325) AMERİKA’DA SİYASET ETİĞİ VE DEMOKRATİK KÜLTÜR

Yayin Tarihi 15 Aralık, 2008 
Kategori KATEGORİLENMEMİŞ

AMERİKA’DA SİYASET ETİĞİ VE

DEMOKRATİK KÜLTÜR 
 Siyasi rejimler, esas olarak; bireysel özgürlüklerle sosyo-ekonomik eşitliğin nasıl dengeleneceğine ilişkin norm ve kurallara, siyasi gücün kaynağına ve bu gücün hangi hedefler yönünde kullanıldığına göre nitelendirilirler. Amerika Birleşik Devletleri kadar kişisel özgürlüklerin en fazla, buna karşılık ekonomik eşitsizliklerin de en yaygın olduğu bir ‘demokratik rejim’ örneği yoktur. ‘Amerikan rüyası’ deyimi; esas olarak, ekonomik gücü, etnik, din, dil, sosyal sınıf/aile geçmişi ne olursa olsun, herkesin yetenekleri ve gayreti ölçüsünde eşit fırsata sahip olduğu iddiasını yansıtır. Barak Obama’nın, babası Kenya kökenli Müslüman ve bir zenci olarak başkan seçilebilmiş olması, ilk bakışta bu iddiayı destekler gibi görünüyorsa da, Türkiye’de 1920’lerin gangsterler kenti Chicago’yla daha iyi tanınan Illinois eyaletinin valisinin tutuklanması, perde arkasının biraz farklı olabileceği yönünde tereddütlere sebep olmuştur. Anlaşıldığına göre, Vali Blagojevich eyaletin Senato’daki (Obama’dan boşalan) sandalyesine aday belirleme yetkisini kullanma karşılığında kişisel menfaat talep etmiştir. Halen Obama bu olaydan kendisini uzak tutmak için bir ‘savunma’ kampanyası başlatmış bulunmaktadır. Aynı siyasi kültür ortamından gelerek başkan olabilen Obama’nın, bu dejenere kültürden kendini ne kadar soyutlayabildiği ve ne kadar parçası olduğu, doğal olarak bir çok insanın aklını kurcalamaya başlamıştır. Ayrıntılar ortaya çıktıkça, bu ülkedeki siyaset etiği hakkında ipuçları vermektedir. 

Beş yıldır görevde olan vali, hakkındaki yolsuzluk iddiaları ve bu iddiaları dile getiren basın organlarına devlet gücünü kullanarak uyguladığı baskılar gibi suçlamalar nedeniyle uzun zamandır takip altındaydı. Kendisinden önceki vali de halen ‘yolsuzluk’ nedeniyle mahkum olduğu 6 yıllık hapis cezasını çekmektedir. Bu kadar yaygın, yargıya intikal etmiş, hatta mahkumiyetle sonuçlanmış, yani kamuoyunun yakından bildiği olaylara rağmen, ‘valiler’ seviyesinde yolsuzlukların devam ediyor olması, ancak çok karmaşık ekonomik, sosyal, siyasi ilişkiler ağıyla açıklanabilir. Eyalet seviyesindeki bu ağ(lar) o kadar güçlüdür –ve koruyucudur- ki, Vali Blagojevich, hakkında kanuni takibata sebep olan eylemlere girişme cüretini rahatlıkla gösterebilmiştir. 

Yerel seviyede, yani eyalet seviyesinde yaygın olduğu görülen bu tür çıkar örtüşmelerinin; ‘federal’, yani devlet seviyesinde etkisiz ve devre dışı kaldıklarını varsaymak aşırı iyimserlik olacaktır. Karmaşık ilişkilere dayalı eylem ve uygulamaların, Illinois örneğinde olduğu gibi her zaman suç teşkil etmeseler de, iç ve dış kamuoylarında kabul edilebilirliklerini artırıcı ahlaki çerçevelere oturtulmaları da bir ihtiyaçtır. Cumhuriyetçi Gates’in Savunma Bakanı olarak Obama kabinesinde tutulması, parti içi aday yarışının favorisiyken, başkan adaylığını -ve başkanlığı- beklenmedik şekilde Obama’ya kaptıran Hillary Clinton’un Dışişleri Bakanı olması sadece ‘yüksek’ değerlere kurumsal veya kişisel bağlılıkla açıklanamaz.  

