107) ATATÜRK VE MİSYONERLİK

Yayin Tarihi 31 Ocak, 2008 
Kategori ATATÜRK, KATEGORİLENMEMİŞ

ATATÜRK VE MİSYONERLİK   

Tıpkı bugün olduğu gibi o zaman da yabancılar toprak alıyorlardı. Merzifon’da, Amerikalı misyonerler bazı arazi ve tarlaları satın almışlardı. Merzifon, Pontus faaliyetinin bölgedeki önemli merkezlerinden biri olmuştu. “1884 tarihinde Amerikan misyonerlerinin teşebbüsüyle şehrin kuzeyinde bir kısım arazi ve tarlalar satın alınmıştı. Buralarda inşaata başlanarak kısa zamanda ev, okul, aşhane, kütüphane, marangozhane, eczane, hastane gibi birçok müesseseler meydana getirilmişti. Öksüzler ve dilsizler mektebi de bulunduğu gibi, o zamanlara göre ilk, orta, lise derecesinde tahsil gösterilen Kolej’de lisan olarak İngilizce, Fransızca, Rumca ve Ermenice konuşuluyordu. Kısmen Arapça, Farsça, Türkçe dersleri de vardı.”

    Atatürk bir yandan Milli Mücadeleyi örgütlüyor, bir yandan da yabancıların dört bir yanda yürüttüğü faaliyetleri tespit etmeye ve izlemeye çalışıyordu. Misyoner okulları Kurtuluş Savaşı’na karşı emperyalist işgalci ülkelerin savaş aygıtı konumundadır. Amerikalıların yardımı ve yönetiminde Merzifon Amerikan Koleji’ne Amerikan malı silahlar getirilmiş, Rum gençleri örgütlenmiş, okulda ayrılıkçı kulüpler kurulmuştu. Büyük Millet Meclisi hükümetinin kararıyla büyük bir soruşturma başlatıldı ve okul kapatıldı. Atatürk’ün misyonerliğe karşı tavrı  net. Örneğin, ağır işgal koşullarında, Amerikan Yakındoğu Heyeti’nin yetimhane, çiftlik ve okul açmak için izin istemesine karşı aldığı tutum son derece öğretici. Atatürk, 3 Ocak 1921′de İçişleri Bakanlığı’na gönderdiği yazıda şöyle diyor: “Amerikalılar tarafından numune çiftliği vesair benzeri müesseseler husule getirilip buralarda kendi tebaamızdan olan binlerce çocuğun Türk hükümeti ve milletine karşı dostane olmayan ve sadıkane olmayan hissiyatla donanmış olarak yetişmelerine müsaade edemeyiz.”

Ve bir dizi ağır şart getiriyor.   

ATATÜRK’ÜN ABD’Lİ TEĞMEN DUNN’LA GÖRÜŞMESİ

    Yine Atatürk, ABD Deniz Kuvvetlerinden istihbaratçı Teğmen Robert S. Dunn’la yaptığı görüşmede de Amerikalı misyonerlerin yıkıcı faaliyetlerini vurguluyor. Teğmen Dunn’ın Washington’a gönderdiği rapora göre, görüşme 1 Temmuz 1921′de yapılıyor.
    Aşağıdaki sorular Mustafa Kemal Paşa’ya Teğmen Robert S. Dunn (ABD Deniz Kuvvetleri) tarafından soruldu ve cevaplar kendisi tarafından aşağıda belirtildiği gibi verildi:

Teğmen: Yakındoğu Yardım Şirketleri ve Amerikan Tütün Şirketlerinin Rum ve Ermeni memurlarının, şimdilerde Karadeniz sahillerinden sınırdışı edilmesinde teferruat ve prensipte hangi makam karar veriyor? Sürgün emirlerinin hakkı ile tatbikinden kim mesul tutulmuştur? Siyasi sebeplerle sürülme emri alanlar aleyhinde hangi müessese delil sahibidir?

