16) TÜRK’ÜN YENİDEN DİRİLİŞİ: ERGENEKON’DAN ÇIKIŞ (21 MART)

Yayin Tarihi 21 Mart, 2009 
Kategori TÜRK VE DÜNYA DESTANLARI

Türk’ün Yeniden Dirilişi:

Ergenekon Destanımız!

image00140.jpg

————————————————————————————-

Ergenekon Destanı’nın, Türk toplum yaşamında yüzyıllarca etkisi olduğu gibi, bugün bile Anadolu’nun dağlık köylerinde, birtakım gelenek ve göreneklerde etkisi görülmektedir.Ergenekon Destanı, Bozkurt Destanı’nın ana çizgileri üzerine kurulmuş olup, bu destanın serbestçe genişletilmiş biçimidir diyebiliriz. Daha doğrusu Bozkurt Destanı ile kaynağını belirleyen Türk soyu, Ergenekon Destanı ile de gelişip güçlenmesini, yayılış ve büyüyüş dönemlerini anlatmıştır. Çin tarihlerinin de yazmış olduğu Bozkurt Destanı’nın bittiği yerde, Ergenekon Destanı başlar. Bozkurt Efsanesi’nin devamı, Ergenekon Destanı’dır. Ergenekon Destanı, Cengiz Han çağında moğollaştırılmıştır. Ancak bu efsanenin kökleri ve ana motifleri, açıkça Kök Türkler ile ilgilidir. Kök Türk Devleti, MS 6.yy.dan itibaren bir cihan imparatorluğu olmuş ve 200 yıl yaşamıştır. Böyle büyük ve güçlü bir devletin, ilkel Moğollar’dan bir efsane alıp kökenlerini ona dayandırması mümkün değildir. Ayrıca, Ergenekon Destanı’nın ana motiflerinden biri, Demirci’dir. Destanda demirci, dağda demir madeni bulur ve Türkler bu demir madenini eriterek Bozkurt’un önderliğinde Ergenekon’dan çıkarlar. Unutmamak gerekir ki, Göktürkler’in ataları da demirci idiler. Onlar en iyi çelikleri işler, başka devletlere silah olarak satarlardı. Göktürkler’in ataları, demir cevherleriyle dolu dağların eteklerinde türemişler, demirleri eriterek yeryüzüne çıkmışlardı. Sonradan kendilerinin de demirci olmaları bundan ileri gelmektedir. Göktürkler’in temel toprakları olan Altay ve Sayan dağları, zengin demir madenlerinin bulunduğu bir yerdi. Burada çıkan demirin yüksek cevherli olması ve Türkler tarafından mükemmel bir biçimde işlenmesi, çağın Türk savaş endüstrisinin en önemli özelliği idi. Göktürkler çağında Türkler’in işlettikleri demir ocakları ve dökümevleri bulunmuştur. Göktürkler demirden ürettikleri kılıç, kargı, bıçak gibi savaş araçlarının yanında yine demirden saban, kürek, orak gibi tarım araçlarını yapmakta da usta idiler. Oysa, Göktürklerden tam beş yüzyıl sonra, yine Türklerle birlikte olmak üzere bir devlet kuran Moğollar, demirciliği bilmezlerdi. Cengiz Han zamanında Moğollar’a elçi olarak gönderilen Çin’deki Sung sülalesinin generali Men Hung, yazmış olduğu “Meng-Ta Pei-lu” adlı ünlü seyahatnamesinde, Moğollar’ın Cengiz Han’dan önce maden işlemeyi bilmediklerini, ok uçlarını bile kemikten yaptıklarını, Moğollar’a demir silahların Uygur Türkleri’nden geldiğini anlatmaktadır. Zaten Moğollar, demirciliği Uygur Türkleri’nden öğrenmişlerdir. Aslında demircilik, o çağın Moğol düşüncesine göre büyücülere özgü korkunç bir sanattı. Ayrıca Bozkurt, Türkler’in kutsal hayvanıdır. Moğollar’ın kutsal hayvanı köpektir.

Ergenekon Destanı’nda Türkler, Ergenekon ovasından çıkmak istediklerinde yol bulamazlar. Çare olarak da dağların demir madeni içeren bölümlerini eritip bir geçenek açmayı düşünürler. Demir madenini eritmek için dağların çevresine odun-kömür dizilir ve yetmiş deriden yetmiş körük yapılıp yetmiş yere konulur. Yedi ve yetmiş sayıları, dokuz ve katları ile birlikte, Türkler’in mitolojik sayılarındandır. Moğollar’ın mitolojik sayıları ise altı ve altmıştır. Destanda altmış yerine yetmiş sayısına yer verilmesi, bu efsanenin Moğolca bir metinden öğrenilmemiş olduğunu, Türkler’e ait olduğunu gösterir.

