58) GÖNÜLLERDEN GÖKLERE (Erzurumlu Nafiz KOTAN)

Yayin Tarihi 6 Kasım, 2011 
Kategori KAHRAMANLAR VE BİLGİNLER

 

GÖNÜLLERDEN GÖKLERE

(Erzurumlu Nafiz KOTAN)

Uçağın ilk defa askeri maksatla kullanıldığı Trablusgarp Harbinde, Trablus’a saldıran İtalyanların 1 Kasım 1912’de havadan uçakla bomba atmaları Osmanlı askeri idarecilerinin dikkatlerini uçakların üstüne çekmiş ve onları havacılıktan askeri bir güç olarak yararlanmanın yollarını aramaya sevk etmiştir. Askeri idarecilerin bu konuda göstermiş oldukları hassasiyet, bir süre sonra havacılığı o günkü ortamın da etkisiyle tamamen askeri amaca dayalı bir hale getirecektir.

Modern silahların orduda kullanılması konusunda derin bir öngörüye sahip olan Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa, Paris ve Berlin askeri ataşelerinden özellikle havacılık alanındaki gelişmeleri yakından izlemelerini istemiştir.

Dünya havacılık tarihi, 1911 yılında Tayyare Komisyonu adı altında idari olarak, 1912 yılında ise envantere alınan REP, Deperdussion, Bleriot ve Bristol tipi uçak gücü ile fiili olarak Türk havacılığı ile tanışmaya başlamıştır.

Mahmut Şevket Paşa, 12 Mart 1912 tarihli Bakanlar Kurulu toplantısında “Askeri Havacılık” hakkında bir kanun projesini hükümete kabul ettirmiş, ancak Osmanlı bütçesinde uçak satın almak için yeterince kaynak bulunamamıştır. Bunun üzerine Donanmay-ı Osmani Muavenet-i Milliye Cemiyetine müracaat edilerek bağış yoluyla para talebinde bulunulmuştur. Sultan Reşat bir tayyarelik bağışta bulunmuş, Mahmut Şevket Paşa uçak alımı için 30 altın bağışlamış, ayrıca altı aylık maaşının dörtte birini de bu işe tahsis etmiştir. Padişahın ve Harbiye Nazırının ilk bağışları yapmaları halk arasında büyük bir sevinç yaratmış ve teşvik unsuru olmuştur. Kampanyaya İstanbul’dan ve diğer bölgelerden başta her rütbedeki asker ve sivil devlet memurları olmak üzere esnaf, sanatkar ve diğer mesleklerden vatandaşlar katılmıştır.

Türk halkının ordusuna olan sevgisinin ve kadirşinaslığının bir yansıması Edremit halkı tarafından yapılan bir bağış olarak 1914 yılında gerçekleşmiştir. 1914 İstanbul-İskenderiye Seferi münasebetiyle Harbiye Nezareti uçuşa başlayan iki tayyareden başka üçüncü bir tayyarenin de seyahate katılmasını kararlaştırmış, “Ertuğrul” isimli Bleriot tipindeki uçağımız Kemal ve Salim Beylerin idaresinde 06 Mart 1914’te Çanakkale’ye varmışlardır.

Ertuğrul tayyaresinin ilçelerine uğramasını çok arzu eden Edremit halkının isteği üzerine 13 Mart’ta Edremit’e doğru hareket edilmiş, ancak Küçükkuyu civarında yaşanan kırım neticesinde uçak çok hasar görmüştür. Seyahat teşebbüsü daha başlangıçta başarısızlığa uğrayan Ertuğrul’un durumu Edremit halkını çok üzmüştür.

Bunun üzerine Edremitli Yağcızade İsmail Hakkı Bey’in öncülüğünde para toplanarak, “Edremit” adı verilen bir Bleriot uçağı alınmıştır. Salim ve Kemal Beylerin idaresinde Edremit tayyaresiyle 19 Nisan 1914’te Beyrut’tan başlanmış olan seyahat, İskenderiye’de başarıyla tamamlanmıştır. Bu seyahat sırasında dört uçaklık para bağışı sağlanmıştır.

