4) YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM!

Yayin Tarihi 30 Ağustos, 2007 
Kategori ATATÜRK

erciyes11.jpg

 

————————————————————————-

YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM!

“Büyük Davamız, en uygar ve en kalkınmış Millet olarak Varlığımızı Yükseltmektir.” ( Mustafa Kemal ATATÜRK )

Türk Milleti var oluşundan bugüne dek, esaret veya vesayet altında yaşamayı  fıtratına uygun görmemiş olan yegane tek Millet’tir. Türklük Alemi, bu bağımsızlığın bedelini kanıyla canıyla ödemiş, ancak “Hür” olarak yaşamış. İnşallah kıyamete kadar da yaşayacaktır…

Türk doğuştan teşkilatçıdır. Bayraksız ve Devletsiz yaşayamamıştır. Türk Tarihi incelendiğinde 116 civarında devlet kurulduğu görülecektir. Bunlar imparatorluk olduğu gibi Devlet, Beylik ve Atabeylik şeklinde de kurulmuştur. Bu kuruluş kadar yıkılışta var denilebilir! Yıkılış ve dağılış sebepleri incelendiğinde ise hep ortak sorunlar görülür… Nedir bu sebepler?

1- SEFALET: Ekonomik çöküntü, Halkın fakirleşmesi, İsraf…

2- CEHALET: Kültürsüzlük, Taassup ve Hurafe, Bilimi inkar, Tedbirsizlik…

3- İHANET: Yabancı Devletlerin Menfaatlerine ve Hayat tarzlarına uyma…

Sevr Antlaşmasından sonra, umutsuzluğun karanlığına düşen Türk Milleti için tek umut ışığı, şerefli tarihinden almış olduğu bağımsız yaşamak şuuru ve azmi idi…

Atatürk, Türk Milletinin bu gücünü iyi bildiği için; Anadolu’da kongreler yapmış ve kararlar alınmıştır. Cumhuriyetimizin temelinin atıldığı Sivas Kongresinde, ABD mandasına girmek teklifleri ısrarla ileri sürülüyor ve savunuluyordu!  Kongre salonunda bulunan Hikmet isimli bir Askeri Tıbbiye öğrencisi, Mustafa Kemal Paşa’ya şöyle haykırıyordu!

“Paşam, delegesi bulunduğum Tıbbiyeliler beni buraya İstiklal Davamızı başarmak yolundaki mesaiye katılmak üzere gönderdiler. Mandayı kabul edemem. Eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar her kim olursa olsun şiddetle ret ederiz. Farzı muhal manda fikrini siz kabul ederseniz, sizi de ret eder ve tel’in ederiz.”

Bu gencin samimi hitabeti, salonda bulunan delegeler üzerinde tesir yapmış ve ağlayanlar olmuştu… Mustafa Kemal Paşa, gür ve heyecanlı bir sesle

“Arkadaşlar, Gençliğe bakın. Türk Milli bünyesindeki asil kanın ifadesine dikkat edin!

Evlat müsterih ol. Gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum. Biz azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. Parolamız tektir ve değişmez: YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM!

Yabancıların himayesinde ekonomik rahatlık içinde, istiklalsiz ve şerefsizce yaşamaktansa Kahramanca ölmek Türk’ün Töresidir.

Yılmaz KARAHAN

Yorumlar

“4) YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM!” yazisina 24 Yorum yapilmis

  1. ZORLU yorum tarihi 24 Eylül, 2007 02:09

    Vatan Topraklarımızın Karış Karış satıldığı, Canavar Avrupanın kapısında dilenci olduğumuz bu günlerde Türk Milletinin Uykudan Uyanma vakti gelmiştir. Bizler Bu utançlarla yaşamaz bir milletiz. Canavar ABD ve AB Türkün ayak seslerini duymaya hazırlansın. Titreyip kendimize gelme vaktidir yoksa titretecekler bizleri.

