643) TÜRK KAFKAS İSLAM ORDUSU

Yayin Tarihi 19 Kasım, 2012 
Kategori AZERBAYCAN SAYFASI, ERMENİ SORUNU, TÜRK DÜNYASI

TÜRK KAFKAS İSLAM ORDUSU

image00126.jpg

28 Mayıs 1918’de Musavat Partisinin Lideri Mehmet Emin Resulzade’nin başkanlığında Azerbaycan Milli Şurası Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilan eder. Bakû, İngiliz – Rus – Ermeni işgali altında olduğu için, Milli Hükümet, Bakû’den sonra ikinci büyük şehir olan Gence’ye yerleşir. Bakû’nün İngiliz-Rus-Ermeni işgali altında olması ve Ermeni Taşnakların Bolşevik adı altında 20 binden fazla Azerbaycanlıyı katletmesi Azerbaycan’da çok ciddi rahatsızlık doğurdu. Bakû’nün işgali bir anlamda genç cumhuriyetin varlığını tehdit eder nitelikteydi. Bu nedenle Azerbaycan hükümeti kardeş Türkiye’den yardım isteğinde bulundu. Osmanlı Devleti ile irtibata geçildi. Haziran’ın dördünde Osmanlı Türkiye’si ve Azerbaycan Cumhuriyeti arasında dostluk anlaşması imzalandı. Bu anlaşma ile iki ülke arasında “daimi sulh ve ebedi dostluk” münasebetleri oluşturuldu ve Osmanlı gerektiği takdirde Azerbaycan’a silahlı yardım yapmayı kabul etti. Anlaşmanın 4.üncü maddesine göre Azerbaycan demokratik Cumhuriyeti’nin Başkanı M.E. Resulzade Kafkaslardaki Türk ve Müslüman halkına yönelik katliamın bir an önce durdurulması için Osmanlı Devletinden askeri yardım istedi.

Türkiye’nin müttefiki olan Almanya Türk Ordusunun Azerbaycan’a askeri yardım etmesine karşı çıkmakta idi. Yalnız Başkomutan vekili Enver paşa Azerbaycan’da durumun çok ciddi olduğunu anlayınca ve Almanlarla olan sıkıntının aşılabilmesi için “Kafkas İslam Ordusu” adını taşıyan teşkilat kurdu. Şark Orduları Komutanlığı bünyesinde bulunan beşinci Kafkas Piyade Tümeninin Kafkas İslam Ordusunun arasına katılması emrini verdi.

Bunun üzerine, 9–10 Haziran’da Türk askerlerinin birlikleri Gence’ye hareket etti. Azerbaycan topraklarından Kazağ; Tovuz bölgelerinden geçerek yol boyunca halkın sevgi gösterileri ile karşılandılar. 10 Haziranda Gence’ye ulaşarak Kafkas İslam Ordusu’nun emrine girdiler. Gence halkı Türk askerlerini kurbanlar keserek karşılamakta idi. Osmanlı Devletini kurtarıcı olarak gören Gence’liler şehrin her tarafında Osmanlı Devletinin ve Azerbaycan’ın bayraklarını astılar. Halkın bu sevincini Azerbaycan Milli Şairi Ahmet Cavat “Selam Türkün Bayrağına” (Türkiye de bu şiiri “Çırpınırdı Karadeniz” olarak bilinmektedir) şiirinde; “Vefalı Türk geldi yene, selam Türkün bayrağına” sözleri ile aktarıyor, kendisi de Türk Ordusunu selamlıyordu. Ahmet Cevat yazdığı başka bir “Türk Ordusuna” şiirinde sanki haykırmakta idi:

Ey şanlı ülkenin şanlı ordusu
Unutma Kafkas’a geldiğin günü
Gelirken kovmaya Turan’dan Rus’u
Ayağını Karadeniz öptü mü?
İlk atarken eski burca adımı
Kars Kalesi selam topu attı mı?
Sen yaparken orada zafer şenliği
Mağlup düşman kaşlarını çattı mı?

