370) “SELAM” ÜZERİNE…

Yayin Tarihi 8 Mart, 2009 
Kategori KATEGORİLENMEMİŞ

“SELAM” ÜZERİNE…

Müslümanlar, dünyanın hangi bölgesinde yaşıyor olursa olsunlar, birbirleriyle selamlaşırlar. Denebilir ki, selam, ezan gibi İslam’ın belli başlı şiarlarından biridir. İki Müslüman arasında selam bir tür parola gibidir. Selam veren kimse Müslüman olduğunu beyan etmiş olur. Sadece Müslümanlığını değil, güvenilir bir kişi olduğunu beyan eder.

Selamın hayatımızda önemli bir yeri var. Belki birçok ibadet ve vecibe gibi selam üzerinde de yeniden düşünmek, anlamı üzerinde tefekkür etmek ve selamla hayatımızda hasıl olması beklenen maksatlar üzerinde durmak gerekir.

Selam basit bir merhabalaşma değildir. Selam verildiği zaman, selam veren ile selam alan arasında üstü kapalı akit meydana gelir. Selam verdiğimiz kişiye bizden yana emniyet içinde olduğunu, bizden ona zarar gelmeyeceğini söylemiş oluyoruz, “Benden yana senin malın, canın ve ırzın emniyettedir. Ben Allah’a teslim olmuş bir insanım, sen de benim nezdimde selamette ve güvendesin” diyor, bunu bir teminat şeklinde açıklamış oluyoruz. Selam verdiğimiz kimse için esenlik temennisinde bulunuyoruz. Bundan dolayı Peygamber Efendimiz (s.a.) “Selamı yayınız!” diye buyuruyor: “Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de imân etmiş olamazsınız. Size yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şeye haber vereyim mi? Aranızda selâmı yayınız.”

Selamın yayılması demek toplumsal barışın öneminin teyidi demektir. Zikrin kalbin üzerinde derin bir etkisi olduğunu biliyoruz. Öyle ki Kur’an-ı Kerim açık olarak “Kalplerin ancak Allah’ın zikriyle mutmain olacağını” buyurur. Nasıl zikrin kalbin üzerinde sahici bir etkisi varsa, selam da bir zikir olması hasebiyle, insanın kalbi ve davranışları üzerinde teskin ve tatmin edici etkisi vardır. Selam kalbi yumuşatır, karşılıklı sevgi, ülfet ve ünsiyetin doğmasını sağlar. Eğer toplumda insanlar birbirlerine iyi dileklerde bulunurlarsa; bu sayede canlarının, mallarının ve ırzlarının güvende olduğunu deklare ederlerse aralarında güven tesis edilir, husumet olmaz.

Müslümanlar arasında selâm vermek sünnettir, bu sünneti yerine getirmek suretiyle aramızda bir dostluk ve hayırseverlik duygusunu yaymış oluruz. Selam bunun en belirgin alametidir. Selâm almak da bir farzdır. Selâm gelişi güzel verilmez. Peygamber Efendimiz (s.a.), bize nasıl ve kimlere selam verileceğini  öğretmiş bulunmaktadır:

1) Bir topluluğun yanına gidildiğinde söze başlanmadan evvel  “Esselâmü Aleyküm” veya “Selâmün Aleyküm (Allah’ın selamı üzerinizde olsun)” denir. Selam bir tür konuşma izni, vizesi hükmündedir. Selamsız sabahsız söze, destursuz bağa girilmez.

2) İçinde insan olmayan bir yere girildiği zaman “Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhissâlihîn (Allah’ın Selamı üzerimizde ve Salih kulların üzerine olsun)” denir.

3) Gençler yaşlılara, binek üzerinde olanlar yayalara, yürüyenler oturanlara, arkadan gelenler önden gidenlere selâm verirler.

4) Bir topluluğa verilen selâma “Ve aleykümüsselâm (Allah’ın selamı sizin de üzerinizde olsun)” diye içlerinden birisi karşılık verirse, bu hepsinin yerine geçer. Farz-ı kifaye hükmündedir. Ancak topluluk içinden hiç karşılık verilmeyecek olursa, hepsi günahkâr olur.

5) Kendisine selâm verilen kimsenin, daha güzel bir karşılıkta bulunarak söyle demesi güzeldir: “Ve aleykümüsselâmü ve rahmetüllâhi ve berekâtüh (Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinizde olsun).”

6) Bir kimsenin selâmını getirip getirene “Aleyke ve aleyhisselâm (Senin ve onun üzerinde selam olsun)” diye karşılık verilir. Bir mektupla selâm yazılmış ise, ya dil ile veya yazı ile; “Ve aleykesselâm” denilir.

7) İster gerçek anlamda ister hükmen selâmı alamayacak durumda olanlara selam verilmez, verilecek olursa mekruh olur.  Kur’ân okuyana, hutbe dinleyene, namaz kılana selâm verilmemelidir. Verilirse, cevaplanması mutlaka gerekmez.

