770) “LOBİCİLİK BAKANLIĞI” KURULSUN

Yayin Tarihi 10 Haziran, 2010 
Kategori BASIN-YAYIN, ERMENİ SORUNU

Lobicilik bakanlığı kurulsun önerisi

image00110.jpg

Doğuş Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesinde “lobicilik” dersi verecek olan eski Türk Amerikan Dernekleri Asamblesi (ATAA) Başkanı Ercüment Kılıç, lobiciliğin, Türkiye’de bilinmediğini ve ne işe yaradığının da anlaşılmadığını belirterek, “Türkiye’nin lobicilik konusunda ciddi başarılar elde edebilmesi için ‘Lobicilik Bakanlığı’ kurması şart” dedi.

Doğuş Üniversitesinde 15 Şubattan itibaren “lobicilik” dersi verecek olan “Sahibinden Satılık Amerika ve Türk Lobiciliğinin Sahipsizliği” adındaki iki ciltlik kitabın da yazarı olan Ercüment Kılıç, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Türkiye’de ilk kez bir üniversitede lobiciliğin ders olacağını belirten Kılıç, bu ders ile öğrencilerin araştırmacılığa yöneltilmesini ve yıl sonunda seçilecek bazı öğrencilerin ABD’ye stajyer olarak gönderilmesinin hedeflendiğini söyledi.

Lobicilik konusunda Ermenilerin başarılı olmasını ailede başlayan ve kilisede devam eden eğitime bağlayan Kılıç, “Ermeniler, küçük yaştan organize olmaya başlıyor. Bizler konunun üzerine hiç eğilmiyoruz. ABD’ye giden Türk gençlerin ise konuyla ilgisi, Türkiye’nin genel problemleri konusunda bilgileri yok denecek kadar az. Konuya, çoğumuz meraklı da değiliz” diye konuştu.

Lobicilik denilince akla ilk gelen ülkenin ABD olduğunu, ABD’yi anlayan kişinin, lobiciliği bir şekilde başardığını vurgulayan Ercüment Kılıç, derste öğrencilere ABD’yi anlatacağını söyledi.

Türkiye’de ABD hakkındaki bilginin yetersiz, bilgisi yeterli olan kişilerin de etkisiz veya isteksiz olduğunu kaydeden Kılıç, şöyle devam etti:

“Bu isteği başlatmak genelde gençlerle mümkün. ABD’de Ermenilerin bir sistemi vardır. 18-19 yaşını bitiren gençler, başta kongre olmak üzere iş yerlerine stajyer olarak gönderilir. 1970’ten bu yana Ermeniler ABD Kongresine yaklaşık 7 bin öğrenci gönderdi. Türkiye’nin bu konudaki girişimi ATAA başkanlığım sırasında başladı. ABD’yi anlamak lobiciliği anlamak demek.

Türkler tarafından yayınlanan, tezlerini savunduğu matbuat, 80’e 1 hasımlarının gerisinde. Gençlerin bu konuya gönül vermesi gerekiyor. Üniversitelerin de araştırma yaparak, küçük çaplı da olsa 80’e 1 oranı değiştirmek üzere harekete geçmesi gerekiyor.”

Dünyada lobicilik üzerine özel bir eğitim bulunmadığını, bunun, Türkiye’nin de girişimde bulunmaması anlamına gelmemesi gerektiğini kaydeden Kılıç, “Doğuş Üniversitesinin bu konuda harekete geçmesi takdire şayan bir durum. Başka üniversiteler de lobicilik dersi açmalı” dedi.

“TÜRKİYE KENDİNİ ERMENİ KONUSUNA ADAMAMIŞ GÖRÜNÜYOR”

“Nüfuz satın alma sanatı” olarak tanımladığı lobiciliğin Türkiye’de bilinmediğini ve ne işe yaradığının da anlaşılmadığını kaydeden Kılıç, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliğini alabilmek için 50 milyon dolar harcayan Türkiye’nin kafasına koyduğu işleri başarabilecek bir ülke olduğunu ve yeterli kaynağı bulunduğunu, ama kendini Ermeni konusuna adamamış göründüğünü savundu.
Ercüment Kılıç, “ABD’de akla yatkın, elle tutulabilir bir lobicilik için 50 milyon dolar yeter de artar bile” dedi.

ABD’de güçlü bir lobicilik faaliyeti yürütülebilmesi için Washington’da özel sektör tarafından “düşünce kurumu” ile Türkiye aleyhinde çalışma yapacak kurumlara ABD sistemi içinde kanuni girişimde bulunacak bir kurum açılmasının önemine işaret eden Kılıç, ABD’deki Türk sivil toplumculuğunun çehresinin de değiştirilmesi gerektiğini kaydetti.

