503) SELAHATTİN EYYUBİ TÜRK’TÜR

Yayin Tarihi 18 Ekim, 2010 
Kategori TÜRK DÜNYASI

SELAHATTİN EYYUBİ TÜRK’TÜR !

 image00119.jpg

(Selahaddin Eyyubi, bir 12. yüzyıl Arap yazmasından-Vikipedi)

————————————————————

Marksistler bir zamanlar, benim millîyetçi muhteşem asiler olarak kabul ettiğim Köroğlu, Dadaloğlu, Pir Sultan Abdal gibi halk şairlerini sınıf savaşçısı ilân ederek, komünizme tarihî ve millî boyut kazandırmak istemişlerdir. 

Halbuki bu Celalî ozanların işçi veya köylü diktatörlüğü kurmak gibi bir niyetleri yoktu. Aksine Türk halk edebiyatının bu seçkin ve eylemci simaları, dönme-devşirme enderun iktidarında pekişen Osmanlı egemen sınıfına başkaldıran birer Türk milliyetçisiydiler.

Şimdi aynı çabayı, farklı bir biçimde bölücülerden görüyoruz. 

kürtlere ayrı bir ırk şuuru kazandırarak, Türkiye’nin Güneydoğusunda bir kürt devleti kurulması fikrini telkin edenler, halkın kendilerine sempati ile yaklaşması için tıpkı komünistler gibi tarihî şahsiyetleri ve tarihî olayları istismar etmeye başladılar. 

Hemen hemen bütün açık oturumları kürtçülere tahsis eden televizyon kanallarında sık sık tekrarlanan iddialar, özellikle Selahattin Eyyûbi ile Malazgirt Savaşı etrafında yoğunlaşmaktadır. Haçlı ordularına karşı verdiği mücadelelerle bütün İslâm Dünyasında sarsılmaz bir şöhrete kavuşan Selahattin Eyyûbi’nin bir kürt hükümdarı, Eyyûbi Devleti’nin de bir kürt devleti olduğunda ısrar ederek, bu büyük İslâm mücâhidine duyulan hayranlıktan yararlanmak isteyen bölücü propaganda, aynı amaçla bir başka yalana başvurmuştur. -Malazgirt Savaşı’na 20 bin kürt katıldı! 

Derhal belirtmek isteriz ki, kürtlerin Malazgirt Meydan Muharebesi’ne iştirak etmeleri bizi rahatsız etmez. Hattâ Müslüman olmaları sebebiyle, hristiyanlara karşı savaşmak görevleridir de. Ama 1071’de bizanslısı, ermenisi, latini ve Balkanlardan getirip muhtelif bölgelere iskan edilen hristiyanlaşmış Türklerle birlikte nüfusu 2-2.5 milyon civarında olan Anadolu’da kürtlerin 20 bin asker çıkarması esasen mümkün değildir.

Kaldı ki kürtlerin Anadolu’da eskiden beri kalabalık kitleler halinde yaşadığını şuuraltına yerleştirmek amacını güden bu asılsız iddiayı tevsik edecek bir tek ciddi kayıt da yoktur! Yani Anadolu, kürtler sayesinde bir Türk vatanı olmamıştır! Birkaç aşiret hariç, kürtlerin Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da nispeten görülmeye başlaması, Otlukbeli savaşını kaybeden Türkmen Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan Beğ’in kendisine bağlı Türk aşiretlerini alıp, İran’a geçmesinden sonradır ki, ona rağmen bu bölgede çoğunluk Türklere ait olmaya devam etmiştir. 1473’deki Otlukbeli muharebesini takip eden yıllarda kısmen boşalan Doğu ve Güneydoğu yaylalarına Elcezire bölgesindeki kürtler gelip yerleşmişler ve Türk sultanlarının himayesi altına girmişlerdir. O günden beri de Türk Devleti’nin himayesi altındadır.

Önce Türk Tarihinin en büyük imha savaşlarından biri olan Malazgirt Meydan Muharebesiyle ilgili bir temel yanlışa işaret etmek gerekir. Malazgirt Meydan Muharebesinin, Anadolu’nun kapısını Türklere açtığından bahsedilirse de bu iddia tashihe muhtaçtır. Eğer Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu’ya sahip olmak hakkını elde edebilmiş olsaydık, 1072’de Kayseri, 1073’te Paflagonya, 1074’de Antakya meydan muharebelerini yapmak zorunda kalmazdık. 1048’deki Pasinler Meydan Muharebesi dahil, yukarıda zikrettiğimiz bütün savaşlarda düşman ordusunun imha, düşman başkomutanlarının da esir edilmelerine rağmen, Anadolu topraklarına egemen olamamışızdır. Hattâ Ermeni Beyliği, Suriye Latin Prensliği ve maalesef Danişmentli Türk Beyliği ile ittifak kuran imparator Manuel Komnenos, 1161’de İkinci Kılıçarslan’dan toprak koparmış, Bizans orduları 1176’da ise Türklüğü “silip süpürmek” kararıyla Miryakefalon’da yeni bir meydan muharebesini göze alabilmiştir. Anadolu’nun tapusu, Malazgirt’le başlayan süreç içinde, ancak Selçuklulardan sonraki beylikler devrinde Türklerin eline geçmiştir ki bu tapuda Türk ırkının evlatlarından başka, Allah’ın hiçbir kulunun hakkı yoktur. 

Fakat bütün bu gerçekler Malazgirt Meydan Muharebesinin öneminin inkâr edildiği anlamına gelmez. Bu savaş, sayıca kat be kat üstün düşman kuvvetlerinin imha edilmesi bakımından Türk Ordusunun, Bizans saflarında bulunan Hıristiyan Türklerin, Müslüman kardeşlerinin tarafına geçmesi bakımından da Türk Millî şuurunun en büyük zaferlerinden biridir. kürtlerin Malazgirt Meydan Muharebesi’ne 20 bin kişiyle katıldıkları yolundaki safsataya gelince… Dün de belirttiğimiz gibi Güneydoğuyu Türkiye’den koparmak isteyenlerin bu iddiası,kürtlerin Anadolu’da eskiden beri kalabalık bir nüfus teşkil ettikleri fikrinicanlı tutmak gayretinden ibarettir. Malazgirt Meydan Muharebesini konu alan hiçbir İslâm müverrihinin eseri günümüze kadar intikal etmemiştir. Ancak çağdaş kaynaklardan alınan bilgileri ihtiva eden bazı eserler elimizdedir. Bu eserler dikkatle incelendiğinde, müverrihlerin çoğunun şifahi iddiaları, hiçbir muhakemeye tâbi tutmadan birbirlerinden kopya ettikleri anlaşılacaktır. Mesela Tarih-i Meyyafârikin ve Amid yazarı İbn’ı Ezrak, Türk Ordusunun mevcudunu “Sultanın az bir askeri vardı” ifadesiyle izah ederken, Ahbarü Devleti Selçukiyye’de bu sayı 15 bin olarak verilir. İbnü’l Cevzi, Türk Ordusunun 20 bin kişiye yakın olduğunu belirtirken, Bundari, İbnü-l Adim ve Reşüdü’d-Din’de 15 bin rakamı tekrar edilir. Türk Ordusunun sayısı Kerimüddin Mahmut’la Hamdullah Müstevfi’ye göre 15 bindir.Mirhond rakam vermez, sadece Türk Ordusunun azlığından bahseder ki bu rakamların hiçbiri doğru değildir. “Doğru” diyorsanız ve kürtlerin de 20 bin kişiyle savaşa katıldığını iddia edebiliyorsanız, Malazgirt Meydan Muharebesinde bir tek Türk yok demektir. Malazgirt Meydan Muharebesiyle ilgili şifahî bilgilerin rivayet edildiği, dün bahsettiğimiz eserler, hiçbir bilimadamı tarafından ciddiye alınmamıştır. Çünkü verilen bilgiler hem çelişkilidir, hem mübalağalı, hem de yanlış. 

Meselâ sahasındaki ilk müverrihlerden biri olan İbnü-l Kalanisî, bize savaşın hangi ayda vuku bulduğunu dahi bildirmez. İbnül’l Ezrak da savaşın cereyan ettiği ayı meskut geçer. Bizans İmparatorunun esir alındığını dahi bildirmez. Hattâ Ahlat ve Malazgird’in bu savaş sonunda Mervan oğıllarının elinden çıktığını zanneder. 

