37) ADANA’NIN ŞALGAMI, NASIL “SHALGAM” OLDU ?

Yayin Tarihi 5 Mayıs, 2008 
Kategori SOSYAL

 

ADANA’NIN ŞALGAMI, NASIL

SHALGAMOLDU ?

image00111.jpg

Son yıllarda, iş yeri adlarındaki yabancılaşma pek çok kişinin dikkatini ve tepkisini çekiyordu. Toplum olarak Türkçeye karşı kayıtsızlığımız, iş adamlarımızı ve esnafımızı da etkilemişti. Marka adı olmamasına rağmen iş yerlerinde yabancı kaynaklı kelime kullanımı giderek yaygınlaşıyordu. İş yerlerine Türkçe ad vermek dururken yabancı kaynaklı adlar verilmesi; caddelerimizin, sokaklarımızın görüntülerini de yabancılaştırmıştı. Caddede yürürken mağaza adlarına bakan kişi; Türkiye’de mi, yabancı bir ülkede mi olduğunu anlayamıyor. Birkaç yıl önce Türk Dil Kurumu, bir caddedeki iş yeri tabelâlarının fotoğrafını afiş yapmıştı. Afişte tek bir cümle vardı: Burası Türkiye mi? Gerçekten de Türkiye’de mi yaşıyorduk?

Aklı başında pek çok kişi, iş yeri adlarında yabancı kaynaklı kelimelerin kullanılmasını tepkiyle karşılıyordu, ama bu tepkiler iş yeri adlarındaki yabancılaşmayı önleyemedi. İş yerine yabancı ad verme, zamanla moda hâline geldi.

Oysa yakın geçmişte, çok değil otuz kırk yıl önce, herkes iş yerine Türkçe adlar koymak için birbiriyle âdeta yarışırdı.

Adana’da ilkokula giderken okul yolumun üzerinde bir kasap vardı: Gök Kuşağı Kasabı. Tabelâda benekli bir kuzu resminin üzerinde kasap dükkânının adı gök kuşağının renkleriyle yazılmıştı. Yine o yıllarda Adana’nın Çakmak Caddesinde Altın Bakkal vardı. Atatürk Caddesinde bugün Klik diye bir iş yerinin açıldığı yerde ise İlk Bahar Kıraathanesi (o yıllarda ilkbahar ayrı yazılırdı) bulunuyordu. Kısacası pek çok iş yerinin adı Türkçe idi. Herkes iş yerine Türkçe, hem de kaynaklarını Eski Türkçe döneminden alan adlar koyardı. Sonra ne oldu? Altın Bakkal, önce marketlerle, sonra da süper marketlerle yarışamadı, hiper market çağını göremeden kapandı gitti. İlk Bahar Kıraathanesi bir holdinge satıldı, yıkıldı. Daha sonra yerine iş merkezi kuruldu. Gök Kuşağı Kasabı ise birkaç yıl önce modaya uydu ve Rainbow Kasabı oldu.

Hemen her şehrimizde, hatta ilçemizde benzer olaylar yaşanmıştır, yaşanıyordur.

Bunlarla uğraşırken Adana’nın en verimli topraklarında, göbekli marulların yetiştirildiği bereketli topraklar üzerinde büyük bir alışveriş merkezi kuruldu: M1 TepeM1 diye yazdığıma bakmayın, burayı kuranlar “Me bir” demiyor, “Em bir” diyor… “Em van demediklerine şükrediyorum… Bu alışveriş merkezinde yabancı kaynaklı iş yeri adları hemen dikkat çekiyordu: Real, Cinemaxx ve başkaları… Bunların yanında Türkçe adlar kullanan iş yerleri de vardı: Ayakkabı Dünyası, Annemin Mutfağı, Sun (Adana’nın en eski pastahanelerindendir, Türkçe sun- fiilinden adını almıştır). Bu iş yerlerine Türkçe adlar koyan iş yeri sahiplerine ve kurumlara yürekten teşekkür ederim.

