1030) Karabağ’ın Önemi ve Hocalı Katliamı

Yayin Tarihi 25 Şubat, 2020 
Kategori AZERBAYCAN SAYFASI, TÜRK DÜNYASI

KARABAĞ’IN ÖNEMİ VE HOCALI KATLİAMI

 

Azerbaycan’ın Öncelikli Jeopolitik Özellikleri
Azerbaycan coğrafi açıdan Güney Kafkasya’nın parçası olarak Orta Doğu, Avrupa ve Asya’nın kesişmesinde yerleşmektedir. Böyle bir coğrafi konumda yerleşmiş olması Azerbaycan’ın jeopolitik önemini artırmakta, onu bölgede ekonomik ve siyasal güce dönüştürmektedir. Buna olanak tanıyan bazı jeopolitik değerler enerji kaynakları, güvenli enerji ve transit taşıma olanakları, askeri stratejik konum, bölgesel entegrasyona olanak veren toplumsal ve kültürel değerler, politik ve ekonomik yapı ve demografik nitelik önemli jeopolitik elementlerdir. Bunların bir kısmı daha çok uluslararası ve bölgesel, diğer kısmı ise ulusal boyutta belirleyici niteliğe sahiptir.

Hazar havzası zengin petrol ve doğal gaz yataklarına sahiptir. Bölgenin 200 milyar varil düzeyinde petrol rezervine sahip olduğu tahmin edilmektedir. Bu miktar, dünya potansiyel petrol rezervinin %10’una denk gelmektedir. Kaynakların önemli kısmı Hazar’ın Azerbaycan’a ait kısmında bulunmaktadır.
Hazar Denizi’nin Azerbaycan’a ait olan 78.800 km2’lik alanında 60 ila 200 metre derinliklerde toplam 8 milyar varil petrol ve 4-8 milyar tonluk hidrokarbon rezervi bulunmaktadır. 

Karabağ bölgesi Azerbaycan’ı, kuzey Kafkasya’yı, Ermenistan’ı ve İran’ı kontrol eden stratejik bir konuma sahiptir. Karabağ’ın bitki örtüsü zenginliği, su kaynakları ve yeraltı madenlerin varlığı önemini artırmaktadır. 

Karabağ kadim Türk Yurdudur.

Karabağ’ı ilk yurt edinenler M.Ö. 4 bin yıllarında Kafkasya’nın kuzeyinden gelen Turan boylu Hurrilerdir.

M.Ö. bininci yılda Hurrilerin devamı Urartular.

Urartulardan Karabağ’ı Sakalar almıştır.

Sakalardan sonra Karabağ Arsakların eline geçmiştir (M.Ö.250-M.S.226). Dede Korkut’a göre Arsaklar Oğuzların Üçok kolundan Gök Alp oğlu Bayındır boyundandır.

3. ve 4. yüzyıllarda ise Sasani işgaline uğrayan Karabağ’a 6. yüzyılda Hunlar ve Avarlar, 7. yüzyıl başlarında da Hazar Türkleri egemen olmuştur .

Müslüman Oğuz Türkleri zamanında Muhammed oğlu Mervan 753’te ordusuyla beraber Kafkasya’ya gelerek Karabağ’ı üs yapmıştır. Buradan Volga-İdil boylarına seferler yaparak, bölgedeki Türklerin Müslüman olmalarını sağlamıştır.

11.yüzyıla kadar çeşitli Türk topluluklarının yerleştiği Azerbaycan, Selçuklu Devleti’nin kurucularından Çağrı Bey’in 1015-1021 yıllarında Van ve Aras arasındaki bölgeye yaptığı akınların sonucunda, çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu bir bölge haline gelmiştir. Bu süreçte bölgenin büyük bir kısmında Müslüman emirlikler bulunmaktadır. Bu dönemlerde bölgede yaşayan Ermeniler Bizans egemenliği altındadır. 1045’te Selçuklular Gence’de Bizans ordularını yenip bölgeyi ele geçirdiklerinde, bölgede bağımsız bir Ermeni prensliği veya devleti yoktu. Selçuklu Devleti’nin bölgeye asıl egemenliği Alpaslan zamanında (1063-1072) gerçekleşmiştir. Kafkasya’daki Türk Beylerinden, Azerbaycan beyi İbrahim Yenal ile Karabağ beyi Kutalmış, birlikte güneye akınlar tertipleyerek, bölgede Selçuklu egemenliğini kolaylaştırmışlardır.

