YENİDEN ERGENEKON

Konuşma ve Yazı Dilinde “Hane”li Kelimeler

Yılmaz Karahan
Yılmaz KarahanYeniden Ergenekon
14 Nisan 2014·2 dakika okuma süresi·7 Okuyucu Yorumları
Makaleyi Dinle
~2 dk · Doğal Anlatım

kalem-tutan-el

Türkçe konuşma ve yazı dilinde tanık olduğum bazı yanlışlar sanki ısrarla tekrarlanıyor!

Bilhassa gençlerin paylaşımlarında bu yazım hatalarını gördükçe çok üzülüyorum. Belki küçük bir ayrıntıdır. Ancak bu küçüklük, Türkçenin önemsenmesi yönünden büyüktür.

“Hastahane”, “pastahane” ve “postahane” biçimleri yerine günümüz Türkiye Türkçesinde yerleşmiş olan “hastane”, “pastane” ve “postane” biçimlerini kullanmalıyız. “Eczane” de benzer biçimde kısalmış bir kelimedir.

“Hane”, “ev” anlamını taşıyan Farsça kökenli bir kelimedir. Başka kelimelerle birleşerek çeşitli yer ve kurum adları oluşturur. Bu birleşik kelimeler bitişik yazılır.

Bazı kelimelerde zaman içinde ses düşmesi gerçekleşmiş ve kısalmış biçimler yerleşmiştir:

  • Hasta + hane → hastane
  • Pasta + hane → pastane
  • Posta + hane → postane
  • Ecza + hane → eczane

Ancak bu örneklerden hareketle, ilk kelimenin sonu ünlüyle bittiğinde “hane”nin mutlaka kısalacağı sonucuna varamayız. Çünkü “kahvehane”, “yazıhane” ve “çilehane” gibi kelimelerde ilk kelime ünlüyle bitmesine rağmen “hane” korunmuştur.

İlk kelimenin ünsüzle bittiği pek çok örnekte de “hane” olduğu gibi yer alır:

Çayhane, yatakhane, dershane, tımarhane, darphane, doğumhane, aşhane…

Dolayısıyla kelimelerin doğru yazımını yalnızca ilk kelimenin son harfine bakarak belirleyemeyiz. Yerleşmiş biçimlerini öğrenmek ve gerektiğinde sözlüğe başvurmak gerekir.

Toplum hayatımızın bilinen mekânlarından biri olan “kahvehane” için günlük konuşmalarımızda çoğu zaman “kahve” deriz. “Kahveye gidiyorum”, “kahvedeyim”, “kahvede bekliyorum” gibi ifadeler kullanırız. Burada “kahve” sözü, içeceğin yanı sıra mekânı da karşılamaktadır. Ancak bu kullanım, “kahvehaneye gidiyorum” veya “kahvehanede bekliyorum” ifadelerini yanlış yapmaz.

Dilimizde “ev” kelimesiyle oluşturulan birleşik kelimeler de vardır:

Çayevi, polisevi, öğretmenevi, aşevi, doğumevi, yayınevi, kitabevi…

Bu kelimeler de bitişik yazılır.

Türkçe kimliğimizdir. Dilimizi kaybedersek, varlığımızı da kaybetmiş oluruz. Türk dilini güzel konuşmak ve doğru yazmak için Türkçe sözlükleri kitap okur gibi okumak gerekir.

YILMAZ KARAHAN
14 Nisan 2014

Editör Yorumu

Bir dile sahip çıkmak, o dilde konuşmak kadar kelimelerini tanımayı ve doğru yazmaya özen göstermeyi de gerektirir. Bu yazı, gündelik hayatın sıradan görünen kelimeleri üzerinden önemli bir sorumluluğu hatırlatıyor: Dil bilinci, küçük ayrıntılarda gösterdiğimiz dikkatle güçlenir. Sözlüğü yalnız ihtiyaç duyulduğunda açılan bir başvuru kaynağı olmaktan çıkarıp okunacak bir kitap olarak görmek ise bu sorumluluğu sürekli öğrenme alışkanlığına dönüştüren değerli bir öneridir.

KÜLTÜR DESTEĞİ & AÇIK ERİŞİM

Bağımsız Kültür ve Düşünce Desteği

Yeniden Ergenekon reklamsız ve bağımsız bir kültür ocağıdır. Fikir, kültür ve tarih külliyatının yeni nesillere ve araştırmacılara açık erişimle sunulması için katkıda bulunabilirsiniz.

Katkıda Bulun →

Yeniden Ergenekon

Yeniden Ergenekon, 20 yıldır bağımsız ve tarafsız bir kültür pınarı olarak nesillere ışık tutmaktadır. Bu arşivin dijitalleştirilmesini ve yaşatılmasını destekleyebilirsiniz.

