208) OTUN İSTİSMARI!
Yayin Tarihi 18 Ocak, 2010
Kategori SOSYAL
OTUN İSTİSMARI!
Son zamanlarda bitkilerin yararları üzerine o kadar çok anlatım ve açıklama var ki, artık bunları tüketmek için elimizde notlarla gezer olduk!
Sabah, öğle, ikindi, akşam ve gece hangi otları yemeliyiz?
Hangi otların suyunu çıkarıp zeytinyağı ve limonla karıştırıp götürmeliyiz?
Hangi otu ne kadar kullanmalıyız? Kaç dakika pişirmeli, kaç dakika kaynatmalıyız?
Velhasıl, başımızdaki saç telinden ayak tırnaklarımıza kadar nasıl güzelleşeceğimizi; iç organlarımızı nasıl koruyup bağışıklığımızı nasıl güçlendireceğimizi düşünmekten ot manyağı olduk!
Çarşıya çıktığımızda adım başı bir baharatçı dükkânı… Gir içeri, herhangi bir hastalıkla ilgili bir şey sor!
Evvel Allah, anında cevap! Her derde deva şifalı bitkiler ve tarifleri hazır…
Üstat baharatçının yanında doktor ve eczacı halt etmiş! Şaşırmamak mümkün değil; öyle kendinden emin konuşuyor ki insan karşısında yetkili bir sağlık uzmanı olduğunu sanıyor!
Tabii ki alıyoruz… Güzelleşeceğiz ve güçleneceğiz ya! Daha doğru tarifleri uygulamak için bir de şifalı bitkiler kitabı almak işin cabası…
Memlekette bölücülük tehlikesi hortlamış, işsizlik patlamış, ihanet ve iftira alışkanlık hâline gelmiş!
Kim dinler Yalova Kaymakamı’nı?
Önemli olan benim kilolarım, sivilcelerim ve bilmem nerede dönen acı veren kılım!
Dün gece televizyonların birinde “yedi mucize bitki” tanıtılıyordu. Bunlardan birinin yararlarını dinleyince hem sevindim hem şaşırdım. Çünkü bu yiyeceğin girmediği ev hemen hemen yoktu. Anlatılanlara bakılırsa halkımız, farkında olmadan sağlığını güvence altına almıştı!
Evet, bu mucize bitki: PATATES!
Yararı neymiş? Bazı kanser türlerinin oluşumunu engelliyormuş!
“Bitkiler yararsızdır” diye bir iddiam olamaz. Ancak bir yiyeceğin besin değerini anlatmak başka, ona hastalıkları önleyen mucizevi güçler yüklemek başkadır. Böyle bir iddia ortaya atılıyorsa bilimsel dayanağı da açıklanmalıdır.
Patates hazretlerinin kerametlerini dinlerken aklıma eski bir tanıtım seferberliği geldi.
Özal dönemi hükümetlerini hatırlıyor muyuz? O zamanlar da bir besinin yararları basın organlarında durmadan anlatılıyordu:
YEŞİL MERCİMEK!
Besin değerinin çok yüksek olduğu, tüketildiğinde şu kadar et yemiş gibi olunacağı söyleniyordu. Televizyonlarda mercimekli yemek tarifleri gösteriliyor, sofralarımız için türlü seçenekler sunuluyordu.
Mercimeğin yararına itirazımız yok! İtirazımız, halkın et alabilme gücü konuşulmadan mercimeğin etin yerine geçirilmesine…
Çarşıda baharatçıya giderken yolda kasap dükkânına rastlayan oluyor mu?
Bizim çevrede tek tük mahalle aralarına sığınmışlar… Ne yapsın garibim? Dükkân kirasını zar zor öder duruma düşmüş. Gelen müşteri de dirhemle alıyor!
Bir yandan da uyarılar sıralanıyor:
“Aman ha, eti çok yemeyin! Kolesterolünüz yükselir! Kalbinize zarar verir! Kilo alırsınız!”
Elbette her besinin tüketiminde ölçü önemlidir. Ancak eti zaten alamayan insanlara sürekli “Az yiyin!” demek, sofralarındaki eksikliği gidermez!
Ne yapacağız? Ne yiyeceğiz?
“Bitkilerle beslenin, sağlıklı yaşayın!”
Peki, halkımız çeşitli ve yeterli beslenebiliyor mu? Et, süt, yumurta, sebze ve meyve alabiliyor mu? Yoksa alabildiği birkaç yiyecekle karnını doyurmaya mı çalışıyor?
Kuş gribi döneminde köy tavuklarının itlaf edildiğini de gördük. Salgınla mücadele edilirken küçük üreticinin uğradığı kayıp, geçim imkânı ve yeniden üretime dönebilmesi de düşünülmelidir. Soframıza gelen ürünlerin hangi koşullarda yetiştirildiğini, hayvanların neyle beslendiğini bilmek de hakkımızdır.
Etin fiyatını bilen var mı?
Boş ver! Zaten zararlı olduğu söyleniyorsa fiyatını bilmeye de gerek yok!
Şükürler olsun, halkımızın aç kalması mümkün değil! Ülkemizin her yerinde yenecek bitkiler var. Mercimeğimiz de var, patatesimiz de…
Ama yalnızca karın doyurmakla yeterli beslenmek aynı şey midir?