Dönemin ölçütlerine göre kısa bir sürede yabana atılmayacak boyutta gelişme gösteren Türk Askeri Havacılığı, ne yazık ki Birinci Dünya Savaşının Türk ulusuna tattırdığı büyük acılardan payını almış ve işgalci İtilaf Devletleri tarafından uçaklarına el konulması suretiyle büyük ölçüde yıkıma uğramıştır.

Ancak buna rağmen, bir avuç kahraman havacının İstanbul’dan Konya’ya kaçırdığı uçaklar ile hava gücünün mevcudiyetinin korunması ve devamının sürdürülmesi sağlanmıştır. Böylece Kurtuluş Savaşı sırasında, ülkenin doğusu ve batısındaki cephelerde başarılı hava görevleri icra edilerek, Türk milletinin kurtuluş mücadelesine önemli katkılar sağlanmıştır. Türk insanının yaşamak için verdiği bu büyük mücadeleye elindeki tüm imkanları kullanarak bağışlarıyla gönülden ve karşılıksız katılımda bulunan Erzurumlu Nafiz Bey’i unutmak mümkün değildir. Nafiz Bey, Cumhuriyet döneminde Hava Kuvvetlerinin güçlendirilmesi yönünde bağışlarıyla ordusuna büyük destek verecek Türk insanına milli dayanışmanın seçkin bir örneği olmuştur.

 

Erzurumlu Nafiz KOTAN

image0015.jpg

Kurtuluş Savaşı sürecinde dört uçaklık bağışta bulunan ve Hava Kuvvetlerine büyük destek veren Erzurumlu Nafiz Bey’in hürmetle anılacak büyük bir yeri vardır.

Türk hava gücünün sıkıntılarını ve malzeme yokluğunu bilen Nafiz Bey, 1887 yılı Erzurum doğumludur. Erzurum’un tanınmış ve köklü ailelerinden olan Hacı Ahmet Bey’in oğludur. Amcası Mustafa Kotan Ağa’dır. Nafiz Bey, soyadı kanunu çıkınca KOTAN soyadını almıştır. İlkokulu bitirir bitirmez babasının yanında ticaret hayatına atılan Nafiz Bey, baba mesleğinin bütün inceliklerini kısa zamanda öğrenmiştir. Bu arada Şerifzade ailesinin kızlarından Makbule Hanımefendiyle evlenmiştir. Bu evlilikten beş erkek bir kız çocuğu olmuştur.

Babasının ve hemen ardından amcasının vefatı üzerine işlerini tasfiye ederek İstanbul’a gitmiş, kardeşi Necip Bey’le birlikte ticaret hayatına atılmış, özellikle halı ihracatıyla dış ilişkilerini geliştirmiştir. Bu ilişkiler, O’na ilerde uçak satın alabilme olanağını sağlamıştır. Çünkü o günün koşullarında, yurt dışından uçak tedariki mümkün değildi. Üstelik işgal altında bulunan İstanbul’dan Anadolu’ya uçakları, uçurarak getirmek son derece zordu.

Uçak satıcıları İstanbul üzerinden Anadolu ve daha doğuya İran’a seyahat planladıklarını belirtip İstanbul’a geliyorlar, doğuya doğru uçuşla satın alanın istediği yere inip zorunlu iniş bahanesiyle uçağı teslim ederek yurtlarına dönüyorlardı. Erzurumlu Nafiz Bey iki uçağını tedarikte bu yolu kullanmıştı. Bu iki uçağa “Erzurumlu Nafiz 1” ve “Erzurumlu Nafiz 2” isimleri verilmiştir.

Kurtuluş Savaşı başlar başlamaz Nafiz Bey, hemen Ankara ile irtibata geçerek Kuvayımilliye’nin ihtiyacı olan gereçleri İnebolu üzerinden Anadolu’ya göndermiş ve bu çabaları sırasında ordunun hava gücü yönünden ne kadar büyük sıkıntıda olduğunu görmüştür. Nitekim, yakın ticari ilişkiler içerisinde bulunduğu İtalyan tüccarlarla gizlice yaptığı girişimlerle Fiat tipi uçak satın alınmasını sağlamıştır. Uçak alım girişiminin olumlu sonuç vermesi üzerine, aşağıda metni verilen telgrafta da görüldüğü gibi durumu Ankara’ya hemen bildirmiştir.

