979) Ölümünün 100. Yılında ll. Abdülhamid Han

Yayin Tarihi 11 Şubat, 2018 
Kategori TÜRK DÜNYASI

Ölümünün 100. yılında II. Abdülhamid…

Bismarck’la baş eden tek kişi

ll. Abdülhamid demiryolu, ziraatın ıslahı ve okullaşma projesine ve maliyetlerine paralel olarak, Avrupa devletleri arasında entrikacı bir politika güttü. Alman İmparatorluğu’nun kurnaz başbakanı ve o imparatorluğun tarihindeki yegâne diplomat olan Bismarck’la baş eden bir tek odur. Doğrusu diplomaside Tanzimat ekolünün ilkelerini ve yöntemini iyi benimsemişti.

image001

Bu yıl Sultan II. Abdülhamid’in 100. ölüm yıl dönümü. Yakın zamanlarda Sultan Abdülhamid’in ölüm yıl dönümlerinde bazı kuruluşlar sempozyum veya panel tertiplerdi. Bunlardan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Enstitüsü kayda değer bir giriş başlatmıştı. Sempozyumdan evvel Sultan II. Mahmud Türbesi’ni ziyaret etmek istediklerinde padişahın yanında defnedilen torunu II. Abdülhamid Han nedeniyle türbenin kapalı olduğu bildirilmişti. Enstitü Müdürü Profesör Mübahat Kütükoğlu’nun itirazı nedeniyle Bakan Namık Kemal Zeybektürbeyi açtırdı. Oysa Divanyolu’ndaki Sultan II. Mahmud Türbesi, etrafındaki kabirlerle sadece hanedana değil imparatorluğun son zamanındaki seçkin Türklerin oluşturduğu bir tür seçkinler mezarlığı haline dönüşmüştü.

ANNESİNİN ADI TİRİMÜJGAN

Sultan II. Abdülhamid 21 Eylül 1842’de doğdu. Sultan Abdülmecid’in ve Tirimüjgan Kadınefendi’nin oğludur. Baba da anne de müstesna güzellikte insanlardı ama ikisi de veremliydi. Annesi Tirimüjgan, oğlunun gelecekteki padişahlığına yetişemeden veremli olarak dünyadan ayrıldı. 11 yaşındaki şehzade Abdülhamid Efendi ve kız kardeşi Cemile Sultan çok geçmeden babalarını da kaybedeceklerdi. Onları Abdülmecid Han’ın anneliğe tayin ettiği Perestû Kadınefendi yetiştirdi. Şehzade Abdülhamid sağlığına dikkat eden, içine kapanık, hatta sarayda âdet olmayan yüzme, jimnastik gibi sporları yapan bir gençti. Arapça ve Farsça’yı bilen şehzade, zamanın iyi hocalarından olan Ethem ve Kemal Paşalarla Mösyö Gardet’ten Fransızca, Guatelli ve Lombardi’den musiki öğrendi. Garp musikisini alaturka musikiden daha çok sevdiği açıktır ama alaturka musikiye ve musikişinaslığa karşı da bir saygısızlık göstermedi.

ŞEHZADEYKEN MISIR VE AVRUPA’YI GEZDİ

Babasından sonra tahta çıkan amcası Abdülaziz ki bizim tarihçilerin çizdiği portrenin dışında oldukça meziyetleri olan musiki ve resmi iyi bilen bir padişahtı, bu akıllı şehzadeyi sever ve yakınlık gösterirdi. Gene amcanın validesi Pertevniyal Valide Sultan da Abdülhamid Efendi’ye yakınlık gösterdi. Saltanatı sırasında İstanbul’un dışına çıktığı pek vaki değil ama Sultan Abdülaziz zamanında Mısır ve Avrupa’yı heyete dâhil olarak gezdi. Bugün milli saraylara dâhil olan aslında kendisinin yaptırdığı Maslak Çiftliği’nde iş adamı olarak ziraat ve madencilikle uğraştı. Şehzade pek görülmeyen biçimde kendi servetini yapmıştı.