Türklerin beslenme kültüründe etin, sütün, yoğurdun ve kurutularak saklanan yiyeceklerin önemli bir yeri vardır. Bugün de insanlarımızın sofrasında çeşitli besinler bulunabilmelidir.
Sağlıklı yaşamak isteyen insanın umudunu “her derde deva” tariflerle kazanca dönüştürmek de, geçim sıkıntısını beslenme öğütleriyle geçiştirmek de sorgulanmalıdır.
Halkın sofrasından eksilen besinlerin yerini, televizyonlarda çoğalan mucize vaatleri dolduramaz!
YILMAZ KARAHAN
18 Ocak 2010
Editör Yorumu
Makale, bitkisel ürünlere yüklenen abartılı şifa vaatlerini mizahi bir dille sorgularken halkın beslenme imkânlarına dikkat çekiyor. Sağlık konusunda güvenilir bilgiye ulaşmak kadar, yeterli ve çeşitli beslenmeye erişebilmek de önemlidir. Yazının temel itirazı, insanların sağlık kaygılarının ve geçim sıkıntılarının kazanç uğruna istismar edilmesinedir.

Yorumlar
“208) OTUN İSTİSMARI!” yazisina 3 Yorum yapilmis
Yorum yap
*VALLAHİ,NE YALAN SÖYLİYM,ÖLDÜM GÜLMEKTEN::))
-ARTIK SİNİR SAHİBİ OLMUSSUNUZ BESBELLİ::))
-İNANIN SON CÜMLENİZE GÜL GÜL BHAL OLDUM.SN.YILMZ BEY*
—EFENDİM*SİZ DE KOLESTROLÜN O BERBAT OLANI YOKSA**ALLAH ASKINIZA GENE ET**YEYİNİZ*VEDE KESKE BASA GECİP *BİZLERE HÜKMEDİNİZ*
-KESKE HÜKMEDEN SİZ(* OLSANIZ.
*ALLAH UZUN ÖMÜR VERSİN..
DAHA CİDDİ CEVABI SONRA YAZARIM ÜSTAD.
*SON 2 SENEDE GENE SİİN SİTESNİZDE BU KADAR GÜLMÜSTÜM:)
-BAKALM GKHAN EWLAT NE YAZICAK!
;;))
KIZDINIZMI?
DEGERLİ YLMZ BEG*
-KAN GRUBUNUZ NEDİR?
–EGER O GRUBU İSE*BOL BOL KIRMIZI ET YİYEBİLİRMİSSİNİZ*
BU BİLGİ;abededeki bir DR.DAN*YILLAR ÖNCE OKUMSTUM.
*MESELA BEN*A GRUBUYUM.BANA DAHA COK BALIK ETİ GEREKLİ*hemde somon falan degil!
–GERCEKTENDE***KUZEY DENİZİ BALIGI YEDİGİMDE,KÜCÜK TANSİYONUM YÜKSELİYOR!
AMA NORMAL BİZİM BALIGIMIZI YEDİGİMDE/LÜFER TARZI,YADA USKUMRUDA TANSİYONUM DÜSÜYOR.
–BUNA BİRDE NERELİ OLDUGUNUZ EKLENİYOR*yani;avrupa?asya?afrika?vs…
”BU DERİN İNCELEMEyi BAHSETTİGİM DR.annesi gögüs kanserinden ölünce BASLATMIS.nedenini merak ederek*
VARDIGI SONUCLARI KİTAP YAPMISTI*OLDUKCADA MANTIKLI ACIKLAMALARI VAR.YILLAR ÖNCE OKUMSTUM.
-ismini hatırlarsam..yada kitabı BULABILIRSEM/evde-YAZARIM BURAYA.
–SIFIR GRUPLARI SADECE CİLT KANSERİNE KARSI SAVUNMASIZMIS..BENİM GRUBUM/A*İSE,KALP+KANSER,HEPSINE ACIK;( o sebepten,immün sistemimin SÜREKLİ!güclü kalması gerekiyor.
*iste böyle fendim..BAZEN İNCELİKLERİDE VAR..HAYATIN BAZI SIKINTILARININ YANINDA:)
HOSKALINIZ.
AKLIN YOLU BİR YILMAZ BEY KARDEŞİM.
YOLU AYNI OLANLARIN FİKRİYATI DA TESPİTLERİ DE AYNI OLUYOR.
ALLAH SENDEN RAZI OLSUN.
O YAZIYA ŞUNU DA EKLEMEK LAZIM.
BİR TÜRK ÖLÜM NOKTASINA GELDİĞİNDE O ETİ DAHADA ÇOK YERMİŞ. NEDENİDE ” BOŞ MİDEYLE ÖBÜR TARAFA GİDERSE CEHENNEME GİDECEĞİNİ TOK GİDERSE CENNETE GİDECEĞİNE İNANIRMIŞ”
YANİ O ETİ ÖLÜM DÖŞEĞİNDE DE YEMİŞ. OT KAFALI OLMAKTANSA.
ATIN ÖLÜMÜ ARPADAN TÜRK ÜN ÖLÜMÜ ETTEN OLSUN.
KAL SAĞLICAKLA.
VURAL TURAN