174) ALDATMA OYUNUNUN, OYUNCAKLARI
Yayin Tarihi 4 Kasım, 2009
Kategori SOSYAL
ALDATMA OYUNUNUN OYUNCAKLARI
“Hakikati konuşmaktan korkmayınız.”
Mustafa Kemal Atatürk
Sese, görüntüye ve bilgiye duyarlı hâle geldiğimiz andan itibaren birçok yolla etki altına alınırız. Bazen gerçeğin yalnızca bir bölümü gösterilir, bazen de doğru ile yanlış birbirine karıştırılır. Aldatıldığımızı ifade edememek ise bir bakıma kendimizi aldatmaktır.
Öyleyse bu aldatma oyununun oyuncuları kimler, oyuncakları kimlerdir?
Ana kucağında sevgiyle, baba ocağında şefkatle büyürken masallardaki devleri, olağanüstü varlıkları ve kahramanları tanıdık. Onların güçlerini ve büyüklüklerini hayal ettik; öcülerle korkutulduk. Yokluğu da varlığı da gördük. Düştük, kalktık; güldük, ağladık…
“Bir kazmaya sap ol!” dediler.
Biz de hayata tutunabilmek için bir yerlere bağlanmaya çalıştık. Tutunduğumuzda sevindik; gerçeklerle yüzleşmeye, düşüncelerimiz uğruna mücadele etmeye başladık.
Fakat çoğu zaman tutunduğumuz kazmanın kime ait olduğunu ve nereyi kazdığını sorgulamadık. Çünkü bizler evde, okulda ve çevrede sürekli “-ma, -me” biçimindeki yasaklayıcı emirlerle büyütüldük. Bunun sonucunda sorgulama yeteneğimiz ve toplumsal cesaretimiz zayıfladı.
“Sorma!” denildi; soramadık.
Gerçeği öğrenemedik.
“Bakma!” denildi; bakamadık.
Doğruyu ve yanlışı ayırt edemedik.
“Gelme!” denildi; gidilmesi gereken yere gidemedik.
Mazlumun ve mağdurun yanında olamadık.
“Söyleme!” denildi; söyleyemedik.
Hakkımızı arayamadık.
“Yapma!” denildi; yapamadık.
Bize bırakılan emanetleri koruyamadık.
Önümüze ne konulduysa doğru kabul ettik. İtiraz ettiğimizde, güçlükle tutunduğumuz kazma sapının avuçlarımızdan kayıp gitmesinden korktuk. İşimizi, makamımızı, kazancımızı veya çevremizi kaybetmemek uğruna sustuk.
Böylece, başkalarının elindeki kazmanın sapına tutunarak kendi kuyumuzu yine kendimiz kazdık.
Yalan, insanları yönetmek ve yönlendirmek amacıyla kullanılan güçlü bir aldatma aracıdır. İnsanlığın var oluşundan bu yana doğru ile yalan, hakikat ile çıkar sürekli çatışmıştır. Doğrunun egemen olduğu toplumlarda insanlık, adalet ve bilim yükselmiş; yalanın egemen olduğu toplumlarda ise haksızlık, cehalet ve sömürü güçlenmiştir.
Günümüzde güç, çoğu zaman doğruyu yapacakmış gibi vaatlerde bulunup yalanı bir yönetme aracına dönüştürenlerin elinde toplanmaktadır. Aldatma oyunu sahneye konulurken halk, bu oyunun seyircisi ve zamanla oyuncağı hâline getirilmektedir.
Ülkemizde siyaset, kimi zaman bir bukalemun gibi şartlara göre renk değiştirmekte ve insanlarımızı yanıltmaktadır. Kerameti kendinden menkul birçok “kurtarıcı”, gerçeği söylemek yerine vaatleri ve sloganları kullanarak halkı kendisine bağlamaya çalışmaktadır.
İktidarın birçok uygulaması yanlış olabilir; olmaktadır da…
Peki, muhalefet umut olabiliyor mu? Yanlışın karşısına doğruyu, çaresizliğin karşısına çözümü koyabiliyor mu?
Sürekli eleştirmek yeterli değildir. Halkımız da yanlışları görüyor, eleştiriyor ve yorumluyor. Muhalefetin asıl görevi yalnızca iktidarı tenkit etmek değil; ülkenin sıkıntılarından kurtulmasını sağlayacak güvenilir bir çıkış yolu göstermek ve halka umut olmaktır.
Artık kandırılmaktan, susturulmaktan ve uyutulmaktan bıktık!
Ya bu aldatma oyununun iradesiz bir oyuncağı olacaksın…
Ya da millî ve manevi değerlerinle insanca yaşamak için:
Soracaksın!
Bakacaksın!
Geleceksin!
Söyleyeceksin!
Yapacaksın!
YILMAZ KARAHAN

Not: 4 Kasım 2009 tarihli bu makalenin yeniden hazırlanması ve düzenlenmesi sürecinde yardımcı araç olarak ChatGPT’den yararlanılmıştır.
Yorumlar
“174) ALDATMA OYUNUNUN, OYUNCAKLARI” yazisina 4 Yorum yapilmis
Yorum yap
Sayın Karahan,yukardaki yazınız bana ilkokul 1948 müfredat programındaki alfabeyi hatırlattı.Alfabenin ilk sayfasında”Baba bana bal al.Al sana bal.Uyu uyu yat,uyu.At at tut.Tut tu at.-me ,-ma olumsuzluk ekleriyle yetiştirildiğimiz bir gerçek.Eğitim sistemini kendimiz yapmadığımız için birileri kendi geleceğini uygun müfredatları önümüze sürerek,hazır kalipleşmiş,klişeleri Türk çocuklarına sunarak emellerine ulaşa bilmişlerdir.Başkalarının siyaseti eğitime yansımıştır.Şu andaki eğitim müfredatımız bir felakettir.Yarına “görmedim,duymadım,bilmiyorum,beni ilgilendirmez,neyime lazım, gibi..duygu ve düşünceler oluşturan müfredatı irdeleyen de yok.Doğrusu yazınız eğitime ışık tutacak düşüncede bir yazı.Teşekkür ederim.Saygılarımla.Acaroğlu
Kutluyorum sizi..Mükemmmel ifade etmişsiniz eğitimdeki eksikliklerimizi..
Bu güzel yazılarınızın devamını diliyorum..
Saygılar..
*HAYATIMIZA MAL..OLAN:( YASAKLI!ÖGRETİLERİ DİLE GETİRMENİZE COK SEVİNDİM.VAROLUNUZ*(*
-AMA abededeki gibi?özgürlk denilen?ZIRVA YASAMI HİC ONAYLAMIYORUM.
*BİZİM ÖRF ADETLERİMİZ ÖYLE ESSİZKİ..YUYUCU EU-DA BİLE YOK..SAHİP OLDUGUMUZ DEGERLER..BAZEN..BİZDEN MEMNUN OLMASAMDA..SU ANDAKİ GENCLİGİMİZİN,YASAMA BAKIS SEKLİNDENDE PEK MEMNUN DEGİLİM.ZATEN ONLARINDA UMURSADIGI YOK YA!
sayin deyerli hocam cok cok deyerli kaynaklari bizlerle paylasdiginiz icin ALLAHA razi olsun hocam saygilarla