Mağaralar, Türk mitolojisinde ve Türk halk düşüncesinde önemli bir yer tutarlar. Bu, yalnızca Göktürk efsanelerinde, Bozkurt ve Ergenekon destanlarında değil, Anadolu’daki masallarda da böyledir. Göktürk efsanelerinin, Bozkurt ve Ergenekon destanlarındaki motiflerin ufak değişikliklere uğramış örneklerini, Anadolu efsanelerinde de bulabiliriz. Hatta islami hikayelerde bile:

Bir Anadolu efsanesinde peygamberin torunu (?) Muhammed Hanefi, önüne çıkan bir geyiği kovalar. Geyik bir mağaradan içeri girer. Muhammed Hanefi de geyiğin arkasından mağaraya girer. Mağaradan geçerek büyük bir ovaya varır ve burada Mine Hatun’la karşılaşır. Dikkat edilirse, bu Anadolu efsanesindeki mağara, Bozkurt’un hayatta kalan tek Türk gencini götürdüğü mağaranın ve mağaradan çıkılan ova da yine Bozkurt Destanı’ndaki kurdun, yaşayan tek Türk gencini mağaradan geçerek götürdüğü ovanın aynısıdır. Ayrıca yine bu ova, Ergenekon Destanı’ndaki Kayı ile Tokuz Oguz’un yurt tuttukları ovanın aynısıdır.

Altay Türkleri’nin efsanelerinde de Bozkurt ve Ergenekon destanlarının izlerini görmek mümkündür. Bir Altay efsanesinde, bir bahadır avlanırken karşısına çıkan geyiği kovalamağa başlar. En sonunda bir Bakır-Dağ’ın önüne gelirler. Baştan başa bakırdan yapılmış olan dağ birden açılır ve geyik açılan delikten içeri girer. Genç bahadır da geyiği izler. Az sonra geyik kaybolur. Efsanenin devamında bahadır türlü canavarla, iyi yürekli yaşlı kişilerle, çok güzel kızlarla karşılaşır. Bu Altay efsanesinde de aynı mağara ve mağaradan geçilerek ulaşılan ova motifleri vardır ve bu Altay efsanesi, Muhammed Hanefi’nin efsanesine belirgin bir biçimde benzemektedir. Altay masal ve efsanelerinde bu tür öykülerin daha mitolojik biçimde olanları da vardır.

Asya Büyük Hun Devleti’nde, bizzat Hun hakanının başkanlık ettiği törenler vardır. Bu törenlerden en önemlisinde, devletin ileri gelenleri toplanarak Ata Mağarası’na giderler ve orada, hakanın başkanlığında dini törenler yapılır, atalara saygı gösterilir. Aynı törenler, Göktürk Devleti’nde de yapılagelmiştir. Bu adı geçen Ata Mağarası, Bozkurt’un Türk gencini düşmandan kaçırıp sakladığı ve Ergenekon’a ulaştırdığı mağaradır. Ancak bugün, bu mağaranın yeri bilinmiyor. Tabgaçlar da kayaları mağara biçiminde oyarlar ve burada yere, göğe, ata ruhlarına kurban sunarlardı. Bu kurban töreninden sonra da, çevreye kayın ağaçları dikilir, o bölgede kutsal bir orman oluşturulurdu. Asıl önemli olan nokta ise, bütün milletçe bunlara inanılması ve devletin de bu efsaneye saygı göstermesidir. Ayrıca, Aybek üd-Devâdârî’nin anlattığı, Türkler’in kökenine ilişkin “Ay-Ata’m Efsanesi”nde de mağara ve mağarada türeme motifi vardır. Bu efsanede de, Türkler’in ilk atası olan Ay Ata, bir mağarada meydana gelir. Ay Ata Efsanesi’ndeki mağara, ilk ataya bir ana rahmi görevi görmüştür.

Ergenekon Destan’ı, Türkler’in yüzyıllarca çift sürerek, av avlayarak, maden işleyerek yaşayıp çoğaldıkları, etrafı aşılmaz dağlarla çevrili kutsal toprakların öyküsüdür. Ergenekon Destanı’nın önemli bir çizgisi, Türkler’in demircilik geleneğidir. Maden işlemek, demirden ve en iyi çelikten silahlar yapmak, Eski Türkler’in doğal sanatı ve övüncü idi. Ergenekon Destanı’nda Türkler, demirden bir dağı eritmiş ve bunu yapan kahramanlarını da ölümsüzleştirmişlerdir.

