367) AKP EKONOMİK KRİZDEN NEDEN MEMNUN?

Yayin Tarihi 28 Şubat, 2009 
Kategori KATEGORİLENMEMİŞ

AKP EKONOMİK KRİZDEN NEDEN MEMNUN?

Yaşadığımız ekonomik krize ilişkin yapılan değerlendirmeler, yorumlar ve özellikle krizin ortaya çıkışı ile ilgili tartışmalar, kapitalist sistemin sorgulanması ve hatta kapitalizmin sonunun geldiğine kadar uzanmaktadır. Sistemin sorgulanması doğru bir yaklaşım olmakla birlikte, kapitalizmin sonun geldiğine yönelik yapılan değerlendirmelerin doğru olmadığı açıktır. Kesin olarak söyleyebiliriz ki, kapitalizmin yaşadığı bu kırılma, sistemin yıkılmadığını ama ciddi bir yara aldığını göstermektedir. Sonuç olarak, bir alternatifi ortaya çıkana kadar; kapitalizmin kendini yeniden tanımlama ve yapılandırma zorunluluğu  açıktır. Bu makale, kapitalist sistemin kendi iç dinamiklerinin  yarattığı mevcut krizi, farklı bir açıdan değerlendirecektir.

Kapitalist sistemin varlığını devam ettirmesi temelde yenilik (innovation) ile mümkün olmaktadır. Son yıllarda finans piyasalarında meydana gelen gelişmeler finansal yenilik (financial innovation) olarak tanımlanabilir. Finansal yeniliklerin  baş döndürücü bir hızla küresel piyasalara yayılması, daha önce  varolmayan yeni finansal araçların (kağıtların) piyasalarda alınıp satılması ve ülkeler arasında el değiştirmesinin olanaklı hale gelmesi, yeni bir ekonomik yapının oluşmasına neden olmuştur. Sonuç olarak, finans piyasalarında meydana gelen bu büyük değişim, sosyo-ekonomik yapıyı  doğrudan ve dolaylı bir biçimde etkilemektedir. Finans piyasalarında aniden ortaya çıkan bu tür yenilikler, var olan yapının yıkılmasını ve yeni bir yapının ortaya çıkmasını sağlar. Eski yapının yıkılması ve yeni bir yapının oluşumu ile sonuçlanan süreçte, kurumsal yapının dikkate alınması çok büyük önem arz etmektedir.

Yeni finansal yapının var olan kurumsal yapı ile uyumsuzluk göstermesi, kapitalist sistemde yeniliklere bağlı olarak ortaya çıkan krizlerin nedenidir. Finans piyasalarındaki yükselişe paralel bir şekilde gelişemeyen kurumsal yapı veya yeni oluşan duruma kurumsal yapıdaki  değişimin gerektiği kadar hızlı uyum sağlayamaması, sosyo-ekonomik yapının bütününü etkileyen bir sürecin başlangıcı olmaktadır.

Doğal olarak, bu tür yapısal değişimlerin toplum üzerindeki etkileri de oldukça sancılı olmaktadır. Finans piyasalarında başlayan ve dalga dalga yayılıp, sosyo-ekonomik yapının tamamını etkileyen krizin en önemli sonucu insanların islerini kaybetmesidir. Aynı zamanda değişimin derecesi ve değişim sonucu oluşacak yeni yapının bilinmezliği ve tahmin edilemezliği de toplumda ki kaygıyı artıran bir unsur olmaktadır. Bununla birlikte, bu tur krizlerin dikkate alınması gereken sonuçlarından biri de, toplumların daha içine kapanık ve muhafazakar bir hale gelmesidir. Bütün bunlara ek olarak, sosyo-ekonomik yapının değişimi ile birlikte toplumsal dönüşüme neden olan bu tür krizlerin en çarpıcı sonucu sermayenin yapısı ile ilgilidir. Kısaca, sermayenin el değiştirmesi olarak ifade edebileceğimiz bu süreç, sermayede yeniden bir yapılanmanın olacağını göstermektedir. Türkiye’de hükümetin kriz algılamasının toplumdaki algılama ile örtüşmemesi ve hükümetin krizi yokmuş gibi varsayması ya da en azından gereken önemi göstermemesinin altında yatan nedenlerden biri, bu krizin sonucunda oluşacak olan sermaye yapısının hükümeti memnun edecek bir el değiştirme olmasıdır.

Bahar Araz Takay
Odatv.com

27 Şubat 2009

 

Yorumlar

Yorum yap