Bu alışveriş merkezinde dikkatimi çeken başka iş yeri adları da oldu. Birkaç iş yeri, Türkçe ad taşıyordu ama bu adların yazılış şekilleri Türkçeye uygun değildi: Adana’nın meşhur şalgamını satan bir iş yeri, tabelâsına Shalgam diye yazmıştı. Hemen yanındaki kuru yemişçinin tabelâsında ise Yemish yazıyordu… Lokantaların olduğu bölümde ise Adana kebabı satan kebapçının tabelâsında Kebabchi vardı.

Böyle bir şey nasıl olur? Bunu kim, hangi düşünce ile yapıyor anlamak mümkün değil. Bu, Türkçeyi bir İngiliz gibi, bir Amerikalı gibi yazmaktan başka bir şey değildir. Bilgisayar ve internet ortamında bile Türkçe karakterler yaygın bir şekilde kullanılırken tabelâlarda bu şekildeki bir yazılışı kabul etmek mümkün değildir. Şu anda sadece ağ kümesi (web site) ve elmek (elektronik mektup) adreslerinde Lâtin alfabesindeki temel harfler dışında karakterler kullanılamıyor. Sadece harfler mi? Meselâ internet ve elmek adreslerindeki nokta yerine virgül kullanamazsınız. Adreste @ işareti olmadan elmek gönderemezsiniz. Bunlar tamamen zorunluluktan kaynaklanıyor. Belki bir süre sonra ağ kümesi ve elmek adreslerinde de Türkçe karakterleri kullanabileceğiz. Bilgisayar ve internet ortamında bile Türkçe karakterleri rahatlıkla kullanırken iş yeri tabelâlarında Türkçe veya Türkçeleşmiş kelimelerde

 “ş” sesi için sh,

ç”  sesi için ch,

ı”  sesi için i  harflerini kullanmanın hiçbir mantığı yoktur.

Bilindiği gibi Türkçedeki /ç/, /ş/, /ğ/ gibi ünsüzler için Lâtin kaynaklı alfabemizde özel harfler bulunmaktadır. Yine “ı” sesi için de yazımızda özel bir karakter kullanmaktayız. Bu ve benzeri diğer harfleri, başında bizzat Atatürk’ün bulunduğu bir kurul belirlemiştir. Yeni Türk yazısı ile ilgili yasa 1 Kasım 1928’de Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülerek kabul edilmiş ve 3 Kasım 1928’de Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu iş yerleri Atatürk’ün harf inkılâbına ve 1353 sayılı alfabe yasasına aykırı hareket etmektedirler. Atatürk’e ve onun harf inkılâbına saygısızlık olarak adlandırılması gereken bu davranışı yapanlar uyarılmalıdır. Adana Büyükşehir Belediyesi ve Seyhan Belediyesi bu konuda harekete geçmelidir. Yargı organları, konunun üzerine ciddiyetle eğilmelidir. Ülkenin her yasası önemlidir ve toplum düzenini sağlamaya yöneliktir. 1353 sayılı yasa da ülkedeki yazı birliğini sağlayan yasadır. Yasa ile belirlenmiş alfabeyi şurasından burasından delerek uygulanamaz hâle getirmek, zamanla ülkedeki yazı birliğini bozacaktır. Türk dünyasında ortak alfabenin kullanılması ve ortak iletişim dili kurulması konularında düşünceler üretilirken, tartışmalar yapılırken birileri sırf ‘değişik olayım, dikkat çekeyimdiyerek Türk yazı birliğini bozacak! Türk dünyasında ortak alfabe derken Türkiye cumhuriyetinde yazı birliğimizi kaybedeceğiz. Buna kimsenin izin vermemesi gerekir. Ülkemizin mağazalarının, kuruluşlarının adlarının Türkçe olması ve Türk alfabesiyle yazılması esas olmalıdır.

