314) WASHİNGTON-ERBİL HATTI VE KÜRTLERİN SİLAHLANMASI

Yayin Tarihi 26 Kasım, 2008 
Kategori KATEGORİLENMEMİŞ

WASHİNGTON-ERBİL HATTI

VE KÜRTLERİN SİLAHLANMASI

24 Kasım 2008 tarihi itibariyle, ABD’nin Beyaz Saray’a yakın gazetelerinden Washington Post’un ileri sürdüğü bir haber, bir anda Irak’la ilgili kaygıları bulunan ülkelerde önem derecesi yüksek bir haber olarak değerlendirildi. İlgili gazetenin isimlerini açıklamak istemediği üç ABD’li yetkiliye dayandırdığı habere göre, silahlar C-130 tipi üç kargo uçağıyla Eylül 2008’de Süleymaniye’ye getirildi.

Bu gelişmeye ilk ve önemli tepkiyi Irak Merkezi Hükümeti’nin İçişleri Bakanı Cevat el Bolani gösterdi. Bolani’nin açıklamalarına göre, neredeyse tüm diğer ülkelerde olduğu gibi, Irak’ta da yurtdışından silah alımları sadece savunma ve içişleri bakanlıkları tarafından yapılmaktadır. Silahlı kuvvetler için savunma bakanlığı, güvenlik güçleri (polis, jandarma vb.) için de içişleri bakanlığı silah alımı yapabilmektedir. Bu sebeple Bolani, söz konusu silah sevkiyatının Irak yasalarına aykırı olduğunu ileri sürdü. Irak’taki ABD’li yetkililer de Bolani’yi destekleyen açıklamalar yaptılar. Hatta Irak Merkezi Hükümeti de silah alımlarını ABD’nin yönettiği “Yabancı Askeri Satış Programı” aracılığıyla gerçekleştirebilmekte olup, bu kurumun başındaki Amerikalı Tuğgeneral Charles D. Luckey de, bölgelerin bağımsız davranabileceğine dair başka bir örnek olmadığını da açıkladı. Gazeteye göre, haberin kaynağı olduğu söylenen ABD’li yetkililerin, bu silah sevkiyatı konusunda Maliki Hükümeti’nin uyarılıp uyarılmadığı bilgileri bulunmaz iken içlerinden biri, “Evet Kürtler özerk ve peşmergeleri var. Ama kendi kendilerini silahlandırmaları ve böyle çaktırmadan silah getirmeleri… Irak hükümeti olsaydık, hayli kaygılanırdık!” şeklinde yorum getirmiştir.

Irak’ın yasal yollardan tedarik ettiği silahları ABD gözetimi dışında getirmesi mümkün olamaz iken, bu ismi açıklanmayan üç ABD yetkilisinin, Bulgaristan’dan yapılan silah sevkiyatını Bulgaristan’dan öğrendiklerini söyleyerek, “gafil avlandıklarını” açıklamış olması dikkati çekmiştir. Başlangıçta suskun olan Kürt yetkililer, daha sonra “KBY Irak’ta terörle savaşın ön cephesinde olmayı sürdürüyor. Devam eden bu tehdit yüzünden anayasadaki hiçbir şey KYB’yi bölgesel savunma materyalleri edinmekten men edemez!”[1] şeklindeki açıklamasıyla adeta meydan okudu.

Ancak, gene 24 Kasım 2008 günü bu kez Irak’ın kuzeyindeki bölgesel  Kürt yönetiminin yetkililerinden Cebbar Yaver, Anadolu Ajansı’na yaptığı beyanda, bölgesel Kürt yönetiminin “bugüne kadar” hiçbir ülkeyle silah alım anlaşması yapmadığını, Süleymaniye’deki havaalanının da ABD ile koalisyon güçlerinin kontrolünde bulunduğunu, ABD’den habersiz bu tür bir sevkiyatın mümkün olamayacağını açıkladı.[2] Washington Post’un  haberini yalanlayan bir diğer haber de Bulgaristan Dışişleri Bakanlığı’ndan yayınlandı.[3]

ABD, Irak Bölgesel Kürt Yönetiminin Silahlandırılmasına Karşı mı?