  2. Samet Acar yorum tarihi 19 Ocak, 2008 22:46

    Bu dava öğle bir davadır ki”Ya İstiklal Ya ölüm” zannımca bunu anlayan çok az genç insanımız vardır.”su sesi”gibi geliyor derlerya,aziz milletimize öğle geliyor.iLLAHKİ BIÇAK KEMİYE Mİ DAYANMALIDIR ?Bugünün savaşları değişik şartlarda ve değişik biçimlerde devam etmektedir.Milletimiz bunu anlamalıdır.Eski kahramanların içimizde istisna olduğunu düşünüyorum.Çevreği iyi analiz eden birisi olduğuma inanıyorum.Kale içten alınmaktadır.Allah cümlemize akıl ve güçle birlikte uyanıklık versin ! Acaroğlu

  3. sertay yayla yorum tarihi 20 Ocak, 2008 01:17

    YA İSTİKLAL YA ÖLÜM, TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE….

  4. geylaniyetgin yorum tarihi 26 Aralık, 2008 18:10

    busiteçokgüzelolmuş.benherbirşey öğreniyorum.Bu siteyi çıkayi çıkarttığınız için teşekürler.

  5. geylaniyetgin yorum tarihi 26 Aralık, 2008 18:12

    Vatan Topraklarımızın Karış Karış satıldığı, Canavar Avrupanın kapısında dilenci olduğumuz bu günlerde Türk Milletinin Uykudan Uyanma vakti gelmiştir. Bizler Bu utançlarla yaşamaz bir milletiz. Canavar ABD ve AB Türkün ayak seslerini duymaya hazırlansın. Titreyip kendimize gelme vaktidir yoksa titretecekler bizleri.

  6. Batuhan Aycan yorum tarihi 17 Mart, 2009 16:33

    Arkadaşlar şu an İrlandadayım franklou hoca ödev istedi bende bunu yaptım ve sizin sayenizde a aldım

  7. Batuhan Aycan yorum tarihi 17 Mart, 2009 16:36

    Arkadaşlar şu an inkilap hocası bu performans ödevini istedi yaıyorum işalla 100 alırım

  8. SEZEN TABŞİN yorum tarihi 2 Nisan, 2009 20:31

    YA İSTİKLAL YA ÖLÜM TÜRK MİLLETİN İCİN SAVAŞILMIŞTIR

  9. hayati piyi yorum tarihi 29 Mayıs, 2009 00:26

    YA ISTIKLAL YA ÖLÜM TÜRK ISLAM MILİYETCILIGI ICIN SAVASILMISTIR

  10. Silvan GÜNEŞ yorum tarihi 5 Eylül, 2009 14:11

    Bizi yok etmek isteyen güçlü bir akıntıya kapıldık gidiyoruz. Bu kapıntının içinde olan pek çok kimse ise “bunun böyle olmadığını!” düşünüyor. Gerçekleri bu millete nasıl göstereceğiz? İşte bu da İstiklal harbi gibi bir savaştır. Bunun için hepimizin bu mücadelenin içinde olmamız gerekiyor. Önce ailelerinizd sonra da komşularınızdan başlayarak sizler de bir şeyler yapabilirsiniz…

  11. Şükrü Ergenekon yorum tarihi 5 Eylül, 2009 20:21

    ya istklal ya ölüm biz bu bedeni ve ruhu gerektiğinde bu vatan ve millet için feda etmek üzere teslim aldık ve taşıdık…
    ne mutlu türküm diyene!!!!
    ne mutlu herşeye rağmen yinede türküm diyene!!!!

