8) ANAYASAMIZIN RENGİ

Yayin Tarihi 3 Ağustos, 2007 
Kategori SİYASİ

ANAYASAMIZIN RENGİ

“Türk’ün haysiyet ve izzetinefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa mahvolsun evlâdır. Binaenaleyh: Ya istiklal, ya ölüm!”
Mustafa Kemal ATATÜRK

Atatürk, 20. yüzyılın başlarında dünyada güç kazanan milliyetçilik düşüncesini, Millî Mücadele’de şahlandırarak millî egemenlik anlayışını hayata geçirmiştir.

Bütün imkânsızlıklara rağmen kazanılan zaferler, Türk Milletinin bağımsız yaşama ve millet olarak varlığını sürdürme iradesinden doğmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin nasıl kurulduğunu ve bağımsızlığımızın hangi badirelerden geçilerek kazanıldığını bilmeyenler gaflete düşmekte; bu gerçekleri bilerek unutturmaya çalışanlar ise millî hafızamıza zarar vermektedir.

Dünya tarihinde çok az millet, Türk Milletinin Millî Mücadele’yi yürüttüğü ağır şartlar altında savaşa girerek bağımsız bir devlet kurabilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yabancıların veya Birleşmiş Milletlerin himmetiyle kurulmamıştır.

Devletimizin kuruluşu, üç millî temel üzerinde yükselmiştir:

1. Hâkimiyet-i Milliye: Milletin hâkimiyeti, milletin kararı, TBMM.

2. Kuvâ-yı Milliye: Milletin kuvveti, milletin mücadelesi, Millî Ordu.

3. Misak-ı Millî: Millî sınırlar, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hudutları.

İstiklal mücadelesinin devam ettiği dönemde, 20 Ocak 1921 tarihinde ilk Anayasamız kabul edilmiştir. Bu Anayasa’ya göre egemenlik, kayıtsız ve şartsız milletindir. Yasama ve yürütme yetkisi, Türk Milleti adına Büyük Millet Meclisinde toplanmıştır.

Millî iradenin tecellisiyle millî kuvvetler düşmanı yenmiş; Atatürk’ün önderliğinde şekillenen Misak-ı Millî esasları, Millî Mücadele’nin hedeflerini ve millî sınır anlayışımızı bütün dünyaya ilan etmiştir.

İkinci Anayasamız, 20 Nisan 1924 tarihinde kabul edilmiştir. Anayasa’nın birinci maddesi şöyledir:

“Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.”

Cumhuriyet yönetimi, millî egemenlik ilkesinin en mükemmel ifadesidir.

Bu anayasalar, Atatürk’ün önderliğinde ve Türk Milletinin bağımsızlık iradesi doğrultusunda hazırlanmıştır.

Devletimizin kuruluş döneminde, bu dönemin öncesinde ve sonrasında kullanılan sıfat ve tanımlamalar “millî”dir:

Millî Mücadele,
Millî İstiklal,
Millî Hareket,
Millî Zafer,
Millî Ordu,
Hâkimiyet-i Milliye,
Kuvâ-yı Milliye,
Misak-ı Millî,
Millî Birlik,
Millî Bayrak,
Millî Tarih,
Millî Coğrafya,
Millî Dil,
Millî Ekonomi…

Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Millî Takım’dan Millî Piyango’ya kadar birçok kurum ve değerin adında “millî” kavramı bulunmaktadır. Millîlik anlayışı, Atatürk’ün ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin Türk Milletine emanetidir.

1982 Anayasamızın başlangıç bölümünde şöyle denilmektedir:

“Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı…”

Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışıyla hazırlanan anayasalar millîdir ve millî kalmalıdır. Millîlik, Atatürk’ün şahsında tarihî ve siyasi anlamını bulmuştur. Onun önderliği olmasaydı bugün bağımsız bir devletin ve hür bir milletin mensupları olarak yaşayamayabilirdik.

Atatürk, millî bir sembol ve gönderde dalgalanan bir bayraktır…

Atatürkçülük, Türk Milletinin ülküsüdür…

Atatürk, Türk Milletinin ortak şuurunda ve vicdanında yerini almıştır. Atatürk’ü ve onun önderliğinde kurulan Cumhuriyet’in temel değerlerini yok sayan bir anlayışın millîlik iddiası eksik kalır.