MÜTEVAZI HAYATI SEVERDİ

Devrin hükümdarları arasında görüldüğü üzere tıpkı Franz Joseph hatta inanması zor III. Alexander gibi sade giyim ve mütevazı hayatı severdi. Birinci sınıf değil sınıf üstü bir marangozdu. Sağda solda müzelerde teşhir edilenler onun bu zanaat dalındaki sanatçılığa ulaşan yeteneğini gösteremez. İstanbul Müftülüğü’nün Şer’iyye Sicili arşiv dolaplarını muhakkak görmek lazım. Abdülhamid beklenmeyen olaylarla saltanata çıktı. Önce Abdülaziz Han ha’l edildi ve ardından şüpheli intiharı söz konusu oldu. Erken tahta çıkan, zekâ ve yetenekleri itibariyle bütün Avrupa hanedanlarının bile hayran olduğu Sultan V. Murad çok çabuk ruhi bir hastalığa düçar oldu ve üç ay sonra o da ha’l edildi.

image002

3 İMPARATORLAR YILI

Osmanlı tarihinin “üç imparatorlar yılı” içinde sıra şehzade Abdülhamid Efendi’ye gelmişti. Midhat Paşa’yı anayasa taraftarı olduğuna ikna etti ve Kanun-u Esasi’yi ilan etti. İmparatorluk birçok bürokratın, hanedan üyesinin ve askerin taraftar olmadığı Rusya Savaşı (93 Harbi) dolayısıyla bir yıkımla karşılaşmıştı. Rusya’nın aşırı istekleri, Bismarck ve asıl önemlisi İngiltere’den Türkofil muhafazakâr Başbakan Disraeli’nin müdahalesiyle önlendi. Berlin Kongresi, Türklerin Avrupa’dan atılma projesini tahfif etti.

Rusya tarihinin en akıllı Dışişleri Bakanı olan Gorçakov’un da Berlin Kongresi’ndeki deyişiyle “bu kadar asker ve para boşuna heder edilmişti”. Her şeye rağmen birkaç yıl sonra meşum II. Alexander suikastından sonra tahta çıkan III. Alexander barışın önemini kavramıştı.

DEMİRYOLU VE FABRİKALAŞMA

ll. Abdülhamid demiryolu, ziraatın ıslahı ve okullaşma projesine ve maliyetlerine paralel olarak, Avrupa devletleri arasında entrikacı bir politika güttü. Alman İmparatorluğu’nun kurnaz başbakanı ve o imparatorluğun tarihindeki yegâne diplomat olan Bismarck’la baş eden bir tek odur. Doğrusu diplomaside Tanzimat ekolünün ilkelerini ve yöntemini iyi benimsemişti. 33 yıl boyunca Suriye, Filistin, Lübnan ve Anadolu’da yaptığı yatırımlar ve okullar bu bölgelerde sempati kazanmasına yardımcı oldu.

Balkanlar’da hâkim olan komitacılıktı. Bütün yapılan sadece Bulgar, Sırp ve Rum ulusalcılığına kapaklanan komitacıların birbirini yemesinden dolayı Balkanlar’da dengenin sağlanması olmuştur. ll. Abdülhamid’in en büyük sorunu da günden güne ayaklanan ve uyanan Ermeni ulusalcılığıydı. O yıllardaki arşiv kayıtlarına bakılacak olursa cuma namazlarından sonra Ermeni teröristlerin cami bastığı bile görülüyor. Hakan, herhangi bir büyük Avrupa devleti gibi zecri tedbirler uygulayabilme durumunda değildi. Sorun doğudaki aşiretler ve Ermeni komitaları arasındaki kavgayla devam etti, gitti.