Bu “balon”u ABD’de saygınlığı ve yönetime yakınlığı bilinen bir gazetenin çıkarmış olması, kafalardaki soru işaretlerini daha da karmaşık hale getirdi. Irak’ın kuzeyine silah götürebilmenin yolu, mevcut siyasi ortama göre en uygun çözüm yolu ABD desteğiyle mümkündür. ABD, hem bizzat kendisi Irak’taki silahlarından verebileceği gibi, ABD bilgisi dışında girişi mümkün olmayan hava yoluyla da Irak’ın kuzeyine silah getirtebilir. Bunun dışında Suriye, İran, Türkiye, ya da Ürdün üzerinden önemli miktarda silah intikalinin örtülü şekilde yapılması pek kolay bir işlem değildir. ABD’nin peşmergeleri silahlandırdığı da öteden beri bilinmektedir. Peşmergeler Körfez Krizi sonrasında Irak’ın kuzeyindeki kışlalarından kaçan Saddam’ın askerlerinden geriye kalan silahlarla ilk kez önemli ölçüde donatılmışlardı. İkinci ve daha modern harp silah ve araçlarıyla donatılmaları da 2003’te Irak’a yapılan müdahale sonunda gerçekleşti. Üstelik sadece Saddam’ın çağdışı kalan silahları değil, bu kez ABD silahlarıyla da donatıldılar. Hatta bununla da yetinmeyip, bazı Amerikan silahlarını PKK terör örgütüne bile verdiler. Bu konuda Başbakan R.T. Erdoğan, New York’ta bulunduğu Eylül 2007’de, “PKK kamplarında top, tank ve buna benzer Amerika’ya ait ağır silahlar çıktı!”[4] demiştir. O halde, bölgesel Kürt yönetiminin silah temininde önemli bir sıkıntısı olmasa gerekir. Muhtemelen bu maksatladır ki, bölgesel Kürt yönetiminin sözcüsü Ali Yaver de, Bulgar silahlarının çok eski olduklarını ve kendilerinin zaten yeteri kadar silaha sahip olduklarını açıkladı.[5]

Öte yandan, Bulgaristan’dan yüklenen silahları Irak’a en kolay intikal ettirebilecek iki ülkeden biri Türkiye’dir. Hem Türkiye böyle bir şeyi asla yapmaz, hem de Bulgaristan, AB’ye karşı yükümlülükleri sebebiyle buna cesaret edemez. Geriye ABD’den başka ülke kalmıyor. Üstelik uçaklar Amerikan uçağı “C-130”. Üstelik ABD’nin 2006 yılı başından itibaren Bulgaristan’da Bezmer, Grafignatiev gibi havalanına sahip ve askeri tesise sahip Nova Selo gibi  askeri üsleri vardır.[6] Üstelik, büyük bir olasılıkla bu üslere inen ve buradan hareket eden askeri uçaklar Bulgar yetkililer tarafından kontrol dahi edilmemektedir. Dolayısıyla, Bulgaristan Dışişleri Bakanlığı’nın, “Bulgaristan’ın Irak’taki bölgesel Kürt yönetimine silah satışı yapılmadığı”na ilişkin açıklaması doğrudur. Ama, ya bu silahlar Bulgaristan’daki Amerikan üslerinden yüklendi ve üstelik Türk hava sahasını da kullanarak Süleymaniye’ye indiyse, hele de bizzat ABD’li yetkililer tarafından bölgesel Kürt yönetimine teslim edildiyse, buna ne demeli? Kuvvetle muhtemel bir hadise gibi görünüyor. Peki, Washington Post bunu neden yazdı? Acaba böyle bir sevkiyat gerçekleşti ve özellikle de Türkiye, muhtemelen Irak Merkezi Hükümeti tarafından öğrenildi de, acaba ABD hedef mi şaşırtmaya çalışmaktadır? İşin ilginç yanı ise, 24 Kasım 2008’de Şam’da “Irak’ta Güvenlik” başlıklı toplantıda konuşan ABD’nin Şam Maslahatgüzarı Maura Connelly’nin yazılı açıklamasında, “…tarafların. Terörist akınına bir son verilmesi, Irak ve bütün bölgede kullanılan silah ve paranın bu ülkeye sokulmasına izin verilmemesi yönünde yeniden taahhüde bulunmasını umuyoruz!”[7] demiş olmasıydı.

