175) 650 YILDIR SÜREN GELENEK: KIRKPINAR GÜREŞLERİ

Yayin Tarihi 7 Temmuz, 2011 
Kategori KÜLTÜREL

 

650 yıldır süren gelenek:

Kırkpınar Güreşleri

image0019.jpg

Osmanlı’nın Rumeli’ye geçtiği yıllardan sonra geleneksel hale gelen Tarihi Kırkpınar Güreşleri’nin bu yıl 650’cisi düzenleniyor 

Yaklaşık 650 yıldır düzenli bir şekilde her yıl yapılan Tarihi “Kırkpınar Güreşleri”, Edirne’nin Sarayiçi mevkiindeki “Sarayiçi Er Meydanı” denilen sahada yapılıyor. Bugüne kadar sadece 1975 yılında Belediye’nin az harçlık ödemesi yüzünden bir kez iptal edilen Kırkpınar Güreşleri, Türklerin ata sporu olarak bilinir. Bu yıl 650’cisi düzenlenen Kırkpınar Güreşleri üç gün önce başladı. Önümüzdeki pazar gününe kadar devam edecek olan güreşlerde yine kıyasıya bir mücadele yapılacak.

image0021.jpg

Genellikle Haziran ayı sonu, Temmuz ayı başlarında düzenlenen Tarihi Kırkpınar Güreşleri 7 gün sürüyor. Son gün yapılan finallerde her boyun (kategorinin) birinci, ikinci ve üçüncüleri belirlenir. Bunlardan en önemlisi başpehlivandır. UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Kırkpınar Yağlı Güreşleri her yıl binlerce izleyici tarafından büyük bir hayranlıkla takip ediliyor. 

GÜREŞLER BAŞLAMADAN ÖNCE
Kırkpınar Güreşleri’ne başlamadan önce, Kaleiçi semtindeki, Adalı Halil ve Kara Emin pehlivanların kabirlerinin bulunduğu pehlivanlar mezarlığına geçilir ve dualar edilir. Yapılan ziyaretten sonra saat 15.00’de Sarayiçi Er Meydanı’na geçilir ve görkemli törenlerle Tarihi “Kırkpınar Güreşleri”nin startı verilir. Kırkpınar Güreşleri’ne katılan güreşçiler için ayrı ayrı kategoriler belirlenmiştir.

Bunlar; Minik 1, minik 2, Teşvik, tozkoparan, deste küçük boy, deste orta boy, deste büyük boy, küçük orta küçük boy, küçük orta büyük boy, büyük orta, başaltı ve baş kategorileridir.

GÜREŞİN KENDİNE GÖRE KURALLARI VAR
Yağlı güreşte pehlivanlar kilo ile değil, bilgi ve ustalıklarına göre gruplara ayrılırlar. Bu gruplar; deste, küçük, orta, başaltı ve baştır. Güreş başlayacağı zaman cazgır pehlivanları eşleştirir.

Dolayısıyla güreşlerde cazgırın önemi büyüktür. Yağlı güreşte yenilenin sırtı yerde belirli bir zaman kalacaktır şeklinde bir kural yoktur. Pehlivanlıkta gömlek önemlidir. Güreşte kilo değil, bilgi, ustalık ve tecrübe ön plandadır.

image0031.jpg

YENME KURALLARI
Çivi yukarı: Rakibinizin ayaklarından yakalar, tepe üstü diker, sonra sırtını yere getirirsiniz.
Sırtüstü: Rakibinizi yerde çevirerek veya ayakta düşürerek yapabilirsiniz.
Açık düşürmek: Ya kendi hatası ya da rakibi vesilesiyle kıç üstü düşmesi. Sırtı yere gelmemiştir, ama göbeği meydana çıkacak kadar arka üstü veya yan düşmüştür.

YENİLME KURALLARI
Kıspet çıkarmak: Olabilecek en kötü olaylardan biridir. Pehlivanın ayağından kıspetinin çıkması ya da boydan boya yırtılması bir yenilgi sebebidir.
Pes etmek: Bazı pehlivanlar yorulduklarında ya da yenileceklerini anladıklarında sırtının yere gelmesini istemiyorlarsa, “Pes Ediyorum” der ya da rakibinin kıspetine vurur.
Tartarak yenmek: Rakibi kucaklar, ayaklarını yerden keser, en az 3 adım kadar yürürseniz rakip yenilmiş olur

EN ÖNEMLİSİ BAŞPEHLİVANLIK

Ayrıca en iyi peşrev yapan, en centilmen pehlivan grubunda da güreşçilere ödül verilmektedir. Pehlivanlar 3 gün süresince Er Meydanı’nda kıyasıya mücadele ederler. Son gün yapılan finallerde her boyun birinci, ikinci ve üçüncüleri belirlenir. Ancak bunlardan en önemlisi başpehlivandır.
Çok çetin mücadelelerle geçen başpehlivanlık güreşlerinde yaklaşık 35 pehlivan güreş tutar. “Kırkpınar Güreşleri” başpehlivanı belirleyecek güreşin bitmesiyle tamamlanır.