1121’de kuzeyden gelen Kıpçak Türkleri Karabağ’ı fethetmiştir. Kafkasya’nın etnik yapısının oluşumunda Kıpçak Türklerinin etkisi vardır.

1225 yılında Harzemli Celalettin Mengübert Karabağ’ı üs yapmıştır.

13. Yüzyılda Hülagü Han tarafından ele geçirilmiş.

14 ve 15. y.y da Timur tarafından fethedilmiş. Ve buraya Horasandan Türkler getirilerek iskan edilmiştir.

15. y.y da Karakoyunlular ve Akkoyunlular’ın hakimiyeti görülür.

16-18 y.y arası Osmanlı Hakimiyeti

18-19 y.y  Safevi hakimiyeti

Osmanlı ve İran Türklüğü arasındaki savaşlardan dolayı Azerbaycan hanlıkları kurulur. Bu döneme kadar Ermenilerin Karabağ’da iskanı söz konusu bile olamaz.

19. y.y da Rus işgali olmuştur. 1828 yılında Rusya ve Osmanlı arasında yapılan Türkmençay antlaşmasına göre Osmanlı Azerbaycandan çekilmiştir. Ruslar Kafkasya’nın ve Azerbaycan’ın demografik yapısını değiştirmek için Karabağ bölgesine İran’dan ve Rusya’dan Ermenileri getirterek Karabağ’a yerleştirmeye başlar.

Artık Azerbaycan topraklarında Türk-Ermeni savaşları başlamıştır.

1911 yılında Mehmed Emin Resulzade tarafından kurulan Musavat Partisi Türk-İslam sentezine dayanan bir siyaset güdüyordu. 1917 yılında Rusya’da gerçekleşen Ekim Devrimi sonucu Rus İmparatorluğu yıkıldı. Serbest kalan Azerbaycan’da 28 Mayıs 1918 tarihinde Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti ilan edildi.

Ancak Ermeni komitacıların yardımıyla Ruslar yeni kurulan bu cumhuriyetin düzensiz askeri kuvvetlerini yenerek Bakü’ye hakim oldular ve Mart Olayları adıyla anılan Müslüman katliamları yaptılar.

Bunun üzerine Osmanlı, Nuri Paşa komutasındaki Türk Kafkas İslam Ordusu, Rus-Ermeni ve İngilizlerden oluşan işgal kuvvetlerini mağlup ederek 15 Eylül 1918’de Bakü’de Osmanlı sancağını dalgalandırdı.

Fakat Osmanlı Devleti 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesini  imzaladığından, Osmanlı kuvvetleri Azerbaycan’dan çekildi. 28 Nisan 1920 tarihinde bolşevik Kızıl Ordu birlikleri Azerbaycan’a girdi. Böylece Azerbaycan’ın kısa süren bu ilk bağımsızlığı sona ermiş oldu. 16 Mart 1921’de Ankara hükûmeti ile Moskova’daki bolşevikler arasında imzalanan Moskova Antlaşması ile de Türkiye, Azerbaycan üzerindeki haklarından feragat etti.

1921 tarihinden itibaren Azerbaycan ile Ermenistan arasında Dağlık Karabağ sorunu oluşmuştur.

4 Temmuz 1921’de Stalin’in nezaretinde toplanan Rus-Azerbaycan-Ermenistan ve Gürcistan üyelerinden oluşan komisyon şu kararı almıştır: Müslümanlarla Ermeniler arasında barışın sağlanması ve Yukarı Karabağ ile Aşağı Karabağ arasındaki ekonomik ilişkilerin korunması için Yukarı Karabağ’ın geniş bir muhtariyet çerçevesinde Azerbaycan Sovyet Cumhuriyeti sınırları içinde kalması gerekmektedir. Böylece Dağlık Karabağ’ın hukuki bakımdan Azerbaycan’ın ayrılmaz bir parçası olduğu resmen doğrulanmıştır.