“İnebolu

30 Ocak 1921

Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine;

İstanbul’dan satın aldığım ve buraya getirmeye muvaffak olduğum tayyare uçarak bugün geldi. Orduya namıma teberru ediyorum. Kabulünü istirham ile düşman üzerine ilk bombayı atacak zata iki yüz lira nakti mükafat takdim edeceğim. Milletimizin istikbalinin selamete visalini ve muvaffakiyetini Cenab-ı Hak’tan temenni eder, hürmetle ellerinizden öperim.

Erzurumlu Hacı Ahmedzade Nafiz”

Uçakların İstanbul’dan uçurularak Anadolu’ya getirilmesi planlandığı için, Bolu yakınlarında bir alan yapılması gerekmiştir. Meydanın yapılması ve uçakların Bolu’dan Eskişehir’e getirilmesi için Pilot Üsteğmen Sıtkı Bey (TANMAN) ile makinist Ferit Bey görevlendirilmiştir.

İlk uçak 30 Ocak 1921’de İnebolu üzerinden Bolu’ya getirilmiştir. İtalyan pilot tarafından İstanbul’dan uçurularak gizlice Bolu’ya getirilen bu uçak, arızalandığı için parça bekler duruma düşmüştür.

İkinci uçak hava şartlarının elverişli olmaması nedeniyle on gün sonra yola çıkabilmiştir. Bolu’ya yine İtalyan pilot tarafından uçurularak getirilen bu uçağın deneme uçuşları sırasında iniş takımı ve pervanesi kırılmıştır. (14 Mayıs 1921) Bu iki uçak daha sonra karadan Polatlı’ya gönderilmiştir. Nafiz Bey, kırım geçiren bu iki uçağı tekrar kazanmak için İtalyan tüccarlarla anlaşarak yedek parçalarını satın almış ve bu parçaları gemiyle İnebolu’ya göndermiştir.

Makinist Ferit, deniz yoluyla İtalya’dan gelen parçalarla bu iki uçağı tamir etmiştir. Makinist Ferit’in o günün koşulları, imkansızlıkları ve tehlikesi ile bu iki uçağı Türk ordusuna kazandırmış olması büyük başarıdır. 14 Mayıs 1921 günü tayyareden atılan kurdeleye bağlı Kuvayi Havaiye Müdüri Umumisi Latif Bey imzalı 13 Mayıs 1337 tarihli mektupta;

“ Ankara’da tüccari mutebereden Erzurumlu Nafiz Bey Efendiye,

Beyefendi, hamiyet ve fedakarlığınızın timsali olan tayyareniz sizi selamlar ve umum tayyarecilerin teşekküratını takdim etmek şerefi ile bahtiyardır efendim.” sözlerine yer verilmiştir.

Böylece onarılan uçaklar 1921 Haziran’ında cephede göreve başlamışlardır. Erzurumlu Nafiz adları verilerek numaralandırılan uçaklardan ancak İkinci İnönü Muharebesinden sonra faydalanılmıştır.

Sakarya Savaşı öncesi Temmuz 1921’de Polatlı’ya, 12 Ağustos 1921’de Malıköy’e intikal eden Yzb. Fazıl’ın komutasındaki 2 nci Tayyare Bölüğünün dört uçağından ikisi Nafiz Bey’in almış olduğu uçaklardır. 14 Ağustos 1921’de Malıköy meydanından “Erzurumlu Nafiz 1” uçağı havalanmış, fakat pilotaj hatası sonucu düşerek parçalanmıştır.15 Ağustos 1921 günü ise cephe uçuşuna çıkan “Erzurumlu Nazif-2” dönmemiş, uçak dönüşte Beylikköprü dolaylarında iki bin metre yükseklikte motorunda çıkan yangın sonucunda Yzb. Süleyman Sırrı ve Sivil Pilot Behçet ile birlikte yanarak düşmüştür.