Bundari’nin Zübdetü’n-nusra ve Nuhbetü’l-usra adlı kitabı, İsfahanlı İmadeddin’in eserlerinin süslü ve mübalağalı cümlelerle tekrarından ibarettir. İmadeddin ise esir düşen Bizans İmparatoru Romanos Diogenes’in önce Azerbaycan’a götürülüp oradan Bizans’a dönmesine izin verildiğini söyler ki bu ifadenin doğruluğuna inanmak güçtür. Mirhond daha da ileri gider. Diogenes’in esir alınmasından sonra “düşmanlığın dostluğa, sevginin dünürlüğe müncer olduğunu ve imparatorun kızının, Alparslan’ın oğlu Melik Arslan’la evlendirildiğini” yazar. 

Malazgirt savaşından bahseden bir Norman şairi de Sultan ile imparator arasında böyle bir dünürlükten bahseder. Yalnız, Norman şairi, Mirhond’un aksine “Alparslan’ın, kızını Romanos Diogenes’in oğluna vermeyi vaat ettiğini” söyler. Tabiî ki bu dünürlük hikâyesinin ciddyetle de, gerçekle de hiçbir ilgisi yoktur. İbnü’l Esir ise Alparslan’ın Bizans İmparatoru ile 50 yıllık bir barış yaptığınıyazar ki hiçbir eserde böyle bir kayda rast gelinmez. Nitekim Malazgirt Savaşı’nın hemen akabinde Türk-Bizans muharebeleri devam etmiştir. 

Reşidüddin, Camiu’t Tevarih’in Selçuklularla ilgili bölümünde, Malazgirt Meydan Muharebesi’nin 463 Rebiülevvel ayında yapıldığını yazar ki bu takdirde savaşın Aralık 1070 veya Ocak 1071’de cereyan etmiş olması gerekir. İşte bu bilgiler ne kadar doğruysa, kürtlerin Malazgirt Meydan Muharebesi’ne 20 bin kişiyle iştirak ettikleri palavrası da o kadar doğrudur. Malazgirt Zaferinden muhtelif Ortadoğu kavimlerine hisse vermek isteyen, bizim tesbit edebildiğimiz ilk kaynak İbnü’l Kalanisî’dir. Kalanisî’nin Zeylü Tarihî Dırnaşk adlı eserini ve diğerlerini ileride inceleyeceğiz. 

Malazgirt zaferinin muhtelif Ortadoğu kavimlerine mal etmeye çalışan bizim tespit edebildiğimiz iki kaynak İbnü’l Kalanisî’dir. 1160 yılında, doğduğu şehir olan Şam’da ölen bu müverrih, Suriye’deki Türk beyleri ve onların haçlılarla mücadeleleri hakkında değerli bir eser bırakmakla beraber, Malazgirt savaşı konusunda uydurma rivayetleri nakletmiştir. Zaten bu büyük zafere bir sayfacık ayırması da konuyu bilmediğini göstermektedir. Önce de bahsettiğimiz gibi Kalanisî, savaşın hangi ayda yapıldığını dahi bilmez. Ama Zeylü Tarihî Dımaşk’ta, Türk Ordusunun “Türklerden ve diğer kavimlerden olmak üzere takriben 400 bin kişiden meydan geldiğini”yazmaktan çekinmez.

1257’de öldüğünü bildiğimiz vakanüvis Sıbt İbnü’l Cevzi, Mir’at’-Zeman fi Tarihî’l Ayan adlı eserinde “onbin kürdün sultana katıldığı” yazar. Aynı müellife göreAlparslan Gazi’nin askeri sadece 4 binden ibarettir! Bizans ordusu 100 bin kişidir. Cevzi bu 100 bin askere 100 bin nakkab (delici), 100 bin carhi, (yaralayan) ve 100 bin ustayı da refakat ettirir. Bu mübalağa ile yetinmez. 800 mandanın çektiği 400 arabaya nal ve çivi yükler. Silah nakliyatı için de ayrıca bin araba tahsis eder. Bizans ordusunun bir tek mancınığını 1.200 kişiye çektirdiler. Ve sanki savaş şartlarında yüklenmesi mümkünmüş veya sanki pratikmiş gibi bir tek mancınığın 1200 kilo taş fırlattığını hikâye eder. 1335’te öldüğü tahmin edilen İbn’d – Devari, Kenzü’d-dürer ve Cemiü’l gurer de aynı mübalağalı ifadeleri benimser. Cevzi’nin verdiği rakamlara 100 bin okçu, 100 bin kat ipekli elbise ilâve eder ve o da Türk Ordusunun mevcudunu 4 bin kişiden ibaret gösterip, kürtlerden ve sair kavimlerden 10 bin kişinin Sultan’ın komutasında savaşa katıldığını belirtir. Biz hiçbir tarih kitabında, bir orduya mevcudunun iki buçuk misli insanın katıldığını okumadık. Değil Alparslan Gazi gibi bir harp dehasının, sıradan bir komutanın bile, savaş kabiliyeti meçhul, askeri disiplin altında yetişmiş, belki de ilk darbede firara yeltenecek, Türk savaş taktiğinden habersiz, mukavemeti ve vuruşma gücü üstlerince bilinmeyen bir kalabalığı ordusuna kabul edebileceğine inanmıyoruz. 

Kaldı ki birkaç günden beri fahiş hataları, akıl almaz çelişkilerini ve hattâ cehaletlerini tekrarlamak ihtiyacını duyduğumuz bu müverrih veya vakanüvislerin hiç biri bilim adamlarınca ciddiye alınmamıştır. Ona rağmen, bu mübalağalı ve asla ilmî kıymet ifade etmeyen kitaplarda bile 20 bin kürtten bahis yoktur! Bir millet yaratmak gayretiyle yazılan kürt tarihi Şerefname’de ise Malazgirt savaşına bir tek kürdün bile katıldığından bahsedilmez. Gerçek şudur ki, Malazgirt, 50 bin Türk evladının 200 bin kişilik Bizans ordusunu yok ettiği parlak bir zaferin adıdır. 

Kudüs’ün Selahaddin Eyyûbi tarafından fethinin 808. yılına ithaf olunur. kürt tarihî olarak da kabul edilen ve 1597 yılında tamamlanan Şerefname, Selahaddin Eyyûbi’nin kürt olduğuna dair iddiayı “tarih bilginlerinin ve araştırmacıların rivayetlerine”bağlar. Fakat bu bilginlerin ve araştırmacıların isimlerini zikretmez Ama bugüne kadar güvenilir hiçbir İslâm tarihçisi veya bilim adamı Şeref Han’ı teyit etmemiştir. 

Şeref Han’ın umut ettiği destek, asırlar sonra ilmî gerçekleri mensup oldukları devletin siyasi emellerine alet etmek isteyen iki Batılıdan gelir: Grousset, 1192-1193 yıllarında,Şam yöresindeki iç karışıklıkları, Cahen ise 1187’de el-Cezire Türkmenleriyle kürtler arasında ortak kavgalarını etnik uyuşmazlık olarak nitelerler. Oysa bu türlü ihtilaflar, aynı aşiretin muhtelif oymakları arasında bile tarih boyunca süre gelmiştir. 

Bazı İslâm kaynakları Selahaddin Eyyûbi’yi 758 yılında Basra’dan Azerbaycan’a sürgün edilen, nakledilen veya göçen Yemen Araplarından Ravvad b.El-ezdi’nin soy kütüğüne kaydederler. Rivayete göre bu aile Azerbaycan’da Hezbaniyye kürtleriyle karışmış, daha sonra da Kuzey Irak’a dönerek Selçukluların ve Zengi’lerin hizmetine girmiştir. Arap tarihçilerinin mümtaz şahsiyetlere, özellikle hükümdarlara, ırkçı düşüncelerle veya onları kutsamak için şecere uydurmak, hattâ seyit ilân etmek gibi kötü bir gelenekleri olduğu için, bilim damları bu Yemen’den Basra’ya, Basra’dan Azerbaycan’a göç hikâyesine itimat etmezler. Edilecek gibi de değildir. Çünkü bugünün şartlarında bile sıradan bir ailenin 3-500 senelik tarihini takip etmek de bu ailenin sicilini tespit etmek de imkân dışıdır. 

