122) SEYİT İMADETTİN NESİMİ

Yayin Tarihi 22 Haziran, 2009 
Kategori KÜLTÜREL

Seyit İmadettin Nesimi

(Bağdat-Nesim, 1370 – Halep,1417)

image0014.gif

Avrupa edebiyatı nasıl, mertlik sembolü olarak genellikle Promete tipini timsal alıyorsa bütün doğu edebiyatı da Nesimi tipini almaktadır.

Büyük şair Bağdat yakınlarındaki Nesim köyünde dünyaya gelmiş, sonra da doğduğu köyün adını kendine edebî mahlas olarak almıştır. Nesimî, 47 yaşında Suriye’nin Halep şehrinde dinsizlikle suçlanmış ve haksız yere diri diri derisi yüzülüp öldürülmüş büyük bir Türkmen şairidir. (Hallac-ı Mansur gibi “Enel Hak” dediği için…)

Nesimî, devrinin güçlü bir filozofu ve alimidir. Arapça, Farsça ve Türkçe’yi son derece iyi bilmektedir ve bu dillerin üçünde de mükemmel eserler ortaya koyabilmiştir. O, Türkçe yazdığı şiirlerden birinde kendisinin Türkmen olduğu hakkında şöyle bilgi vermektedir:

“Arap nutku tutulmuştur dilinden

Seni kimdir diyen kim Türkmen sen”

Nesimî’nin şahsiyetinin mertliğin sembolü oluşu gibi, sanatı da çağdaşlarına ve kendinden sonra gelenlere güzel örnek olarak tesir etmiştir. Doğu klasik edebiyatının bütün temsilcileri ileri sürmek istedikleri ideallerinin duygusal tesirini arttırmak için Nesimi dek postun nahak soydular diyerek Nesimî tipine müracaat etmişlerdir.

Sözün kısası şu veya bu maksatla Nesimî adından bahsetmeyen ve ona büyük saygı duymayan bir tek şair bile yok gibidir. Türkmen klasik edebiyatının görkemli temsilcileri Akmuhammet ile Nurmuhammet Andalıp ise bizzat Nesimî’nin hayatı ve sanatına dair “Nesimi” adlı tarihî poema (mesnevi) kaleme almışlardır.

Panteist düşüncesi uğrunda ısrarla mücadele eden, ama softalar tarafından haksız yere suçlanıp öldürülen büyük Türkmen şairi Nesimî’nin derin felsefî muhtevayla yoğrulmuş Türkmence şiirlerinden bazıları aşağıdadır:

YAR İSTEME!

Sen mana ger yar sen, var, ey könül, yar isteme,

Yarı dildar ol sana, bes yar-ı dildar isteme!

Bivepadır çünki elem, kimden istersen vepa,

Bivepa dünyede sen yarı vepadar isteme!

Gel, bulanma bu tikenli elemin bağında çün,

Eysem ol, bihuda gülsüz yerde gülzar isteme!

Dünyenin mukdarı yokdur, ger bilur sen gadarnı,

Gadarna inanma anın, gadr u mukdar isteme!

İstiyen mırdarı kerkesdur mıdam, ey türpeguş.

Hızırıfimırdanol,mırdaramırdaristeme!

Dünyenin sövgüsi ağır yük imiş, menden eşit,

Nebsine yük etme anı, ey sebukbar isteme!

Haka münkürdir fagı, inanma ol şeytana kim,

Yokdur, ol cm halkının zatından ikrar isteme!

Reb ereninin covabı lenteranı çün gelür,

Sende gör didarını, sen özge didar isteme!

Magrıpetdir halis altın, zikgesi fazıl beyin,

Altını tanı dagaldar, arı dinar isteme!

Arı güf tar, ey köflül, gerçeklerin nutgundadır.

Her dili eğride yokdur, arı güf tar isteme!

Bir emin mehrem bolunmaz, ey Nesimi, çün bu gün,

Halka paş etme bu sırı, keşf-i esrar isteme!

YAR İSTEME

Sen bana eğer yar isen, var, ey gönül, yar isteme

Gönül hakimi yardır o sana, başka gönül hakimi ,

Yar isteme

Vefasızdır çünkü alem kimden istersin vefa

Vefasız dünyada sen vefalı yar isteme

Gel, bulunma bu dikenli alemin bağında

Sus, beyhude gülsüz yerde gül bahçesi isteme

Dünyanın miktarı yoktur, eğer bilirsen kadrini,

Kadrine inanma onun, kadir ve miktar isteme.