Tarihi Karabağ’ın önemli bir parçasını meydana getiren Dağlık Karabağ, Azerbaycan Türkleriyle Ermeniler arasında anlaşmazlık konusu olmayı sürdürmüştür. Çünkü her zaman Ermeniler tarihi, coğrafi ve iktisadi yönden Azerbaycan’ın ayrılmaz bir parçası durumundaki Dağlık Karabağ içindeki Ermeni nüfusunun çoğunluğu oluşturduğunu iddia ederek, bölgenin kendilerine bağlanmasını istemişlerdir. Azerbaycan Türkleriyle Ermenilerin karşıt iddiaları, Dağlık Karabağ’ı sürekli anlaşmazlık konusu haline getirmiştir.

Ermeniler, Rusya’nın içinde bulunduğu bunalımı fırsat bilerek 1987’de Karabağ’ı istemeye başladılar. Sovyet döneminde 1989’da Ermeniler Dağlık Karabağ’ın nüfusunun % 70’ini oluşturuyordu. Sovyet Rusya parçalanmaya başlayınca bölgedeki çoğunluğu teşkil eden Ermeniler, Ermenistan’a bağlanmak istediler. Ancak Sovyet yönetimi bunu reddederek bölgenin Azerbaycan’a bağlı kalacağını bildirdi. Ardından 1989’da bölge doğrudan merkeze bağlanmıştır. 1991’de Azerbaycan ve Ermenistan’ın bağımsızlık kazanmasının ardından Ermeniler Rusya’dan aldıkları güçle Karabağ üzerinde hak iddia etmeye başladılar. Dağlık Karabağ’daki Ermenilerin bağımsızlıklarını ilan etmesiyle, Azerbaycan hükümeti de Karabağ’ın muhtariyetini ilga(iptal) edip kendine bağladığını ilan etmiştir. Bölgede Rusya’nın da içinde yer aldığı bir çatışma başlamıştır.

Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı

Tarih Türklere karşı yapılan soykırımlarla doludur. Biz Türkler ağıt yakmayı bilmediğimiz (veya bunu yapmadığımız için) hiçbir zaman bize karşı yapılan soykırımları, zulümleri tarih hatıramıza kazımamış, çabuk unutmuşuz. Oysa Türklerin Batıda Viyana’dan Doğuda ise Kafkaslardan çekilmeye başladıkları dönemden sonrası hep soykırıma uğradıkları hadiselerle doludur. Mora’da, Balkanların diğer bölgelerinde; yakın tarihimizde Bosna’da soykırıma uğrayan hep biz Türkler ve Müslümanlar olmuşuzdur. Diğer taraftan Kafkaslara baktığımızda, son iki yüzyılın tarih sayfasının hep Türklere karşı yapılan soykırımlarla dolu olduğu görülmektedir. Ancak bugün Batı kamuoyuna baktığımız zaman bu suçlamalara maruz kalan ne tezattır ki, hep Türklerdir.

Azerbaycan’ın Uğradığı Tehcir ve Soykırımlar

1988 yılından başlayan Azerbaycan – Ermenistan savaşında Azerbaycan topraklarının yüzde 20’den fazlası işgal edilmiş ve 1 milyondan fazla insan göçmen durumunda yaşanmak mecburiyetinde bırakılmıştır. 8 milyon nüfusu olan Azerbaycan’da bir milyondan fazla insan diğer bir ifade ile ülkede yaşayan her 8 kişiden birisi göçmen durumundadır.

Ermenilerin “Büyük Ermenistan’ı” kurmak için Azerbaycan Türklerini ilk planlı tehcir ve soykırımı 1905-1907 yılları arasında gerçekleşmişir. Azerbaycan Türkleri daha sonra 1918-20 yıllarında ikinci defa güç tatbik edilerek kendi topraklarından sürülmüştür. SSCB döneminde Ermenistan’da yaşayan Azerbaycan Türkleri 1948-53 yıllarında “büyük göçe” tabi tutarak yaklaşık 150 bin Azerbaycan Türk’ü tarihi yurtlarından kovulmuş ve Azerbaycan Türkleri üçüncü kez tehcire maruz bırakılmıştır. Son tehcir ve soykırım ise modern dünyanın gözleri önünde 1988 yılında başlayan çatışmalarla gerçekleşmiştir.