8- İşlediği günâhı açıkça söylemekten çekinmeyen kimselere (fasıklara, günahkarlara) selâm vermek mekruhtur.

9) İnternet ağzıyla “slm” veya “mrb” demek selam yerine geçmez, usulüne uygun selam vermek gerekir.

10) Selâm verirken rükûa gidercesine eğilmek mekrûhtur. 

Maalesef modern toplum selam kavramını gündelik hayatımızdan, dilimizden çıkardı. Oysa selam, esenlik, huzur, barış, güvenlik ve Allah’a teslimiyet temennisi ve duasıdır. Başka hiçbir söz ve dilek selamın yerini tutamaz.

ALİ BULAÇ

Yorumlar

“370) “SELAM” ÜZERİNE…” yazisina 8 Yorum yapilmis

  1. Tegin Öztürk yorum tarihi 8 Mart, 2009 15:53

    İnanç asimilasyonunun en büyük etkilerinden biriside şüphesiz günlük hayatta kullandığımız bir çok kelimenin “arapça(ibranice) kökenli yada farsça kökenli” olması sonucu bizler öz Türkçe’mize ait “esenlik” dileme kip lerinide unutur olduk. Yukarıdaki konuda bizi hala arap kültür yozlaşmasına itmekte olup ve hala Türkçemizi unutturma amaçlı yazılmış bir konudan başka birşey değildir…

    “Selamun Aleyküm” kelimesi Türkçe midir? Yada arapça(ibranice) midir? Eğer ki Türkçe değilse ve ben bir Türk olarak neden arapça selam vereyim.Bu bir inanç emperyali değilmidir…

    “Selamun aleyküm” kelimesi özünde ibranice bir kelimedir. İsrailde bu kelime orjinal haliyle “shalom” olarak kullanılır. Hatta bir örnek daha vereyim. Dünyaca ünlü keman sanatçısı Yahudi asıllı İtzhak Perlman’ın “sholom aleykhem” isimli bir keman solosuda vardır…

    Hal böyleyken kültür sömürüsünü gırtlağımızda hissederken ey benim Türk kardeşim.Arabın selamını yahudinin ağızından söylerken kendi öz benliğimizin içinden kopup gelen “esenlikler” kelimesini “selamlaşma”da niçin kullanmayalım…

    Bir ortama girerken “esenlikler” bir ortamdan çıkarken “esen kalın” veya “esen olsun”
    gibi Türkçe kelimeleri kullanmakta bugün ve gelecektede yararlı olduğunu düşünüyorum.

    Esen kalın.

    TTK

  2. gül efe yorum tarihi 9 Mart, 2009 06:00

    tegin kardeşim tabiki arapçayla ibranice kardeş dil benzerlik olacak.selamün aleyküm diyemezsen türkçesini söylersin.ALLAHIN SELAMI ÜZERİNİZE OLSUN.bu kadar basit

  3. sinan çetin yorum tarihi 27 Mayıs, 2010 02:02

    bende bu gece bu durumua takıldım ve türkçe bir selam bulamadım! aklıma gelmedi araştırdım! tegin kardeşime bende katılıyorum din kelimesi altında bizim benliğimizi hep sömürdüler özümüzü kaybeder olduk! o yüzden bende tegine alternatif olarak ‘hoş geldin’,’hoş bulduk’,’ hoş gelmişen’,’hoş bulmişem’ gibi kelimeleride kullanabiliriz!

  4. Serkan yorum tarihi 2 Temmuz, 2010 08:59

    arkadaşlar Türkçe bi selam arıyorsunuz madem ;atalarımız ”Hu” kelimesini kullanırdı.
    bu kelime Kızılderili dilindede aynıdır. Bu da soylarımızda bi akrabalık olduğunun göstergesidir. Hatta ve hatta Anadolu Türkçesiyle okunan bi İlahide Hu mevlam Hu gibi bi nakarat geçerdi esen ve mutlu kalın…. Hu

  5. Serkan yorum tarihi 2 Temmuz, 2010 09:03

    ingilizcede de hi bakın bi benlerlik var arada hatta bu hu kelimesinin bizden ingizceye geçtiğini bile iddia edebilirim. çünkü bu bizim bir kaç bin! yıllık bikelimemizdir. ingilizler ise M.S 10-11. yüzyıllar arasında çok geri bir millek yaşadıkları bile deil çok ilkekker yani o dönemlerde Hu yu alıp Hi(hay) die söylemişlerdir kesin

  6. can Güler yorum tarihi 17 Kasım, 2010 03:47

    İslamiyeti öğretme iddiası ile ortalıkta dolaşan, Türk dilini sokaktaki adamdan daha kıt bilen, sözde okumuş kara cahil din bezirganları hacı hocalardan kurtulamazsak, elimizdeki Türkçe de kalmayacak bir süre sonra…

    Dilimizde var olan sözcüğün yerine, başka dilden bir sözük alıp kullanmanın ne getirisi olabilir? üstelik, var olan sözcük te elden çıkıyor.