ÖNSANSÜR YENİ NESİLLERİ ETKİLEDİ

İmparatorluk topraklarında yayın arttı. Tıp ve mühendislikte yetişenlerin sayısı çoğaldı. Kara Kuvvetleri’nde ıslahata önem verildi. Deniz Kuvvetleri için aynı durum söz konusu değildir. Abdülaziz’in biraz abartılmış bahriye düşkünlüğünden sonra bir duraklama devrine girilmişti. Felsefe ve sosyal bilimlerde ise hem yayında hem de basında bir sansür dönemine girildi. Önsansür yeni nesillerin yetişmesini engellemiştir ve bu engellenen nesiller maalesef 1908’den sonra ateş ve barutun tehdidi altındaki bir imparatorluğu yönetmek durumunda kaldılar ve üstesinden gelemediler. Fakat Suriye ve Lübnan’da şehirler gelişti, Batı Anadolu’da zirai zenginlik arttı. 1897 Yunan Muharebesi sırasında ordu ilk defa Odessa buğdayı değil Orta Anadolu buğdayı ile iaşesini karşılayabildi.

KADINLAR AĞLIYORDU

İktisadi hayatın dengesi her şeye rağmen sonraki zamanda aranmıştır. Hakan’ın Selanik’teki sürgünü kısa sürdü. Balkan Harbi’nde padişah da İstanbul’a nakledildi. Beylerbeyi, hükümet üyelerinin bile zaman zaman padişaha danıştığı yer oldu. 1918 yılı Şubat’ının başlarında cenazesi, dedesi II. Sultan Mahmud’un türbesine nakledilirken resmi törene bütün devlet erkanı katıldı. Güzergahta bekleyen halk hüzünlüydü. Binaların penceresinde seyreden kadınlar onu ağlayarak uğurladılar ve mevcut idareyi protesto için bu bir vesile oldu. Türkiye tarihi çelişkilerle doludur. Siyaset adamlarının birçoğu için kesin ve tek renkli hüküm vermek çok zordur. Başarıları ve başarısızlığıyla Sultan II. Abdülhamid Han devri modern Türkiye’yi oluşturan bir parçadır.

MÜSLÜMANLARIN UMUT IŞIĞI

Muhakkak ki dirayetli bir padişahtı. İsmi sadece imparatorluğun içinde değil imparatorluk dışında yaşayan Türk ve Müslüman halklar için de bazen bir umut ışığı olmuştur. Bu nedenledir ki Şam-Medine arasında dönemi için muazzam bir yatırım olan demiryolunu içten çok dıştaki Müslümanların ve Türklerin ianeleriyle gerçekleştirebildi. İsmail Gaspıralı’nın Tercüman gazetesi gibi dış Türkler dünyasındaki liberal organlar dahi onu zaman zaman methetmekten ve bağlılık göstermekten vazgeçmemişlerdir. Şüphesiz ki amansız bir iç ve dış muhalefet de söz konusuydu. Bu muhalefeti bastırmak ve kontrol etmek konusunda da döneminde kendine özgü yöntemleri vardı.

image003

TAVSİYE EDERİM

BRİTANYA oryantalizminin en seçkin mensuplarından, İngiltere’de Orta Doğu ve Balkanlar tarihi üzerine dersler veren Feroze Yasamee’nin Abdülhamid iktidarının 1878-1888 yılları arasındaki on yıllık dönemini incelediği “Abdülhamid’in Dış Politikası” (Ottoman Diplomacy: Abdulhamid II and the Great Powers, 1878-1888) adlı eseri, Yusuf Selman İnanç’ın akıcı Türkçesiyle Kronik Kitap tarafından Hakan’ın ölümünün 100. yılında dilimize kazandırıldı. Yasamee dürüst, geniş bilgili ve 19. yüzyıl Osmanlı-Balkan tarihinin üstadı bir tarihçidir. Sultan Abdülhamid ve döneminin dış politikası için ciddi okuma yapmak isteyenlere tavsiye edilir.

İlber Ortaylı

[email protected]

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ilber-ortayli/olumunun-100-yilinda-ii-abdulhamid-bismarckla-bas-eden-tek-kisi-40738032

 

 

 

Paylaş:

Yorumlar

Yorum yap