1988 yılında silahlı çatışmaya dönüşen Dağlık Karabağ sorunu kısa süre sonra Dağlık Karabağ’ın sınırları dışına taşmış ve cephede kazanılan askeri başarılar Ermenilerin Azerbaycan’ın içlerine kadar sokulmalarına olanak sağlamıştır. Netice itibariyle Azerbaycan topraklarının yüzde 20’si Ermenistan Silahlı Kuvvetleri tarafından işgal edilmiştir. Bu işgal sırasında 20 binden fazla Azerbaycan vatandaşı öldürülmüş, 20 binden fazlası yaralanmış, 50 bini sakat olmuş ve 5.101 Azerbaycan Türkü ise kayıp olmuş ve/veya esir edilmiştir.

Savaşın Maliyeti:

Ermeni işgali, Azerbaycan’ın önemli miktarda ekonomik kaybına da sebep olmuştur. 60 Milyar Dolar olarak hesaplanan bu ekonomik kayıp ile Azerbaycan’ın bu bölgesinde 7.000’e yakın sanayi, tarım ve diğer müesseseler kapatılmıştır. Bu müesseseler ile ülke ekonomisinde toplam tahıl hasılatının % 24’ü, alkollü içki imalatının % 41’i, patates üretiminin % 46’sı, et üretiminin % 18’i ve süt üretiminin ise % 34’ü karşılanmaktaydı. Yanı sıra; bu bölgede bulunan 616 okul, 242 çocuk yuvası, 683 kütüphane, 464’den fazla tarihi eser ve müze, 695 hastane, poliklinik ve sağlık ocağı, Azerbaycanlıların meskunlaştığı 724 şehir, köy ve kasaba işgal edilmiştir. Azerbaycan’ın bu bölgelerinin işgali ile beraber ülkenin ekolojik sistemine önemli miktarda zarar verilmiş, bölgedeki ormanlar tahrip edilmiştir.

Azerbaycan’da İşgal Edilen Topraklar:

Ermenistan silahlı kuvvetleri;

1991 Esgeran – Hadrut’u

18 Şubat 1992’de Hocavend’i,

25 Şubat 1992’de Hocalı’yı,

26 Şubat 1992’de Şuşa’yı,

18 Mayıs 1992’de Laçin’i,

4 Nisan 1993’de Kelbecer’i,

23 Temmuz 1993’te Ağdam’ı,

24 Ağustos 1993’te Fuzuli’yi,

27 Ekim 1993’te Zengilan’ı,

26 Ağustos 1993’te Cebrayil’i,

31 Ağustos 1993’te Gubadlı’yı işgal etmişlerdir.

İşgal edilen bölgelerden 4.388 km2’lik toprak sahasına sahip Yukarı Karabağ’dan 192.300 kişi, Laçin’den (1.835 km2) 59.500 kişi, Şuşa’dan (970 km2) 29.500 kişi, Kelbecer’den (1.936 km2) 50.500 kişi, Ağdam’dan (1.093 km2) 158.000 kişi, Fuzuli’den (1.386 km2) 100.000, Cebrayil’den (1.059 km2) 51.600 kişi, Gubatlı’dan (802 km2) 30.300 kişi ve Zengilan’dan (707 km2) 33.900 kişi olmak üzere bu yerleşim birimlerinde yaşayan toplam 676.100 kişi yıllarca yaşadıkları ata yurtlarından kovularak Azerbaycan’ın içlerinde çadırlarda yaşamaya mahkum edilmişlerdir.

İşgal edilmiş Dağlık Karabağ ve onun etrafındaki bütün şehirlerdeki tarihi eserler yok edilmiş, doğa ve çevreye kalıcı zararlar verilmiştir. Dağlık Karabağ savaşı sırasında çevreye ve sivil yaşama önemli ölçüde zarar verilmiştir. Ancak bu savaşta Hocalı kasabasında yaşananlar savaş ortamına dahi sığmayacak niteliktedir ve tam anlamıyla bir soykırımdır.