Şeref Han, yukarıda naklettiğimiz rivayetteki Ravvad Araplarını, Ravende kürtleri olarak değiştirmiştir ki, Selahaddin Eyyûbi’nin kürt sanılması işte bu tahrifattan dolayıdır! Oysa aynı Şerefname’de Selahaddin Eyyûbi’nin kardeşleri şöyle sıralanır: Mahammet Ebu Bekir, Şemsüddevle Turan Şah, Seyfilislam Tuğtekin, Şehinşah, Tacilmülük Buri. Görüldüğü gibi Selahaddin Eyyûbi’nin kürt olduğunu iddia eden kürt tarih yazarı Şeref Han bile, onun kardeşlerinden ikisinin Turan Şah, ve Tuğtekin gibi Türk has isimleri taşıdığını ifade etmekten kaçamamıştır. Kaldı ki Şeref Han’ın Buri imasıyla yazdığı en küçük kardeş, bütün kaynaklarda Böri veya Börü şeklinde kaydedilmiştir. Bilindiği gibi Börü ismi de Türk has isimidir ve kurt demektir! Selçukluların ve Zengi’lerin hizmetinde büyük emirler olarak çalışan Selahaddin Eyyûbi’nin babası Necmettin Eyyûb Azerbaycan’daki kesif Türkmen boyları arasında yerleşmiştir ve Türk’tür. Çünkü Selahaddin’in bir Türk oyunu olan ve o tarihlerde Irak tarafından bilinmeyen poloda mahir olduğu kesinlikle bilinmektedir. Bu büyük Türk hükümdarının annesi, Şihabeddin Tokuş’un kardeşidir. Kız kardeşi Rabia Hatun’u da önce Gökbürü ile evlendirmiştir ki, ikisi de Türk’tür. Ağabeyi Şehinşah ise Kutlukız Hatun adında bir Türk kızıyla evlenmiştir. Selahaddin Eyyûbi’nin bizzat kendisi de evlenmek için bir Türk kızını tercih etmiştir: Amine Hatun b. Üner 

Selahaddin Eyyûb’inin kürt hükümdarı olduğu yolundaki iddialara cevap vermiştik. Bugün Eyyûbi Devleti’nin Türk Devleti olduğunu ispat edeceğiz. İstiklâl Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un “Şarkın sevgili sultanı” Fransız tarihçisi Champdor’un “İslâm’ın en saf kahramanı” olarak tanımladığı Selahaddin Eyyûbi, aslında yeni bir devlet kurmamıştır. Onun cihangirane bir siyasetle yönettiği devlet,Zengiler Devleti’nin devamından ibarettir. Memlûkler de Eyyûbilerin uzantısıdır. Çünkü, devlet teşkilatı değişmemiştir. Millet değişmemiştir. Devletin maddî, manevî, istinatları değişmemiştir. Değişen sadece hanedanlardır. Her üç devletin de bayrağı sarı zemin üzerine doru kartaldır. Her üç devlette de siyasî ve askeri kadrolar aynı unsurlardan meydana gelmektedir. Selahaddin Eyyûbi ile ilgili değerli bir eser yayınlayan sayın Ramazan Şeşen’in de belirttiği gibi, devlet ve ordu teşkilatı Türk devletlerinde görülen devlet ve ordu teşkilatlarının aynıdır.

Bugün bölücülüğün malzemesi olarak kullanılmak istenen Eyyûbi Devleti, Selahaddin’in çağdaşları tarafından da Türk Devleti olarak kabul edilmiştir.Arap şairi Sena İbn el-Mülk’ün Halep’in zaptı vesilesiyle Selahaddin’e sunduğu kaside“Arap milleti Türklerin devletiyle yükseldi, Ahl-i salibin davası Eyub oğlu tarafından perişan edildi” mısralarıyla başlar. Ünlü İbn-i Haldun da Mukaddeme de Eyyûbiler ve Memlûklar devletinin bir tek Türk Devleti olduğunu yazar. Eyyûbiler Devleti’nde Arap kültürünün egemen oluşu bizi şaşırtmamalıdır. Gazneliler ve Selçuklular nasıl Fars kültürünün ön plana çıkarmışlarsa, Zengiler, Eyyûbiler ve Memlûklar da aynı şekilde ve tıpkı Roma İmparatorluğu’na Yunan kültürünün hakim olduğu gibi, Eyyûbiler de Arap kültürünü Türk Kültürüne tercih etmişlerdir. Fakat Selahaddin Eyyûbi’nin zaferden zafere koşturduğu ordunun kahir bir ekseriyetini Türkler teşkil eder. Selahaddin Eyyûbi’nin çağdaşı olan tarihçiler, Mısır, Yemen, Kuzey Afrika gibi merkeze uzak kıtaların ele geçirilmesini Oğuz harekâtı olarak görürler. Sonuç olarak şunu ifade etmek isteriz ki, İslâm’ın bu efsanevi kılıcı, kültür itibariyle olduğu kadar, soy itibariyle de Türk’tür. Devleti de Türk Devleti’dir. Bir süre önce Selahaddin Eyyûbi’nin Türk ırkının bir evladı olduğunu yazmış, kürt tarihi müellifi Şeref Han’ın bile, bu ünlü hükümdarın kardeşlerinden ikisinin Turanşah veTuğtekin gibi Türk has isimleri taşıdığını ifade etmekten kaçınamadığını belirtmiştim. Şerefname’de bahsedilen üçüncü kardeşin adı Tacülmülük Buri yani Börü’dür. Börü ise hemen hemen bütün Türk destanlarına konu olan kurt demektir.

Bugün kürtçülerin çok istismar ettiği Selahaddin Eyyûbi’nin Türklüğüne dair bir başka belge sunmak istiyorum. Önümde Selahaddin Eyyûbi’nin danışmanlarından Usame İbn Münkız’ın Kitab el İ’tibar adını verdiği hatıralar var. Eser Türkçe’ye Yusuf Ziya Cömert tarafındanİbretler Kitabı ismiyle tercüme edilmiş. Ses Yayınları tarafından 1992 yılında İstanbul’da basılmış. Kitabın Arapça baskısını temin edemediğinden bahseden mütercim, eserin Philip K. Hitti’nin İngilizce çevirinden Türkçe’ye aktarıldığını belirtiyor ve herhangi bir şüpheye meydan vermemek için de ilâve ediyor: “Arap asıllı bir müsteşrik olan Philip Hitti’nin bu eseri ingilizceye aktaracak ehliyette olduğu düşüncesi bizi nispeten rahatlatan bir keyfiyettir.” 

Kısaca İbn Münkız olarak bilinen yazarın asıl adı Müeyyed el-Devlet Ebul Haris Üsame İbn Münkız Malazgirt Savaşı’ndan 24 yıl sonra, haçlıların Kudüs’ü işgalinden 4 yıl sonra Hama civarındaki Şayzer’de doğmuş. Şair, edip ve tarihçi olan Üsame ibn Münkız, 93 yıl ömründe 20’den fazla eser vermiş. Edebi eserlerinin başında beş kısımdan oluşan iki ciltlik Divan El-Şir’i geliyor. Edebi sanatlar hakkında El-Bedi fi Nakd El Şi’r’ adlı eseri, Hazreti Musa’nın asasından başlayarak büyük şahsiyetlerin asalarından hareketle kaleme aldığı Kitab-ul Asa’sı, Hasankeyf’te yazdığı söylenen El-Menazil Ve’d Diyar’ı ve Lübebu’l adab’ı önemli eserlerinden. Ayrıca 20 ciltlik Mekarimül Ahlâk adlı eseri var. Bedir ashabının hayatlarını konu alan 5 ciltlik Taril el-Bedr ile Fezail-i Hulefa-i Raşidin ve Tarih el İslâm bilinen diğer eserleri. 

Selahaddin Eyyûbi ile birlikte birçok savaşlara da katılan Üsame İbn Münkız Kitab El-İtibar’ın 201. sayfasında diyor ki: “Bu arada, Selahaddin, buradaki durumumuzu bildirmek üzere Atabek’e bir atlı gönderdi. Sonra, hızla bize doğru ilerleyen on kadar atlı gördük. Arkalarındaki ordu da sürekli hareket halindeydi. Geldiklerinde, Atabek’in komutasındaki öncüler olduğunu anladık. Ordu da aralarından gelecekti. Atabek, ‘Ey Musa, mahvolmak için mi otuz atlıyla Şam kapısına kadar geldin! Ne acelen vardı!’ diye Selahaddin’i eleştirdi. Karşılıklı atıştılar. İkisi de Türkçe konuşuyordu. Bu yüzden söylediklerini anlayamadım.” 