  12. ferhat değirmenci yorum tarihi 20 Kasım, 2009 18:10

    bu konu benim performans ödevim de ama ben daha çok bilgi istiyorum ve ihtiyacım var atkadaşlar bana yardım cı olurmusunuz nolu çok zor durumdayım bulamıyorum ya ufffffffffffff 🙁

  13. ferhat baba yorum tarihi 1 Aralık, 2009 19:02

    ya arkadaşlar bu konu benim performans ödevim diyorum ama ben sadece 15 sayfa buldum ya bu ne ya yet mez yar dım ediiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiinnnnnnnn::S

  14. sosyo inkilap yorum tarihi 25 Aralık, 2009 21:21

    benim halamın oğlu askerde hatta bugün yemin töreni vardı…ama ben gidemedim ona burdan selamlar yolluyorum ve tüm bursadakilerede sevgiler sayılar

  15. beyazeddin baytar yorum tarihi 30 Aralık, 2009 14:34

    atatürk ya istiklal ya ölüm dediğinde bize bir miras bırakmıs gibi aslında atatürkün söylediği tüm cümle ve kelimeler bizim için miras ve hazine kadar degerlidir

  16. nimet çelik yorum tarihi 18 Şubat, 2010 12:38

    İSTEDİĞİM GİBİ BİLGİ YOK YİNEDE TEŞEKKÜRLER

  17. reyhan yorum tarihi 8 Nisan, 2010 18:09

    bence çok güzel keşke bilim adamı oulpda bende böyle bişeyler yapsam

  18. Ya istiklal, ya yorum tarihi 12 Nisan, 2010 00:09

    […] Ya istiklal, ya

  19. MUHAMMET yorum tarihi 19 Nisan, 2010 17:19

    AMASYA GENELGESİ (22 Haziran 1919)
    1- Vatanın bütünlüğü, milletin istiklâli tehlikededir.

    2- İstanbul Hükümeti, üzerine aldığı sorumluluğun gereklerini yerine getirememektedir. Bu durum, milletimizi âdeta yok olmuş gösteriyor.

    3- Milletin istiklâlini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

    4- Milletin içinde bulunduğu durum ve şartlara göre harekete geçmek ve haklarını yüksek sesle cihana işittirmek için her türlü etki ve denetimden uzak millî bir heyetin varlığı gereklidir.

    5- Anadolu’nun her bakımdan en güvenli yeri olan Sivas’ta, millî bir kongrenin acele toplanması kararlaştırılmıştır.

    6- Bunun İçin bütün vilâyetlerin her sancağından milletin güvenini kazanmış üç temsilcinin mümkün olduğu kadar çabuk yetişmek üzere hemen yola çıkarılması gerekmektedir.

    7- Her ihtimale karşı, bu meselenin bir millî sır halinde tutulması ve temsilcilerin, gerekli görülen yerlerde, seyahatlerini kendilerini tanıtmadan yapmaları lâzımdır.

    8- Doğu vilâyetleri adına. 10 Temmuz’da. Erzurum’da bir kongre toplanacaktır. Bu tarihe kadar diğer vilâyetlerin temsilcileri de Sivas’a gelebilirlerse. Erzurum Kongresi’nin üyeleri, Sivas genel kongresine katılmak üzere hareket ederler.

    ERZURUM KONGRESİ KARARLARI (23 Temmuz – 7 Ağustos 1919)
    1- Millî sınırlar içinde bulunan vatan parçaları bir bütündür. Birbirinden ayrılamaz.

    2- Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı ve Osmanlı Hükümeti’nin iş yapamaz duruma gelmesi hâlinde, millet topyekün kendisini savunacak ve direnecektir.

    3- Vatanı korumaya ve istiklâli elde etmeye İstanbul Hükümeti muktedir olamadığı taktirde bu amaca ulaşmak için geçici bir Hükümet kurulacaktır. Bu hükümet üyeleri millî kongrece seçilecektir. Kongre toplanmamıza, bu seçimi Heyet-i Temsiliye (Temsilciler Kurulu) yapacaktır.

    4- Kuvâ-yı Mİlliye’yi tek kuvvet tanımak ve millî İradeyi hâkim kılmak temel ilkedir.