 

EN ÜNLÜ BAŞPEHLİVANLAR

KEL ALİÇO: 
Kırkpınar kapışmalarının münakaşasız en büyük ismi Plevneli Kel Aliço idi. Kırkpınar’da tam 27 yıl başpehlivan oldu. Üst üste üç yıl başpehlivanlığı kazanacak olana o yıllarda da kemer verilmiş olsa Kel Aliço’nun tam 9 altın kemer alması gerekiyordu. 1885 tarihine kadar güreşe devam eden Kel Aliço, Şamdancıbaşı Kara İbo ve Makarnacı ile birlikte Kırkpınar’da başpehlivanlık namını sürdüren pehlivanlardandır. Suyolcu Mehmet pehlivan Aliço’nun “Gaddar” olduğunu anlatırdı.

image0041.jpg

KOCA YUSUF:
Koca Yusuf, Deliormanlı efsanevi Türk güreşçidir. Mindere çıkan ve greko romen güreşi yapan ilk Türk pehlivanı olduğu sanılmakta. 1885 yılında Kırkpınar başpehlivanı olmuş; 1894 yılından itibaren Avrupa ve ABD’de devrin en ünlü güreşçileri ile güreşmişti. 144 kilo sikletindeki sporcu, 1.88 metre boyundaydı. ABD turnesinden ülkesine dönerken bir gemi kazasında hayatını kaybetti.
Serbest Güreşin efsanevi isimlerinden olan Yusuf, iri gövdesi, güreş becerisi, gücü ve sporcu ahlakı ile “Koca” lakabını almıştı. Önceleri doğduğu köyden ötürü “Karalarlı Yusuf”, sonra “Şumnulu Yusuf” olarak anılmış, 1896’dan itibaren çırağı “Erikli Mehmet”e “Küçük Yusuf” denilmeye başlanınca kendisine “Büyük Yusuf” denilmişti.

DİĞER ÜNLÜ BAŞPEHLİVANLAR: 
Koca Yusuftan sonraki tanınmış başpehlivanlar arasında ise şu isimleri saymak mümkündür: Kıyıcı Osman, Tamburacı Osman Pehlivan, Şumnulu Mestan, Kara Mustafa, Salim, Hüseyin Selim, Kara Mehmet, Koç Mehmet, Mehmet Efendi, Mandıralı Ahmet, Koca Hasan, Murat Ali, Neşet, Hüsmen, Koç Ali, Recep Pengal, Salih Süleyman, Tevfik Ali, İbrahim Gazi, Kızılcıklı Mahmut, Kara Ali, Mustafa Ahmet, Kara Safi, Rasim ve Hüseyin.

YAĞLI GÜREŞİN TARİHÇESİ 
Yağlı güreşlerin tarihi hakkında çelişkili iddialar var, fakat en yaygın görüş Orta Asya’dan çıkarak Selçuklular aracılığıyla Anadolu’ya ulaştığı. Günümüzde Özbekistan’da yapılan ‘kuraş’ ile benzerlik gösteren yağlı güreş, modern güreş çeşitlerinden farklı. Mücadele peşrev denilen ısınma hareketleriyle başlıyor. Normal güreşlerden farklı olarak yağlı güreşlerde siklet (kilo) sınıflandırması yok. Başpehlivan, başaltı pehlivan, büyük orta pehlivan gibi klasmanlara ayrılan güreşçiler, başarılı oldukları takdirde bir üst unvanda yarışmayı hak ediyor.

KIRKPINAR’IN TARİHİ HİKAYESİ

image0051.jpg

 

Kırkpınar güreşlerinin tarihi Osmanlılar 1350’li yılların sonlarında Rumeli’ye geçtikleri dönemlere dayanıyor. Anadolu’dan Rumeli’ye geçen Osmanlı Akıncıları, henüz Edirne fethedilmeden önce burada yaptıkları akınlar sırasında, savaşmadıkları ve mola verdikleri günlerde, zamanlarını, aralarında çeşitli sporlar yaparak değerlendirirlerdi. Bir keresinde güreşe tutuşan 40 yiğit içinden ikisi, tutuştukları güreşi gece yarısına dek sürdürdükleri halde sonuçlandıramazlar ve ikisi de güreştikleri yerde can verir.