Farsça’nın siyaset, Arapça’nın bilim, eğitim ve din alanında tartışılmaz bir üstünlük kurduğu ve Türk Dili’ni öğreten bir tek kurumun dahi bulunmadığı böyle bir devirde Selahaddin Eyyûbi’nin Türkçe konuşması, onun öz be öz Türk olduğunu gösteren en büyük delildir. 

NECDET SEVİNÇ

image0026.jpg

Yorumlar

“503) SELAHATTİN EYYUBİ TÜRK’TÜR” yazisina 12 Yorum yapilmis

  1. özkan EKEKON yorum tarihi 18 Ekim, 2010 14:29

    Elinize, Kaleminize sağlık Bilgileriniz yücelsin.
    Günümüzün temel sıkıntılarındaki odak noktasına değinmişsiniz. Kutlarım Sizi Aynı yerde Baybars olayı ve Baybars’ında TÜRK olduğu şüphe götürmez.
    Bu bölgeye İslamiyet ile beraber Göktanrı’ya (Tek Tanrı) inanan TÜRK’ler İslamlığı kolay kabul ederek yerleşmişlerdir. TÜRK’ler Hızla ard niyet olarak Araplaştırılmış asimize edilmiştir. Bu insanlar Kavalalı İbrahim paşa ile kışkırtılmış Osmanlı imparatorluğunun yıkılışında temel taşlar çekilmiştir. Eyubilerin TÜRK devleti olduğu doğru fakat T. Cumhuriyetimizin forsunda TÜRK devletlerini temsil eden bir yıldız bu yüzden yoktur. (Ve Arap uşağı ismi buradan doğmuştur.)
    Kavalalı Mehmet ali paşa ve oğlu İbrahim Paşa bu yöredeki insanların TÜRK olduklarını bilerek Kütahya’ya kadar katliamlar yaparak TÜRK’ü TÜRK’e kırdırarak Gelmiştir. Osmanlı bu olaydan sonra iflah olamıştır. Bu nedenle Yunanistanda Kavala şehrinde Kavalalının Sarıklı keykeli dikilmiştir.
    Orta Doğudaki insanların çoğu TÜRK’tür. Genetik tahlillerin yapılarak bilimsel olarak TÜRK olduklarının zamanı.
    Şimdi Bu insanlarımıza tarihi öğreterek hatt
    Osmanoğullarıda Ortaasyadan Anadoluya geçişte bu yörede konaklamışlar Süleyman Bey’in mezarıda bu geçişte vefat ettiğ yere defnedilmiştir.
    Şah kulu isyanı da TÜRK tarihimizin Kılit noktasıdır gerçeğe yaklaşmanız güzel olmuş.
    Arapça’nın bilim, eğitim ve din alanında tartışılmaz üstünlüğünü Gaznenilerin Farsça dan gelen kültür yapısının Uzak doğu kültürü ile süzülerek aktarılması ile Bilim, Eğitim ve Siyasetin den almıştır.
    Moğollar tarafından Yakılan Semerkan kütüphanesi öncesi Kütüphanede bulunan yazma eserleri her kitaptan en az beşer tane çoğaltıp dağıtılması bu kültürün bölgeye dağılımını sağlamıştır. Günümüzdeki ilmin temek kaynakları olmuştur. Çoğu TÜRKÇE ifade ile Arap yani Kuran harfleri ile yazılmıştır.
    Tarihte ilk defa TÜRKÇE Ezan ve TÜRKÇE Kuran’ı kerim Gazneniler tarafından okunmuş ve ele alınmıştır.
    İskenderiyedeki bencil Fravunların Kütüphanesindeki yangınla tek nüsha olan kitaplar yanmıştır. Mu tarihine kadar uzanan bilimsen ve uazak tarih yok olmuştur. Bu olayda bilgilerini Fravun ve Rahiplerinin bildiği yapı Halkı bilgisiz bırakıp köleleştirme Mutodu olmuştu. Bu Metot Bedevi Araplara miras olarak intikal etmiş ve Bedevilerin islamiyetin çatısı altında başta TÜRK milleti olmak üzere milletler Araplaştırılmıştır.
    Türkiye Cumhuriyeti işte bu zorlukları Aşmak için kurulmuştur.
    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
    ve de Anlayabilenlere
    Özkan EKEKON

  2. cemal algan yorum tarihi 19 Ekim, 2010 15:15

    allah razi olsun sizden zaten kurt olmadigini yillardir biliyorduk su ak partisi geldi geleli boyle sapik sapik seyler duyar olduk yakinda malazgirti biz degil de ermeniler yapti diyecelker…NE MUTLU TURKUM diyene!!!ve onlara sesleniyorum atik deyin !!NE MUTLU TURKIYELIYIM

  3. Bilal Saraç yorum tarihi 27 Ekim, 2010 12:11

    Kürt kavminin kökeni zaten Türkmen boyundan gelmedir ve hepsi Türktür.Bir çok insan bunu bilmez.Bu yazı da açıklayacı olmuş…

  4. Tegin Öztürk yorum tarihi 27 Ekim, 2010 18:53

    Sayın Bilal Saraç;

    Yapmış olduğunuz yorum için sadece “biraz tarih” şuuru ve az da olsa Türk tarihi araştırmaları ile daha sağlıklı düşünceler ve fikirler doğrultusunda düşeneceğinizi inanıyorum.

  5. adil türkata yorum tarihi 8 Kasım, 2010 01:13

    selam. bu kadar uçmaya ne gerek var. 87 yıllık red ve inkar politikaları biz ne hale getirdiği ortada. hala daha bu ırkçı ve inkarcılıkla nereye gideceğiz. kimliğimden utanıyorum artık.

  6. Cengizhan Erdoğan yorum tarihi 20 Kasım, 2010 21:39

    Verdiğiniz değerli bilgiler için teşekkür ederim.Uzun zamandır merak ettiğim bir konuydu..Selahattın eyyubinin hangi milletden olduğu?Hangi arapla,hangi kürtle konussam,Sultanın kendi milletlerinden olduğu iddiasındaydılar.Çok istismar edilen bu konu,bilimsel olarak ispat edilmiştirki,Selahattın Eyyubi,özbe öz Türk evladıdır.Mekanı cennet olsun.

  7. Necdet Sevil yorum tarihi 16 Aralık, 2010 01:01

    Üzgünüm ama Selahaddin Eyyubi öz be öz Arap Kürt bir komutandır. Yukarıdaki muğlak deliller ve özellikle de bazı yazarların kendi düşüncelerinden hareketle, ortaya koydukları bilgiler tam bir gerçeği yansıtmaktan uzaktır. Tüm bunlar bir yana, böyle değerli bir şahsiyetin hangi millete mensup olduğunun sorgulanması yahut araştırılması bile başlıbaşına bir saygısızlıktır. Hangi millete mensup olursa olsun, bizim için her zaman aynı şükran ve minnettarlıkla anılacaktır. Yinede hangi millete mensup olduğunu merak etmek isteyenler, bu konular hakkında zengin olan kütüphanelerimize müracaat edebilirler. Lafugüzaf(boş söz) bilgilere itibar etmesinler lütfen. saygılarımla.