İsteyen murdarı akbabadır daima, ey tuhaf kuş,

Hızır’ın murdarı ol, murdara murdar isteme.

Dünyanın sevgisi ağır yük imiş, benden işit,

Nefsine yük etme onu ey yükü hafif olan kişi, isteme

Hakk’a münkirdir fakih, o şeytana inanma,

Yoktur, o cin halkının sahibinden ikrar isteme.

Madem ki Rab ereninin cevabı “lenterani”dir,

Kendinde gör yüzünü, sen başka yüz isteme.

Marifettir halis altın, sikkesi fazıl beyin,

Altını dahi dağıtır, saf dinar isteme.

Ey gönül, arı, saf söz, gerçeklerin nutkundadır

Her dili eğride yoktur, arı, saf söz isteme

Madem ki bu gün bir emin dost, mahrem

bulunmaz ey Nesimî,

Halka aşikâr etme bu sırrını, esrarın keşfini isteme.

CANIMIN CANANASI

Merhaba! Ey, bahr-ı zatın gövher-i yegdenesi!

Şemg-i vahdetdir cemalin, kün-fekan pervanası.

Te ebet husnun gatında secde-yi şükr eylerem,

Ey, cemalin Kebesi sen, künte kenzin hanası.

Kim ki guvvas oldı, bildi vahdetin bahrında kim,

Elemin cismi sadapdır, suratın dür denesi.

Ey mana: “Müşkin saçından könlüni gutar!” diyen,

Hansı gapıldır sclasilden çıhar divanesi.

Gözlerin sövda meyinden elemi mest eylemiş,

Gör, ne meydan esremişdir nerkesifi mestanası.

Leblerin lagh ezel bezminde içirmiş mana,

Ol meyin kim ne-pelekdur kemterin peymanası.

Çünki veyran köfilüm, ey can, mesgen oldı ışkına,

İstemez ayrıg ımarat könlümin veyranası.

Ey, bu aşık könlümin halın soran, her dem mana,

Halını bildirmez, illa ışk oduna yanası.

İster idim canımı şükran verem men vaslına,

Duşmadı layık danga visalin şükranası.

Zahidin efsanasm goy, söyle ışkın halatın,

Aşığın semtine sığmaz zahidin efsanası.

Boldı laglından Nesimi nefhe-yi ruhul-kuds.

Ey, Nesimi’nin hayatı, canımın cananası!

CANIMIN CANANI

Merhaba ey zat denizinin tek taneli cevheri,

Vahdet mumudur cemalin, “kün-fe-kân” pervanesi.

Ebediyete kadar güzelliğin huzurunda şükür secdesi ederim,

Ey cemalin Kâbesi, “küntü kenz”in hanesi.

Kim dalgıç oldu ise vahdet denizinde, bildi,

Alemin cismi sedeftir, suretin, şeklin ise inci tanesidir.

Ey bana “misk kokulu saçından gönlünü kurtar” diyen

Hangi gafildir zincirlerden çıkar divanesi.

Gözlerin sevda içkisinden alemi mest eylemiş

Gör, nasıl esrimiştir nergisin mestanesi

Dudaklarının lâli ezel meclisinde içirmiş bana,

O içkiyi ki dokuz felektir onun en küçük peymanesi.

Madem ki viran gönlüm ey can mesken oldu aşkına

İstemez başka imaret gönlümün viranesi

Ey, bu aşık gönlümün halini soran, her an bana,

Halini bildirmez, illâ aşk ateşine yanası.

İsterdim canımı şükrederek vereyim ben kavuşmana,

Düşmedi lâyık yazık ki kavuşmanın şükranesi.

Zahidin efsanesini bırak, söyle aşkın durumunu,

Aşığın semtine sığmaz zahidin efsanesi.

Oldu lâl dudağından Nesimî, Cebrail’in nefesi,

Ey Nesimî’nin hayatı, canımın cananesi.

DUN’YEDE

Her kişinin bir mınasıp yan yokdur dün’yede,

Ol kişinin özünifi bir keri yokdur dün’yede.

Her kişige dert beripdir, gitdi derman agtarıp,

Neylesin, ol derdinin dermanı yokdur dün’yede.

Bayguşı veyranda gördüm, kasr-ı eyvan yassanıp,

Bayguşun veyrandan artık şehri yokdur dün’yede.

Bilbili gülşende gördüm gül üçin eyler pıgan,

Bilbilifi gülşenden artık zarı yokdur dün’yede.

Ey Nesimi, dogn şeyle, dogrı yoldan dönmegil,

İki dilli münkürift imanı yokdur dün’yede.