    5- Hristiyan azınlıklara siyasî hâkimiyet ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.

    6- Manda ve himaye kabul olunamaz.

    7- Milletimiz, çağdaş gayelerin büyüklüğüne İnanır ve teknik, sınaî ve iktisadî durumumuzu ve ihtiyacımızı takdir eder.

    8- Millî Meclisin derhal toplanmasını ve hükümet işlerinin Meclis tarafından kontrol edilmesini sağlamak için çalışılacaktır.

    SiVAS KONGRESİ KARARLARI (4 – 11 Eylül 1919)
    1- Millî sınırlar içinde bulunan vatan parçalan bir bütündür, birbirinden ayrılamaz.

    2- Her türlü işgal ve müdahaleye karşı, millet birlik olarak kendisini müdafaa ve mukavemet edecektir.

    3- İstanbul Hükümeti, bir dış baskı karşısında memleketimizin her hangi bir parçasını terk mecburiyetinde kalırsa, vatanın bağımsızlığını ve bütünlüğünü temin edecek her türlü tedbir ve karar alınmıştır.

    4- Kuvâ-yı Milliye’yi tek kuvvet tanımak ve millî iradeyi hâkim kılmak temel ilkedir.

    5- Manda ve himaye kabul olunamaz.

    6- Millî iradeyi temsil etmek üzere Millet Meclisi’nin derhal toplanması mecburidir.

    7- Devletin bağımsızlık ve bütünlüğü saklı kalmak şartıyla topraklarımızı ele geçirmek isteği olmayan herhangi bir devletin ekonomik, teknik ve sınaî yardımlarını memnuniyetle karşılarız. Adaletli ve insancıl kuralları içeren bir barışa kavuşulması da insanlığın selâmeti ve umumun huzuru adına millî emellerimizdendir.

    8- Aym amaç ile millî vicdandan doğan cemiyetler (dernekler) “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında birleştirilmiştir.

    9- Mukaddes maksadı ve umumî teşkilâtı idare için kongre tarafından bir Heyet-i Temsiliye (Temsilciler Kurulu) seçilmiştir.

    Batı Cephesi Komutanı ismet inönü’nün Metristepe’den TBMM başkanı Mustafa Kemal’e telgrafı:

    “Metristepe’den gördüğüm vaziyet: Gündüzbey kuzeyinde, sabahtan beri dayanan ve artçı olması muhtemel bulunan bir düşman müfrezesi, sağ kanat grubunun taarruzuyla düzensiz bir şekilde çekiliyor. Yakından takip ediliyor. Hamidiye yönünde temas ve faaliyet yok. Bozüyük yanıyor. Düşman, binlerce ölüleriyle doldurduğu savaş meydanını silâhlarımıza terk etmiştir.”

    1 Nisan 1921

    TBMM Başkanı Mustafa Kemal’in, Batı Cephesi Komutanına telgrafla cevabı:

    “Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin tersine dönmüş talihini de yendiniz. İstilâ altındaki talihsiz topraklarımızla beraber bütün vatan, bugün en uzak köşelerine kadar zaferinizi kutluyor. Düşmanın istilâ hırsı, azminizin ve vatanperverliğinizin yalçın kayalarına başını çarparak paramparça oldu…”

    1 Nisan 1921

    BAŞKOMUTANIN SAKARYA SAVAŞI EMRİ

    “Savunma hattı yoktur, savunma cephesi vardır. O cephe bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça, düşmana terk olunamaz. Onun için, küçük-büyük her birlik bulunduğu mevziden atılabilir, fakat küçük-büyük her birlik ilk durabildiği noktada tekrar düşmana cephe kurup savaşa devam eder. Yanındaki birliğin çekilmeye mecbur olduğunu gören birlikler ona tâbi olamaz. Bulunduğu mevzide sonuna kadar dayanmaya ve karşı koymaya mecburdur.”