  8. muhammet aydın yorum tarihi 1 Mayıs, 2011 16:34

    “Malazgirt Meydan Muharebesinin öneminin inkâr edildiği anlamına gelmez. Bu savaş, sayıca kat be kat üstün düşman kuvvetlerinin imha edilmesi bakımından Türk Ordusunun, Bizans saflarında bulunan Hıristiyan Türklerin, Müslüman kardeşlerinin tarafına geçmesi bakımından da Türk Millî şuurunun en büyük zaferlerinden biridir.” bu yazı beni yukarıda yazılan diğer yazılardan ziyadesiyle daha fazla güldürdü o dönemde oluşmuş bir TÜRK bilinci diye bir olgu yoktu üç ırk vardı mülüman yahudi hristiyan ve bu üç ırk içinde şuuru gelişmiş bir tüklük bilincinin yeride yoktur sanırım. ayrıca peçeneklerin türklerin yanına geçme sebebi -ücretli asker olmaları cihetiyle- ücretlerini alamamış olmalarıydı. ayrıca sen yani bu yazının yazarı malazgirt savaşı hakkında verilen türk ordusu sayılarının yukarda belirttiğin birkaç eserden yola çıkarak söylüyorsun ve bunun hiçbir şekilde doğru olmadığını söylüyorsun yani yanlış olduğunu söylüyorsun ve bu yanlışlıkdan yola çıkarak kendinin doğru olduğu düşündüğün olgu yu yanlışlıyorsun. kendi kendinle çelişiyorsun anlayacağın. eyyubi hanedanının kürt olmadığını söyleyen zeki velidi togandır ve zekş velidi togan osmanlıların oğuzların kayı boyundan değilde moğallardaki kay sülalesinden geldiğini söyler o zaman osmanlıların türk olamadığını sylemeye getirir işi. demek ki biz eğer eyyubilere kürt diyemezsek osmanlılarada türk diyemeyiz ki bu iki şeyin yani eyyubilerin kürt osmanlıların türk olduğunu bütün dünya biliyor. bide sadece isimlerden yola çıkarak- mesela böri turan şah falan- bir tarihi olguyu açıklayamazsınız açıklamaya çalışırsanız çuvallarsınız (şu anda olduğu gibi). devam edelim eyyubilerin türk devlet teşkilatıyla yönetilmesi onun türk olduğunu kanıtlamaz eğer kanıtlanırsa bende derim ki osmanlılar bizanslılardan epeyce kurumu almışlardır mesela ikta ne yani osmanlı develeti bizans devletinin devamımıydı. eyyubilere zengilerin devamı diyorsun ama nureddin zenginin selahaddin eyyubiyi öldürmeye gelirken at üzerinde öldüğünü bilmiyor gibisin bide devletin hanedanlarının etnik unsurlarının değişmesi devletin niteliğinin değişmesinde yeterli bir keyfiyetdir. çünkü biz o dönemdeki devletlerin etnik kökenlerinin ayrımını hanedanlıkların etnik kökenlerinin ayrımına bakarak yaparız. haa bide herhangi bir devletin başka devlete ait herhangi bir unsuru kullanması kullananan devletin aldığı unsurun sahibi devletin devamı olduğu anlamaına gelmez bir örnek daha vereyim emeviler uzunca dönemler doğu roma yani bizans paralarını kullanmışlardır ve onların kurumlarını kullanmışlardır ee bu durumda emevileri aslında arap değilde rum imparatorlumudur? sadece bir millet üzerinden giderek yani türk merkeziyetci bir tarih yazımına artık bütttün dünya gülüyor daha rasyonel olun. saçmalamakdan vaz geçin. ayrıca necdet sevinç in “ya itaat edeceksin ya defoluğ gideceksin” demesi onun ne kadar rasyonel olmadığını ve akıl dışılığa ne kadar yakın olması her şeyi gözler önüne seriyor. bu yazıyı yazdığım için ve vakit kaybettiğim için çok pişmanım sizin gibilere verilecek cevap o kadar çok kii. ama verilecek en güzel cevap sükutdur.

  9. Nurgül Söğüt yorum tarihi 6 Nisan, 2014 10:33

    Hocam kaleminize sağlık.Son zamanlarda öğrenmek istediğim bir konuyu kaleme aldığınız için teşekkür ederim.Sevgi ve sağlıcakla kalın …

  10. abbas yörük yorum tarihi 8 Şubat, 2016 15:56

    Köroğlu, Dadaloğlu, Pir Sultan Abdal gibi halk şairlerini sınıf savaşçısı ilân ederek, komünizme tarihî ve millî boyut kazandırmak istemiş bir tane Marksist bulamazsınız; Marksistler adı geçen ozanları haksızlığa başkaldırdığı için sahiplenir, herhangi bir iktisadi sınıfa veya etnik zümreye tabii olduğu için değil. yazınız daha ilk cümleden saçma olduğu için geri kalanını okumaya değer görmedim.

  11. Yılmaz Karahan yorum tarihi 10 Şubat, 2016 19:22

    Ebulfez Elçibey anlatıyor: Bir gün Kahire Üniversitesi Tarih Fakültesinin bir öğrencisi ile tanıştığımda sordu:
    – Hangi ülkedensiniz?
    Dedim:
    – Azerbaycan’dan.
    – Siz Selahaddin Eyyubi’nin vatanındansınız!
    Ben Selahaddin Eyyubi hakkında az okumamıştım, ancak bu sözü yeni işitiyordum ve bir o kadar da şaşırdım.
    Sordum: Nereden biliyorsunuz?
    Dedi:
    – Sabah ben size kaynağını getiririm.
    Getirdi de, eni (şimdi kesin diyemiyorum) 25-30 cm, boyu 40-50 cm olan ayrıca bir eser idi. Renkli resimlerle görkemli şahıslar serisinden ansiklopedik yayındı, üzerinde Selahaddin’in cengâver giyiminde resmi var idi.
    Tarihçi öğrencinin bana verdiği eserde benim için yeni olan bu idi ki,
    Sultan Selahaddin’e sormuşlar:
    – Diyorlar ki, siz kürdsünüz. bu, doğru mudur?
    Sultan:
    – Hayır! biz Azerbaycandanız, amcam Şirkuh diyordu ki, biz Ez-Zib (Arapça: kurt/kurd/qurd) tayfasındanız. Doğrudan-doğruya, o zaman bunu okuduğumda beni çok heyecana getirmişti. Bir şeye hayıflanırdım ki, tarih kaynağı gösterilmemişti. Sonralar Bakü’de Aspirantura’da okurken ve üniversitede ders verirken de Selahaddin hakkında araştırmalarımı devam ettirdim ve aradığımı buldum; araştırmacıların en doğru saydığı kaynakların birinde – tanınmış görkemli alim İbn Hellikan‘ın “Görkemli Adamların Ölüm Tarihi” (Vefâyat El-Âyân) eserinde. İbn Hellikan yazıyor:
    “Şirkuh demiştir ki, bizim nesebimiz (soykökümüz) gök böri (boz kurt/göy qurd)-dir!”.
    Selahaddin’in babası Eyyub Azerbaycan’da Urmiya, Hoy, Divin, Zengezur ve Erivan boylarında, Kerkük boylarında, Nahçıvan’da, Göyçe’de geniş bir şekilde yayılmış göy börü, kara börü, boz börü tayfalarından, bir sözle, kurtlar tayfasından çıkmıştır. Günümüzde de bu adları taşıyan yer, mahalle, köy, oba, dağ, tayfa ve nesillere bu bölgelerde sıkça rastlanır.
    Ebulfez ELÇİBEY-Bütöv Azerbaycan Yolunda, s.162-163

  12. Has Türkmen yorum tarihi 30 Ekim, 2017 10:25

    MILLI SÜTÜNLERIMIZ

    ▶ EÝÝUBY TÜRKMEN DÖWLETINIÑ SOLTANY

    SELAHEDDIN EÝÝUBY

    ♣ Selaheddin Eýýuby kim bolupdyr?

    Soltan Selaheddin Eýýuby, 1138-nji ýylda Tikritde eneden doglan we 1169-1193-nji ýyllarda Müsürde höküm süren ady dünýä belli türkmen soltany.
    Doly ady: El Mälik el-Nasyr Ebul Muzapbar Selaheddin Ýusup ibn Nejmeddin Eýýup. Selaheddin Ýusup ibn Eýýup Müsüriñ we Siriýanyñ soltany we Eýýuby türkmen dinastiýasynyñ gurujysy bolan ilkinji hökümdardyr.
    Hyttyn söweşi arkaly 02.10.1187-nji ýylda Ierusalimi haçparazlardan halas edip şäherde 88 ýyl höküm süren hristian agalygynyñ soñuna çykmagy başardy. Şeýle hem hristianlaryñ 3-nji haçly ýörişini hem şowsuzlyga uçratdy.