D Ü N Y A DA

Her kişinin bir münasip yâri yoktur dünyada,

O kişinin kendisinin bir işi yoktur dünyada.

Her kişiye dert vermiştir, gitti derman arayarak,

Neylesin o derdinin dermanı yoktur dünyada.

Baykuşu viranda gördüm, köşk saray yapmış,

Baykuşun virandan fazla şehri yoktur dünyada.

Bülbülü gül bahçesinde gördüm gül için eder figan,

Bülbülün gül bahçesinden fazla ihtiyacı yoktur dünyada.

Ey Nesimî, doğru söyle, doğru yoldan dönme,

İki dilli münkirin imanı yoktur dünyada.

YARİSTEMEZ

Sen mana yar ol ki, könlüm ol dahi yar istemez,

Könlümifİ dildarı sen-sen, özge dildar istemez.

Cennetil-me’va yüzün gülzarına müştak olan,

Kim ki şol gülzarı boldı, özge gülzar itsemez.

Te ebet dildar imiş hakdan nesibi her kim ol,

Senden, ey dilber, iki elemde dildar istemez.

Köfüümin maksudı sensen, hacatı hakdan budur,

Hacatından ayrı könlüm nesne zinhar istemez.

Kim ki zülpün hıyalını bağladı köfîlümde ol,

Rahıb-ı diyir oldı adı, özge zünnar istemez.

Gel ki, sensiz könlüm, ey, can-ı cananın hasılı,

Kün-fekanm hasılından oldı bizrr, istemez.

Sorma, ey dilber, mana kim: “Hacatın menden nedir?”

Çünki magşugından ayrı aşığı yar istemez.

Yüzüni biperde görmek isterem dayım veli,

Münkürin görmez gözi kim, keşf-i esrar istemez.

Çün “Enel-Hak” darını, Mansur ölen dar isteban

Ölmeyen Mansur olan hak lis-i fiddar istemez.

İstedi hakdan Nesimi vaslını boldı mırat.

Meliki didar olupdır, gene u dinar istemez.

YAR İSTEMEZ

Sen bana yar ol, gönlüm başka yar istemez,

Gönlümün hakimi sensin, başka hakim istemez.

Cennet gibi yüzünün gül bahçesine müştak olan,

Kişi o gül bahçesini buldu mu başka gül bahçesi istemez.

Kimin ebediyete kadar sevgili ise Hak’tan nasibi,

Senden ey dilber, iki alemde sevgili istemez.

Gönlümün maksudu sensin, dileği Hak’tan budur,

Gönlüm dileğinden başka nesne kesinlikle istemez.

Kim ki zülfünün hayalini bağladıysa gönlüme,

Kilise rahibi oldu adı, başka kuşak istemez.

Ey canımın ve cihanımın hasılı, gel ki gönlüm sensiz,

“Kün-fekarı”ın hasılından bıkıp usandı, istemez.

Ey dilber bana “Benden istediğin nedir?” diye sorma

Çünkü sevgilisinden ayrı âşığı yâr istemez

Yüzünü perdesiz görmek isterim daima, ama

Münkirin görmez gözü sırların keşfinji istemez

Madem ki “Ene’1-Hak” darağacını, Mansur’un öldüğü darağacını isteyip,

Ölmeyen Mansur “ene’1-hak leysefi’d-dâr” istemez.

Nesimî Hak’tan sana kavuşmayı istedi, buldu murat,

Yüz güzelliğine sahip olmuştur, hazine ve dinar istemez.

BERİ GEL!

Suvsadım vaslına, ey cennet-i rızvan, beri gel!

Yakma hicrinde meni, munça ki, eycan, beri gel!

Pırkatm şerbetini acıdır, anı içerem,

Ey, lebin gül şekeri, derdime derman, beri gel!

Aşığın tamusı yarından oldugıdır haya,

Ay cemalin husnı, ey rovze-yi rızvan beri gel!

Anbar-ı sünbül-i zülpün düşeli menden ırak,

Gatı aşuftayam, ey zülp-i perişan, beri gel!

Könlümifİ hesreti gözyaş ile gark etdi, meni

Munça ağlatma meni, ey gül-i handan, beri gel!

Kirpiğin şovk okum bağrıma, ey can, uralı,

Yüreğimden gözüme her dem iner gan, beri gel!

BERİ GEL

Susadım kavuşmana ey cennet bahçesi, beri gel,

Yakma ayrılığınla beni bunca, ey can, beri gel.

