285) DERSİMİZ!

Yayin Tarihi 28 Kasım, 2011 
Kategori SİYASİ

 

DERSİMİZ!

image0011.gif

“Devlet, kadife eldiven içinde demir yumruktur”

(Dündar Taşer)

Son zamanlarda Ülkemizin gündemine “Dersim” tartışması oturdu. Aslında ortada bir tartışma da yok! Çünkü tartışma, karşı görüşleri savunanların aynı platformda konuşması ile olur. Birileri medyanın gücü ile amaçlarına yönelik açıklamalar yaparak halkı yönlendirmeye ve kamuoyu yaratmaya çalışıyor! İbretle ve hayretler içinde izliyoruz, okuyoruz…

Artık bende şu kanaat oluştu: Sanki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran iradenin yargılanması isteniyor!

Dikkat ediyor musunuz? Dersim den bahsedenler “Dersim katliamı” diye bahsediyor ve söze başlıyor! “Dersim İsyanı” diye bilgilendirmelere bir giriş yapılmıyor!

Eğer bu olay konuşulacaksa, öncelikle olayı meydana getiren sebeplerin belgelere dayanılarak açıklanması gerekir. Sonuçtan başlayarak açıklama yapmak, başka sonuçları doğurur…

Bilirkişiler, İsyanın çıkış sebeplerini belgelere dayanarak mutlaka açıklayacaklardır. Acaba bu doğru açıklamalara medya yeteri kadar yer verecek mi?

Dersim İsyanının öncesinde aynı maksada yönelik yapılmış diğer isyanlardan da bahsetmenin gerekliliğini unutmamak gerekir! Dersim İsyanı olmadan önce onlarca bölücü isyanlar olmuştur. Bu isyanlardan üçü çok önemlidir.

1)   Koçgiri İsyanı: Bu isyanı anlamak, diğer tüm isyanların sebeplerini anlamak demektir. Yıl 1920-1921 Kurtuluş Savaşı’nın en ateşli döneminde Dersim ve Sivas civarında TBMM Hükümetine karşı işgalcilerin tahriki ile isyan çıkartılır. İsyanı çıkartanların hedefi Osmanlı Devleti’ni parçalayan ve işgal edilmesine olanak sağlayan Sevr antlaşmasının uygulanarak Doğu’da Ermeni ve Kürt Devletlerinin kurulmasını sağlamaktır. İsyan aynı zamanda Ankara’ya doğru yürüyen Yunan ordusuna destek vermek için çıkartılmıştır. İsyan, Batı Cephesinden birlikler Doğu’ya gönderilerek bastırılmıştır… Bu isyanı bastırmak için elbette asiler öldürülecek ve mahkum edilecektir. Bu da mı katliam oluyor?

2)   Nasturi İsyanı: Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti’ne karşı Ruslar’ın yanında yer alarak Türklere karşı savaşan Irak sınırımıza yakın bölgede yaşayan Süryanı Hıristiyanlar,  Musul meselesi devam ederken İngilizlerin kışkırtması ile 1924 yılında isyan etmiştir. İsyan bölgesinde Devlet memurları görev yapamaz Müslüman halk ise mağdur hale gelmiştir. Karakollar basılmış askerlerimiz şehit edilmiştir. İsyanı bastırmak için gönderilen birliklere İngiliz uçakları bomba yağdırmıştır. İsyan bastırıldıktan sonra Nasturiler Irak’a geçerek İngilizlere sığınmıştır… Şimdi ne yapmalıyız? İhanet eden Nasturiler den demokrasi adına özür mü dileyelim?

3)   Şeyh Said İsyanı: En fazla konuşulan isyandır. Bu isyan da yine İngiliz kışkırtmasını ve isyancıları desteklemesini görüyoruz. Musul meselesi sürüncemesinde Nasturi isyanından bir sonuç alamayan İngilizler 1925 yılında Doğu’da büyük bir isyanın başlamasına sebep olmuştur. İsyanı çıkartanlar, Hilafetin kaldırılmasını bahane ederek dini söylemler ile halk üzerinde etkili olmuştur. İsyan bastırılmış ancak Misak- Milli sınırları içindeki Musul bölgesi, bu isyandan dolayı Milletler Cemiyeti’nde kaybedilmiştir…

Dersim İsyanı’nı, öncelikli isyanlardan sonra açıklamak gerekir. 1937 yılında Türkiye Cumhuriyeti dış politikasında Atatürk’ün “Kırk asırlık Türk Yurdu düşman elinde esir kalamaz” dediği “Hatay sorunu” vardır. İşgalci Fransızlar, Hatay’ın Türkiye’ye ilhakını engellemek ve Suriye’ye bağlanması için Doğu’da kışkırtıcılığa başvurmuştur. Dersim isyanını çıkartanlar Fransızlar ve İngilizlerden yardım talep etmişlerdir. Türkiye, Musul’u kaybettiği gibi Hatay’ı da kaybetmek istememiş ve sonucu çok ağırda olsa isyanı bastırmıştır. İkinci Dünya Savaşı öncesinde Fransızlar’ın Hatay’dan çekilmesi, 1938 yılı referandum sonucu “Hatay Türk Cumhuriyeti’nin” kurulmasına ve 1939 yılında da Türkiye’ye ilhakına vesile olmuştur… Dersim İsyanının kanlı bir şekilde bastırılması bir hata olup özrü gerektiriyorsa, Hatay’ın da Suriye’ye verilmesi gerekir. Zaten Suriye, Hatay’ı kendi haritalarında sınırları içinde gösterir!

Bir başka hususta şudur: Dersim İsyancılarının başında bulunan “Seyyid Rıza”dır.

Seyyid nedir, kimlerdir?

Hazreti Peygamber’in torunları Hz. Hüseyin’in soyundan gelenlere “Seyyid”, Hz. Hasan’ın soyundan gelenlere “Şerif” denmiştir. Seyyid “efendi önder”, şerif ise “şerefli önder” anlamındadır.

Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde soy kütüğüne göre Seyyid olanlara itibar edilmiş, korunmuş, payeler verilmiştir. Seyyidler soylarının temizliğini kayda aldırmak için aileden “Nakibüleşraf” adı verilen memurlar tayin ederlerdi. Bu kayıtlar, sahte seyyid ve şerifleri önlemek için yapılmıştır.

Osmanlı Devleti’nin savaşlarında Seyyidler, Peygamber Sancağı’nın altında toplanır Türk Ordusu’nun zaferi için dua ve niyazlarda bulunurdu. Seyyidler, kendilerini koruyan devlete karşı hiçbir zaman aykırı davranmamıştır… Devletine isyan eden, Mehmetçikleri şehit eden “Seyyid” olabilir mi?

Şurası unutulmamalıdır ki; her olay zamanın şartlarına göre değerlendirilmelidir. Yaşadığımız zamanın sosyal, siyasi, teknolojik ve kültürel gelişmişliğin getirmiş olduğu refah seviyesi içinde geçmişi yargılamak ne kadar doğru olur ki?

Tüm bunlar olayları yorumlama da bir ibret olmalı ve ders alınmalı. Bu Ülke; hain düşüncelere sahip olmayan Türk’ü ve Kürt’ü ile Alevi’si ve Sünni’si ile hepimizindir. Önemli olan anlayabilmek, anlatabilmek ve anlaşabilmektir.

YILMAZ KARAHAN

Yorumlar

Yorum yap