    ♣ Ilkinji ýyllary

    El-Hazrejiniñ, Ýakubynyñ we Ibn Haldunyñ eserlerinde bu soltan hakynda möhüm maglumatlar berilýär. Selaheddin tanymal maşgalada eneden dogulýar. Doglan gijesi kakasy Nejmeddin Eýýup maşgalasyny alyp Halaba göçýär. Bu ýerde ol Demirgazyk Siriýanyñ kuwwatly türkmen hökümdary Ymadeddin Zeññiniñ hyzmatyna durýar. Atasy Şady Bagdat şäheriniñ häkimi Behruzyñ ýakyn dostydy. Behruz şadynyñ ogly Nejmeddin Eýýubyñ Tikritiñ serkerdeligine getirilmegine öz kömegini ýetirýär. Şeýlelikde Beýik Seljukly türkmen soltany Muhammet Tapar Şadyny maşgalasy bilen birlikde Tikrit sebitine ýerleşdirýär. 1131-nji ýylda Ymadeddin Zeññiniñ goşuny Garaja el Saky tarapyndan ýeñlişe sezewar edilýär we Y.Zeññi Tikrite gelýär. Nejmeddin Eýýup we agasy Eseduddin Şirkuh Zeññä ýardam edýärler we Tikritde zyndanda saklanýan Aziduddin el Mustewfiniñ gaçmagyna mümkinçilik döredýärler. Munuñ üçin olaryñ Behruz bilen aralary bozulýar. Munyñ tersine bolsa Mosul we Halabyñ atabegleri bolan Zeñnilere ýakynlaşýarlar. Selaheddiniñ ejesi seljuk türkmenleriniñ Harym emiri bolan Şyhabeddin Mahmud ibn Tokuş el Harunyñ aýal doganydyr. Şam sebitini dolandyran Tutuş begiñ tersine, Horezm şasy Tekeş bilen bagly bolan waka Ibni Esir tarapyndan hem ýatlanylýar. Aýal dogany Zümrüt Hatyn ilki Husameddin Muhammet ibn Omar ibn Laçynyñ kakasy bilen, has soñra bolsa Selaheddiniñ agasy Şirkuhyñ ogly Nasreddin Muhammet bilen öýlendirildi. Täçmülk Böri, Seýfulyslam Tugtekin, Mälik Adyl Ebu Bekir, Şahynşah atly doganlary bolupdyr.

    ♣ Selaheddin ~ serkerde, alym, edebiýatçy, hukukçy, hadysşynas.

    Nejmeddin Eýýubyñ häkimlik eden Baalbek we Şam şäherlerinde kemala gelen Selaheddin harby we dini ylymlary oñat özleşdirdi, sungata we edebiýata uly üns bererdi. Selaheddiniñ terjimehalyny ýazan Al Wahrani onuñ geometriýa, astronomiýa, matematika we arifmetika babatynda ussatlyga ýetendigini belläp geçýär. Logika, filosofiýa, yslam hukugy we taryh bilen gyzyklanypdyr. Ol Damaskyñ Hadys uniwersitetini tamamlaýar.

    ♣ Haçparazlara garşy başlanan ýeñişli ýollaryñ başy.

    26 ýaşynda agasy ony öz ýanyna alýar. Müsüriñ güýçli taýpalaryndan Banu Ruzzaikleriñ ele salynmagy üçin Fatimi halyflygynyñ peýdasyna söweşýär. Soñra haçparazlaryñ ilindäki Müsüriñ Bilbeis şäheriniñ azat edilmegine gatnaşýar. Söweşde haçparaz birliginiñ serkerdesi Kaýserili Hugh Selaheddiniñ birligine ýesir düşdi. Söweşden soñra Selaheddin we agasy Aleksandriýa şäherine ýerleşýärler. Bu ýerde olara halyf tarapyndan pul, goşun we gala bilen üpjün edilýär. Gala hüjüm eden müsürli haçparazlar Şirkuhyñ birliklerini dargatmagy başarýarlar, emma Selaheddiniñ birlikleri galanyñ eýelenmegine ýol bermedi. 1-nji Haçly ýörişleri netijesinde gurulan Ierusalim patyşalygy Müsüre göz gyzdyryp başlaýar. Şol wagtyñ şertleri Müsüriñ eýelenmegi üçin amatly pursatdady, çünki Müsürdäki Fatimiler döwleti içki gapma-garşylyklaryñ içindedi. Müsüriñ weziri Şawer köşk dildüwşigi netijesinde bäsdeşi beýleki wezir Dyrgama ýeñilip gizlin ýollar arkaly Şama Nureddin Zeññiniñ ýanyna gelýär we ondan kömek soraýar. N.Zeññi bu pursatdan peýdalanmak bilen yslam dünýäsindäki iki başlylyk problemasyny çözmek we musulmanlary gaýtadan bir agza bakdyrmak maksady bilen haçparazlara garşy göreş meselesinde güýçlenmegini göz öñüne tutup Şaweriñ islegini haýyşyny kanagatlandyrýar.
    Nureddin Türkmen Müsürde Şawere kömege barmagy Eseduddin Şirkuha ynanýar. Şirluh bu wezipäni inisi Selaheddini ýanynda äkitmek şerti bilen kabul edýär. Selaheddin bolsa ýeke galmagy we ylym bilen meşgullanmagy halaýardy. Şol sebapli ony yrmak añsat bolmady. Selaheddiniñ harby durmuşy hut şu ýerden hem başlady. Ýagdaýy gitdigiçe bulaşan Müsürde Şawer garşydaşy Dyrgamy ýeñlişe sezewar etdi we Nureddinden geljek kömege mätäçligi galmady. Nureddin Türkmeniñ esgerlerinden çekinen Şawer Ierusalimdäki haçparaz korollykdan kömek sorady we deñiz ýoly arkaly haçparaz birlikleri kömege ugradyldy. Haçparazlar we Müsür goşuny Afrikanyñ we Aziýanyñ kesişýän ýerinde birleşdiler we goranyşa geçdiler. Bu ýagdaýa aljyran Selaheddin we Şirkuh ýanlaryndaky az sanly goşun birlikleri bilen näme etjeklerini bilmän galdylar. Soñra Selaheddin goşunyñ serkerdeligini boýnuna aldy we Soltan Nureddinden geljek kömege garaşmagy teklip etdi. Şeýle hem ussatlyk bilen manýowr edip Belbis galasyny ele geçirýär. Nureddin Soltan bolsa olara kömege barman, gönüden göni haçparazlaryñ agalyk edýän ýerlerine hüjüme geçdi, bu bolsa haçparazlary yza çekilmäge mejbur etdi. Yza çekilen hyzmatdaşlaryndan tamasy üzülen Şawer Soltan Nureddiniñ hüjüme geçmeginden gorkup, Şirkuhyñ goşuny bilen ýaraşyk baglaşmaga mejbur bolýar. Ýaraşykdan soñra gaýtadan Damaska dolanan Selaheddin ýene ylym bilen meşgullanyp başlady. Soltan Nureddin Şirkuhyñ özüne aýdan sözlerinden Müsüriñ añsat eýelenjegini añdy we munuñ üçin Şirkuhy gaýtadan Müsüre ýollady. Şirkuh ýene-de öñki şertini aýtdy. Muña garşy çykan Selaheddin soltanyñ sözünden çykyp bilmän ýene ýörişe goşuldy. Soltanyñ goşunynyñ sarsgynyny eşiden Şawer pul tölemek (jizýe) şerti bilen ýenede haçparazlardan kömek sorady. Ierusalimden ýola çykan haçparazlar ýenede öñki ýerde sataşdylar. Garşydaşlar 30.000 adamdan ybaratdy. Sirkuhyñ goşunynda bolsa 2.000 esger bardy. Selaheddin goşunyñ serkerdeligini ele alýar we az wagtyñ dowamynda Sina çölüni geçýarler. Özlerinden 15 esse köp duşmany derbi dagyn edýarler we Aleksandriýa gelip bu galany ele geçirýarler. Gysga wagtyñ dowamynda halkyñ söygusini gazanan Selaheddin bu halkyñ hemişe öz tarapynda boljagyny añýar. Müsürliler we haçparazlar Aleksandriýanyñ üstine ýöreýärler. Bu şäher ähmiýetli nokat bolup durýardy we gündogar bilen günbataryñ söwda merkezidi. Selaheddin galany üç aýlap gorap saklaýar. Emma haçparazlara kömege gelen Wizantiýa harby deñiz güýçleriniñ deñiz ýollaryny kesmegi sebäpli, sussupeslige uçran Şirkuh galanyñ goranyşyny dowam etdirmek mümkin däl diýip hasap etdi we iñ bolmanda tabynlygyndaky esgerleri halas ederin diýen pikir bilen duran ýerini taşlady we yza çekilmäge başlady. Şirkuh gideninden soñra Selaheddiniñ ýaraşyk baglaşmakdan başga çäresi galmady. Ýaraşygyñ şerti hökmunde esgerleri we ýaraglary bilen birlikde Siriýa dolanmagy goýdy. Ýaraşykdan soñra Selaheddin we esgerleri galadan çykdylar. Ierusalimiñ koroly ullakan bir goşunyñ galadan çykmagyna garaşyp durka, 100 töweregi ýaraly esgeriñ çykyp barýanyny görüp haýran galdy. Şunyñ ýaly görlüp eşdilmedik gahrymançylyklara bolan hormatyny gizlemekden çekinmedik Ierusalim koroly Selaheddini we esgerlerini üç günläp goşunynyñ karargähinde myhman alýar. Selaheddin üç günüñ içinde hristianlaryñ goşun tertibine we hristian serkerdeleriñ arasyndaky çekişmelere ýakyndan synlamak mümkinçiligine eýe bolýar. Bu tejribe gelejekdäki söweşlerde örän peýdaly boljakdy. Kömege giden Fatimi hökümetiniñ ejizligini gören Ierusalim koroly söweş yglanyna hem ätiýaç duýman serhedi geçdi we Kairiñ eteklerine geldi. Muña Soltan Nureddine hat ugradan Fatimi halyfy ýene kömek sorady. Soltan bu haýyşy kabul etdi we Şirkuhy üçünji gezek Müsüre ýollady. Selaheddini bu gezegem ýörişe çykarmak añsat bolmady. Selaheddin beýik bir haýbat bilen garşysyna gelen awangard haçparaz birlikleri derbi-dagyn etdi we Şirkuhyñ söweşe girmän Kairiñ etegine gelmegini üpjün etdi. Şaweriñ goşun gelýänçä jizýe bererin diýip eden ýalan wadasyna gulak gabardyp güýmelen haçparaz goşuny Selaheddiniñ gelýänini eşidip gaçyp başladylar. Ierusalim korolynyñ yza çekilmeginden soñra Soltan Nureddiniñ goşun birlikleriniñ barlygyndan bimaza bolan Şawer bir zyýapat gurnap hemmesiniñ soñuna cykmaga karar berdi. Şaweriñ bu pis niýetini öwrenen Selaheddin öñürtiläp zyýapat gurnaýar we Şaweri çagyrýar. Zyýapata gelen Şaweri garşylamak üçin öñünden çykan Selaheddin onuñ ýanyndaky janpenalaryndan çekinmän golundan tutýar we atyndan ýykyp düşürýär. Hadysany gören mähelle derhal dagamak bilen bolýar. Şonsuzam Şaweriñ häkimiýet ugryndaky göreşlerinden iren Fatimi halyfy Şaweri aradan aýyrmak üçin amatly wagta garaşýardy. Bu hadysany duýan dessine Şaweri ölüm jezasyna berdi we boşan wezirlik wezipesine Soltan Nureddinden çekinýändigi üçin Şirkuhy belledi. Emma Şirkuh bir-iki aý geçmänkä aradan çykdy. 1171-nji ýylda Müsürde Şaýy Fatimi halyflygyny soñlandyryp sünnilige dolanylandygyny we Bagdatdaky Abbasy halyflygyna tabynlygyny yglan eden Selaheddin Eýýuby netijede Müsüriñ ýeke-täk hökümdary boldy. Şeylelikde yslam dünýasindaki iki başlylyk, ýagny Müsürdäki we Bagdatdaky aýry-aýry halyflyk aradan aýryldy. Şondan soñ yslam dünýäsinde ýeke-täk halyf bardy. Bu möhüm hadysa musulmanlaryñ haçparazlara garşy birleşmeginde taryhy öwrülişikleriñ biri boldy. Selaheddin Nureddin Zeññä ömürboýy wepaly boldy, emma 1174-nji ýylda onuñ aradan çykmagy bilen ýagdaý üýtgedi. Selaheddin Nureddiniñ dul galan aýaly Ismedüddin Hatyny nikasyna aldy.