Ergenekon Destanı ilk kez, Cengiz Han’ın kurmuş olduğu Türk-Moğol Devleti’nin tarihçisi Reşideddin tarafından saptanmıştır. Reşideddin, “Câmi üt-Tevârih” adlı eserinde Ergenekon Destanı ile ilgili geniş bilgiler vermektedir. Fakat Reşideddin, -yukarıda da değinildiği gibi- bir Türk destanı olan Ergenekon Destanı’nı moğollaştırmıştır (Ergenekon Destanı’nın nasıl moğollaştırıldığı hakkında Prof.Dr.Bahaeddin Ögel’in, Türk Mitolojisi [1.cilt, 59-71. sayfalar] adlı yapıtında geniş bilgiler vardır).

Ergenekon Destanı, Hıve hanı Ebulgazi Bahadır Han’ın 17.yy.da yazmış bulunduğu“Şecere-Türk” (Türkler’in Soy Kütüğü) adlı esere de kaydedilmiştir.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Kurtuluş Savaşında’ki Anadolu’yu, Ergenekon’a benzeterek aynı adı taşıyan bir kitap yazmıştır.

Ergenekon Destanı’nda Bozkurt, öteki Türk destanlarında da olduğu gibi, ön planda ve baş roldedir. Bu kez Türkler’e yol göstericilik, kılavuzluk yapmaktadır.

Bir rivayete göre Türkler, Ergenekon’dan 9 Martta çıkmışlardır. Başka bir rivayet ise bu tarihi

21 Mart (Nevruz Bayramımız) olarak verir. Öyle anlaşılıyor ki, Ergenekon’dan çıkış işlemleri 9 Martta başlamış, 21 Martta da tamamlanmıştır.

HEDDAM

Yorumlar

“16) TÜRK’ÜN YENİDEN DİRİLİŞİ: ERGENEKON’DAN ÇIKIŞ (21 MART)” yazisina 13 Yorum yapilmis

  1. Kürşad yorum tarihi 23 Mart, 2009 14:25

    Obama bey Nevruz gerekçesi ile iran ın resmi yılbaşını ve bayramını kutlamış. Obama acaba Nevruz un aslen bir Türk bayramı olduğunu, 12 hayvanlı eski Türk takviminde ise Yılın başı olarak kabul edildiğini ve kutlandığını, bunu halen kutlayan toplumların ya Türk milletinin soyundan geldiğini yada onlardan etkilenmiş olarak (Kürt halkımız gibi) bu bayramı sahiplendiklerini biliyormu. İranında bugün dibini eşelediğimiz zaman Türkmenler çıkıyor. Zaten Nevruz u İran Fars halkına ve Kürt halkımıza öğreten ve alıştıranda bu Türkmenlerdir. En eski Türk bayramımızdır ve korunmuş en eski dünya bayramıdır. Türkiye Cunhuriyeti devletinin bu bayramı resmileştirerek sahiplenmesi gerekir. Tıplı diğer Türki Cumhuriyetlerde resmi bayram olarak kutlandığı gibi.

  2. TÜRK EVLADI yorum tarihi 6 Mayıs, 2009 18:22

    Türkiye bizimdir dtp,nin değil sözde kürdistan sınırlarını çizmiş…ben türküm kolaymı bu ülkeyi bölmek…dünki çocuklar

  3. yusuf ÜN yorum tarihi 26 Ağustos, 2009 17:30

    halk içinde,muteber bir nesne yok devlet gibi olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.K.S.S.H DİYARBAKIRLI

  4. Bir Türk yorum tarihi 13 Ekim, 2009 12:54

    Moğolların kutsal hayvanı köpek değil Kurttur. Turanın bir parçası olan Moğolları aşağılama amacındamısınız ?

    Lütfen yazıyı düzenleyin.

  5. Hatice ŞAHİN yorum tarihi 18 Ekim, 2009 12:30

    Destanlarımızı, kültürümüzü çocuklarımıza aktarabilmek adına neden çizgi filmler ve bilgisayar oyunları yapmıyoruz.Türk çocukları hem eğlensin hem atalarının yaptıklarını öğrensin. İlgililere duyurulur.