    Başkumandan (Başkomutan) Mustafa Kemal
    26 Ağustos 1921/
    Sakarya Meydan Muharebesi emrinden /

    Sakarya Zaferi’nden sonra TBMM’nce 19 Eylül 1921 günü Gazi unvanı ve mareşal rütbesi verilen Mustafa Kemal’in ilk işi bu mesajı orduya göndermek oldu.

    NEFERLERE !
    Kurtuluş için yaptığımız bu savaştan çok daha evvel sizi başka muharebe meydanlarında da tanımış idim. Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rasgelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir. Kanaatinle, imanınla, itaatinle hiçbir korkunun yıldıramadığı demir gibi pak kalbinle düşmanı nihayet alteden büyük gayretin için minnet ve şükranımı söylemeyi nefsime en aziz bir borç bildim. Sizin gibi kumandanları, zabitleri, neferleri olan bir millete yad elleri altında köle olmak mümkün değildir. Bu defa Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin hakkımda yeni bir rütbe ve Gazi unvaniyle tecelli eden iltifat ve teveccühü, doğrudan doğruya size râcidir. Milletin verdiği bu rütbe ile yükselen ordu, en şerefli ve en ulu bir gaza ile mümtaz olan gene ordudur. Sizin kahramanlığınızla, sizin gösterdiğiniz nihayetsiz fedakârlıklar pahasına kazanılan büyük muzafferiyetin millet tarafından takdirine delâlet eden bu unvanı ve rütbeyi ancak size izafe ederek, bütün askerlik hayatımın en büyük ser-maye-i iftiharı olarak taşıyacağım. Cenab-ı Hak giriştiğimiz kurtuluş mücadelesinde şerefli silâh arkadaşlarıma kendilerini temyiz eden asaletin, civanmertliğin, kahramanlığın hakkı olan kati halâsı nasip etsin.

    Başkumandan (Başkomutan) Mustafa Kemal
    20 Eylül 1921

    Dumlupınar Zaferi’nden sonra, 1 Eylül 1922 tarihinde kendi elyazısı ve imzası ile Türk Ordusu’na verdiği ünlü emir:

    Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları! Afyonkarahisar-Dumlupınar büyük meydan muharebesinde zalim ve mağrur bir ordunun asıl muharebe birliklerini inanılmayacak kadar az bir zamanda imha ettiniz. Büyük ve necip milletimizin fedakârlıklarına lâyık olduğunuzu ispat ediyorsunuz. Sahibimiz olan büyük Türk Milleti, istikbalinden emin olmaya haklıdır. Muharebe meydanlarındaki maharet ve fedakârlıklarınızı yakından müşahade ve takip ediyorum. Milletimizin hakkınızdaki takdirlerine vasıta olmak görevimi durmadan ve sürekli bir şekilde yerine getireceğim. Başkumandanlığa tekliflerde bulunulmasını cephe kumandanlığına emrettim. Bütün arkadaşlarınım Anadolu’da daha başka meydan muharebeleri verileceğini gözönüne alarak ilerlemesini ve herkesin fikrî güçlerini, kahramanlık ve vatanseverliğini, birbirleriyle yarışırcasına göstermeye devam eylemesini talep ederim. Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!

    Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
    Başkumandan (Başkomutan) Mustafa Kemal
    1 Eylül 1338 (1922)

    Başkomutan Gazi Mustafa Kemal’in 12 Eylül 1922 tarihinde İzmir’den Türk Ulusuna yayımladığı zafer mesajı

    BÜYÜK VE ASİL TÜRK MİLLETİ!