1937’de diktatör Stalin’in emri ile Pan-Turanist, Pan-Türkçü gibi ithamlarla Ahmet Cevat’ı kurşuna dizip öldürdüler.

Gence’de Nuri Paşa, bir yandan düzenli ordu kurmak, diğer yandan Gence’nin Ermeni mahallesinde bulunan silahlı Ermenilerin itaat altına alınması ve ellerindeki silahlarının toplanması için çalışmalar yapmakta idi. Gence Ermenileri ise silahlarını teslim etmemek için direnmekte idiler. 14 Haziran’da Gence Müfrezesi Ermeni mahallesine girip, denetimi ele aldı ve onlardan silahları topladı. Böylece, Türk askerlerinin Azerbaycan’da ilk silahlı çatışması Gence’de oldu. Kafkaslarda Mehmetçik ilk kez Gence‘de şehit düştü. 18 Haziran 1918’de Kafkas İslam Ordusu Gence’den Bakû’ye hareket etti.

Bu zaman Bolşevik Kızıl Ordusu, çevredeki Ermeni ve Rusları yanlarına katarak, 30 bin kişilik bir kuvvetle yiyecek ve içecek sıkıntısı çekmeyerek Kafkas İslam Ordusu’na karşı Bakû’den hareket ederek yol boyunca 50’den çok Azerbaycan köylerini yakıp, insanları öldürmekte idiler. 27 Haziran’da Karameryam-Gökçay karayolu boyunca Kafkas İslam Ordusu ile yüz yüze geldiler. Türk birlikleri hücuma geçerek düşmanı 3 km geriye atıp bozgun şekilde doğu istikametinde kaçmasını sağladılar. Panik içinde kaçan düşman askerleri karşılarına çıkan Aksu kasabasını tamamen yakıp yok ettiler.

Gökçay Savaşı, Türk Kafkas İslam Ordusu için ve Azerbaycan için çok önemli sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Bakû’de bulunan Bolşevik Sovyet yöneticileri Kızıl Ordunun önünde hiçbir askeri gücün duramayacağını düşünmekte idiler. Kafkaslarda yaşayan halklar da, Rus Bolşevik ordusunun mağlup edilemez bir askeri güç olduğuna inandırılmışlardı. İnsanların düşüncelerinde yer eden “Kızıl Ordu mağlup edilemez” mitolojisini, Türk Kafkas İslam Ordusu Gökçay önlerinde tamamen ortadan kaldırdı.

Türk Kafkas İslam Ordusu, Gökçay Savaşı’ndan sonra bütün gücünü Bakû’nün kurtarılmasına yönetti. Almanlar, Bolşevikler, Ermeniler ve İngilizler petrol bakımından zengin olan Bakû’nün Türklerin eline geçmesine karşı idiler. O tarihte Bakû’de 18 bin silahlı Ermeni, 1200 ingiliz ve 1500 Rus birlikleri, yani 20 ile 30 bin kişilik düşman kuvveti bulunmakta idi. Bakû cephesinde savaşa hazırlanan Türk Kafkas İslam Ordusunda Anadolu’dan gelen 8 bin Türk askeri, 7 bin Azerbaycan Türklerinden milis kuvveti vardır.

15 Eylül 1918 tarihinde sabah saat 04.30 sularında topçu ateşinden sonra Kafkas İslam Ordusu taarruza geçti. Ermeni ve Rus askerleri, sokak aralarında veya gizlendikleri binaların üstünden ateş açmakta idiler. İngilizlerin Bakû’den kaçmaya başladığını anlayan Bakû yönetimi, Türk komutanları ile temasa geçerek şehrin teslim edilmesine ilişkin işaret vermekte idiler. Ruslar ve Ermeniler Dağıstan istikametine gitmek üzere gemilere doluştular. İngilizler ise Türkmenistan istikametine doğru kaçmaya başladılar. Bakû sokaklarında saat 15.00’e kadar devam eden çatışmalarda Ermeni ve Rus birleşik güçlerinin direnişi tamamen kırıldı.

