305) YÖNÜMÜZ NERESİ?
Yayin Tarihi 2 Temmuz, 2012
Kategori SİYASİ
YÖNÜMÜZ NERESİ?
“Yön” denilince hemen aklıma ilkokul yıllarım gelir!
Öğretmenimiz, geceleri yön bulmak için Kutup Yıldızı’ndan yararlanabileceğimizi, bu yıldızın kuzeyi gösterdiğini anlatmıştı. Küçük Ayı takımyıldızının kuyruk ucunda bulunan Kutup Yıldızı’nın nerede olduğunu ve ne işe yaradığını böylece öğreniyorduk.
Ödevimiz de gece gökyüzüne bakıp Kutup Yıldızı’nı bulmaktı!
İç avlulu evimizden gökyüzünün tamamını göremediğim için dama çıkar, yıldızı arardım. Bu arayış sırasında birkaç kiremit kırdığım da olmuştur. Ama bir defa olsun “İşte bu!” diyemedim. Kırdığım kiremitler yüzünden yediğim dayakla çok yıldız gördüğümü ise itiraf etmeliyim…
Kuzeyi bulamadan ertesi sabah bön bön okula giderdik! Öğretmenimiz sınıfta sorardı:
“Çocuklar, kimler Kutup Yıldızı’nı gördü?”
Sınıfın ön sıralarında zengin ailelerin çocukları otururdu. Bizim gibi orta hâlli ailelerin çocukları ise arka sıralarda konuşlandırılırdı! Soruyu duyan ön sıradaki arkadaşlarımız hemen parmak kaldırır, heyecanla cevap verirdi:
“Öğretmenim, ben gördüm!”
Eh, biz de geri kalır mıydık?
“Öğretmenim, ben de gördüm!” diyerek kutuplu değil ama kuyruklu yalan uydururduk!
Bir teneffüste arkadaşıma sordum:
“Cemil, sen gördün mü?”
Cevabını hiç unutmam:
“Ben görmedim ama yıldız beni görmüştür!”
Yönü kavramamızda güneşin doğuşu ve batışı temel işaretlerdir. Gündoğusu, günbatısı… Doğu ve batı… Sanki var oluş ile yok oluşun her gün yeniden anlatılması!
Ancak yön, yalnızca coğrafi bir kavram değildir. İnsanların, şirketlerin, kurumların ve devletlerin yolunu, görüşünü, tarafını ve duruşunu da anlatır.
Atatürk dönemi dışında hangi hükümetimizin belirli ve kararlı bir siyasi yönü olmuştur?
Söylemler ile icraatlar arasındaki farklılığı sürekli yaşayarak bugünlere geldik! Dikiş tutmaz yamalarla deliği kapatmaya çalışan iktidarlar, rüzgâr gülü gibi esintinin yönüne kendilerini kaptırdı.
Ülkemizin çevresine bakalım:
Doğuda İran, Gürcistan ve Ermenistan…
Kuzeyde Rusya ve çevresindeki ülkeler…
Batıda Yunanistan ve Bulgaristan…
Güneyde Irak, Suriye ve diğer Orta Doğu ülkeleri…
Bu ülkeler arasında, tereddütsüz “Türkiye’nin dostu budur!” diyebileceğimiz var mı?
Dostumuz olmayabilirler! Peki, dostluğa güvenemediğimiz şartlarda millî çıkarlarımızı koruyacak belirli ve kararlı bir yönümüz var mı?
Barzani bile kendi siyasi yönünü belirleyip politikalarını kabul ettirmeye çalışırken, biz terör örgütünün tasfiyesi için ondan yardım bekliyorsak, Allah aşkına bizim rengimiz ne, yönümüz neresi?
Cemil’in çocukça cevabına gülümseyebiliriz. Fakat bir devlet, “Ben yönümü bulamadım ama başkaları beni görmüş, yolumu belirlemiştir!” anlayışıyla yönetilemez.
Bizim Kutup Yıldızımız; bağımsızlığımız, millî egemenliğimiz ve milletimizin menfaatleri olmalıdır. Siyasi yönümüzü günlük esintilere göre değil, bu ilkeler doğrultusunda belirlemeliyiz.
Kutup Yıldızı’nın bizi görüp yönümüzü söylemesini beklemek, sert rüzgârlar önünde kuru dal gibi savrulmaktır.
Hangi şartlarda olursa olsun, Kutup Yıldızı’nı bizim görmemiz, yönümüzü bizim belirlememiz gerekir!
YILMAZ KARAHAN
2 Temmuz 2012
Editör Yorumu
Çocukluk anısındaki nükteler, yazının sonunda siyasi bir sorgulamaya dönüşüyor. Makale, yönünü başkalarının belirlemesini bekleyen anlayışı eleştirirken bağımsız ve tutarlı bir devlet politikasının gerekliliğini vurguluyor. Kutup Yıldızı, bu anlatımda coğrafi yönün ötesine geçerek ilke ve kararlılığın simgesi oluyor.

Yorumlar
Yorum yap