133) ŞEKERİMİZİN TADI YOK OLUYOR !-3

Yayin Tarihi 27 Şubat, 2008 
Kategori KATEGORİLENMEMİŞ

ŞEKERİMİZİN TADI YOK OLUYOR ! -3

SAYIN YAŞAR ERBOZ VE MACİT SOYDAN TARAFINDAN HAZIRLANAN  BU ARAŞTIRMA YAZISI, BEŞ BÖLÜM HALİNDE YENİÇAĞ GAZETESİNDE “ŞEKERE SALDIRININ ANATOMİSİ” BAŞLIĞINDA YAYINLANMIŞTIR.

 

image00197.jpg

 

 

 

 

 

 

Kan emici emperyalistler, Türk şeker sektörünü tamamen ele geçirmek için pusuda bekliyor

Dünya devlerinin gözü pancarımızda
Türkşeker’in özelleştirme sürecinde danışman olması yargı engeline takılan dünya şeker devi ED&F Man, kokusunu aldığı tatlı rantın peşini bırakmayacak

Vazgeçemediğimiz ürünler arasında yer alan şekerin, geleceğin stratejik ürünü olacağı bilindiği halde Türk Şeker Fabrikaları’nın özelleştirilmesi için başlatılan çalışmaların ısrarlı bir şekilde sürdürülmesi oldukça dikkat çekici. 9 Kasım 2004 tarihindeki ihaleyle görevlendirilen Oyak Yatırım Menkul Değerler A.Ş., abo International Advisory Services B.V. ve ED&F Man İstanbul Pazarlama Ltd. Şti Konsorsiyumu özelleştirmenin peşini bırakmayacak gibi görünüyor.
60 ülkede 35 şirket ile faaliyet gösteren ED&F Man, şeker ticaretinde dünya lideri olarak biliniyor. Şirketin Türk Şeker’in özelleştirmesinde danışman firma olması Danıştay tarafından verilen bir kararla reddedilmişti. Kararın gerekçesi ise rekabete aykırı bir durum oluşturmasıydı. 220 yıldır şeker ticareti yapan Türkşeker’in rakibi konumundaki bir şirketin hem özelleştirmede danışman firma seçilmesi, hem de üretici olmadığı halde Türkiye’de temsilciliğinin bulunması, şeker sektörünün önemi açısından dikkat çekici bir özellik taşıyor.

Pay kapmak istiyor
Türkiye’de bir firmanın temsilcilik açmasının ilk etapta sakıncalı bir tarafı bulunmayabilir. Ancak, Türkiye’yi pazar haline getirmek isteyen batılıların ve çok uluslu şirketlerin bulunduğu bir ortamda bu firma da ülkemizde kendine düşen paydan nasibini almak istemektedir. Açıkçası benim rantım ne olacak hesapları yapmaktadır. Eğer Türkiye’de şeker     sektöründe önemli bir özelleştirme süreci yaşanır ve şeker fabrikaları kamunun elinden çıkarsa, başta ED&F Man olmak üzere diğer yabancı şirketlerin Türkiye’yi bir pazar haline getirmeleri süreci de hızlanacak. Türkşekerin yaşatılması, ülkemizin şeker üretiminde varlığını sürdürmesi için; öncelikle şeker fabrikalarının özelleştirme kapsamından çıkarılarak özerkleştirilmesi şart. ED&F Man gibi Türkşeker’in rakibi durumunda olan uluslar arası kartellerin aç elleri, sektörümüzden uzak tutulmalı, danışman firmalar yeniden gözden geçirilmeli.

‘Şeker Fonu’ kurulmalı
Türkşeker fabrikalarının pazar olanakları iyileştirilmeli, fabrikalar arası kota transferi engellenerek tüm fabrikaların yaşatılması garanti altına alınmalı. Sadece kotası için veya diğer işletme dışı amaçlarla fabrikalara talip olacaklar ayıklanmalı. Kimyasal tatlandırıcı ve nişasta bazlı şekerin (NBŞ) usulsüz ve sağlığa zararlı kullanımlarını engelleyecek şekilde Türk Gıda Kodeksi yeniden düzenlenmeli. NBŞ kotaları Avrupa Birliği ülkelerindeki gibi yüzde 2 seviyesine çekilmeli. Sektörün kendi kendini finanse etmesini sağlayacak şekilde bir yine Avrupa Birliği (AB) ülkelerindeki gibi sektörü oluşturan pancar çiftçileri, şeker üreticileri, şeker ithalatçıları ve tüketicilerin katılımıyla oluşturulacak bir ’Şeker Fonu’ kurulmalı.