Bakû’nün düşman işgalinden kurtarılmasına dair, 16 Eylül 1918 tarihinde Nuri Paşa Harbiye Nazırı ve Başkomutan vekili Enver Paşaya telgrafla bildirdi. “Allah’ın yardımı ile Bakû şehri otuz saat şiddetli muharebeden sonra 15. 9.1918 tarihinde düşmandan tamamıyla temizlenerek zapt olunmuştur. 54. Alayın kahramanlığı zikredilmeye değer. Tafsilat arz olunacaktır. No:424”

Azerbaycan’ın ve özellikle Bakû’nün düşman işgalinden kurtuluşu münasebetiyle Başkomutan vekili Enver Paşa 29 yaşındaki genç komutan Nuri Paşanın şahsında Türk askerini kutlamıştı. Enver Paşa Şark Orduları Grubu Komutanı Halil Paşa’ya, Nuri Paşa’ya kutlama mesajı göndermişti “Büyük Turan İmparatorluğunun Hazar Denizi Kıyısındaki zengin bir konak yeri olan Bakû şehrinin zaptına ilişkin haberi büyük sevinç ve mutlulukla öğrenmiş bulunuyorum. Türk ve İslam tarihi sizin bu hizmetinizi unutmayacaktır. Gazilerimizin gözlerinden, öper, şehitlerimize fatihalar ithaf ederim”.

Türk Ordusunun Kafkaslara girmesinin esas amacı Ermeni Taşnakların Doğu Anadolu’da başlattığı ve Azerbaycan’ın birçok bölgesinde sürdürdüğü katliamı durdurmaktır. Çünkü Azerbaycan’da, Anadolu ile coğrafyası bir olan Oğuz Türkleri yaşamakta idi. Her iki halkın Oğuzhan, Metehan, Dede Korkut, Fuzuli, Nesimi, Nasrettin Tusi, Köroğlu gibi birçok ortak tarihi ve kültürel değerleri mevcuttu. Tek milletin birlikte kurduğu Türk Kafkas İslam Ordusu Azerbaycan’ı hür ve bağımsız bir Devlet olarak kendi ayakları üstünde durabilmesi için düşmanlarla savaşarak 1130 Mehmetçik şehit vermiştir.

Yazımı, Türk Dünyası’nın yaşayan büyük şiir ustası Bahtiyar Bey Vahapzade’nin şiiri ve şiirine özünün açıklamasıyla bitirmek istiyorum.

Yolun kenarında tenha bir mezar
Üstünde ne adı ne soyadı var
Yolcu arabayı durdur bu yerde
Bir sor kimdir tenha kabirde
O bir Türk askeri kahraman metin
O, öz kardeşine yardıma geldi
Kurşuna dizilen milletimizin
Haklı savaşına yardıma geldi
Uzaktan ses verip sesine geldi
O dönmedi ülkesine
Düşman sağlarını o soldan sağa
Biçti dostlarıyla cepheyi yardı
Toprağın yolunda düştü toprağa
Senin toprağın sana gaytardı
Kendi koruduğu hem can verdiği
Yolun kenarında defnedildi o
Uğrunda canını kurban verdiği
Toprağı kendine vatan bildi o
Yolcu, arabayı bu yerde eğle
O mezar önünde sen tazim eyle
El aç, dua eyle onun ruhuna
Ayak bastığın yer borçludur ona

“Bugün hemin mezarın etrafında bizim ayaklarımızı bastığımız o toprak, o şehirde, Türk askerlerine borçludur. Bunu, bu şiirimle milletime telkin etmek istemişim” (Bahtiyar Vahapzade)

Doç. Dr. Hanım HALİLOVA

image0026.jpg

Osmanlı topçusu Bakü’deki Rus-Ermeni birliklerinin karargahlarına ateş ediyor

image0034.jpg

Türk Askeri Bakü’ye girme hazırlığında.

image0042.jpg

Türk Askeri Bakü’ye giriyor.

