397) MİMAR SİNAN’I ANLAMAK!

Yayin Tarihi 16 Ekim, 2008 
Kategori BASIN-YAYIN

 

Batı, Mimar Sinan’ı anlamaya çalışıyor

image00112.jpg

Frankfurt’taki Mimar Sinan sergisini gezen Alman sanatçı, Sinan’ı ve şaheser olarak nitelediği kubbelerini yorumladı.

İslam ve İslam sanatları üzerine uzman olan aynı zamanda da serbest gazetecilik yapan Volker S. Stahr, İsviçre gazetesi Neue Zürcher Zeitung’a, Frankfurt’ta açılan Mimar Sinan sergisi ile ilgili yazdığı yazıda, Mimar Sinan’a Batı’nın marjinal diye baktığından, Türk sanatçıların ise onu anlayamadığından yakındı. Stahr gazeteye şunları yazdı:

ESKİ CAMİLER VE MODERN KAOS

Alman Mimarlık Müzesi, 1489 yılında doğan dahi mimar Sinan ve İstanbul’daki en yeni kentsel yapı gelişimlerini iki ayrı sergide ele alıyor

Antik çağdan beri büyük kubbeler, insanlığı büyüler. Bunların arasında İstanbul’daki Ayasofya ise çok önemli bir yer işgal eder. Ayasofya’yı yapan mimarın rüyası ise burada bir travmaya döndü, çünkü Ayasofya’nın ilk kubbesi 6. yüzyıldaki inşa sırasında düşmüştü. Daha sonra yeniden inşa edildi.

Bin yıl sonra ise İstanbul’da bir adam, Ayasofya’yı restore etti ve kubbe inşasında yeni fikirler buldu. Osmanlı İmparatorluğu’nun en parlak döneminin mimarı olan ve birçok usta işi kubbeye imza atan bu kişi, Mimar Sinan’dı. Sinan’ın imza attığı kubbelerin arasında Edirne’deki Selimiye Camisi de yer alıyor.

O kadar önemli olmasına rağmen Mimar Sinan, Avrupa mimarlık tarihi yazımında çoğunlukla marjinal olarak ele alındı ve alınır.

Alman Mimarlık Müzesi ise şimdi düşülen hatayı, Frankfurt Kitap Fuarı nedeniyle bir sergi ve sempozyumla, biraz düzeltmek istiyor. İstanbul’un siluetini oluşturan büyük tarihi yapılar, Ayasofya ve Sultanahmet Camisi hariç, Usta Sinan’ın eseridir. Frankfurt’taki sergi, sadece şehircilik sanatına yönelmiyor, aksine Sinan’ın inşa sanatının sırlarını da bulmayı deniyor.

Bu çerçevede, Augusto Romano Burelli ve Paola Gennaro, modeller ve çizimlerle, Sinan’ın kubbe yapımı sanatını tekrar kurguladılar ve bu konuda ilginç bir araştırma yaptılar.

İtalyan mimarlar, Türkiye’de 80′li yıllarda dört camiyi araştırdı ve çizdi: Selimiye, Rüstem Paşa, Mihrimah Sultan ve Sokullu.

Burelli ve Gennaro, Sinan’ın ağır yükü, duvarlara nasıl yönlendirdiğini, kubbeleri eşit dengelemeyi nasıl başardığını gösteriyor. Mimar Sinan, kendi yapılarındaki zayıf noktaları nasıl engelleyeceğini daha önceki deneyimlerinden öğrenmişti.

En önemli görevlerinden birisi ise Osmanlı döneminde başcamiye dönüştürülen Ayasofya’nın stabil hale getirilmesiydi. Başarısını, geçmiş cami deneyimlerine borçludur.

Bu övgü dolu araştırmaya rağmen, serginin bıraktığı intiba iki yönlü. Sinan’a gerçekten sanat tarihinde bir yer vermek isteniyorsa, sergi daha büyük olmalıydı. Karşılaştırma resimleri ve taslakları eksik. Çünkü Sinan’ın eserlerinin mükemmelliği, ancak o resimler de tamam olursa anlaşılabilir.

Sergiyle bağlantılı sempozyum da çok yavan ve sıradan. Gerçi Mimar Sinan’ın önemi vurgulanıyor ve daha geniş bir çerçevenin gerçekleştirilebileceği de vurgulanıyor. Yapılan katalog da, 20 yıl önce yayımlanan İtalyanca baskının çevirisi. Buradaki katılımcılarla beraber çok daha fazlası yapılabilirdi. Mimar Sinan hakkındaki Almanca kitaplar da halen çok az. Sonunda, elde kalan Sinan’ın dünya tarihinde büyük bir mimar olarak takdiri değil, Batılı mimari tarihinin yapmaya çabaladığı karşılaştırma olan Sinan’ın Osmanlı’nın Michelangelosu olması olgusu oluyor.

Türk sanatçılar da Batılıların Sinan’a yaptığı hatanın aynısını yaptılar. Türk olmayan, bilgisi yetersiz ziyaretçiler için sürükleyici olamıyorlar. Böylece mimarlık müzesinde iki yüz görünüyor, ancak maalesef resimler bütünüyle gözükmüyor.

DÜNYA BÜLTENİ

Yorumlar

“397) MİMAR SİNAN’I ANLAMAK!” yazisina 1 Yorum yapilmis

  1. Mustafa Tezcan yorum tarihi 19 Ekim, 2008 14:00

    Bütün olumsuzluklara rağmen büyük ustanın yaptığı eserler günümüzde hayranlıkla takip edilebiliyorsa, nasıl yapıldığı araştırılıyorsa ,eserlerine sahip çıkılıyorsa, ancak şapka çıkarılır

Yorum yap