Bizlere millet olmayı, milliyetçiliği ve millî olmayı öğreten Başöğretmen Atatürk’ün millî egemenlik, bağımsızlık ve Cumhuriyet anlayışı, Anayasamızın ruhudur.

Anayasamızın rengi de “MİLLΔdir.

Renksiz bir anayasa demek, Atatürkçü düşünceyi ve Cumhuriyet’in kuruluş iradesini rafa kaldırmak demektir. Bu; Avrupa Birliği ve küresel güçlerin yönlendirmeleri doğrultusunda, milletimizi kimliğinden ve tarihî hafızasından uzaklaştıracak bir sürecin önünü açabilir.

Demokrasi havarilerinin bizim millî kahramanlarımızla ne alıp veremediği vardır?

Elbette sorunları vardır!

Çünkü onların kavgası, bize kimliğimizi hatırlatan ve yaşatan bütün millî değerlerledir.

Amaçları; Türk Milleti mensubiyetinin yerine “müşteri ve tüketici” bilincini yerleştirmek, millî kimliği zayıflatarak insanımızı küresel düzenin kimliksiz bir unsuruna dönüştürmektir.

Atatürk’ün şu uyarısı hiçbir zaman unutulmamalıdır:

“Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel Türkiye’nin istikbaline, kendi benliğine, millî ananelerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir.”

Atam!

Emanet ettiğin “MİLLΔ kavramı; anlam kazandırdığı ve temsil ettiği bütün değerlerle birlikte sonsuza kadar yaşayacaktır.

Bu değerleri korumak ve gelecek kuşaklara aktarmak, MİLLÎ NAMUSUMUZDUR!

YILMAZ KARAHAN

Editör Notu:
Yılmaz Karahan’ın 3 Ağustos 2007 tarihli bu makalesi, anayasanın yalnızca devlet teşkilatını düzenleyen bir hukuk metni olmadığını; milletin tarihî hafızasını, bağımsızlık iradesini ve kuruluş değerlerini de yansıtması gerektiğini savunmaktadır. Hâkimiyet-i Milliye, Kuvâ-yı Milliye ve Misak-ı Millî kavramları üzerinden Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini hatırlatan çalışma, millî egemenlik ile millî kimlik arasındaki ayrılmaz bağı güçlü bir üslupla ortaya koymaktadır. Makale, dönemin anayasa tartışmaları içinde millî değerlerin korunmasına yönelik dikkat çekici ve düşünsel bütünlüğü bulunan bir değerlendirmedir.

Bu makalenin yeniden hazırlanması ve düzenlenmesi sürecinde yardımcı araç olarak ChatGPT’den yararlanılmıştır.

Paylaş:

Yorumlar

“8) ANAYASAMIZIN RENGİ” yazisina 2 Yorum yapilmis

  1. Nuriye Özdinçer yorum tarihi 12 Ocak, 2008 21:53

    Teşekkürler Sn.Karahan..Atatürk’süz bir anayasayı,
    AB,ABD dayatmaları ile çıkarılacak renksiz,sivil bir anayasayı kabul etmek; Kemalizm’i terketmek,sevr in kabulü demektir..Hiçbir Türk Milliyetçisi bunu kabullenemez..

  2. yaşar toptaş yorum tarihi 25 Şubat, 2008 09:54

    siz askerlerin yaptığı anayasayımı kabul ediyorsunuz ben ab abd dayatmalarına dayanan anayasayı kabul etmem ama askerlerin yaptığı anayasayı da kabul etmem.değerlendirmelerde birtakım noksanlıklar var şu soruya cevap vermemiz gerekiyor acaba milliyetçilik derken içinde müslümanlığın olmadığı bir milliyetçilik aynı şeyler içinde müslümanlığın olmadığı bir türkçülük kastediliyor ben şahsi görüşümü söyleyeyim ben bir müslüman türküm içinde müslümanlık olmayan türkçülüğe ve içinde müslüman olmayan milliyetçiliğe karşıyım ben türk islam sentezine inanan biriyim

Yorum yap