Ayrılığın şerbeti acıdır, acı içerim,

Ey dudağı gül tatlısı, derdime derman, beri gel.

Âşığın cehennemi yârinden ayrı oluşudur,

Ey güzel yüzlü, ey cennet bahçesi, beri gel.

Sümbül saçlarının kokusu benden uzak düşeli,

Çok çılgınım, ey perişan zülüflü, beri gel.

Gönlümün hasreti göz yaşına boğdu beni,

Bunca ağlatma beni ey güleç yüzlü gül, beri gel.

Kirpiğin arzu okunu bağrıma vuralı ey can,

Yüreğimden gözüme her an kan iner, beri gel.

Gözlerim yaşı akar, başıma tupan döküler,

Ey peri çehre, boyı serv-i rovanım, beri gel!

Firkatin gahrı meni yakdı, ıncatdı azım,

Vasimiz kandadır, ey rehmet-i rahman, beri gel!

Zülp-i ruhsarını görmeklik üçin leyi u nahar,

Okıram “Sub’ül- mesanı” ile Kur’an, beri gel!

Elemi tutdı bu gün husn-ı ruhun destanı,

Aperin, husnuna, ey rovze-yi rızvan, beri gel!

Eylemiş canını çün Haka Nesimi teslim,

Ne ziyan eyler ana kayd ile zindan, beri gel!

DÖNMEZEM

Bir cepakeş aşıgam, ey yar, senden dönmezem,

Hancar ile yüregimni yar, senden dönmezem.

Dogruyam ışkın yolunda, kamatın dek dogruyam,

Çekseler Mansurlayın berdar, senden dönmezem.

Ol cemalin meshuf ı nur-ı hak çün, ey senem, Nice

kim bu tende canım bar, senden dönmezem.

Mecnun-u şeyda idim, saydına düşdüm ey niger,

Yanaram pervana dek bir nar senden dönmezem.

Gözlerimin yaşı akar, başıma tufan dökülür,

Ey peri yüzlü, yürüyen servi boylum, beri gel.

Ayrılığının kahrı beni yaktı, çok incitti,

Kavuşman nerededir, ey Allah’ın rahmeti, beri gel.

Yanağındaki zülfünü görmek için gece gündüz,

Okurum “Sebu’l-Mesani” ile Kuran’ı, beri gel.

Alemi tuttu bugün yanaklarının güzellik destanı,

Aferin güzelliğine, ey cennet bahçesi, beri gel.

Eylemiş canını madem ki Hakk’a Nesimî teslim,

Ne ziyan eder ona zincir ile zindan, beri gel.

DÖNMEM

Bir cefakeş aşığım, ey yar, senden dönmem,

Hançer ile yüreğimi yar, senden dönmem.

Doğruyum aşkın yolunda, boyun gibi doğruyum,

Çekseler Mansur gibi darağacına, senden dönmem.

O cemalinin kitabı Hak nuru için, ey tapılası güzel,

Bu tende canım var oldukça senden dönmem.

Çılgın Mecnun idim avına düştüm ey sevgili,

Yanarım pervane gibi ateşte, senden dönmem.

Rende-yi rısva menem, basımdadır govga-yı ışk,

Goymuşam bu nam u neni, ar senden dönmezem.

Aşıgam husnufi yolunda, hasta könlüm merhemi

Yüz cepa kılsan mana, dildar, senden dönmezem.

Rezil rüsva bir kalenderim, basımdadır aşk kavgası,

Bırakmışım bu şan, şeref ve arı, senden dönmem.

Aşığım güzelliğinin yoluna, hasta gönlümün merhemi,

Yüz cefa kılsan da bana, ey sevgili, senden dönmem.

DÜŞGELİ YARDAN CIDA

Düşgeli yardan cıda, könlüm perişandır, Huda,

Işk oduna köygen üçin sına büryandır, Huda.

Hasta könlüm merhemin aytaysana, ey, dilberim,

Leblerin şerbeti derdimge dermandır, Huda.

Ah yüzünni göreyin diyip, intizar boldum, besi,

Garalar men görealman, dide giryandır, Huda.

Totuya kılay didim basgan ızınnıfi toprağın,

Ol miyesser bolmasa, könlümde armandır Huda.

Öltürir bolsafi, behil kıldı Nesimi ganini,

Hahı öltür, hahı köydür, bend-i permandır Huda.

DÜŞELİ YARDAN AYRI

Düşeli yardan ayrı, gönlüm perişandır Tanrım.

Aşk ateşine yanan için sine kebaptır Tanrım.