Soykırımın Yapıldığı Yer: Hocalı

Yukarı Karabağ bölgesinin en önemli tepelerinden birisinde olan Hocalı köyü stratejik olarak Ermenistan Silahlı Kuvvetleri için askeri bir hedef niteliğinde idi. Karabağ’daki tek havaalanı Hocalı’dadır.

Hocalı 1991 yılının Ekim ayından itibaren ablukadaydı. Ekim’in 30’unda kara yoluyla ulaşım kapanmış ve tek ulaşım vasıtası helikopter kalmıştı. Hocalı’ya son helikopter 1992 yılı Ocak ayının 28’inde gitmişti. Şuşa şehrinin semalarında sivil helikopterin vurulması ve bunun sonucunda 40 kişinin ölümünden sonra bu ulaşım da kesilmişti. Ocak ayının 2’sinden itibaren şehre elektrik verilmemişti. Şubatın ikinci yarısından itibaren Hocalı, Ermeni silahlı birliklerinin ablukasına alınmış ve her gün toplardan, ağır makineli silahlarla bombalanmıştır.

936 km2’lik alana sahip ve 2.605 aileden ibaret 11.356 kişinin yaşadığı Hocalı kasabası 25-26 Şubat 1992 tarihinde yüzyılın en acımasız soykırımına maruz kalmış ve kasaba tamamıyla yok edilmiştir. Hocalı bu katliamın yaşandığı sırada Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin koruması altında değildi ve tamamen savunmasız bir durumdaydı. Hocalı da dağınık halde elinde hafif silahlar bulunan 150 kişi bulunmaktaydı. Azerbaycan silahlı kuvvetleri Hocalı halkına yardım edemedi, hatta uzun süre cesetlerin alınması bile mümkün olmadı..

Ermenistan Silahlı Kuvvetleri köyü üç yönden kuşatmış, helikopter ve ağır silahların yardımı ile önce köyü bombalamış ve ardından da köye girerek katliam yapmıştır. Ermeniler bu köyü işgal ederek bütün bölge halkına bir mesaj vermek istemekteydiler. Nitekim Azerbaycan Türkleri için ağır bir mesaj vermiş oldular. Hocalı işgal edilerek ve neredeyse tamamen yok edilerek bölgedeki çözülme hızlandırılmış oldu. Ermeniler bu hamleyle aynı zamanda önemli bir stratejik mekanı da işgal ederek askeri açıdan önemli bir başarı elde etmiştir. Ancak insanlık adına tarihin en acımasız soykırımı gerçekleştirilmiştir. Diğer taraftan Ermeniler için bu soykırım kendilerinin iddia ettiği 1915 yılında yaşananların bir öcü niteliği de taşımaktaydı.

Hocalı’da Neler Yaşandı:

Ermenistan Silahlı Kuvvetleri 1992 yılının 25 Şubatı 26 Şubata bağlayan gecede bölgedeki Rus 366. Alayın da desteği ile önce giriş ve çıkışını kapadığı Hocalı köyünde sivil, kadın, çocuk, yaşlı ayırımı yapmadan resmi rakamlara göre 613 kişiyi katletmişlerdir. Katledilenlerin 83’ü çocuk, 106’sı kadın ve 70’ten fazlası ise yaşlıydı. Normalde en şiddetli savaşlarda dahi savaş dışında tutulan, dokunulmayan bu kesime Ermeniler yaşlı, kadın ve çocuk demeden acımasız işkenceler yaparak katletmiştir. Bu katliamdan toplam 487 kişi ağır yaralı olarak kurtulmuştur. 1275 kişi ise rehin alınmış ve 150 kişi ise kaybolmuştur. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, kulakları, burunları ve kafaları ile vücutlarının çeşitli uzuvlarının kesildiği görülmüştür. Aynı vahşetten hamile kadınlar ve çocuklar bile nasibini almıştır.

Batı Basınında Hocalı Soykırımı:

– Krua l’Eveneman Dergisi (Paris), 25 Şubat 1992 tarihi: Ermeniler Hocalı’ya saldırmıştır. Bütün dünya vahşice öldürülmüş cesetlere şahit oldu. Azeriler binlerin öldüğünden bahsediyor.