Yakın geçmişte, kamuoyuna yansıyan başka örnekler de hatırlardadır. 2002 yılında Amerikan Hava Kuvvetlerinin KC-135 tanker (havada ikmal) uçakları yerine alınacak yeni platformlar için Boeing ve Airbus rekabet ederken, Hava Kuvvetleri Bakanı (Secretary) James Roche (ve üst düzey yetkililer) açıkça Boeing’i kayırmıştı. Airbus’ın önerdiği yeni ve yüksek performanslı uçaklar (A330) satın almak yerine, Boeing’in eski –ve daha küçük- platformları (B767) tanker uçağına çevirerek, kiraya verme önerisinin, üstelik daha pahalı olmasına rağmen desteklenmesi, Kongre’de infiale sebep olmuştu. Soruşturmalar üç yıla yakın sürdü, sonunda, ihale iptal edildi, üst düzey bir Pentagon görevlisi ile bir Boeing yetkilisi hapis cezasına çarptırıldılar, Roche istifa etmek zorunda kaldı ve yeniden açılan tanker uçakları ihalesi Airbus’ta kaldı.  

Bu olayda; hava kuvvetleri üst yönetimi ile Boeing yöneticilerinin, Kongre’yi yanıltmak için işbirliği yapmış oldukları, Pentagon içinde farklı görüşte olanları baskı altına aldıkları, gerçekte 2040 yılına kadar hizmete devam edebilecek KC-135 uçaklarının acilen hizmetten çekilmeleri gerektiğini iddia ettikleri açıkça ortaya çıktı. Hatta Kongre’den çıkan onayın dili bile ihale için ‘Boeing’i tarif edecek şekilde düzenlenebilmişti. Deniz Kuvvetlerinde 23 yıl hizmet ettikten sonra özel sektöre geçen, sonra da ‘Hava Kuvvetleri Bakanı’ olarak geri dönen Roche, istifa etmek zorunda kalana kadar, Boeing çalışanı gibi işlev yürütmüştü. Soruşturma raporunun 45 bölümü, bu anlaşma için Pentagon’a baskı yapmış olan Kongre üyelerininkiler de dahil 64 isim, çok sayıda e-posta, Beyaz Saray’la ilgili bölümler karalanarak kamoyundan gizlendi. Tekrar özel sektöre dönen Roche halen bir başka üst düzey görevdedir… 

Dikkat çekici bir başka olay, yine 2002 yılında kara kuvvetlerinde yaşandı. Bu sefer Kara Kuvvetleri Bakanı (kara kuvvetlerinden emekli general) Thomas White ve eşini Seattle’daki bir resmi etkinliğe götüren orduya ait uçak, planlı meydan o sırada ‘karla kaplı’ olduğundan, hava muhalefeti (!) nedeniyle Colorado’ya mecburi iniş yaptı. ‘İnmişken’ de, Aspen’de eşine ait evlerinin 6.5 milyon dolara satış işlemini yaptılar. White, Bakan olmadan önce 11 yıl süreyle Enron’un üst düzey yöneticilerinden biri idi. Bu olay, Enron’un ‘iflasını’ açıklamasından hemen önce şirketteki hisselerini elden çıkarması zaten tartışılırken basına yansıdı. 2000 yılında 7.7 milyon dolara satın aldıkları evi -zararına- satma telaşı içinde oldukları ortaya çıktı. White bir yıl sonra istifa etmek zorunda kaldı. 

Yukarıda değinilen sınırlı sayıda olay bile, Amerika Birleşik Devletlerinde -Illinois örneğinde olduğu gibi- bazı eyaletlerde özellikle olmak üzere bölgesel bazda, aynı zamanda da -silahlı kuvvetler üst yönetiminde olduğu gibi- kurumsal bazda, yolsuzluklara elverişli ortam yaratan ve sürdüren bir çıkarlar ağının mevcut olduğunu açıkça göstermektedir. Bu ‘ağ’, gerektiğinde polisi, hakimleri, kongre üyelerini, gazete ve televizyonları satın alacak veya sindirecek kadar güçlüdür. Yine de, medya, bağımsız yargı, parlamento –Kongre- elele vererek Roche ve White olaylarını çözebilmiştir (!). Ancak gözden kaçırılmaması gereken bu müdahalelerin ‘federal’ seviyede başarılı olabildiğidir. Yani, yolsuzluklar ‘yerel’ kültürün bir parçası haline gelmiş ve artık kanıksanıyorsa, yerel yönetimler de bu kültüre entegre olmaktadırlar. Diğer bir ifadeyle, ülkemizde de zaman zaman iddia edildiği gibi, düzenli yapılan seçimler demokrasinin işlemesi için yeterli olmamakta, hatta aksine çeşitli manipülasyonlarla, demokrasiyi sabote etmenin aracı olabilmektedirler. ‘Seçim’ demokrasisi, Illinois’de bir ‘hırsızın’ arkasından diğerini göreve getirmiş, bir üçüncüsünün gelişi seçimle değil, ‘anayasal’ müdahaleyle önlenebilmiştir. Merkezi yönetimlerin bu soruna ilgisiz kaldıkları veya karmaşık çıkar ilişkileri sayesinde etkisiz veya çaresiz kılındıkları durumlarda da kısır döngü ve giderek artan bir süratle dibe dalış süreci başlamaktadır. Son olayda sistemin başarılı olması, ‘anayasal’ demokrasilerin bu konuda yeterli emniyet ve savunma mekanizmalarını sağladıklarının işareti olarak alınabilir mi? Ne yazık ki hayır… 