Her ne olursa olsun, zaten bölgesel Kürt yönetiminin silahlanma gayreti içerisinde bulunduğu hemen herkesin bildiği bir gerçektir. Üstelik ABD, bırakın bu silahlanmayı önlemeyi, bizzat kendisi destek vermektedir. Iraklı Kürtler silahlanmaktadır, zira sadece kendi paraları ile ilan edemedikleri bir ajan “devlete” sahiptirler. Bu ajan devleti ilan edebilmek için, siyasi, ekonomik, insan gücü ve askeri desteğe ihtiyaçları vardır. Dış siyasi desteği bir dereceye kadar ABD ve AB gibi büyük devletlerden sağlayabilirler. Ancak, Türkiye, Suriye ve İran’a paralel olarak, Irak Merkezi Hükümeti’nin de böylesi bir bağımsız Kürt devletine cevaz vermeyeceği de bilinen bir gerçektir. Ekonomik güç olarak Kerkük petrollerinin rüyasını görmektedirler. Oysa Kerkük’ün geleceği ile ilgili referandum birkaç kez ertelenmiş ve bu gidişle ne olacağı da meçhuldür.

Sonuç

ABD gazetesinin haberi doğru ya da yanlış, Türkiye mutlaka bu silahlanmanın daha da artış kaydetmesini önlemek maksadıyla Irak Merkezi hükümeti, İran, Suriye, İsrail ve ABD ile mutlaka temaslarını sürdürmeli ve kararlılığını göstermelidir. Bu kararlılık gösterilmezse, “dost ve müttefik” ABD bile, Türk hava sahasını kullanarak Türkiye’nin istekleri hilafına Irak’ın kuzeyindeki bölgesel Kürt yönetimini silahlandırmaya devam edebilir. Bu sonuç öğrenildikten sonra gene başbakanımız çıkıp, “Bu iş kanıma dokunuyor!” diye yakınarak[8] dizini dövebilir…

Doç. Dr. Celalettin Yavuz
TÜRKSAM Başkan Yardımcısı


[1] “Barzani Gizlice Silahlanıyor”, 24.11.2008, http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=1020025

[2] “Barzani Silah Aldığı Haberini Yalanladı”, 24.11.2008, http://www.hurriyet.de/?navi=sonarticle&banner=0&docid=10431148&cat=3209

[3] Global Strateji, Günlük Haber Bülteni, Sayı 1159, 24.11.2008.

[4] “Erdoğan: PKK’da ABD Tankı Var”, 29.9.2007, http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?55A58FF

[5] “Barzani Silah Aldığı Haberini Yalanladı”, agy.

[6] Bulgaristan’daki ABD üslerinin ayrıntıları hakkında bkz: Celalettin Yavuz, “Karadeniz Jeopolitiğinde Küresel Egemenlik Mücadelesi”, 2023, sayı 61, 15.5.2006, s. 40.

[7] Global Strateji, Günlük Haber Bülteni, Sayı 1159, 24.11.2008.

[8] Ayrıntılar için bkz: A. Rezzak Oral, “Kanıma Dokunuyor”, Akşam, 17.1.2007, s. 10.

 

Yorumlar

“314) WASHİNGTON-ERBİL HATTI VE KÜRTLERİN SİLAHLANMASI” yazisina 2 Yorum yapilmis

  1. Ertuğrul Kapusuzoğlu yorum tarihi 27 Kasım, 2008 00:41

    Irak’taki gelişmeler…
    Orada yapılan Müslüman katliamı,
    Müslüman değil de insan katlimı,
    Birilerinin kanına dokunmuyorsa, kanlarından şüphe etmek gerekir…

  2. esraünal yorum tarihi 29 Kasım, 2008 20:29

    kanlarından degilde insanlıklarından duygularından vicdanlarından süphe etmek gerekir.bunu isterse bu vahseti bir müslüman hristiyana yapması karsısında aynı duyguları hissetmeli.İçi acımalı.canı yanmalı.önemli olan insanın insana yaptıgı vahsettir.bunun dili dini ırkı rengi yoktur.benim için bir cingenede insan olarak bir ingiliz kadar degerlidir.herkesi TANRI yaratmıstır.yaradılanı yaradandan ötürü sevelim.

Yorum yap