    Emma Nureddiniñ ýerine geçen ogly Ysmaýyl Selaheddini äsgermedi we onuñ bilen hyzmatdaşlyk etmedi. Müsürdäki hasylly ýerleri peýdalanan Selaheddin Nureddiniñ ýetginjek oglunyñ adyna naýyplyk wezipesini talap edip, çaklañja emma örän düzgün-tertipli goşun bilen Siriýa hereket etdi. Emma wagt geçmänkä bu talabyndan el çekdi.
    1177-nji ýylda Montgisard söweşinde Ierusalimiñ koroly VI Boldwine ýeñildi. 1186-njy ýyla çenli Siriýa, Demirgazyk Mesopotamiýa, Palestina, Müsür ýaly ýurtlardaky bütin musulman ülkelerini öz baýdygy astynda birleşdirmäge çalyşdy we yslam bileleşigini ýañadandan gurdy. Wagtyñ geçmegi bilen ahlaksyzlykdan, we zalymlykdan çetde, jomart, edermen, sözüni ýöredýän hökümdar hökmünde dabarasy dag aşdy. Şol wagtda çenli içki gapma-garşylyklar we ýiti basdaşlyklar sebäpli, haçparaza garşy göreşmekde kynçylyk çeken musulmanlary maddy we ruhy taýdan güýçlenmegine gazandy. Selaheddin täze we iñ soñky harby tejribeleri ulanmagyñ deregine, köpsanly tertipsiz goşunlary birleşdirip düzgün-tertibe salypdyr we harby güýç agramlygyny öz tarapyna öwürmegi başarypdyr. 1187-nji ýylda bar goşuny bilen Latyn haçparaz korollyklara garşy ýörişe girişdi. Şol wagt Ierusalimiñ koroly ölüp, ýerine Luzinýaly Guý geçdi. Selaheddin Ierusalim korolyny we goşunyny Demirgazyk Palestinada Tiberiýanyñ golaýynda Hyttyna çenli getirmegi başardy. Hyttyn suwly guýulary bilen at alan ýerdi. Selaheddin öñräkden bu guýulary eýeläp goýupdy.
    04. 07. 1187-nji ýylda haçparazlar suwsuzlykdan ýaña tapdan düşen ýagdaýda Selaheddin bilen garşylaşdylar. Olar bu nokatdan yza gaýtmadylar we söweşmäge mejbur boldular. Hyttyn söweşinde Selahaddin Ierusalim koroly Luzinýaly Guý serkerdeligindäki haçparazlary ýeñlişe sezewar etdi. Haçparazlaryñ ýeñlişi musulmanlaryñ Ierusalim korollygyny tutuşlygyna diýen ýaly ele geçirmegini üpjün etdi. Akka, Betrun, Beýrut, Saýda, Nasyra, Gaman, Kaesarea, Nablus, Ýafa, Aşkelon üç aýyñ dowamynda ele alyndy. Selahaddin iñ uly urgusyny 88 ýyllap franklaryñ elinde galan Ierusalimi 02. 10. 1187-nji ýylda ele salmak bilen görkezdi.
    Selaheddiniñ ýeñişiniñ ýekeje kemçiligi bardy, olam gala diwarlarynyñ eýelenmän galmagydy. 1189-njy ýylda haçparazlaryñ golastynda diñe üç etrap galypdy, emma aman galan hristianlar gala diwarlarynyñ bir ýerine üýşüp latynlaryñ garşylyklaýyn hüjümini emele getiripdirler. Ierusalimiñ eýelenmegi bilen lapykeçlige uçran ýewropalylar täzeden haçly ýörişe çagyryñ etdiler. 3-nji haçly ýörişe köp sanly aristokrat we tanymal rysarlar bilen birlikde üç ýurduñ koroly hem ýörişe atlandylar. 3-nji haçly ýörişi uzak we surnukdyryjy boldy. Angliýanyñ koroly Riçard hiç hili netije gazanmady. Haçparazlar Gündogar Orta ýer deñzinde ähmiýetsiz bir ýer bölegini eýe boldular. Korol Riçard 1192-nji ýylyñ sentýabyrynda dolanmak üçin ýelkenleri açanynda söweş eýýäm gutarypdy. Selahaddin Damaskda ýaşap başlady we 1193-nji ýylda aradan çykdy. Ölüminden soñra ýakyn garyndaşlary patyşalygy öz aralarynda paýlaşdylar.

    ♣ Selaheddin türkmenmi, kürtmi, arapmy?