Nafiz Bey, Hava Kuvvetlerine kazandırmış olduğu bu iki uçaktan başka tekrar iki uçak alınması için bağışta bulunmuş, Antalya’daki Satın Alma Komisyonu bu bağışı bir uçak ve bir telsiz istasyonu alarak değerlendirmiştir. Üçüncü uçağın Antalya’ya geldiğine dair bilgiyi arşiv kaynaklarına göre yapılan araştırma neticesinde, 6 Ağustos 1921 tarihli Ankara/Erkan-ı Harbiye Riyasetinden Garp Cephesi Kumandanlığına gönderilen bir yazıdan öğrenmek mümkün olmuştur. Bu dönemde 174 ncü Piyade Alayı subayları Hava Kuvvetlerine bir uçak hediye etmek üzere maaşlarından para toplamışlardır. Satın alınışında alay subaylarının da katkısı bulunan Brequet-14 tipindeki uçağa 174 ncü Alay adı verilmiştir.

Yukarıda sözü edilen bu uçaklar konusunda Nafiz Bey’in kızı Hikmet KOTAN “Ben doğmadan önce babamın ordumuza üç dört uçak satın aldığını, daha sonraki konuşmalarından öğrenmiştim.” demek suretiyle mevcut bilgileri teyit etmiştir.

Türk Milletinin bu büyük varoluş mücadelesinde Nafiz Bey’in hava gücümüze yaptığı katkı son derece önemlidir. Uçakların uçabilir duruma getirilmesi için gerekli gereç ve yedek parçadan önemli bir bölümünün bulunmaması, dış tedarikin de yapılamaması onarım işlerini çıkmaza sokmuştur. Buna rağmen, Hava Kuvvetleri Müfettişliği emrindeki Konya İstasyonunda geceli gündüzlü çalışılarak Konya’daki demirci ve buna benzer imalathaneler ile manifatura mağazalarından da yararlanılarak uçaklardan bir kısmının onarımları yapılmış; sağlanan kaput bezleriyle uçakların gövde ve kanatları kaplanmış, tutkal ve kundura çivileriyle bu bezler iskelete tutturulmuştur. Bu işlemden sonra bezlerin sert, kaygan ve su geçirmez duruma getirilmeleri için “emayit” denilen boya gibi bir maddeye gereksinim duyulmuştur.

Bu maddeden yoksun bulunmamız karşısında, sıkıntı Konya’daki havacılar tarafından eşine ender rastlanan bir çözümle giderilmeye çalışılmıştır. Patates kabukları, koyun ve sığır ayakları bir kazanda kaynatılmış; bu işlemden elde edilen jelatin, başka bir kazanda kola ve yumurta akı ile macun gibi duruma getirilinceye kadar pişirilmiştir. Elde edilen bu madde uçakların gövde ve kanatlarına sürülerek istenilen sertlik ve kayganlık, tam olmamakla beraber sağlanabilmiştir. Buna rağmen bu durumda olan uçaklar yağmurlu havalarda kullanılamamıştır.

Uzun yıllar sonra Nazif Bey’e bu uçak alımlara hakkında soru soruldukça “O günün şartları öyle icap ediyordu. Biz de elimizden geleni yaptık, bu konuyu kapatalım.” diyerek soruları cevapsız bırakacak kadar alçak gönüllü davranmıştır.

Uçak alımı ve Anadolu’ya gizlice gönderilme işleminden sonra Nafiz Bey, İstanbul’daki bütün varlığını paraya çevirerek İnebolu üzerinden Ankara’ya gelmiştir. Elindeki bütün parayı Osmanlı Bankasına yatırarak hesap açtırmış, bankaya verdiği talimatla açılan bu hesabı Mustafa Kemal Paşa (ATATÜRK)’nın emrine tahsis etmiştir. “Paşam vatan kurtulursa hepimiz kurtulacağız. Fakat Allah göstermesin, bu mukaddes toprakları kaybedersek benim servetimin ne kıymeti kalır” diyerek arz etmesi, Atatürk’ü çok duygulandırmıştır.