Paylaş:

Yorumlar

“643) TÜRK KAFKAS İSLAM ORDUSU” yazisina 3 Yorum yapilmis

  1. Hüseyin yorum tarihi 19 Mart, 2013 05:54

    Okur iken hiç sıkılmadığım, anlaşılabilir bir sadelik ile bu güzel tarihi bizlere ulaştırdığınız için sizlere teşekkür ederim.

  2. Deli dumrul yorum tarihi 2 Kasım, 2014 05:32

    Ya bu cephede Almanya ile Osmanlı devletinin yaptığı bir savaş var acaba ismini biliyor musunuz ? Hatta alman esirler dahi almışız.

  3. Kafkasya Turk islam Ordusu yorum tarihi 5 Nisan, 2019 13:25

    NURI PAŞA’YI
    MOSSAD

    ŞEHIT ETTI?

    Nuri Kıllıgil,
    Enver Paşa’nın kardeşi,
    KAFKAS İSLÂM ORDULARI
    BAŞKUMANDANI ,
    BAKÜ’ ’nün KURTARICISI .
    Memur babası Ahmet ile annesi Ayşe’nin ilk çocuğu Enver (1881‐1922) idi. İkinci çocukları Hasene (1887‐1963) ve üçüncü çocukları Nuri (1889‐1949) doğdu. Ardından üç çocuk daha oldu: Mediha (1894‐1983),Kamil (1898‐1964) ve Ertuğrul (1907‐1931) dünyaya geldi.
    Babasının tayini nedeniyle ilk öğrenimini ve askeri okul tahsilini Manastır’da yaptı. Kuleli Askeri Lisesi’nden son‐ra Harp Okulu’na gitti. 1908’de okul dördüncüsü olarak mezun oldu. Mülazım‐ı Sani (Teğmen) rütbesiyle 3. Ordu Karargahı’nda göreve başladı. İki yıl sonra 1910’da padişahın Maiyet Bölüğü’nde görev aldı.
    İttihatçılar sarayı kontrol altında tutuyordu. Teğmen Nuri, amcası Yarbay Halil Beyin emrinde çalıştı. Trablusgarp Savaşı çıkınca ağabeyi Enver ile birlikte gizlice bölgeye gitti. Ağabeyi Enver’in emrinde Derne, İtalyanlara Bingazi ve Tobruk’ta; ve daha sonra amcası Halil’in emrinde Homs ile Mısrata bölgesinde İtalyanlara karşı savaştı. Savaş sonrasında Mülazım‐ı Evvel (Üsteğmen) rütbesine yükseldi ve İstanbul 1. Ordu’da görev yapmaya başladı. Balkan Savaşı’nda Çatalca’da Bulgarlar ile savaştı. Bir yıl sonra, Yüzbaşı rütbesine yükseldi. Roma Askeri Ataşe Yardımcılığı’na getirildi. 1914’te aynı görevle Viyana’ya tayin edildi. Kısa bir süre sonra savaş çıkınca yurda döndü; ağabeyi Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın yaveri oldu. Ağabeyi Enver Paşa tarafından, İtalyan ve İngilizlere karşı ayaklanmayı örgütlemek için tekrar Libya Trablusgarp’e gönderildi. Rütbesi yetersiz olduğu ve Arapları etkilemek için kendisine mirlivalık ve fahri ferik rütbeleri verildi. 1918 yılına kadar üç yıl İngiliz ve İtalyanlar ile savaştı. 1916’da Binbaşı ve 1918’de Kaymakam (Yarbay) oldu. Başarılarından ötürü… Almanya İmparatoru, Birinci Rütbeden Demir Salip Madalyası verdi.
    BAKÜ’ NÜN KURTARICISI