  6. serdar yorum tarihi 21 Ekim, 2009 01:23

    mogolların kutsal hayvanı geyıktır.kurt degıl ama turklerle ıcı ce karısmıstırlar.ve kurtda olmustur.ıkı toplum sanıldıgı kadarda bırbırıne uzak degıldır.altay dıllerını konusurlar.tıplerıde bbenzer.zaten ortak bır yasamları hep oldu.mogollar bıraz farklı durus sergılesde o zamanın aşiret tarzı yasamı ve savaslarındandır.azerıle turkmen ne kadar uzaksa turkle mogolda o kadar uzaaktır.yanı onlarda turk boylarındaa gosterılmelıdır ama cengız han ın ıslam ordularını darmadagın etmesı bızım onlara uzak sankı beraber degılmısız gıbı davranıp kendımızı araplara masum gosterme ve sonradan gectıgımız dındasllarımıza karsı özur mayetınde bır uzaklasma olmus ama. orrta asyada ıslamdan once zaten eraberlık vardı.cıne gıden hun,gokturk vs seferlerınde onlarda beraberdıler sadece sayıları az dı.hep turklerın bırlesık boylarına onlarda katıldı.kısaaca onlarda turk bılınmelı.

  7. cetin yeni yorum tarihi 23 Mayıs, 2010 13:52

    Bu siteyi hazirlayanlara tesekkürleimi sunarim.
    Size bir sorum var,sorum ergenekon cikisinin yil olarak hangi yil oldugunu söylerseniz memmun olurum saygilarimla

  8. Yılmaz Karahan yorum tarihi 23 Mayıs, 2010 14:55

    ÇETİN BEY,
    BOZKURT DESTANI VE ERGENEKON DESTANI GÖKTÜRK DESTANLARIDIR.
    BU DESTANLARIN İLK YAZILI KAYNAĞINI ÇİN “CHOU” HANEDANI KAYITLARINDA GÖRÜYORUZ. CHOU HANEDANI M.Ö. 1100 YILLARINDA KURULMUŞ VE M.Ö. 200 YILLARINA KADAR HÜKÜM SÜRMÜŞTÜR. ÇİN’DE DEMİRCİLİK BU DÖNEMDE ÖĞRENİLMİŞTİR. DEMİRCİLİK SANATINI İLK KULLANANLAR TÜRKLER OLDUĞUNA GÖRE; ERGENEKON’DAN ÇIKIŞ BU TARİH ARALIĞINA RASTLAMAKTADIR…
    İYİ GÜNLER DİLERİM.

  9. Yusuf Fatih Uzun yorum tarihi 14 Haziran, 2010 10:40

    Bu destanın aslında bazı yerlerini bilmiyordum hem kültrüm gelişti hemde tarihim hakkında önemli dönüş biligilerini öğrendim Not: Türk destanları bitmez
    Bitirelemez. Gelecek yıllarda daha cok Destanlar yazıcaz.

    Yaşsın türkler BAşkasını Takmam

  10. nuriyeşiltaş yorum tarihi 20 Aralık, 2010 16:04

    bu yazıyı ve destanı yok böyle bir şey diyen mümtazer türköneye iletme şansınız varmı.

  11. Mehmet Sapmaz yorum tarihi 6 Ağustos, 2012 22:29

    eLinize emeğinize sağLık ..

    bizim saygı duyduğumuz gönüL verdiğimiz sevdaLandığımız değerLere terör örgütü diyen zihniyetLere ses etmedende gecemiyorum !!

    ERGENEKON YURDUN ADI BÖRTEÇİNE KURDUN ADI..

  12. TÜRK’ÜN YENİDEN DİRİLİŞİ: ERGENEKON’DAN ÇIKIŞ (21 MART) « Ahsen Okyar yorum tarihi 21 Mart, 2017 08:02
  13. metehaN yorum tarihi 21 Mart, 2018 23:57

    eyyy gidi koca metehan ulusun hakanı hakanlar hakanı dünya ordularının baş komutanı yenilmez efsanevi dünyayı dize getiren metehan…

    birgün TÜRK’ler 2.kez dünyayı hükmedecektir.

    “Osmanlı’ya iki kıta üzerinde hükmetmek yetmez! Zirâ i’lâ-yı kelimetullâh azmi iki kıtaya sığmayacak kadar büyük bir davadır. Selçuklu’nun vârisi (mirasçısı) biz olduğumuz gibi Roma’nın (Avrupa’nın) vârisi de biziz!..”

Yorum yap