Toplumsal faydası çok
Şekerde yaşanacak özelleştirme süreci de diğer sektörlerden farksızdır. Öncelikli olarak, şeker fabrikalarının bulunduğu doğu bölgelerimizde sosyo ekonomik durumun göreceli olarak iyi olmasından dolayı PKK taban bulmakta zorlanmaktadır. Ayrıca bu kentlerde üretim ve bu üretime dayalı istihdam ile ekonomye de önemli katkı sağlamaktadır. Türk Şeker fabrikalarının özelleştirilmesinde bu tür toplumsal faydalar da kesinlikle göz ardı edilmemelidir. 

Kadro ihtiyacı had safhada
2000 yılından beri kadro tahsisi yapılmayan Türkşeker’de fabrika başına 10 işçi düşüyor. Bu da üretimi olumsuz etkiliyor. Son yıllarda emekli olan işçilerle birlikte ise kadro ihtiyacı daha da artmış durumda. 2000 yılında 8 bin 72 daimi işçi sayısı 2006 yılı Temmuz ayı itibariyle 5 bin 341’e düşmüş iken bu tarihten bu yana da işçi alınmamaktadır. İdare ve bölge ziraat teşkilatı hariç olmak üzere Türk Şeker Fabrikaları’nda sadece 3 bin 988 tane kadrolu daimi işçi kalmıştır. AB ülkelerinde bu rakam ortalama 220-230 civarındadır.  Emekli olanlar ve olacaklar dikkate alındığında Türk şeker sanayinin en az 7 bin yeni kadroya ihtiyacı vardır.

Cargill’e yenileri eklenecek
Eski Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, mahkemelerle uzun süredir başı belada olan Cargill’in Bursa’daki tesislerini, başına firmanın baretini takarak gezmişti.

Nişasta bazlı şekerlerin (NBŞ) kullanılması ve şeker pancarı üretiminden elde edilen şekerin pazarda yerini almasının ardından Türkiye’de bir çok  yabancı firmanın da pazarda yer bulabileceği ifade ediliyor. Türk kamuoyu tarafından yakından bilinen Cargill olayı da, ABD’nin şeker üretiminde Türkiye’ye yaptığı baskının en somut örneklerinden biri. Ülkemizde ilk şubesini 1986 yılında açan Cargill, Bursa’nın Orhangazi İlçesinde 1997 yılında 90 milyon dolarlık bir mısır işleme tesisi kurdu. DSİ’nin sulama sahası içerisinde inşa edilen; birinci ve ikinci sınıf tarım arazisi üzerinde yer alan tesisin kapladığı alan ilk iş olarak sulama sahası dışına çıkarıldı. İznik Gölü’nü atıklarıyla kirlettiği gerekçesiyle Cargill aleyhine davalar açıldı.. Cargill’in fabrika yeri ile ilgili en büyük sorun işte bu davalar. Cargill, Danıştay tarafından izinleri iptal edilmesine karşın günümüzde üretimini sürdürmektedir.

Süreç bekleniyor
Türkiye’de Cargill’in dışında bazı firmaların da şeker sektörüne girmek için özelleştirme sürecini beklediği biliniyor. Eğer Türkşeker’in özelleştirmesi tamamlanırsa yabancı firmalar şeker sektörüne el atacak. Türkiye’de bulunan firmaların ise yabancı ortaklar bularak sektörde söz sahibi olmak istedikleri sıkça söylenen konuların başında geliyor.

Yüksek yargıdan fren
Anayasa Mahkemesi, 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in ABD’li Cargill firması için çıkarıldığı gerekçesiyle dava açtığı, aleyhteki yargı kararlarına rağmen şirketlere etkinliklerini sürdürme hakkı tanıyan kanun 6. maddesinin yürürlülüğünü 2007 yılında durdurmuştu. Kararın yürürlüğe girmesinin ardından, yeni bir düzenleme yapılmaması halinde Cargill’in faaliyetlerini sonlandırması gerekecek. Söz konusu düzenleme, yabancı şirketlerin tarım arazilerinde kurdukları tesislerde, ruhsatlarının yargı kararıyla iptal edilip edilmediğine bakılmaksızın etkinliklerini sürdürebilmelerine imkan sağlıyordu.

Paylaş:

Yorumlar

“133) ŞEKERİMİZİN TADI YOK OLUYOR !-3” yazisina 1 Yorum yapilmis

  1. Anonim yorum tarihi 28 Şubat, 2008 00:19

    […]

Yorum yap