Bu konuda belediyelerimize de görevler düşmektedir. İş yeri adlarını belediyeler denetleyebilir. Belediyeler iş yeri açma izninin verilmesi sırasında marka adı dışında Türkçe ad kullanmayan mağaza ve kuruluşlara izin vermeyebilir. Nitekim Karaman, Afyon, Kastamonu, Kırşehir, Boyabat, Salihli, Turgutlu gibi pek çok il ve ilçe belediyesi iş yerlerinin tabelâlarında ve reklâm amaçlı ilânlarında Türkçe kökenli kelimeler kullanılması, yeni açılacak iş yerlerine Türkçe adlar konulması konusunda kararlar almışlardır. Türk Dil Kurumu, bu belediyelere onur belgesi vermiştir. Uygulamanın yurt sathına yayılması yararlı olacaktır.

Shalgam, Yemish, Kebapchi mağazalarının sahiplerine de buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum: Türkçeye, Atatürk’e ve 1353 sayılı alfabe yasasına saygı göstererek iş yeri adlarınızı yeni Türk yazısındaki harflerle yazınız. Yapacağınız bu değişikliğin takdirle karşılanacağından emin olunuz. Topluma örnek olacak bir girişimi başlatmanın onurunu taşıyınız.

Prof. Dr. Şükrü Halûk AKALIN

 

Paylaş:

Yorumlar

“37) ADANA’NIN ŞALGAMI, NASIL “SHALGAM” OLDU ?” yazisina 6 Yorum yapilmis

  1. Samet Acar yorum tarihi 5 Mayıs, 2008 22:10

    Yazar Reşat Muallimoğlu’nun “Türkçe Bilen Aranıyor”yapıtı aklıma geldi.İster Adana olbun ,isterse başka bir bölgemiz.Adana’da yazılan tabelelerden aşağı değildir Türkiye’yi dolaştığınız zaman gözünüze kesinlikle ilişir.Demekki Türkçe bilen gerçekten yok mu da aşağılık kompleksine girerek ,Türkçeden kaçıyorlar.Yoksa mı yabancı sözcüklerle üstün insanlar topluluğu mu oluyorlar?Hayır hiçbiri değil,peki ne olabilir?Açıkçası “benliğini kaybetmiş”başkalarının kültürünün esiri olmaya hazır,torunlarına “utanç”verici gelecek bırakacaklarını yazdıkları tabelelerden anlaşılmaktadır.Güzel Türkçemizin tabelelerde yer alması ,yabancıların Türkçemizi öğrenmeleri demektir.Yani Türk kültürünü kavramış olacaklar.Ne diğelim?”Türçe Bilen Aranıyor”diğelim.Acaroğlu

  2. Ebru Samav yorum tarihi 7 Mayıs, 2008 18:17

    Bir dilin, kullanıldığı(!) ülkenin varlığı için ne kadar önemli olduğu düşünülürse, bu çok acı bir durum. Ne yazık ki gerçek.
    Hayvanlarla ilgili malzemeler satan “high one shop” ve kapılarla ilgili “kapıdgı” ve onlar gibi, İngilizce yazılmış Türkçe adları olan o kadar çok mağaza var ki karşınıza “seven” diye bir mağaza çıkınca, acaba bu, Türkçe’deki sevmek filinden gelen ‘seven’ mi yoksa İngilizce’deki ‘yedi’ anlamındaki kelime mi diye düşünüyorsunuz.
    Bir de çocuklar birbirlerine şu tarz bilmeceler soruyorlar: “Been am so deck year am car a top rock dear” nedir? Cevap: Benim sadık yarim kara topraktır”mış.
    ÇOK YAZIK ÇOK

  3. ali aklaf yorum tarihi 20 Ağustos, 2008 14:59

    GERÇEKTEN ÇOK HAKLISINIZ YORUMSUZ SEKİLDE NEFRET VAR İÇİMDE ARTIK

  4. yüksel yorum tarihi 29 Kasım, 2008 16:13

    niye türkçemizi kullanmıyoruz.ingilizce kullanarak dilimizi kaybediyoruz.Bunun nedeni siz türkçenizi kullanmıyarak büyük hatalar yapıyorsunuz.bunu lütfen önleyin.türkçemizi yok etmeyin.

  5. batu_han yorum tarihi 12 Mart, 2009 09:49

    hahaha burası türkiyemi

  6. batu_han yorum tarihi 12 Mart, 2009 09:50

    ewet ya burası türkiye

Yorum yap