Hükümette yetenekli, ABD’yi bilen kişilerin bulunduğunu vurgulayan Kılıç, “Bunların yapılmaması, ‘Bilerek bu işin üzerine gitmiyoruz, devlet de bunu anlamıyor’ sonucunu akla getiriyor” diye konuştu.

“TÜRKİYE DÜNYADA KUVVETLİ DEĞİL”

Türkiye’nin sistemli ve disiplinli çalışmadığı için dünya ülkelerinde lobicilik alanında kuvvetli değil, başarısız olduğunu vurgulayan Kılıç, şu görüşleri dile getirdi:

“ABD’deki 50 eyaletin 40’ında Ermeni soykırımıyla ilgili birçok tasarı, önerge veya bildiri geçmişse ve bu konuda Türkiye bir şey yapmamışsa demek ki lobicilik konusunda başarısız. Bugüne kadar Güney Amerika’da, Kanada’da, Amerika’da, Orta Doğu’da, Balkanlar’da ve Uzak Doğu’da meclislerden Türkiye aleyhine birçok kararlar geçirilmiş ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanlığı bir nota göndermemiştir. Devletimiz de bu konuya gayri ciddi eğilmektedir.”

Kılıç, ABD’de lobiciliğin sağlam olup olmadığını ölçmenin iki yolu bulunduğunu, bunların birinin para kaynakları, diğerinin de seçmen gücü olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Türkiye, iki konuda da geride. ABD’de yaklaşık 400 bin Türk olduğu var sayılıyor, bunun ne kadarının ABD vatandaşı olduğunu Türkiye bile bilmiyor. Para yetersizliğinin sebebi; ABD’deki sivil toplum gruplarının hem devlete bağımlı çalışması hem de halkı kapsayıcı çalışmaması. Oradaki yerel Türk dernekleri, belli elit kitlenin dernekleri olmuş, alt kesimlere yayılamamıştır. ABD’de lobicilik yapan cemaatçi kesim, son 15 yıl içinde laikçi denilen ve lobicilik yaptığını düşünen sivil toplumdan çok daha başarılı ve büyük sayılara ulaşmıştır.”

-“TÜRKİYE, LOBİ ŞİRKETLERİNİ YILLIK DENETİMDEN GEÇİRMELİ”-

Bir dönem, Tayvanlı devlet adamlarının ABD’ye giriş çıkışlarının yasak olduğunu, Clinton döneminde Tayvan Cumhurbaşkanı’nın sadece uçağına, ikmal yapmak için bile bir eyalete inmesine izin verilmediğini anlatan Kılıç, şöyle devam etti:
“Ama Tayvanlılar, ABD’ye küsmedi. ABD’de anlaştıkları bir lobi şirketi, yaklaşık bir sene içinde Tayvan resmi görevlilerine vize verilmesinin yolunu açtı.
Türkiye’nin de bu şekilde çalıştığı lobi şirketleri var. Türkiye, ABD’deki lobi şirketlerine yılda 13 milyon dolar ödüyor. Geçmişte bu lobi şirketleri ahbap çavuş ilişkileriyle oluşturuldu. Türkiye’ye çalışan lobi şirketleri, yıllık denetime tabi tutulmuyor. Başarısızlık üzerine başarısızlık gösteren lobi şirketlerinin, uzun yıllar Türkiye adına çalıştığını ve büyük paralar aldığını gördük. Türkiye’nin çalıştığı lobi şirketlerini yıllık denetimden geçirmesi gerekir.”
Lobiciliğin Türkiye’de gerçekten ciddiye alınıp, ciddi başarılar elde edebilmesi için Azerbaycan gibi “Lobicilik Bakanlığı” kurmasının şart olduğunu ifade eden Kılıç, lobicilik konusunda iki önemli adımın merhum Turgut Özal döneminde atıldığını, çifte vatandaşlık sisteminin getirildiğini ve ABD Kongresinde Türk Dostluk Grubu kurulduğunu anlattı.
Kılıç, “ABD Meclisinde Yunan Dostluk Grubunda 200, Ermeni Dostluk Grubunda 130 ABD milletvekili var. Türkiye ile ilgili bir konu, Temsilciler Meclisinin gündemine geldiğinde iki grubun el ele vermesi, kararların Türkiye aleyhine çıkmasına neden oluyor. Türkiye’de de ‘ABD Türkiye’nin düşmanıdır’ intiba uyanıyor. Türk Dostluk Grubundaki 70 olan milletvekili sayısı artırılsa böyle olmaz” diye konuştu.

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=13553375

Yorumlar

Yorum yap