    Giden sözcüklerin arkasından, toprak, benlik, ve elde daha ne varsa gitmek için sıraya gidiyorlar…

    Bu ulusun,
    ilmek ilmek göz nuru, el emeği, alın teri ile binlerce yılda yoğurup, işleyip, ortaya çıkardığı, en değerli varımız olan dilimizi, Türkçe bilmeden arapça metin üzerinden din anlatmaya çalışıp Türkçesini hatırlama zahmetine girmek istemiyorum, ya da arapçasını kullanmak daha büyük sevaptır edasında, her anlatışta, araya bir arapça sözcük katarak, Türkçeyi katleden katillere,
    DURRRRRR ya da çüşşşşşş dememiz gerekiyor.

    ilki benden, çüşşşşşşş.

  7. Kara Murat yorum tarihi 15 Haziran, 2011 11:44

    arkadaş doğru yazmış. eski asyalı Türkler selamlaşırken gırtlaktan çıkan “hü” kelimesini kullanırlardı. Moğol tarzı.

  8. ismail Alkis yorum tarihi 11 Eylül, 2015 11:33

    Yukaridaki yazi sanki arapca dersi gibi… Arap kulturunu red ediyorum… Turklerin araplardan alacaklari hicbirsey yoktur… Zira bin yillardir, gericiligin, cahilligin, kanli savaslarin, herturlu ahlaksizlik ve karanligin besigi olmus arap cografyasinin asil Turk kulturunden almasi gereken cok sey var. “YENIDEN ERGENEKON” basligiyla bir yazi yaziyorsaniz neden Arapca salik veriyorsunuz hic anlamadim. Asagidakini okuyunuz lutfen:

    Dostlarım bana sıkça, “Türkçe karşılama (selamlaşma) veya uğurlama (vedalaşma) sözleri yok mu?” diye soruyor. Olmaz olur mu? Türkler İslam’dan önce de karşılaştıklarında birbirlerine iyi dileklerini sunardı. Bunu başka bir ulustan öğrenmedik. Ancak kimi kendini bilmezler, özellikle İslam’dan önce “Türkler barbardı” savını öne sürebilmek için böyle savları söylüyorlar.

    Eski kaynaklarda bu amaçla kullanılan sözcükler vardır. Bunların en yaygını “esen” sözcüğü idi. “Esen” sözcüğü Arapçadaki “salim” (“selam” ile kökteş) sözcüğü ile eş anlamlıdır. Tin ve gövde olarak sağlıklı ve iyi olmayı anlatır. “Esen olmak” ise, “iyi olmak, salim olmak” demektir. Türkler, esenlemek ve esenleşmek sözlerini selamlamak ve selamlaşmak anlamında kullanırdı. Esenlik de Arapçadaki selamet (“selam” ile kökteş) anlamına gelirdi. O dönemde deyimlere bile geçmiştir. Eski kaynaklarda geçen bu tür kimi sözler şöyledir:

    1. Alkış ber- (İlk Türkçe Kuran Çevirisi): alkış dua ve övme demektir. Bu da “(Tanrı) övgü versin” anlamına gelir.

    2. Esen bol- (Irk Bitig, Divanü Lügatit Türk): salim olmak.

    3. Esenle- (Divanü Lügatit Türk, İbnül Mühenna Lügati): selamlamak

    4. Esenleş- (Kutadgu Bilig): selamlaşmak

    5. Esenlik (İlk Türkçe Kuran Çevirisi): selamet

    6. Şi (Divanü Lügatit Türk): “kötülükten uzak olun” demektir. Çin hakanlarını selamlarken kullanılmıştır.

    7. Geñlik bolsın (Mukaddimetül Edeb): “genişlik, rahatlık, huzur olsun” anlamında.

    Eski kaynaklarda kullanımına örnekler:

    eski-ve-yeni-turkcede-karsilama-ve-ugurlama-sozleri-ilgincbirbilgi

    ol maña esenlédi: o beni selamladı. (Divanı Lugatit Türk)

    esende ewek yok: Esenlikte (selamette) acele olmaz. (Divanı Lugatit Türk)

    esen mü sen?: iyi misin? (Divanı Lugatit Türk)

    esen tükel bol-: sağ salim olmak (Irk Bitig)

    Bugün yaygın biçimde kullanılan kimi Türkçe karşılama ve uğurlama sözlerine de bir göz atalım…

    1. iyi günler

    2. günaydın (veya “gününüz aydın olsun”)

    3. iyi geceler

    4. uğur(lar) ola

    5. güle güle

    6. esen kalın

    7. görüşmek üzere (görüşürüz)

    8. sağlıcakla kalın

    Bunların dışında, iyi dilekleri sunma amaçlı birçok Türkçe söz söylenebilir. Bunda bir engel yoktur. Türkçe, geniş bir birikime iyedir.

    Yazan : Muhammed Ceylan

Yorum yap