Sistem, ne merkezi yönetim mekanizmalarıyla, ne ‘kuvvetler ayrılığının’ karşılıklı kontroluyla, ne de medya, sivil toplum gibi devlet dışı kuvvetlerle, karmaşık ‘çıkar’ ağlarının, ‘özel’ motivlere dayalı, belli çevre ve zümreleri kayıran, genel çıkarlara aykırı, ama açıkça suç teşkil etmeyen eylem ve tasarruflarını kontrol edememiştir. Devasa egoları altında ezilen Donald Rumsfeld gibilerini, ‘beyaz adam’ sırtını sıvazladığında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde emin olmadığı iddiaları gerçekmiş gibi dile getirebilen Colin Powel’ı, rütbe ve makam hırsıyla üniformalarının yüklediği sorumlulukları unutabilen Tommy Franks gibi generalleri, Fannie Mae ve Freddie Mac yöneticileri gibi yapılan yanlışları ısrarla uyaran danışmanlarını dikkate almayan muhteris banka yöneticilerini engelleyememiştir. Sonuçta bugün sadece Amerika değil, tüm dünya Afganistan, Irak, finans –giderek ekonomi- krizleri ile karşı karşıyadır.  

Bu açmazın temel sebebi, milli karar alma süreçlerinden ve destekleyici alt sistemlerden; sorgulayan, irdeleyen, alternatifler öneren, topluma olan sorumluluklarını fertlere sadakatin üzerinde gören bireylerin ayıklanmış olmasıdır. Demokrasiler gerçek bilgiye dayalı tartışma ve farklı görüşlere açıklıkla yaşayabilmektedirler ki bu entelektüel alt yapı ‘demokrasi kültürü’ olarak anılmaktadır. Bu değerleri temsil eden fertlerin karar alma mekanizmalarından ayıklandığı rejimler, kolaylıkla ‘şekli demokrasilere’ dönüşebilmektedirler. Demokratikleşme tek yönlü bir süreç değildir, alt yapı koşullarına bağlı olarak, Amerika’da olduğu gibi geri de gidebilmektedir. Bu noktada, Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye’nin, beka-kendini ifade değerleri skalasında oldukça ayrı olmalarına rağmen, geleneksel-laik/rasyonel değerler skalasında birbirine çok yakın yerlerde olduklarına işaret etmek gerekir.  

Son olarak; yerel ve milli seviyelerde ‘demokratik’ alt yapı eksikliğinin sonuçlarına bakarak, aynı eksikliğin, globalleşmenin ulaştığı aşamada uluslararası ortamda da benzer sonuçlara sebep olduğunu görmek mümkündür. İster kurumsal, ister toplumsal olsun sistemsel koşulların olumsuzluğunda; ister yerel, ister global seviyede, ancak ‘fertler’ bir fark yaratabilir ve olumlu değişim ve dönüşüm sürecini başlatabilirler. Bu nedenle, milli tarihler gibi dünya tarihi de, aslında bu tür süreçleri başlatan –çoğu isimsiz- bireylerin tarihidir.  