ATA: Karadeniz sahilindeki Rumlar  bilhassa Samsun’dakiler  Pontus devleti adını vermek istedikleri bir Rum hükümeti kurmaya çalışıyorlar. Bu gizli teşkilat Atina’dan ve Atina tarafından yönetiliyor. Bu gizli teşkilat Türkiye’nin mahvına yol açmaya ve İzmir bölgesini işgal etmiş olan Yunan ordusuna yardım etmeye çalışıyor. İnebolu’yu bombardıman etmek suretiyle Yunan hükümeti bu hain insanlara yardım ediyor ve onları cesaretlendiriyor. Yunan hükümeti zaman zaman Samsun’a asker çıkarıyor ve Rumların kendileri ile işbirliği yapmaları için propaganda yapıyor. Hükümet Rumların bu faaliyetini ve Türkleri öldürmek ve Türk köylerini yakmak gibi yaptıkları mezalimi ispatlayacak kâfi belgeye sahiptir. Bu belgelerin bazıları hâlâ mahkeme önündedir. Komisyon tarafından silahlandırılan Rumlar, Yunan Kızıl Haçı adı altında kendilerini gizleyerek, bugüne kadar Türklere karşı, dağlarda vahşiyane suçlar işlemektedirler. Pontus Komitesi, hainane emellerini güven altına alma çalışmalarında kuvvet kazanmak için Rusya’dan ve Kafkasya’dan binlerce Rum getirmeye gayret etmektedir. Osmanlı tebaası Rumlar kendi oğullarını Yunan ordusuna gönderdiler. İzmir cephesinde karşılaştıklarımız bunlardır. Aldığımız esirler arasında bu tür kişiler var. Türkiye Büyük Millet Meclisi mevcudiyetini korumak için gerekli bütün tedbirleri tereddütsüz almaktadır. Zararlı siyasetler izledikleri tespit edilen Ermeniler cezalandırılmaktadır. Aynısını yapan Türkler de tamamen aynı şekilde cezalandırılmaktadır. Bu bağımsızlık endişesi ile yanlış bir yola sapan Müslümanlara karşı en sert tedbirler alınmaktadır. Fakat Yunanlıların vahşet ve mezalimi uzun süredir devam etmektedir ve hiç kimse zavallı Müslümanları kurtarmayı düşünmemektedir. Rumlar, Müslümanlara karşı bu suçları Avrupalıların ve Amerikalıların gözleri önünde işlemektedir.

Teğmen: Hükümet, Anadolu’daki Amerikan yardım ve hayır müesseselerini kabul ettikten, onlardan vergi aldıktan ve Ankara’da bir temsilci bulundurmalarına müsaade ettikten sonra, mevcut basının bu müesseselere ve onlarla alakalı Amerikalılara karşı propagandasına neden müsaade etmektedir?

ATA: Yasalarımızla uyum halinde bulunması kaydı ile biz ACRNE’nin insani ve yardım amaçlı faaliyetlerini memnuniyetle karşılamaktayız. Fakat esefle söylemeliyim ki, Merzifon ve Kayseri’deki gibi bu müesseselerden bazılarının bu hainane amaçlara vasıta oldukları araştırmalarla ispatlanmıştır. Basın; tarafından yapılan şikâyetler, bu gerçeklerin yayımlanmasından fazla bir şey değildir. Unutulmamalıdır ki, bizdeki basın her yerde olduğu gibi serbesttir.

(…)

Teğmen: Ankara Hükümeti kapitülasyonların kaldırılmasını istemeyen ABD ile diplomatik bir münasebet kurulmasına müsaade edecek midir?

ATA: TBMM Hükümeti, Amerika ile münasebete memnuniyetle girmek ister. Ancak milli hükümet, Amerikan Hükümeti’nin Türkiye’yi tam bağımsızlığından mahrum bırakan kapitülasyonların devamı için ısrar etmeyeceğini ümit eder. Kapitülasyonların kaldırılmasını zorunlu kılan tam bağımsızlık, Büyük Millet Meclisi’nin hâkim olan prensibidir.”