    Ordularımız 9 Eylül 1338 (1922) sabahı İzmirimizi ve yine 9 Eylül 1338 (1922) akşamı Bursamızı nıuzafferen kurtardılar. Akdeniz askerlerimizin zafer terâneleriyle dalgalanıyor. Asya tmparatorluğu’na yeltenen küstah bir düşmanın muharebe meydanlarına gelmek cesaretinde bulunan ordu kumandanlarıyla kumanda heyetleri günlerden beri Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin savaş esiri bulunuyorlar. Düşmanın başkumandan tayin ettiği general (Trikopis), birçok gece ve gündüz ümitsizce muharebeyi ve her kurtuluş çaresini tecrübe ettikten sonra nihayet maiyetindeki generaller ve kurmayları ve kumanda ettiği ordunun elinde kalabilenleriyle teslim oldu. Eğer Yunan kralı da bugün esirler meyânında bulunmuyorsa; bu taç sahiplerinin, işleri esasen yalnız milletlerinin sefalarına iştirak etmek olduğundan muharebe meydanlarının felâketli günlerinde onların saraylarından başka bir şey düşünmemek tabiatlarındandır. Batı fabrikalarının çelik zırhları ile kaplanan muazzam Yunan orduları artık Anadolu dağlarında subayları tarafından terk edilmiş zavallı sürüler, cinayetlerinden dehşete düşerek kudurmuş kitleler ve ağaç diplerinde kalmış dermansız yaralılardan ibaret kaldı. Düşman ordularının savaş malzemesi hemen üçte iki itibariyle topraklarımızdadır. Düşmanın esirlerden başka insan zayiatının yüz binden ne kadar fazla olduğunu tayin etmek müşkildir. Fakat resmî ağızla milletimize müjdelerim ki bizini insan zayiatımız dörtte üçü hafif yaralı olmak üzere on bin nüfusa baliğ olmaktadır. Büyük Türk Milleti! Ordularımızın kabiliyet ve kudreti düşmanlarımıza dehşet, dostlarımıza emniyet verecek bir kemâl ile tezahür etti. Millet orduları on dört gün zarfında büyük bir düşman ordusunu imha ettiler. Dört yüz kilometrelik fasılasız bir takip yaptılar. Anadolu’daki bütün işgal edilmiş topraklarımızı geri aldılar. Büyük zafer münhasıran senin eserindir. Çünkü İzmirimizi siyasî hırslar neticesinde âdeta memnunen düşmana teslim eden heyetlerle milletin hiçbir münasebeti yok idi. Bursamızı istilâ eden Yunan kuvvetleri ise ancak imparatorluğun askerî teşkilâtıyla işbirliği yaparak muvaffak olmuşlardı. Vatanın kurtuluşu, milletin rey ve idaresi kendi mukadderatı üzerinde kayıtsız şartsız hâkim olduğu zaman başlamış ve ancak mil¬letin vicdanından doğan ordularla müspet ve kati neticelere ermiştir. BÜYÜK VE NECİP TÜRK MİLLETİ! ANADOLU’NUN KURTULUŞ ZAFERİNİ TEBRİK EDERKEN SANA İZMİR’DEN, BURSA’DAN, AKDENİZ UFUKLARINDAN ORDULARININ SELÂMINI DA TAKDİM EDİYORUM.

  20. melek cırnavuk yorum tarihi 2 Kasım, 2010 18:54

    çok güzel yaherkes okusun

  21. serpil yorum tarihi 4 Kasım, 2010 17:40

    idare eder.

  22. harun pekgöz yorum tarihi 1 Aralık, 2010 16:55

    yapamam of ne yapacam yardım edin :S

  23. metehn erkek yorum tarihi 26 Aralık, 2010 17:49

    evet bence herkes okusun bncede bi zahmet

  24. deniz cakır yorum tarihi 3 Şubat, 2011 23:42

    Arkadaslar terorist gruplarla isbirligi yapan ergenekon orgutu ile kim kimden koruyacaksınız sorarım.Bu halk saf degil.Her seyi biliyor ve anlıyor.

    Siz bence halkı degil kendinizi kurtarmaya bakın.Mahserde hesap soracaklar kimin adına stın kestin diye ne diyeceksiniz?

    Allah ıslah etsin ne diyeyim.

Yorum yap