerkük’ün Yazarı)

KAYNAK

-Suphi SAATÇİ, Kardaşlık Dergisi Sayı:44 Ekim-Aralık 2009

Yorumlar

“493) KERKÜK’TE, GÖK KÜMBET” yazisina 3 Yorum yapilmis

  1. şükriye erkal yorum tarihi 15 Ağustos, 2010 03:12

    gercekten güzel hazırlanmış bir çalışma.kültür degerlerimizin yok oluşu cok üzücü.kültür bakanlıgımız bu konuda neden duyarlı davranmıyor acaba…

  2. Hilmi Bilir yorum tarihi 15 Ağustos, 2010 11:22

    Önce Tapu kayıtları sonra nüfus kayıtları sonra nufuz planlaması daha sonra Mezarlıkların yok edilmesi şimdide kümbetler ve tarihimiz sırada ne var…?

  3. Başak Ayçin Dönmez yorum tarihi 4 Eylül, 2010 17:39

    HİLMİ KARDEŞ, “SIRADA NE NE VAR DİYE SORMUŞSUNUZ.”
    BİRLİK OLALIM, SIRAYI BOZALIM. BİRLİK OLURSAK ORTADA SIRA FİLAN KALMAZ.

Yorum yap