    LOZAN VE TEVHİDİ TEDRİSAT KANUNU

    Kurtuluş Savaşı’ndan sonra azınlık ve yabancı okulları en çok tartışılan meselelerden biri oldu. 3 Mart 1924′te TBMM’de kabul edilen Tevhidi Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu’na göre, “Türkiye içindeki bütün bilimsel kurumlarla, öğretim kurumları Eğitim Bakanlığı’na bağlanmıştır.”

    Kanun’la eğitim devletin tekeline alındı. Devlet bu konuda rakip istemiyor, ikiliğe izin vermiyordu. Cumhuriyet yönetimi, gençliğini hem gericiliğin hem de misyonerliğin elinden kurtardı. Gericilik de, misyonerlik de aynı merkezden Batı’dan yönetiliyordu. Yasaya göre, “Seriye ve Evkaf Vekâleti veyahut özel vakıflar tarafından yönetilen bütün medrese ve okullar, Eğitim Bakanlığı’na devredilmiş ve bağlanmıştır.” Bakanlığın, “ulusun duygu ve düşünce birliğini sağlayacak, bilimsel, pozitif ve birleşik bir eğitim-öğretim siyaseti izleyeceği” belirtiliyordu. Kanun yürürlüğe girdikten sadece bir ay sonra İstanbul’da 40′a yakın Fransız okulu ve 4 İtalyan okulu kapatıldı.

    Cumhuriyetin ve Türk devrimlerinin misyonerliğin önünü açtığı yönünde kamuoyuna özellikle muhafazakâr kesimin yayınları dolayısıyla yanlış aksettirilen bir propaganda var. Oysa en azından Atatürk’ün sağlığında durum pek böyle değil.

    1928 yılı Ocak ayında Bursa’da Amerikan Kız Koleji’nde, Madelet, Nemika ve Seniha Kamran adlı üç kız çocuğunun Hıristiyan yapıldığı ortaya çıktı. Açılan davada üç kız öğrencinin, okul müdiresi Jeannie Jillson ve öğretmenlerden Edith Sanderson ve Lucille Day’in çabasıyla Hıristiyan oldukları ortaya çıktı. İlk duruşma, 13 Şubat 1928 Pazartesi günü yapıldı. Üç Amerikalı öğretmen 30 Nisan 1928 tarihinde üçer gün hapis cezası ve üç lira da para cezasına çarptırıldılar. Amerikalılar temyize gittiler. Temyiz mahkemesi 5 Mart 1929 Salı günü bayan Sanderson ve bayan Day’in üçer gün hapis ve üçer gün para cezasını onadı. İki Amerikalı da dava açıldıktan sonra Türkiye’yi terk ettiği için hapis yatmadılar. Okul, Amerikan Yabancı Misyon Komiserleri Heyeti’nin kontrolünde bulunuyordu, o tarihte 144 kız öğrencisi vardı.

    Milli Eğitim Bakanlığı, bu gelişme üzerine okulu kapattı.

    Atatürk’ün misyoner okulları ve faaliyeti konusundaki kesin tavrını ve Bursa’daki olayı ABD’nin ilk Türkiye Büyükelçisi Joseph C. Grew, anılarında uzun uzun anlatıyor. Olayın hemen ardından Genelkurmay ABD Büyükelçisi’nin golf sahasına el koyuyor!

    Grew, anılarında Bursa’daki olayı ve Golf sahasına el konulmasını şöyle değerlendiriyor: “Talihsizlikler, nadiren tek başlarına gelirler. Bugün kötü bir gündü. Sabah gazeteleri, Maarif Vekâletinin Bursa’daki Amerikan okulunu kapatmaya niyetlendiği ve dini propagandadan sorumlu olanların mahkemeye verileceği haberini resmi bir bildiri halinde geçiyorlardı. Bu hadise, tüm misyon okullarının neticede kapanışına doğru bir adım daha atıldığı manasına geliyordu. Bundan sonraki önemli husus, bu dalganın kolejlere sıçramasını önlemekti.