– Sanday Times Gazetesi ( Londra) 1 Mart 1992 tarihi: Ermeni askerleri binlerce aileyi yok etmiştir.

– Financial Times Gazetesi (Londra) 9 Mart 1992 tarihi: Ermeniler Ağdam’a doğru giden orduyu kurşun yağmuruna tutmuştur. Azeriler 1200 kadar ceset saymış. Lübnan’lı kameraman, ülkesinin zengin Ermeni Taşnak lobisinin Karabağ’a silah ve asker gönderdiğini onaylamıştır.

– Times Gazetesi (Londra) 4 Mart 1992 tarihi: Birçok insan çirkin hale getirilmiş, masum kızın sadece kafası kalmış.

– İzvestiya Gazetesi( Moskova) 4 Mart 1992 tarihi: Kamera kulakları kesilmiş çocukları gösterdi. Bir kadının yüzünün yarısı kesilmişti. Erkeklerin arasında kafa derisi soyulmuştu.

– Le Mond gazetesi (Paris) 14 Mart 1992 tarihi: Ağdam’da bulunan basın mensupları, Hocalı’da öldürülmüş kadın ve çocuklar arasında kafa derisi soyulmuş, tırnakları çıkarılmış üç kişi görmüşler. Bu, Azerilerin propagandası değil bir gerçektir.

– İzvestiya Gazetesi (Moskova) 13 Mart 1992 tarihi: Binbaşı Leonid Kravets: “Ben kendim tepede yüze yakın ceset gördüm. Bir erkek çocuğunun kafası yoktu. Her tarafta işkenceyle öldürülmüş bayan, çocuk ve yaşlılar vardı.”

– Valer Actuel Dergisi (Paris) 14 Mart 1992 tarihi: Bu ‘özerk bölgede’ Ermeni silahlı birlikleri yakın doğuda üretilmiş yeni teknolojiye, ayrıca helikoptere sahiptiler. ASALA’nın Suriye ve Lübnan’da askeri kamp ve silah depoları vardır. Ermeniler yüzden fazla Müslüman köylerine saldırı düzenlemiş ve Karabağ’daki Azerbaycanlıları öldürmüşler.

– R. Patrik, İngiliz Muhabir (olay yerinde bulunmuş): “Hocalı’daki vahşiliklere dünya kamuoyunda hiçbir şekilde hak kazandırılamaz !!!”

– Golos Ukraini: V Stacko: Savaşın yüzü olmuyor. Yalnız çokça maske, kanlı gözyaşları, ölüm, bedbahtlık, yıkımlar. Hocalı’da bebekleri ne için katlettiler, ya anneleri? Allah insanı cezalandırmak isteyince onun aklını alıyor.’

– Nie Gazetesi: (Bulgaristan) Violetta Parvanova: ‘Hocalı insanlığın faciasıdır.’

– 3 Mart 1992’de BBC Morning News saat 07.37 yayınında durumu şöyle aksettirmiş; “Canlı yayın muhabirimiz 100 den fazla Azeri erkek, kadın ve bebek dahil olmak üzere çocuk cesetleri gördüğünü ve bunların başlarına yakın mesafeden ateş edilerek öldürüldüğünü rapor ediyor.”

– 16 Mart 1992 tarihli Newsweek’te Pascal Privat ve Steve Le Vine tarafından hazırlanan haberde katliam şu şekilde yansıtılmış: “Geçtiğimiz hafta Azerbaycan yine bir morgun mahzeni gibiydi; bir caminin arkasına geçici olarak kurulmuş morga sürüklenerek getirilmiş düzinelerce ceset ve yas tutan mülteciler… Bunlar 25 ve 26 Şubat tarihinde Ermeni kuvvetleri tarafından istila edilen Yukarı Karabağ bölgesindeki Hocalı köyünün Azeri sakinleriydi. Cesetlerin çoğu kaçmaya çalışırken yakın mesafeden vurulmuştu, bazılarının yüzleri paramparça idi, bazılarının kafa derileri yüzülmüştü…”

– Human Rights Watch: Hocalı katliamını Karabağ’ın işgalinden bu yana cereyan eden en kapsamlı sivil kırımı olarak nitelendirilmiştir.