Nafiz Bey yüzde altmışı kendisine ait olan kurduğu inşaat şirketiyle on yıl (1925-1935), özellikle Ankara’da birçok bina yapmıştır. Ankara’da, M.S.B.lığı, Türkiye İş Bankası, Sağlık Bakanlığı, Merkez Bankası, Ankara Palas, Vakıflar Bankası Genel Müdürlüğü, Büyük Tiyatro, Harp Okulu, Türk Hava Kurumu ve Etnografya Müzesi gibi yapılarla Trabzon’da Numune Hastanesi, İzmir’de Elhamra Sineması gibi inşaatlar… İş Bankasının finanse etmiş olduğu bu şirket beş sene sonra tasfiye edilmiştir.

 

Şirketin tasfiyesinden sonra mali durumu kötüleşen Nafiz KOTAN, 1939 yılında Erzurum’a dönerek inşaat ve ticaret hayatına burada devam etmiş, bu sırada Erzurum Ticaret Odası Başkanlığına seçilmiştir. Bu büyük vatansever, 17 Haziran 1948 günü Erzurum’da kaldığı bir otel odasında şeker komasına girerek hayata veda etmiştir. Cenazesi askeri törenle kaldırılmıştır.

Cumhuriyet döneminin ilk Hava Müsteşarı olarak görev yapmış olan Orgeneral Muzaffer ERGÜDER, Nafiz KOTAN’la ilgili olarak hatıralarında şu sözlere yer vermiştir:

“Tayyare adlarından bahsederken koca yürekli, zengin gönüllü, asil bir Türkün adını saygıyla anmak vazifemizdir. Bu büyük Türk, İstiklal mücadelemiz esnasında Türk Hava Kuvvetlerini düşünen ilk zenginimiz olmuş. Vaziyeti harbiyenin tevlit (neden olduğu) imkansızlıkları para kuvvetiyle yıkarak dört tayyare satın almış ve bunları vatanın en muhtaç olduğu bir zamanda hediye ederek vatanperverliğin büyük numunesini göstermiştir.

Bugün Türk milleti Erzurumlu Nafiz’in gösterdiği hamiyetin nurlu izinde yürümektedir. Bugün tayyare meydanlarımızda kurulan hangarların, yükselen tamirhanelerin, havada uçan tayyarelerin bir kısmı milletin içten gelen fedakarlığının yarattığı eserlerdir. Bu nurlu yolun başında da bağış konusunun bayraktarı Erzurumlu Nafiz vardır”.

sarkamis-sehitleri-gonulluleri@googlegroups.com

image002.jpg

 

DUYURU:

Değerli Sarıkamış Şehitleri Gönüllüleri,

Erzurumlu Nafiz’in Kurtuluş Savaşı sırasında  Mustafa Kemal’e armağan ettiği 4 tayyareden birisi olan Fiat R2 uçağın aynısını (replika) yaptırarak Erzurum Havaalanına armağan ettik.

Aktivitenin tüm masrafları Erzurumlu Av. Necati Bölükbaşı ve Dr. Bingür Sönmez tarafından karşılandı. Tayyarenin Erzurum havaalanında monte edilerek tavana aşılışını gösteren resimleri sizler ile bölüşmek istedi.

Ulaştırma Bakanımız 11 Kasım, saat 18.30 açılışını yapacak ve tüm beklentimiz Erzurum Havaalanın isminin “Erzurum Nafiz Kotan Havaalanı” olmasıdır.

Aslına uygun yapılan uçağın görüntüleri:

https://picasaweb.google.com/113276701784137369606/Nafiz?authkey=Gv1sRgCOPJ2Nn8x53HLQ&feat=email

 

Yorumlar

“58) GÖNÜLLERDEN GÖKLERE (Erzurumlu Nafiz KOTAN)” yazisina 2 Yorum yapilmis

  1. Mustafa KILIÇ yorum tarihi 20 Nisan, 2013 11:14

    Vatansever,Erzurum’lu Nafiz KOTAN büyüğümü saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Hatırası önünde saygıyla eğilirim.

  2. ali namlı yorum tarihi 31 Ağustos, 2018 16:42

    Vallahi sadece ağlayabildim !!!

Yorum yap