Arşivi Destekle →

"Kültürel" — Son Yayımlanan Makaleler

Divan-ı Lügati’t Türk’te Giyim Kuşam Kültürü

DÎVÂNU LUGÂTİ’T-TÜRK’TE GİYİM KUŞAM KÜLTÜRÜ Kâşgarlı Mahmud’un XI. yüzyılda kaleme aldığı Dîvânu Lugâti’t-Türk, Türkçenin söz varlığıyla birlikte Türklerin yaşayışını da günümüze taşır. Eserdeki giysi, başlık, kumaş ve süs eşyası adları; atalarımızın ihtiyaçlarını, üretim bilgisini ve güzellik anlayışını tanımamızı sağlar. Giyim kuşamla ilgili kelimeler, bu bakımdan kültür tarihimizin değerli belgeleridir. isamveri.org Elbiseden gömleğe, başlıktan kuşağa Dîvân’da...

Yazının Devamı →

İslamiyet Öncesi Türk Giyim Kuşamı

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK GİYİM KUŞAMI Giyim kuşam, bir milletin yaşayışını, üretim becerisini ve güzellik anlayışını yansıtır. Türklerin İslamiyet öncesindeki giyim kültürü de yaşadıkları coğrafya, iklim, atlı hayat, hayvancılık, ticaret ve şehir yaşamıyla birlikte gelişmiştir. Bu geçmişi anlamak için Göktürk ve Uygur tasvirlerinin yanında, milattan önceki bozkır kültürlerinden kalan giysi buluntularını da incelemek gerekir. Kurganlardan çıkarılan...

Yazının Devamı →

Kutsal Kitaplarda Altın ve Ekonomideki Yeri

KUTSAL KİTAPLARDA ALTIN VE EKONOMİDEKİ YERİ Altın, insanlık tarihinde zenginliğin, gücün ve itibarın en belirgin simgelerinden biri olmuştur. Hükümdarların hazinelerinde, ibadet eşyalarında, insanların takılarında ve devletlerin rezervlerinde yer almıştır. Fakat altının insanlık için taşıdığı anlam, ekonomik değeriyle sınırlı değildir. Altının kıymeti anlatılırken az bulunması, dayanıklılığı, parlaklığı ve kolay işlenmesi üzerinde durulur. Bunlar onun tercih edilmesini...

Yazının Devamı →

Okuyucu Yorumları (7)

Yorum Gönder ↓
Özgür Özkılıç16 Nisan 2014 09:38
Çok yerinde bir paylaşım olmuş hocam teşekkürler
Ömer Faruk Hüsmüllü15 Mart 2015 22:51
Bilgilendirme ve uyarı içeren değerli bir paylaşım olmuş. Bilhassa gençlerimizin bu açıklamayı dikkate alacaklarını umuyorum. Çünkü bu konuda sadece gençlerimiz tarafından değil yayımlanmış kitapları olanlar tarafından bile sıkça hatalar yapıldığını görüyoruz. Teşekkürler...
Mustafa SARIKAYA22 Şubat 2020 00:17
Hocam, bilgileriniz için teşekkür ederim; ama hatalar var. İlk kelimemin sonu sesli ile bitiyorsa “h” düşer demişsiniz fakat bu her keşime için böyle değil.
Kürşat odabaş3 Nisan 2023 23:27
hane kelimesindeki h harfinin hangi durumlarda düştügune dai malesef TDK da bir bilgiye ulasamadim. bu bosluk doldurulmali
Pamir Uzunarslan8 Kasım 2023 13:29
Metinde yazım yanlışı var. Elbette dilimize yazımlara dikkat etmeliyiz. Siz de bu makaledeki yazım hatasını giderebilir misiniz? Kahvehane de bekliyorum Kahvehanede bekliyorum şeklinde yazılmalı "de" eki burada ayrılmamalı.
Yılmaz Karahan9 Kasım 2023 12:34
Sayın Pamir Uzunarslan, sehven yapılan bir yanlışı düzeltmemiz hususunda yaptığınız uyarılar için teşekkürler.
Sabri Durgun12 Ocak 2026 18:21
Peki çilehane, devahane gibi kelimelerde durum nedir? Bu hane kelimesinin eklenmesinde yeni yazım kuralı olarak uygulamayla kelimenin yarı hecesinin yazı dilinde düşürülmesi hoş değil. Konuşmada olabilir... Yağmur kelimesi yâmur diye söylendi diye ğ yazıda düşmüyor. Çocuklara ve Türkçeyi yeni öğrenenlere kısa hecelerle pos-ta-ne okunmayacağını anlatmak da zor. Alfabemizin fonetik olduğunu her ne kadar ısrarla söylesek de tam fonetik olmadığını herkes fark ediyor. Makale çok güzeldi. Teşekkürler. Ben sadece eski ve yeni alfabemizi bilen bir dil meraklısı olarak içimden geçeni yazdım. Irak'daki hastanelerde, Hastahane yazdığına şahit olabilirsiniz. Keza diğer Türk cumhuriyetlerinde de.

Yorum Gönder

Düşünceleriniz editoryal incelemeden sonra yayınlanacaktır. E-posta adresiniz üçüncü şahıslarla paylaşılmaz.