    Osmanlı Altın Liyakat Madalyası; Altın İmtiyaz Madalyası; Üçüncü Rütbeden Kılıçlı Osmani Nişanı ve Kılıçlı Birinci Mecidi Nişanı ile onurlandırıldı. 1917 Bolşevik Devrimi ardından KAFKAS İSLAM ORDUSU KOMUTANLIĞI ‘na getirildi.
    Çünkü…
    İNGILIZLER, Rus ordusuna YARDIMCI OLMAK MAKSADIYLA savaşın sonlarına doğru AZERBAYCAN’A birlik göndermiş, onların varlığından DESTEK alan ERMENILER de AzeriTÜRKlerine KARŞI KATLIAMA başlamış ve BINLERCE AzeriTÜRKÜ KATLEDILMIŞTI. Devrimden sonra bölge çok karışmıştı. Başkumandan Vekili Enver Paşa, Azerbaycan’daki durumun kontrol altına alınması için kardeşi Nuri Paşa’yı vazifelendirdi. Nuri Killigil, Musul’da kurduğu ordusuyla Azerbaycan üzerine yürüdü.
    13 Eylül 1918’de Bakü’yü kurtardı. Ardından Karadağ ve Dağıstan’ı aldı. Kafkasya’da ilerleyişi sürerken Mondros Antlaşması sonrası İstanbul’a çağrıldı. Tutuklandı. Ve İngilizlere teslim edildi. İngilizler kendisini Batum’a götürüp hapsetti. Kaçtı. Azerbaycan’da, Kızıl Ordu’ya karşı savaştı; yenildi. Çünkü, AzeriTurklerinin bir bölümü devrimi destekliyordu.
    Savaştan sonra Almanya’ya gitti, uzun seneler orada yaşadı ve Türkiye’ye 1930’ların SONUNA DOĞRU, İkinci Dünya Savaşı’nın ÖNCESINDE döndü.
    Önce istanbul Zeytinburnu’nda bir döküm atölyesi KURDU ardından Sütlüce’de SAVUNMA SANAYININ ILK FABRIKASINI.KURDU
    Dönemin de şartları gereği fabrika 3 vardiya çalışıyor, sipariş yetiştiremiyordu.
    Tarih: 14 Mayıs 1948. Filistin’de İngiliz manda rejiminin sona ermesinin hemen ardından,
    TEL ‐AVIV’DE toplanan Yahudi Milli Konseyi, yayınladığı bildiriyle İSRAIL DEVLETI’NIN KURULDUĞUNU ilan etti.
    24 saat sonra… Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan ve Irak, İsrail’e SAVAŞ AÇTI. Ancak yenilip antlaşma yapmak zorunda kaldılar. Sonrasında bu yenilginin intikamını almak isteyen devletler alttan alta bir silahlanma girişiminde bulundular.
    Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Suriye ve Mısır’a silah ambargosu koymuştu.
    NURI KILLIGIL bu karara rağmen silah üretmeye devam ediyordu. Depoda Suriye için yapılmış olan iki bin havan mermisi depoda muhafaza ediliyordu.
    KISA BİR KRONOLOJİ
    14 MAYIS 1948: İsrail devlet olduğunu ilan etti:
    Yahudi Arap savaşı başladı…
    1 Mart 1949:Türk girişimci Nuri Paşa Mısır’dan yüklü miktarda silah siparişi aldı. 2 Mart 1949:Nuri Paşa’nın Sütlüce’deki silah fabrikası havaya uçtu. 26 işçisiyle can verdi.
    28 Mart 1949:
    TÜRKIYE
    İSRAIL’I TANIYAN
    ILK MÜSLÜMAN ÜLKE oldu.
    2 Mart 1949’da,
    öğleden sonra saat beşi on geçe, Sütlüce’deki fabrikada artarda patlamalar meydana geldi ve neredeyse TAMAMI HAVAYA UÇTU. İlk patlama atölyede olmuş, daha sonra cephane deposu da yok olmuştu ve patlamalar iki gün boyunca devam etti.