– Amerikalı gazeteci Thomas Goltz: “Fotoğrafçı arkadaşım öyle etkilenmişti ki fotoğraf çekebilmesi için kendisini objelerin üzerine doğru itmem gerekiyordu. Cesetler, mezarlar, evet hepsi mide gerektiriyordu. Ama olanları anlatmak, dünyaya duyurmak gerekliydi. Hayatta kalanları bularak hemen orada neler dediklerini kaydettik. Bazı cesetleri tanımaya çalıştım ama yüzlerinden vurulanlar, tanınmayacak halde olanlar vardı. Bazılarının kafa derileri yüzülmüştü.’

– Hocalı katliamına tanık olan ve daha sonra Beyrut’a yerleşen Ermeni gazeteci Daud Kheyriyan, ‘For the Sake of Cross’ (Haçın Hatırı İçin) isimli kitabında (Sayfa: 62-63) vahşeti şöyle anlatıyor: ”…Gaflan denen ve ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, Hocalı’nın 1 kilometre batısında bir yere 2 Mart günü 100 Azeri ölüsünü getirip yığdı. Son kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. Yüzü morarmıştı. Soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hálá yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar. Bana sanki yanmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık işittim gibi geldi. Yapabileceğim bir şey yoktu. Ben Şuşa’ya döndüm. Onlar Haç’ın hatırı için savaşa devam ettiler.”

Uluslararası Tepkiler

Bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleşen bu katliama BM, AB gibi uluslararası kuruluşlar gereken özeni göstermemişlerdir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi genel olarak 1993 yılı Nisan-Kasım aylarında 822, 853, 874, 884 sayılı kararlar karar kabul etmiştir. Bu kararlarla Azerbaycan topraklarının Ermeniler tarafından işgal edildiği belirtilmiştir. İşgalin sona erdirilmesi için bugüne kadar bir çaba gösterilememiştir. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin 25 Ocak 2005 tarihli ve 1416 sayılı kararında Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarını halen işgali altında tutması için de söz konusu olduğu belirtmiştir. Gelişmelere seyirci kalan BM ve Batılı devletler, Ermenilerin yaptıkları katliamlara ve işgal hareketlerine ciddi bir tepki göstermemişlerdir. Ermenilerin Mayıs 1992’de Nahçıvan’a saldırmalarından sonra Türkiye 1921 Kars Anlaşması çerçevesinde bölgeyi korumak için askerî müdahalede bulunabileceğini açıklamıştır. 1994 yılında iki taraf arasında ateşkes ilan edilmiştir.

BİR KAHRAMAN

19 Haziran 2010 tarihinde gece saat 23.30 civarında Mübariz İbrahimov kimseye haber vermeden, sadece “Şehit olursam üzülmeyin. Vatan sağolsun” diye bir mektup bırakarak tekbaşına 1km mayın döşeli sınırı aşarak, Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’nin bulunduğu karakola baskın düzenler. 45 Ermeni asker ve subayını öldürür. Ermeni destek kuvvetleri ile 5 saat, Ermeni silah ve mühimmatını kullanarak çarpışır…

Mübariz sabaha karşı Şehit olur.

Tüm Şehitlerimize rahmetler olsun!

YILMAZ KARAHAN

Kaynak:

  1. Sinan OĞAN (Hocalı Soykırımının Analizi)
  2. Dr. Elnur KAZIMLI (Azerbaycan’ın Jeopolitik Konumu) 
  3. www.yenidenergenekon.com  

Paylaş:

Yorumlar

“1030) Karabağ’ın Önemi ve Hocalı Katliamı” yazisina 1 Yorum yapilmis

  1. M.Nihat Yılmaz yorum tarihi 26 Şubat, 2020 18:00

    Rus ordusu desteğindeki ermenilerce yapılan Hocalı soy kırımı – katliamı kınıyorum..
    Karabağ alınıncaya kadar Türk Milleti yaslıdır.
    Yaşasın Turan gençliği..
    Yaşasın Türk Yüce Milleti’nin birliği
    Turan ordusuna ve silahlarına
    Selam olsun..

Yorum yap