    “Bu hadiselerden sonra Belin ile golf oynarken bir Türk süvari zabiti gelerek hükümetin golf sahamızın yarısına el koyarak eğitim çalışmaları için süvarilere verdiğini ve bundan böyle bu kısımda golf oynayamayacağımızı söyledi.”

    AMERİKAN EĞİTİM KOMİSYONLARI

    1939′dan itibaren adım adım özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye önce İngiltere’nin ardından her alanda ABD’nin hâkimiyeti altına giriyordu. Türkiye ve ABD hükümetleri arasında 27 Aralık 1949′da imzalanan anlaşma gereği Türkiye’de Amerikan Eğitim Komisyonu kuruldu.

    Anlaşma gereği Amerikan Eğitim Komisyonu, “Türkiye’de Türk parası ile Türk hükümetinin himayesinde, her türlü Türk denetiminin dışında, Türk eğitimi hakkında araştırma yapması, bilgi toplaması, gerekli Amerikan memurlarının uzman ve araştırmacı olarak okul, üniversite ve bakanlıklara yerleştirmesi ve benzeri faaliyetlerini” dilediği gibi yaptı. Türkiye’nin başkentinde Türk eğitimiyle ilgili bir Amerikan Komisyonu kuruldu ve Türk hükümetine bu komisyonun çalışmalarını kontrol ve denetleme hakkı bile verilmedi.

UĞUR YILDIRIM

KAYNAK :

image0012.jpg
dünü, bugünü, içyüzü ve perde arkasıyla

TÜRKİYE’DE
MİSYONERLİK


Papa 15. Benedictus’un Atatürk’ten isteği • Mustafa Kemal-Vatikan yazışmaları • Atatürk’ün ABD’li istihbaratçı Teğmen Robert S. Dunn’la görüşmesi • Yüzbaşı Ali Saip’in anılarında Amerikalı misyonerler • Kuvayi Milliye’yi tehdit eden Miss Holmes • ABD vatandaşı olmak isteyen Yüzbaşı Mehmet Ali • Genelkurmay, Hıristiyanlık propagandası yapılınca, Amerikalıların golf sahasına el koydu • Masonların 66 yıl sonra itirafı • BOARD misyonu ve SEV • İstihbarat Raporu: “Atatürkçülüğü kalkan yapan misyonerler” • Protestan kiliselerinin basın sözcüsü: “Bize Turgut Özal yardım etti” • Diyarbakır’da Misyonerler, Protestan Kilisesi ve ABD Büyükelçiliği • ABD’de görevli Türk subayın karşılaştığı Hıristiyanlık propagandası • ABD ye İngiltere’nin Türkiye’de “ev kiliseleri” açma kampanyası • İzmir Emniyet Müdürlüğü belgelerinde misyonerlerin “konser oyunu” • Ankara Batıkent’te kilise açan Amerikalı, Vietnam gazilerinden: Daniel Wickwire • Dinlerarasi Diyalog: Çok amaçlı emperyalist proje • Fethullah Gülen çevresi Müslümanları ve Hıristiyanlar Hz. İsa’da birleşmeye çağırdı • Adnan Oktar da dünyayı kurtaracak mehdiyi ilan etti: Hz. İsa! • Ad, soyad, rütbe ve memleketleriyle isim isim Irak’a giden ABD özel kuvvetler’inde asker-papaz birliği • Âmâ yurttaşlarımız için New York’tan gönderilen İncil’ler • Karen Fogg’un Euro’ları misyonerlerin hizmetinde • Korkut Özal: “Kiliseler açılabilir, buna engel olmak için bir neden yok” • Misyonerlerin dil kursuna giden milletvekilleri • Hükümetten AB’ye garanti: Hiçbir kilise kapatılmayacak.

OTOPSİ Yayınları – ISBN 975841069-5

SAYIN UĞUR YILDIRIM’A BU DEĞERLİ ÇALIŞMASINDAN DOLAYI TEŞEKKÜR EDERİZ.

Yorumlar

Yorum yap