    Selaheddin Eýýubynyñ asyl gelip çykyşy barada dürli çaklamalar orta atylýar, dürli halklar bu şöhratly serkerdäni özlerinden hasaplamaga çalyşýarlar. Orta Gündogaryñ arap ýurtlary ony arap hasaplaýar, kürtler hem ony özlerinden hasap edýär.
    Türkiýeli ýazyjy Reha Çamurogly “Soltan Selaheddin el-Kürdi” atly eseri bilen onuñ kürtdügini subut etmäge synanyşanam bolsa, türkolog alymlaryñ elinde onuñ aslynyñ türk(men)digi barada ynamly deliller bardyr.
    Bu jedelli meselä biz hem öz gezegimizde iñ ýönekeýje we göze dürtülip duran şu delili öñe süresimiz gelýär; ýagny Selaheddin Eýýubynyñ Täçmülk Böri, Tugtekin, Şahynşa ýaly doganlarynyñ atlarynyñ diñe türkmenlerde goýulýan atlardygyny, kürtlerde we araplarda bolsa bu türki atlaryñ asla goýulmandygyny, hatda seýregem bolsa duş gelmeýändigini nazarda tutup, bu şöhratly serkerdäniñ türkmen bolandygyny arkaýyn aýtmaga mümkinçiligimiz bar.

    ♣ Şir balasy Şir bolar!

    Selaheddin Eýýubynyñ neberelerinden XIII asyrda ýaşan Okçy Ýusup Anadoly Seljukly türkmen döwletiniñ okçy güýçleriniñ serkerdesidi we türkmen soltany Alaeddin Keýkubadyñ iñ ynamly serkerdelerinden biridi. Selaheddin Eýýubynyñ agtygy Okçy Ýusup şol bir wagtyñ özünde ýüpek ýolunyñ howpsuzlygyndan hem jogapkärdi.

    ♣ Selaheddin Eýýubynyñ dünýä edebiýatyndaky keşbi

    Häzire çenli Selaheddin Eýýuby barada türkmen edebiýatynda we taryhynda hiç hili edilen işiñ ýokdugy diýseñ gynandyryjy. Belki-de öz şahsyýetlerimize eýe çykyp bilmeýänligimizdendir, başga halklar taryha ýañ salan milli şahsyýetlerimizi öz atlaryna geçirjek bolup arrygyny gynap ýörler.
    Bu gynandyryjy ýagdaýam bolsa, dünýä edebiýatyna ser salýañ welin, nusgalyk keşpleriñ biri hökmünde Selaheddin Eýýubynyñ iñ köp ýüzlenilýän obrazdygyny görmek bolýar. Elbetde, bu bizi buýsandyrýar. Her näme-de bolsa, ýaş ýazyjy-şahyrlaryñ içinde milli öwüşgunli taryhymyza ýüzlenip, ony çeper edebiýatymyza gazandyrmak isleýänler assa ýuwaşdan çykyp başlandygyny hem bellemän geçmek ynsapsyzlyk bolar. Ýaş şahyr Arslan Töräýewiñ Selaheddin Eýýubynyñ Hyttyn ýeñşine bagyşlap ýazan “Hattin söweşi” atly goşgusy gelejekde dörediljek göwrümli eserleriñ buşlukçysy bolsa gerek:

    “Selaheddin Eýýuby” (Hattin söweşi)

    Gidip şan, perişan araplañ haly,
    Gan gusýardy halky, Ýerusalimiñ.
    Akdy günäsizje musulman gany,
    Syrygyp gyljyndan, haçly zalymyñ.

    Çöllüge kowdular diri galanyn,
    Açlykdan, deriler süñke ýetipdi.
    Umytsyzja bakyp gündogar sary,
    Diýdiler: “gutardy, hemmesi bitdi. ”

    Gümp, gümp, gümp, nagarañ sesi,
    Kesildi araplañ bütin nepesi,
    Gümp, gümp, gümp, ýene-de geldi,
    Garyşdy begenjiñ, agynyñ sesi.

    “Allahu Ekber” diýip, çölden indiler,
    İndi haçly nirde gizlär başyny.
    Araplar şatlykdan göge uçdular,
    Geldi halas etjek Oguz goşuny.

    Geldi ýeñilmezek goşuny bilen,
    Şir atamyz Selaheddin Eýýubi.
    Arkasynda müñläp türkmen esgeri,
    Alla diýýär, olaň basan her ýeri.

    Merkez hüjüm eder, soñ yza gaçar,
    Duşmanam gylyçly kowalar ony.
    Sagyndan, solundan atlylar geçer,
    Gurtlar şeýdip alýar, ähli awuny.

    Bütin Ýewropanyñ gorkuly düýşi,
    Eýýubyñ ogludyr, Selaheddindir.
    Anyk on ýedi müň, haçlynyñ läşi,
    Guma garan söweşi-de HATDİNDİR.

    Ömrüni çadyrda geçiren soltan,
    Kepenlik puly ýok, göçende mundan.
    Beýik atamyzyñ ruhy şat bolsun,
    Ruhuna “Fatiha”, Oguz kowmundan.

    Dostum, hekaýanyñ soñuna geldik,
    Şirleñ ýüzigi däl, ýüregi almaz.
    Ynsany ölümden ajaly gorar,
    Batyr bol, ajaly gelmedik ölmez!

    Dünýä belli ýazyjy, şol sanda roman žanrynyñ ilkinji wekili Walter Skott ýaly ýazyjylar Selaheddin Eýýubyny eserleriniñ baş gahrymany edip alypdyr. Aşakda Selaheddin Eýýuby barada ýazylan käbir romanlaryñ adyny sanap geçeliñ:

    1). Walter Skott “Selaheddin Eýýuby we Şir ýürekli Riçard”;
    2). Çarles J.Rosebalt “Yslamyñ gylyjy Selaheddin Eýýuby”;
    3). Thorwald Steen “Selaheddin Eýýubynyñ kölegesinde”;
    4). Jek Higch “Selaheddin Eýýuby” (trilogiýa: “Bürgüt”, “Patyşalyk”, “Mukaddes uruş”);
    5). Jorji Zeýdan “Selaheddin Eýýuby we haş-haşylar”;
    6). Jon Man “Selaheddin Eýýuby”;
    7). Ýawuz Bahadyrogly “Selaheddin Eýýuby”;
    8). Reha Çamurogly “Soltan Selaheddin el-Kürdi”;
    9). Ahmet Ýylmaz Boýunaga “Hilal ugruna”;
    10). Ramazan Şeşen “Kuddus Fatihi Selaheddin Eýýuby”;
    11). Ýusup Güldür “Selaheddin Eýýuby”;
    12). Bülent Temel “Selaheddin Eýýuby”;
    13). Hüseýin Karataý “Selaheddin Eýýuby”;
    14). Adyl Akkoýunly “Selaheddin Eýýuby”;
    15). Ebubekir Subaşy “Selaheddin Eýýuby”;
    16). Abdylkadyr Turan “Selaheddin”;
    17). Kemal Erkan “Selaheddin Eýýuby”;
    18). Namyk Kemal “Kuddus Fatihi Selaheddin Eýýuby”.

    ♣ Selaheddin Eýýubynyñ dünýä medeniýetindäki obrazy:

    Selaheddin Eýýuby 2005-nji ýylda düşürilen “Jennet patyşalygy” atly amerikan kinofiliminde siriýaly dünýä belli aktýor Gassan Massoud tarapyndan janlandyrylýar. 1935-nji ýyldaky režissýor Jejil B.De Milleniñ goýan “The Crusades” filminde Ian Keith, 1954-nji ýylda Dawid Butleriñ režissýorlyk eden “King and the Crusaders” filminde bolsa Reks Harrison tarapyndan janlandyrylýar.
    Selaheddin Eýýubynyñ obrazy çagalar üçinem diýseñ tanyşdyr. Malaýziýa döwletiniñ çykaran “Saladin” (“Selaheddin”) atly animasion serialy bütin dünýäde meşhurlyk gazandy. Orignal wersiýasynda “Jeem TV” teleýaýlymynda berilen bu multiserial Türkiýäniñ “Minika Go” multtifilm teleýaýlymynda-da türk dilinde seslendirilip çagalara hödürlendi.
    Multiserial Seulda geçen Halkara animasion filmler festiwalynda (SICAF), şeýle hem 2007-nji ýylda Tokioda geçirilen “Anime Fair 2007” festiwalynda baýrakly orunlara mynasyp boldy.

    © Has TÜRKMEN.

Yorum yap