Hasta gönlümün merhemini söylesene ey dilberim,

Dudaklarının şerbeti derdime dermandır, Tanrım.

Ah yüzünü göreyim diyerek çok bekledim yeter,

Karıştırırım ben göremem, gözlerim yaşlıdır, Tanrım.

Bastığın toprağın izini gözüme sürme kılayım dedim

O müyesser olmazsa gönlümde hasrettir, Tanrım

Öldürmek istersen serbest bıraktı Nesimi kanını,

İster öldür, ister yandır, fermanına bağlıdır Tanrım.

MİNNET EYLEMEM

Har içinde biten gonca güle minnet eylemem

Arabi,Farisi bilmem, dile minnet eylemem

Sırat-ı Müstakim üzere gözetirim rahimi

İblisin talim ettiği yola minnet eylemem

 

Bir acayip derde düştüm herkes gider kârına

Bugün buldum bugün yerim,Hak kerimdir yarına

Zerrece tamahım yoktur şu Dünya varına

Rızkımı veren Huda’dır kula minnet eylemem

 

Ey Nesimi, Can Nesimi ol Gani mihman iken

Yarın şefaatçim Ahmed-i Muhtar iken

Cümlelerin rızkını veren ol Gani Serdar iken

Yeryüzünün Halifesi Hünkara minnet eylemem

KAYNAK: http://www.kultur.gov.tr/TR/Tempdosyalar/109884__seyitimadettinnesimi.pdf

Paylaş:

Yorumlar

“122) SEYİT İMADETTİN NESİMİ” yazisina 5 Yorum yapilmis

  1. Ertuğrul Kapusuzoğlu yorum tarihi 2 Temmuz, 2009 07:43

    Her şey öylesine.
    Her şey şöyle böyle.
    Bilgimiz.
    Kendi payıma, ne kadar eksiğiz.
    Nesimiyi sadece bir güzel türküyle tanımışım.
    Teşekkürler.

  2. zeynal abidin selcukhan yorum tarihi 26 Eylül, 2009 12:47

    kimdir ilk once seyid Nesimi/seyid peygamberin torunu Hazreti Huseynin neslinden gelenlere deyilir seyid olduğuna göre buz zaman hüseynin neslinden gelmesi lazim.bazi malumtlara göre bağdad da bazılarına göre Şirvan şimdiki azerbeycanın Şemahi şehrinden çünmkü abisinin kabri henuz de turbe seklinde orda kalmis dir abisinin oradan olduguna gore o da ordan olmali ama bi de bu varki o zaman azerbeycanda şie mezhebi yoktu bazılaına göre azerbeycanlı olub fuzuli gibi arap iragında yasamakdadir. Şirlerinde çok sözü türkcenin oğuz lehcesine çok yakın olan azeri lehcesindedir fuzuli gibi ve baskalari gibi mesla siğmam yerine sığmazam ve bun8un gibi çok numunelere rast gelinir

  3. zeynal abidin selcukhan yorum tarihi 26 Eylül, 2009 12:51

    ha bide arkadas nesime ye imansiz adiyla cağırmılar hal bu ki ço şiri vardir ki Hz muhammde hz aliye hz hasan hz huseyne hitap etmisdir . Ve onun sirleri ni ozaman anlamamislar mesala bende sığar iki cahan ben bu cahana sığmazam mesala burda iki diyorlar ama şimdilerde ortaya çıkıor ki orada ben sığar iken diyorlar zaten fark etmez adamlar anlamamislar iki olsun yinede anlamamislar

  4. elbrus telmanoglu yorum tarihi 25 Nisan, 2011 14:50

    men bir nece yerde Nesiminin Iraqda ve ya Suriyede dogulmasının verilmesini gördüm..bu ne yalan ifadeler çbunları kim ortaya atmış..dogru olan BU—Nesimi Azerbaycanın Şamaxı şehrinde olan Şahı Xendan Köyündendir ç abisiçannesi babasının burada kabri var …BuKADAR YALAN BİR ŞEYLER YAZMAYIN LÜTFEN O bir Azerbaycan türkü ..Timura qarşı idioloji olarak savaşmış..bu kadar yalan olmaz artık..

  5. Özlem Eren yorum tarihi 19 Aralık, 2015 19:26

    Panteist düşünce dediğimizde insanların aklı biraz karışıyor sanırım.Ben yazınızı paylaştıktan sonra açıklama yapmak durumunda kaldım.Panteizm ve Panenteizm konusunda kısa bir bilgi ilave olabilirdi belki.Teşekkürler

Yorum yap