Arkadaşları bu iki yiğidi güreş yaptıkları yerde bulunan bir incir ağacının altına gömdükten sonra Edirne’ye doğru akınlarına devam ederler. Edirne’nin fethinden sonra Ahırköy çayırlığına geldiklerinde, o incir ağacının civarında billur kaynaklı bir suyun, Kırkpınar çayırlığına doğru aktığını görürler ve bu nedenle de “Kırktı bunlar. Bu yakaya ilk ayak basanlardır bunlar” diyerek o yere Kırkpınar adını verirler.
Bazı kaynaklara göre de güreşin ilk yapıldığı yer bugün Yunanistan’da bulunan bir bölgedir. Cumhuriyet’in ilanından sonra bu bölge yerine Edirne tercih edilmiş. 

GÜREŞ ALANI 1985 YILINDA DÜZENLENDİ
1985 yılına kadar salaşpur denilen sazdan yapılma tribünlerle çevrili olan Er Meydanı, 1985 yılında dönemin Başbakanı merhum Turgut Özal’ın talimatlarıyla yenilenmeye başlanmıştır. Osmanlılar zamanında saray dışında yapılan güreş yarışmaları panayırlarda, düğünlerde kulüplerde bir hayır kurumu yararına veya meslek edinmiş organizatörlerin özel yer ve salonlarında yapılırdı. Ayrıca Düğün Güreşleri, Ramazan Güreşleri, Hayır Kurumlarına yapılan Güreşler vardı.

KIRKPINAR’A GÖLGE DÜŞÜREN UYGULAMA: PARALI AĞALIK
Kırkpınar Güreşleri’ne olan ilgi arttıkça masraflar da artıyor ve bütün bu sorumluluğu yüklenecek bir ‘ağa’ bulmak giderek zorlaşıyor. 1928 yılında ağalık müessesine talip çıkmayınca bu tarihe kadar ağalar tarafından organize edilen güreşler, yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle Çocuk Esirgeme Kurumu ve Kızılay tarafından organize ediliyor.
Ta ki 1946 yılında Edirne Belediyesi, organizasyon görevini devralana kadar. Zamanla sembolik bir hal alan ağalık kavramı, günümüzde varlıklı insanların tanıtım yapmak amacıyla kullanmış oldukları bir makam haline gelmiş.
Örneğin 2006 yılında Edirne Belediyesi tarafından ihale edilen ağalık makamını, Adem Tüysüz 361 bin TL ödeyerek satın almıştı.

image006.jpg

“GÜREŞLER ESKİSİ GİBİ TAD VERMİYOR”

648, 649 ve 650’nci Güreş Ağası olan işadamı Seyfettin Selim, başpehlivanlık güreşlerinin son yıllarda seyirciye keyif vermediğinden yakındı. Ağa olduğu yıllarda güreşleri geliştirmek için çalıştıklarını ancak başarılı olamadıklarını belirten Kırkpınar Ağası Selim, kendisinin de güreşlerden keyif almadığını söyledi. Puanlama sistemi nedeniyle ’kalleşçe’ güreş yapıldığını öne süren Seyfettin Selim şunları söyledi:
“Kırkpınar’da başpehlivanlık güreşlerini izlerken ben zevk almıyorum. Güreşlerde ne oyun var, ne başka bir şey var. Kalleşçe bir güreş sergileniyor, pehlivanlar sanki pusuda puan almayı bekliyorlar. Başpehlivan hata yapmak istemediklerini söylüyor. Pehlivanlar hata yapmayacak diye bu seyircinin günahı ne? Yağlı güreşte yaklaşık 40 tane oyun var. Son yıllarda bu oyunları görmüyoruz. Güreş severler oyunları görmek istiyor. Ama güreşlerde pehlivanlar pusuya yatıyorlar. Bundan dolayı ben de ağalıktan soğuyorum.”

DÜNYA BÜLTENİ

Yorumlar

“175) 650 YILDIR SÜREN GELENEK: KIRKPINAR GÜREŞLERİ” yazisina 1 Yorum yapilmis

  1. Yılmaz Karahan yorum tarihi 6 Temmuz, 2012 14:47

    KIRKPINAR CAZGIRLARININ DUASI
    Vatanımıza, milletimize, ordumuza, yurdumuza göz diken düşmanları taşlarız
    Halkın inayetiyle,euzü besmeleyle bugün güreşlere başlarız,
    Şarkı, türkü girerse besteye, gördüğünüz pehlivanlar güreş yapacaklar desteye,
    Pehlivan, pehlivan !
    Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz pirler meydanına,
    Şeref verdiniz, tarihi Kırkpınar güreş sahasına,
    Hani Ali, hani Veli, hani Kurtdereli ?…
    Pirimiz, üstadımız Hazreti Hamza,
    Peygamberimiz Muhammed’in Mustafa…
    Allah Allah, İllallah !
    Pehlivanlar hep beraber,
    Alkışlarla diyelim maşallah !

Yorum yap