    Nuri Paşa da o sırada fabrikada idi…
    Ceset parçaları Sütlüce’nin yüzlerce metre ilerisine yayılmıştı ama günlerce aranmasına rağmen Nuri Paşa’nın cesedine ait hiçbir şey bulunamadı.
    27 kişi ŞEHIT olmuştu.
    YAHUDİ İŞÇİLER NEDEN FABRİKAYA GELMEDİ !!
    Nedeni hala bilinmeyen bu patlamanın esrarengiz tarafı hala aydınlatılamadı. O gün
    YAHUDI IŞÇILER fabrikaya gelmemişti.
    Fabrika yakınlarında bulunan ve BOMBA YAPIMINDA KULLANILAN KABLOLARIN SIRRI HALA AYDINLATILMIŞ DEĞIL.
    Hepimizin bildiği kadarıyla bu bir kaza değil
    ALÇAKÇA tertip edilmiş bir SABOTAJ “DI.
    Silahların el altından Müslüman ülkelere gönderilmesi hem hükümeti hem de İsrail’i derinden sarsmıştı.
    DEVLET CENAZE NAMAZLARINI BİLE KILDIRMADI
    Ne acıdır ki, böylesine bir kahramanın ve diğer ŞEHIT olan işçilerin cenaze namazı dönemin ünlü İstanbul müftüsü Ömer Nasuh Bilmen’in verdiği FATVA neticesinde KILINMADI.
    Bu devletin İSRAIL’E yaptığı bir JEST ve bu milletin KAHRAMANINDAN aldığı bir INTIKAMDI.
    Hem biz neden kendi silahımızı üretecektik ki,
    iki sene sonra İsrail’den almak varken üretmek de neyin nesi!
    İşte bu BÜYÜK KAHRAMANIN cenaze namazını 67 yıl sonra Edirnekapı’da kılmayı ALLAH bize de nasip etti. Daha önce atıl bir durumda olan mezar bugün çok şükür ki, olması gereken haline kavuştu.
    Bu BÜYÜK KAHRAMANIN aziz HATIRASINA gereken ihtimamı gösteren
    İBB Kütüphane ve Müzeler Müdürü Ramazan Minder, Enver Paşa’nın TORUNU , Arzu Enver Erogan, Kafkasyada İslam Ordusu Kumandanı,
    Haliç’te silah ve cephane fabrikatörü Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Killigil isimli kitabın yazarı ATILLA ORAL ve mezarlığın yapımını üstlenen IŞ ADAMI ZEKI YILMAZ ve AZERBAYCAN MILLETVEKILI GANIRE PAŞAYEVA’YA ayrı ayrı TEŞEKKÜR etmek boynumuzun borcudur.
    (BIZLERDE TESEKKUR EDERIZ SAG OLUN)
    TAVSIYE edilen KITAPLAR:
    Necdet Karaköse – Afrika Grup Komutanlığı, Kafkas İslam Orduları Kumandanı, Sütlüce Farbikası’nın sahibi Nuri Paşa – Ötüken Yayınevi
    Atilla Oral – Kafkasya’da İslam Ordusu Kumandanı, Haliç’te silah ve cephane fabrikatörü Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Killigil – Demkar Yayınevi
    TUM AZIZ SEHIDLERIMIZden
    ALLAH RAZI OLSUN VE RAHMET EYLESIN smin

    http://www.millicozum.com/mc/ekim-2006/mossad-teror-ve-mafya-karargahi

    ——–2——–

    http://www.millicozum.com/mc/nisan-2010/israil-gen-kur-bsk-gladio-bolge-komutanidir-medyanin-tekellesmesi-ve-masonlarin-tetikcisi-gladio

Yorum yap