     Tuğgeneral (E.) Haldun SOLMAZTÜRK 

Yorumlar

“325) AMERİKA’DA SİYASET ETİĞİ VE DEMOKRATİK KÜLTÜR” yazisina 1 Yorum yapilmis

  1. sevgi ödlek yorum tarihi 15 Aralık, 2008 14:49

    *DÜNYANIN BUGÜNKÜ GİDİSATINA,VE BUGÜNE KADAR UYGULAMADA YAPTIKLARINA BAKARAK..
    *DEMOKRASİNİN VAR OLDUGUNA,
    GEREKLİLİGİNE,
    UYGULANDIGINA,
    ASLA İNANMAK MÜMKÜN DEGİLDİR.
    -ZATEN HERSEYİ DEMOKRASİ ADINA YAPMIYORLARMI?
    *esas demokrasi benim ülkemde vardır dedigimde İNANMIYORLARDI..ALMANYADA;( oysa bence onlarda YOK.
    kendilerine,halklarına uygun,rejimler kurmuslar..tüm EU ülkeleri..
    ve demokrasi semsiyesi diye/KILICIN KESKİN YÜZÜNÜ GÖSTEREREK İNSANLARI KORKUTMAKTAN BASKA HİCBİR İSE YARAMADIGINI GÖRÜYORUZ.bilhassa orta avrupa insanlarının fazla zeki olmadıklarından bahis edilirmis..bunun dogru oldugu,kendilerine yapılan BASKI REJİMLERİNİ;( demokrasi!!!diye adlandırmalarından ANLAYABILIRIZ.
    –BİZDEDE KENDİLERİNE AYDIN?!diyenlerin;MİLLİYETCİLİGi”islerine gelmedigi,öyle hissetmedikleri icin!”tukaka yapmaları,yada kendilerine göre??!
    kılıf uydurdukları öylesine cok görülmüstürki!!
    KACTIKLARI AVRUPA ÜLKELERİNDEN TÜRKİYEYE NASIL GERİ DÖNECEKLERİNİ BİLEMEMİSLERDİR!
    *DEMOKRASİYİ İSLETMEYEN BUNLARDIR..İSLERİNE GELDİGİ YERDE İSLERLİGİNE MÜSAADE ETMELERİDE BUNDAN..hayret vede ibretle izleriz!yıllardır..
    *laf ebeligi yaparak!HER DURUMDAN SIYRILANDA ONLAR OLMUSTUR.yarattıkları durumlarla SOKAKLARA DÖKÜLENLERDE ONLAR!
    *nEYSEKİ;bugünkü c.baskanı,sol görüse olan vurgunlugunu,onlara verdigi,ödüller+gösterdigi saygı, vede verdigi davetlerle gidermektedir.
    *kendisinin bu konuyla alakalı bol sakallı,hapiste gecirdigi YILLARı konu yapan,bir tv.programında,babasında sorulmus?izlettirirlmisti halka!
    SASIRIYORUZ!DİNLE ALAKASI OLMAYAN,SOL GÖRÜSE HİZMET VEREN BİR HÜKÜMETİN BASI B.BAKANINDA İNTERNETDE DİSKLE RESİMLERİ VARDIR.
    BUGÜN KENDİLERİNİ SECMEYENLERE YASATTIKLARIDA BU SEBEPTENDİR BESBELLİ?
    YAZIK OLUYOR TÜRKİYEYE..İPLERİ VERMİSLER BELLİ KİSİLERE..YETERKİ İKTİDAR OLSUNLAR..BİR G.DOGU,BİR N.BENDİLER,YÖNETMEYE TALİP OLURLAR!=
    KİMSENİN BU ÜLKE VEDE DEMOKRASİ UMURNDA DEGİLDİR.
    AMA YAPTIKLARINA,YAPACAKLARINA,BU KILICIN KESKİN TARAFINI GÖSTEREREK, AMACLARINA ULASMAKTADIR..KİMLERMİ?
    BİLEMİYORUZ.AMA GERCEK MİLLET OLMADIGI KESİN.
    BU GİDİSAT, GÖRDÜGÜMÜZ GİBİ,PARAYIDA REZİL ETTİ;(
    **ARAP,DEMEK,İNGİLİZ SERMAYESİ DEMEKSE?!
    SİMDİDE KÖPRÜLER,YOLLAR,LİMANLAR,ARAP+İNGİLİZ SERMAYESİNE;( SUNULMUS VAZİYETTEYSE?!
    *BUNU HERHALDE SIRF PARA ADINA YAPMIYORLAR!
    *EU.MİLLİYETCİLİK YASAK DER!
    AMA HER FIRSATTA, TÜRKLERİN YOK EDİLMESİNİ*SAGLAR*
    GECMİSTEN GÜNÜMÜZE GAYET ACIK GÖRÜLMEKTEDİR!
    SİMDİDE,MÜSLÜMANLIGI BATIRMA CABASINDALAR!GARİP OLAN..ARAP ÜLKESİ,SUUDİLERİN BUNA NASIL GÖZ YUMDUGUDUR!ORADAKİ MÜSLÜMANLIK BİZDEKİ FEVKALADE MÜSLÜMANLIKLA KIYASLANMAYACAK DÜZEYDE OLSADA..
    *HİC ÜMİT KALMASADA..YARADANA TÜRK VE MÜSLÜMAN ÜLKEMİZ, VE MİLLETİMİZ İCİN,DİRİ KALMALARI KONUSUNDA DUA ETMEKTEYİZ.cünkü;DEMPKRASİ ADINA ELLER,KOLLAR BAGLANIYOR;(!COK ÜZÜCÜ..
    *BÜYÜKLÜK;ELİNDEKİ YETKİYİ NE UGRUNA KULLANDIGIYLA ÖLCÜLMELİDİR..DİYE DÜSÜNMEDEN EDEMİYOR İNSAN.

Yorum yap